Yarın Son Gündür
‘Le Clan des Siciliens’ (1969) (Morricone) melodisi. Kara Çocuk, Tarih kitabının (Emin Oktay) arasına sakladığı Tom Miks’i okuyan Mavi Çocuk’un resmini yapıyor..
Mavi Çocuk (Nevin Akkaya’nın sesi ile) ; “Peki, Nizam-ı Cedit ne demektir?”
Kara Çocuk (Abdurrahman Palay’ın sesi ile) ; “Nizam-ı Cedit, III.Selim tarafından kurulmuş, Fransa’dan getirilen teknik uzmanlar idaresinde düzenlediği ıslahat ordusudur.”
Mavi Çocuk ; “Peki, Duyun-u Umumiye nedir?”
Kara Çocuk ; “Duyun-u Umumiye, genel borçlar anlamında olup Osmanlı Devletinin yabancılara olan borçlarını tahsil etmek için kurulan bir teşkilattır. Pekala, Sekban-ı Cedit ne demektir?”
Mavi Çocuk ; “Sekban-ı Cedit? [‘Thème de Borsalino’ (1970) (Claude Bolling) melodisi başlar] Sekban-ı Cedit? Daha oraya gelmedim.”
Aynı soruyu, biraz sonra Komiser Süleyman da (Kara Çocuk ona Sümüklü Sülüman diyor) yanıtlayamaz. (Yılmaz Güney, çok akıllı bir şekilde, film boyunca sorulan bu sorunun yanıtını öğrenmeyi seyirciye bırakmış.)
Emniyet Müdürü (Mümtaz Ener’in sesi ile), bir slayt gösterisi ile memurlarına eski suçluları tanıtıyor ; “..İşte belanın 9 türlüsü Kara Çocuk..Sürgünden yeni döndü. Şimdi kuluçka devresinde. Fakat her an bir şeyler yapması mümkündür..Bu da Mavi Çocuk, Kara Çocuk’un sevgilisi. Hiç ayrılmazlar. Hayatın her türlü belasını, cefasını ve sefasını beraber bölüşürler. Kara Çocuk’a 20 metre yaklaşan, tehlike hudutları dahiline girmiş sayılır. Şimdi cezalarını bitirmiş uslu çocuklar gibi kendi hayatlarını yaşıyorlar..”
İkisi de ‘yeni ve güzel bir yaşam’ istiyor ama.. ‘Adını Anmayacağım’ (1971) (Mehmet Erbulan / İsmet Nedim) şarkısını söyleyip uçurtma uçurdukları tepede Mavi Çocuk’un sözleri (üstelik uçurtmaları da düşüyor) olacakların habercisi gibi ; “Bazen bu güzel günler kısa sürecek sanıyorum..” Kaderin cilvesi, en iyi arkadaşları bir komiserdir.
Kara Çocuk ona “Yahu, sen Padişah da olsan benim için Sümüklü Sülüman’sın. Ne kasılıp (aslında aile sorunları nedeniyle ne kadar mutsuz olduğunu bir bilse) duruyorsun be?” diyor. (Filmin iç acıtan sonunda evdeki huzursuzluk etkili olmuştur belki de.)
Kahramanlarımızın can düşmanı Yakup ve Rıza’yı Emniyet Müdürü şöyle anlatıyor ; “Aslan Avcısı Yakup ; Büyük teşkilatçı ve kaçakçı. Zengin bir ailenin çocuğu. İşlerini hesaplı kitaplı görür. Hukukun bütün boşluklarını değerlendirmeye çalışır. Tilki gibi kurnaz ve gaddar bir adamdır. Pehlivan Rıza ; Eski pehlivanlardan. Şimdi kanunsuz yolun sayılılarından. Çok kuvvetlidir. Adına Kemik Kıran derler.”
İkisi de tedirgin ; “..Bizim için iki yol var..Kara Çocuk’la anlaşabilirsek ne âlâ, anlaşamazsak ‘malum’.” Olumsuz yanıt alınca (“Bak Aslan Avcısı Yakup Bey, ben emekliye ayrıldım artık. Kanunsuz işlere paydos”) ‘malum’u gerçekleştirmek için evini basarlar. Ama Kara Çocuk onları ‘kurşun yağmuru’na tutuyor. İki kişi ölür. Mavi Çocuk ; “Zor günler yeniden başladı Kara Çocuk. Artık hayat bizim için kolay değil. Hakkımızda ‘vur emri’ var.”
Bundan sonra onları 34 FR 931 plakalı kırmızı arabalarıyla Bonnie ve Clyde gibi (Agâh Özgüç) umutsuz bir kaçış içinde görüyoruz. Üstelik Mavi Çocuk hamileymiş. Para bulabilmek için Cazip Bey’in yanında çalışan Zülfikâr’ı kaçırırlar. Kaçırdıklarıyla kalırlar çünkü Cazip Bey onlara metelik koklatmaz.
1971. ‘Bol’ geldiği ve ‘lüx’ olduğu iddia edilen başka şeyler gibi Kara Çocuk da yolun sonuna geliyor.
Film biterken Belgrat Ormanı. Eski, terkedilmiş bir değirmen. Peş peşe dinlediğimiz iki güzel melodi ; ‘Le Passager de la Pluie’ filminden (1969) ‘Theme Mellie’ (Lai) ve ‘Sunflower’ (1970) filminden ‘Love Theme from Sunflower/The Parting in Milan’ (Henry Mancini). Yerde iki kırmızı gül. Kanlar içindeki Kara Çocuk’a sarılmış gözü yaşlı Mavi Çocuk. Biraz ilerde, olaya zamanında müdahale edememiş olan Komiser Süleyman. ‘The Retreat’ (1970) (Mancini).
(Yazan : Murat Çelenligil)
Oyuncular
Yılmaz GüneyKara Çocuk
Fatma GirikMavi Çocuk
Süleyman TuranKomiser Süleyman
Nihat ZiyalanCazip
Erol TaşZülfikar
Nükhet EgeliSüleyman'ın Karısı
Bilal İnciPehlivan(Kemikkıran) Rıza
Feridun ÇölgeçenAslan Avcısı Yakup
Nevzat ŞenolNevzat
GökbenCazip'in Karısı
Yavuz SelekmanYavuz
Muammer GözalanEmniyet Müdürü
Oktay YavuzSarı
Mustafa YavuzPolis
Nizam ErgüdenBenzinci
Timuçin CaymazYavuz Selekman Seslendirmesi
Agah HünFeridun Çölgeçen Seslendirmesi
Toron KaracaoğluSüleyman Turan Seslendirmesi
Sadettin ErbilBilal İnci Seslendirmesi
Kemal ErgüvençErol Taş Seslendirmesi
Nevin AkkayaFatma Girik Seslendirmesi
Erol ŞenMahalleli
Yusuf ÇetinMahalleli
Yılmaz Kurt
Yılmaz Kurt
Alev KoralMeral Kurtuluş Seslendirmesi
Birsen KaplangıSeslendirme
Doğan BavliNİHAT ZİYALAN SESLENDİRMESİ
Erdoğan EsenboğaSeslendirme
Kenan KaragözKemikkıranın Adamı
Masist GülKemikkıranın Adamı
Meral KurtuluşHizmetçi Meral
Suna PekuysalNükhet Egeli Seslendirmesi
Ünal GürelSeslendirme
Abdurrahman PalayYılmaz Güney Seslendirmesi
Mümtaz EnerMuammer Gözalan Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Yılmaz Güney'in diğer filmleri
2017Çirkin Kral EfsanesiBelgesel★ 9,0
1996AynalarBelgesel, Biyografi★ 8,4
1995Adana - ParisBelgesel★ 7,9
1987Yılmaz Güney: His Life, His FilmsBelgesel★ 8,6
1984O'na Çirkin Kral DerlerdiBelgesel★ 7,8
1983DuvarDram, Tarihi, Politik★ 9,1
1982CHAMBRE 666Dram, Belgesel, Politik★ 7,1
1981YolDram, Gerilim, Politik★ 8,9
tv2 de yayınlanan görüntüsü çok kötüydü...başlarına biraz baktım sonrasını izlemedim.
filmin senaryosu sanki doğaçlama gibi yani o derece içten tabi o kadar yıldızın birarada olduğu filmın senaryosuda iyi olur ha bide erol taş şaşırtıyor masum bi rolü var
Buda bir Yılmaz GÜNEY * Fatma GİRİK * Bilal İNCİ * Erol TAŞ * Süleyman TURAN'IN Oyun başarısı olan beş yıldızlı bir film.. Sinemada: Yılmaz GÜNEY'İ aktör-yönetmen olarak seversiniz yada sevmezsiniz siz izleyicinin tasarrufu. Filmin konseptinde gangaster vari sayılan aslında; 'mert delikanlı' Kara Çocuk ile ona katışıksız sevgili de, "Mavi Çocuk" Fatma GİRİK & Yılmaz GÜNEY'in üst düzeyi rolde kesmiş oldukları hazin dolu onmaz bir aşk'ı betimlenmekte..
yine seyrettigim en güzel yilmaz güney filmlerinden biriydi.. evet yine kara isler yapip fakat bambaska bir roldeydi. fatma girikin kasini alir, boynuna cicek kolye takar ve bolbol sarkilar söyler...neseli yüzü gülen bir adamdi...filmin senaryosuda güzel.. filmlerinde mutlu son görmek istiyorum artik..mutlaka izlenmeli diye düsünüyorum..
Baba'nın en güzel filmlerinden biri...Aynı zaman da YILMAZ GÜNEY ve FATMA GİRİK ikilisinin ikinci ve son filmleridir, tavsiye ederim.
güzel "bir çirkin adam" filmi. 1971 yılında filmin çekimleri sürerken sıkıyönetim güney'i tutuklar ve güney hapis yatar. serbest bırakıldıktan sonra filmin yapımcısı irfan atasoy güney'e filmin kalanını çekmesi için ricada bulunmuş. yılmaz güney filmi tamamlamış olsada içinde bulunduğu psikolojik durum sonucu, filmi istediği gibi çekemediğini söylemiş. sanırım burada yarım kalan veya anlatmak istediklerini umutsuzlar filminde anlatmış. (hangisi önce çekildi bilmiyorum ama yüksek ihtimal umutsuzlar sonra çekildi)
çok güzel bi film
nerdeyse sonuna kadar komedi gibi gözüküp sonu dramla biten Yılmaz Güney klasiği.
71 senesinde filmi çekerken gözaltına alınıp,filme 2 hafta ara vermiş rahmetli..''sekban-ı cedit nedir?'' sorusu aklımdan çıkmaz.aslan avcısı yakup ile kemikkıran'a gider yapması ise tek kelime ile kusursuz,izleyen bilir ;) çok keyifli bir film.hem duygulandırıcı,hem eğlendirci
yilmaz guney'in diger filmlerine gore daha bir duygusal ve naif bir filmdir. ama, kral nasil olursa olsun insani her daim huzunlendirir..
<p>tipik bir YILMAZ GÜNEY filmi! filmin seslendirmelerini</p><p>YILMAZ GÜNEY (KARAÇOCUK) : ABDURRAHMAN PALAY</p><p>FATMA GRİK (MAVİÇOCUK) : NEVİN AKKAYA</p><p>SÜLEYMAN TURAN (KOMİSER SÜLEYMAN) :TORON KARACAOĞLU</p><p>FERİDUN ÇÖLGEÇEN (YAKUP) : AGAH HÜN</p><p>BİLAL İNCİ (RIZA) : SADETTİN ERBİL</p><p>EROL TAŞ (ZÜLFİKAR) : KEMAL ERGÜVENÇ</p>
başta filmin konusu olmak üzere, daha sonra yılmaz güney, fatma girik, erol taş, süleyman turan, bilal inci gibi oyuncuları bünyesinde barındıran, film ismi itibariyle en az bir kere izlenmeyi hak eden bir bir yılmaz güney filmidir
<p>Tıpkı "Umutsuzlar" filmindeki "Kabadayı Fırat" ya da "Zeyno" filmindeki "Murat" ve "Yarın Son Gündür" deki "Kara Çocuk" bu üç filmin ortak noktası sonun hazin bir şekilde bitmesi. Mavi Çocuk-Kara Çocuk ve Sülüman(ki Kara Çocuk'tan başka kimseden duymuyoruz ama yine de bu adı duyunca biz izleyicilerde hem yüzümüzde gülümseme oluyor hem de Kara Çocuğu bu yüzden de seviyoruz)arasındaki diyologlar harika. Fatma Girik ile Yılmaz Güney birarada harikalar ki bunu zengin adam olan Cazip Bey'in evindeki o sorulardan anlıyoruz. Mavi Çocuk: "Bir soru da ben sorayım be..." ,Kara Çocuk: "Peki,sor bakalım..",İlk önce normal bildikleri sosyete kısmını ilgilendiren sorular sorulunca rahatça cevaplıyorlar ama daha sonra "Ekmek kaç para?,zeytinin kilosu ne kadar?"soruları onları afallatıyor,hele de en son sorusu tamamdır Kara Çocuk: "Bu son soru iyi düşünün...Bu evde kimin sözü geçer?" Cazip Bey de karısı da "Benim , Hayır benim" derler ve de evde ikili arasında kargaşa çıkar(tabir-i caizse tokatlar havada uçuşur. İşte o beni bitiren sahnedir. Ama bu filmde birkaç arkadaşımın da dediği gibi son sahnesi beni de çok etkilemiştir özellikle de Kara Çocuk'un elinden düşen kırmızı gülü gördügüm an...</p>
güzel bence sonu hele düşmanımın elinde ölüceğime kendimi öldürürm lafı süper;)
Kara Çocuk ; “Sana bir soru, Sekban-ı Cedit ne demektir biliyor musun?” Kemik Kıran Rıza ; “Ben sana bir soru sorsam. Kaç metre kefene sığarsın?” Kara Çocuk ; “Boylarımız nasılsa aynı. Sen provasını yap, biz idare ederiz.” Hapis ve sürgün cezalarını bitirip İstanbul’a gelen Kara Çocuk’un geçmişte neler yaptığı söylenmiyor. Mavi Çocuk’la birbirlerini çok seviyorlar. (İsimleri, herhalde, göz renkleriyle ilgili.) Artık, kanun dışı işler bitmiş, sanat ve kültürle ilgililer. Halil Alınmaz’ın ‘Hanımların Yemek Kitabı ve Faydalı Reçeteler’ (Yıldız Kitabevi) isimli kitabına bakarak bamya pişirirken bile Euripides’in ‘Elektra’sından (M.Ö. 420) tirat benzeri sözler söylüyorlardı ; “..Ey İon Savaşından zaferle dönen bir babanın oğlu Orestes, bamyaya dikkat, kıvırcık saçlarına, tuzunu az koy, layık olan bu çelengi al. Çünkü sen bir 100 metre galibi, soğanı dörde böl, olarak değil, kırmızı biberi unutma, babamızın katilini, senin ve benim düşmanımızı öldürmüş olarak dönüyorsun.” Bir sahnede Kara Çocuk, Rıza ve Yakup’la konuşuyor.. Kara Çocuk ; “Tarih, coğrafya derslerine çalışıyoruz..Yakınlarda mızıka çalmasını öğreneceğim. (Gerçektende birkaç sahne sonra mızıka ile ‘Samanyolu’nun melodisini çalıyor.) Belki de artist olurum. Beni Yılmaz Güney’e benzetiyorlar biraz.” Yakup ; “Yok canım, sen o kadar çirkin değilsin.” Kahramanlarımız bir içki sahnesinde ‘Nihansın Dideden’ (Hacı Faik Bey) ve ‘Kadifeden Kesesi’ şarkılarını söylüyorlar. Cazip Bey ve karısı (soyadları Samura’ymış) ‘Bilgi Yarışması’nda ‘Dokuzuncu Senfoninin sonundaki koro bölümünü, Beethoven kimin şiirinden bestelemiştir’ (Schiller) ve ‘Avusturya’nın kayak merkezi neresidir’ (Insburg) gibi soruları kolaylıkla yanıtlarken ‘Ekmek kaç gramdır, fiyatı nedir’, ‘Midyat hangi ilimize bağlıdır’ ve ‘Zeytin’in kilosu kaç kuruştur’ gibi sorularda çuvallıyorlar. Sonradan, Cazip Bey yatakta Curzio Malaparte’ın (1898-1957) ‘Kaputt’ (1944) isimli romanını okuyordu. 70’li yıllarda Gökben’in ‘Rüzgâr Gibi Geçtin’ (1975) (Enrico Macias / Ali Kocatepe) şarkısı ile aşık olup evlenen o kadar çok genç vardı ki. Kara ve Mavi Çocuk’un Zülfikâr’ı kaçırdıkları Hanımefendi Sokak. Onlar 122 numaralı evden dışarı bakarken (Cazip Bey’in para getirmesini bekliyorlar) karşı evlerden birinde (3. kat) pencere camını dışarı çıkarak silen temizlikçi yüreğimizi daraltıyor. ‘İnsanlar Yaşadıkça’ (1969) filmindeki Şoför Ahmet, Mavi Çocuk’la parkta buluşmak isteyen ‘mahalle zıpçıktılarından biri’ rolünde. Bu kısım olmasa da olurdu. Agah Hün, Yakup’u ; Sadettin Erbil, Rıza’yı ; Kemal Ergüvenç, Zülfikâr’ı ; Suna Pekuysal, Süleyman’ın karısını (Nükhet Egeli’nin ilk rolü) ; Alev Koral, Zülfikâr’ın karısı Meral’i seslendirmiş. ‘Sunflower/Loss of Love’ (1970) (Mancini/Bob Merrill) Mavi Çocuk’un duygularını yansıtıyor ; “Love is storm and wind and tide, // all the tears your heart can hold, // But I look back after loss of love // and know the days were gold.”
iyi bir flim izleyin sadece zaten hak verceksiniz
son sahnedeki vurulma ve elindeki gülü bırakmaması çok anlam içeren bir sahne böylesi bir film daha gelmez...
hoş bir film.sonunda polislerin sözünde durmaması ve kızın sevgilisinin ölüsünde ağlaması adama çok koyuyo.
çok guzel bı fılmdı
hem naif hem de gerçekçi bir film..ikilinin uyumu gerçekten de güzel..