Buğday
Grain
Yakın bir gelecekte dünyada beklenmedik bir iklim değişikliği yaşanınca büyük bir kıtlık baş göstermiştir. Manyetik kalkanlarla korunan şehirlerde ayrıcalıklı zenginler yaşarken, zor durumdaki göçmen halk, buralara kabul edilmek için Ölü Topraklar adı verilen kurak bölgelerde, kamplarda açlık ve salgın hastalıklarla mücadele etmeye başlamıştır. Böyle bir ortamda şehirdeki rahat hayatını terkeden Cemil'le (Ermin Bravo), tohum genetiği uzmanı Profesör Erol Erin (Jean-Marc Barr) Ölü Topraklar'da karşılaşırlar.
Kadro
28 kişiOyuncular
Jean-Marc BarrErol
Ermin BravoCemil
Grigoriy DobryginAndrei
Lubna AzabalBeatrice
Cristina FluturAlice
Mila BöhningTara
Hal YamanouchiLeon
Nike Maria VassilProf. Asli Yurtcu
Hoji FortunaAlexandre
Jarreth J. MerzViktor Rerberg
Rainer SteffenProf. Ekrem Aktolga
Garrett ThierryRiot Guard
Brett Storm
LaTrallo Presley
Nicholas RitzLaboratory Tech
Haydar KoyelFaruk
Bahtiyar EnginSeslendirme (Leon)
Canan KılıçSeslendirme (Alice)
Ecem UzunSeslendirme (Tara)
Faruk ÜstünSeslendirme (Cemil)
Heinz LievenKatip
Kerem AtabeyoğluSeslendirme (Erol)
Mehmet Yılmaz Ak
Melih CeylanSeslendirme (Prof. Ekrem Aktolga)
Mert AsutaySeslendirme (Prf.Viktor Rerberg)
Salahsun HekimoğluSeslendirme (Katip)
Şemsay ÇankayaSeslendirme (Prof. Asli Yurtcu)
Ushan ÇakırSeslendirme (Andrei) Yapım
Künye
YönetmenSemih Kaplanoğlu
SenaryoSemih Kaplanoğlu, Leyla İpekçi
Görüntü YönetmeniGiles Nuttgens
YapımcıSemih Kaplanoğlu, Nadir Öperli, Jessica Ask, Bettina Brokemper, Aslı Erdem, Olivier Père, Johannes Rexin, Michel Zana, Fredrik Zander, İbrahim Eren, Taha Altaylı
ŞarkıMustafa Biber
Sinemaseverler
3 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Tarkovski sosuyla bulanmış,İslami sembol ve tasavvufi/mistik bir hava içinde seyircinin manevi dünyasını biçimlendirme kaygı/telaş ve çabası içinde olan ve bundan dolayı da izleyiciye sürekli didaktik/buyurucu lakin doyurucu olamayan bir içeriğe sahip olan vasati bir yapım 6/10
Semih Kaplanoğlu'nun üçlemelerini izlemiştim. Bu film her ne kadar post apokaliptik tarzda çekilmiş olsada jenerikte onun ismini görmesek de onun çektiğini anlıyabiliyoruz. Kendine has bir çekim tekniği var. Bu filmde hikaye olarak sanki bir Hızır ile Musa durumu var. (Cemil ve Erol'un yolculuklarında). Film; doğanın bitirildiği noktada iki bilimadamının yeniden insanoğlunun yaşamsal yiyeceği olan tahıllardan buğdayın tekrar devreye sokulmaya çalışıldığı sekanslardan oluşuyor. Film yavaş tempoda ilerliyor fakat anlatmak isteğini izleyiciye aktarmada bir sıkıntısı yok. Tahıl ve et üretiminde kendi kendini besleyebilen bir ülkeyken şimdilerde ithalatla kendimizi besleyebilme konumuna düştüğümüz şu günlerde bu film daha bir ilgi çekici ve ibretlik. Mutlaka izleyin toprağın ve tohumun önemini kavrayalım.
Semih kaplanoğlu nun yeni filmi buğday dünyanın en büyük kervansarayı olan sultan hanı kervan sarayında çekilmiş iklim değişikliği etrafında geçen bir olayı anlatıyormuş dram türündeymiş yıl sonu vizyona girecekmiş.