Bir Zamanlar Anadolu'da
Kasabalarda hayat, bozkırın ortasında sürdürülen yolculuklara benzer. Her tepenin ardında "yeni ve farklı bir şey" çıkacakmış duygusu, ama her zaman birbirine benzeyen, incelen, kıvrılan, kaybolan veya uzayan tekdüze yollar...
Kadro
23 kişiOyuncular
Taner BirselSavcı Nusret
Fırat TanışZanlı Kenan
Ahmet Mümtaz TaylanArap Ali
Ercan KesalMuhtar
Yılmaz ErdoğanKomiser Naci
Erol ErarslanMaktul Yaşar
Burhan YıldızZanlı Ramazan
Murat Kılıç (I)Polis İzzet
Şafak KaraliAbidin
Emre ŞenAstsubay Önder
Uğur AslanoğluTevfik
Nihan OkutucuGülnaz
Cansu DemirciCemile
Kubilay TuncerŞakir
Ufuk KaraliSıtkı
Salih ÜnalHamit
Aziz İzzet BiçiciÇorbacı Kazım
Celal AcaralpSaim
Mehmet Eren TopçakHamam Tellakı Turan
Fevzi MüftüoğluHayrettin
Turgay KürkçüEthem
Fatih EreliAdem Yapım
Künye
YönetmenNuri Bilge Ceylan
SenaryoEbru Ceylan, Ercan Kesal, Nuri Bilge Ceylan
Görüntü YönetmeniGökhan Tiryaki
YapımcıNuri Bilge Ceylan, Zeynep Özbatur
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Çok güzel filmdi bir cinayetin anatomisi olay yeri keşif inceleme ceset bulmak savcı, doktor, polis ve jandarma ekip olarak mükemmeldi. Kırıkkale'nin Keskin ilçesi ve köylerinde çekilmiş bir film zaten zaman zaman Nuri Bilge Ceylan filmlerini İç Anadolu'da o bölgelerde çekiyor. Özellikle sevmesemde Yılmaz Erdoğan savcı rolüyle Taner Birsel katil tutuklu Fırat Tanış muhtar Ercan Kesal rollerinde harikaydı. Film atmosferi itibariyle seyirciyi içine çeken bir yapıda herkesin tavsiye ettiğim bol ödüllü bir film.
bu kadar basit bir konuyu seyircilerin dikkatini sürekli kılarak tutan bir film kötü olamaz.İyi oyunculukları da asla gözardı etmemek gerek. İzlediği filmin muhakkak bir mesaj vermesi kaygısını taşıyan,izlediği filmden muhakkak belirli bir sonuç bekleyen seyirci profilinin uzak durması gerekiyor 7/10
+ Silah var sende yani, ha? - Buralarda silahı olmayan mı var, Doktor? Silahsız olmaz.İyisi var, kötüsü var,bilemezsin.Gerektiğinde sen de acımayacaksın. Çakacaksın alnının ortasına. Bizim buralarda böyle, Doktor. Kendi göbeğini kendin kesmek mecburiyetinde kalıyorsun bir yerde.Ha, yok, ben kesemem arkadaş diyorsan, iki dakikada alırlar çapını. Nereden geldiğini şaşarsın. Yok işte öyle. Hem şoför mahalli olsun,hem cam kenarı olsun, hem de bedava. Yemezler. Maalesef hayvan terli. Adamın gözünden sürmeyi çekerler, üstüne üstlük bir de seni borçlu çıkartırlar. Onu bilir, onu söylerim. Dairede duracaksın, merkezi kollayacaksın. + Çember olsa olmaz mı? - Olur, o da olur.Fakat yerinde ve zamanında. Yalnız icap ederse vazgeçmeyi de bileceksin. Hiçbirimiz dünyaya kazık çakmadık, değil mi Doktor? Hazreti Süleyman.750 yaşına kadar yaşamış. Altın, mücevher,e dünya ona da kalmamış. Değil mi, Doktor? İğdebeli'ne yağmur yağıyor. + Yağsın. Ne fark eder? Fakat bundan sadece 100 yıl sonra bile Arap...ne sen, ne ben, ne savcı, ne komiser... Hani şairin dediği gibi...Gene yıllar geçecek...Ve geride benden bir iz kalmayacak ... Yorgun ruhumu karanlık ve soğuk kuşatacak. Öyle değil mi, Arap? - Ya ne yaptın, Doktor ya!Daha yapılacak dünya kadar işimiz var. Sen ölmeden bizi mezara soktun ha.Yok, düşünmeyeceksin öyle. + Ne bileyim işte. İş uzadı ya biraz, can sıkıntısından laflıyoruz. - Yo yo. Yine de öyle şey etme sen kendini...Şimdi sıkılırsın, edersin de.Bir gün gelir, belki burada yaşadığın şeyler hoşuna bile gidebilir. Çoluk çocuk sahibi olunca anlatacak bir hikayen olur.Fena mı?'Bir zamanlar Anadolu'da' dersin'...ücra bir yerde görev yaparken işte böyle böyle bir gece yaşamıştık dersin.' Anlatırsın yani,ne bileyim. Masal gibi. Haksız mıyım, Doktor? + Öyle öyle. Öyle tabii. Bir Zamanlar Anadolu' da (Nuri Bilge Ceylan)
Nuri Bilge Ceylan' ı seven izler sevmeyen izlemez. Sevenin ise bayılacağı üzerine çokça konuşacağı muhteşem bir film.
Basit bir konuyu bu kadar incelikli ve doğal anlatmak Nuri Bilge'den başka hiçbir yönetmenin harcı değildir.Aldığı tüm ödülleri sonuna kadar hak eden sinemamızın son yıllardaki yüz akı filmlerinden biridir.Tüm karakterler cuk oturmuş,doğallık oldukça fazla,anlatım durgun ama doğa görselleri ve Gökhan Tiryaki'nin enfes çekimleri filme boyut atlatmış.Yılmaz Erdoğan polis karakterini harika oynamış.Ercan Kesal'in(muhtarın) polisi,savcıyı,doktoru ve suçluyu evinde ağırladığı sahne Oscarlık.Otopsi sahnesi şaheser.Fırat Tanış'ın pişman olmamış saf suçlu tiplemesi inanılmaz.Taner Birsel ve Muhammet Uzuner'in anılardan bahsettikleri sahne çok gerçek.10/10
NBC imzalı düşündürücü bir yapım. Yılmaz Erdoğan kafası karışık polis rolünde üstün rol yeteneği ile iyi oynadı. Muhammed Uzuner çok pasif bir rolde neden başrol onu filmin finalinde anlıyoruz. Fırat Tanış hemen hemen hiç konuşmadan bakışı ve duruşu ile filmin domino taşıydı. Cansu Demirci(Selena Selin) güzelliği ile filme renk kattı(kola isteyene; çay alırken kolayı uzatması filmin en ince espritüel durumuydu). NBC hem filmini yaptı hem ödülünü kaptı hemde Şahan Gökbakar ile yaşamış olduğu polemikte Recep İvedik karakterini filmde öldürdü(bkz. sarı,turuncu gömlek, kilosu ve sima itibarı ile). Bir taşla 3 Maymun. Pardon kuş:). Bürokrasinin Türkiye'de nasıl bir kördüğüm olduğuna yerinde eleştiriler getiren güzel bir yapım olmuş. Çok uzun olması ve ağır kurgusuna rağmen izlenilebilecek harika bir yapım. Kaçırmayın.
Senaryo dışında her şey mükemmel ama senaryo insanı alıp götüremiyor. Bazı filmler vardır, giriş, gelişme pek bir etki yapmaz ama öyle bir son yapar ki vay be ne filmmiş dersiniz. İşte bu film için maalesef bunu söyleyemeyeceğim.
Filmi izlerken, ekrandan filmin içine gir, Arap'a sor kaç model bu şahin diye ;lpg çok yakıyor mu diye sor, komsere hayrola senin oğlanın nesi var de, savcının yüzündeki lekeleri doktora sor " abi sence neyi var" diye; en güzel yoğurdun kendi memlekinde olduğunu söyle; tutanak tutlurken sende izle onları hayrola ne oldu de ve sonra devamlı yorum yap ama herşeyi kabul etmekten başka çarenin olmadığını anla ve çık filmden filmi izlemeye devam et. Hayata dair güzel bir film yapmışlar..
Sıkıcı başlayan,aynı düzeyde ve ağır bir şekilde ilerleyen bu filmde oyuncuların kusursuz doğallığı beni çok etkiledi.Türkiye'nin gerçek yaşam standartlarının da anlatıldığı bu film,insanda bu standartlara dahil yeni çığırlar açıyor.
Şu an filmi 1:30:25'e kadar izlemiş bulunmaktayım sanat ihtivâ eden bir duygu, gerilim,dram, görüntü yakalayabilmiş değilim.Bakalım Filmin sonunda da aynı şeyleri mi yazacağım?Bunu en çok ben merak ediyorum.Ama şunu söylemeliyim ki , oyunculuklar kusursuz.Nereden mi anladım?Şuradan anladım ki;Ben de gerçek yaşantıyı videoya almışlar hissi uyandı.Ama bu ''yaşantı'' da ilgimi çeken birşey olmadı.
yeni dönem çekilen en iyi filmlerimizden oyunculuklar kusursuz.
Yorumlar kahir ekseriyetle filmin felsefesinin Anadolu, ıssızlığı içinde yalnızlık duygusu, can sıkıntısı olduğunda hemfikir sayılırlar. Bir ayrıntı ile bende bu kervana kartılıyorum: Büyük ve küçük memur tipleri üzerinden hikayenin Anadolu kırsalında işlenmesi bir ilginçlik taşıyor olmalıdır. Bu havza mutlaka tek bir yoruma ait kılınamaz. Ne var ki Anadolu hikayesini bir oranda devlet, memurlar, yardımcı elemanlar ve ille de yöre insanı; sıradanlaşmış ama pek de sıradan sayılması lazım gelmeyen olaylar üzerinden kurar, destan olur! (Neşet Ertaş'ı da unutmuyoruz!)...
Benim için iyi film, ikinci izlediğimde yeni şeyleri de görüp anlayabileceğim filmdir. Evet gördüm katil o adamlar değildi, zira yerini dahi bilmiyorlardı cesedin.Adamın köpeği cesedinin başında beklemesiydi yine de bulamayacaklardı. Mesele aslında olay da değildi bana göre.Gözlerinizin o ıssız yollara dalıp, yalnızlığınızla başbaşa kalmanızdı. Sıradanlığımızdı işte... Ben psikolojik nitelikli sanat filmlerini çok seviyorum. Tam benim tarzım...zihnimi bazen yoran bazen dinlendiren, bazen de düşündüren...Hayatla ilgili geçmişi, geleceği ve bugünü hissetmemi sağlayan... Ruhsal derinliği olmayan insanlar basit buldular bu filmi... Oysa herşey ayrıntıda gizliydi... Göremediler, anlamadılar ve eleştirdiler...
2011'in en iyi filmlerinden biri, belki de en iyisi... Filmde Nuri Bilge Ceylan, ustalığını adamakıllı hissettiriyor. Durağanlık, durağanlık olmaktan çıkıyor, NBC'nin filmleri Üç Maymun'la birlikte aynı zamanda olayın da önem kazandığı bir yola evriliyor. Bu özellik Nuri Bilge Ceylan'a bir şey kaybettirmiyor, tersine çok şey kazandırıyor. Çok keyifli, olağanüstü bir film. Oyuncular harika performans gösteriyor. Kısacası mükemmel...
çok acele etmeyen bir film olmasına rağmen gizli bir aksiyonu var, sizi canlı tutuyor film boyunca, ayrıntılar çok ince işlenmiş, hele elmanın ağaçtan düşüp dereye yuvarlanması sahnesi süperdi ve basitliği bu kadar doğal verdiği için Nuri Blge Ceylana teşekkür ediyoruz, Bu arada oskara aday olması çok uygun olur çünkü film bunu hakediyor.....
Bezen sessizliktedir en büyük aksiyon... Uçuşan yapraklar ve rüzgarın sesi... Yağmur damlalarının cama çarpıp dağılması... Güzel Anadolu'mun altın saçlı bozkırları... Benim gözlemlediğim kadarıyla filmde görsellik mükemmel...Etkileyici doğa unsurları çok yerinde kullanılmış... Ve zaten Nuri Bilge Ceylan'ın tescillenmiş sanat başarısı!... Bütün bunlar bizim insanımızın bir filmden umduğu olay örgüsü beklentisini karşılamıyor. Hep bir şeyler olacak diye beklerken film aniden bitince eline verilen balonun aniden patlaması sonucu hayal kırıklığı yaşayan bir çocuğun gözleri kalıyor bizde... Sonra oturup düşünüyorsunuz, o savcının, doktorun, herhengi biri olan kadının, köydeki muhtarın, onun kızının rüzgarda uçuşan saçlarıyla önümüzden gelip geçişinin... Hepsinin gerçek hayatın içinden olduğuna inanıyorsunuz... En azından ben inandım!...
<p>Filmin anlatım tekniği o kadar etkileyici ki; o 12 saati ben de kahramanlarla, özellikle doktorla birlikte geçirdim. O kadar gerçekçiydi ki; 'gerçek' o kadar gerçekçi değildir diye düşünüyorum. :)</p><p>Ne var ki; biz günümüz insanı, sinemada gerçeği değil, çocuksu 'güzelliği' ya da aptalca komiklikleri görmeye alıştırıldığımız için, bu film iç sıkıntısı yaratabilir bir çoğumuz için... Ben de azınlıktaki NBC izleyicileri gibi sarsılmış olarak çıktım salondan. Filmin heyecanını hala atamadım üzerimden... </p>
<p style="text-align: justify" class="MsoNormal"> Bir Zamanlar Anadolu’da (Nuri Bilge Ceylan) (2011)</p> <p style="text-align: justify" class="MsoNormal"> </p> <p style="text-align: justify" class="MsoNormal"> Maktül Yaşar’ın (Erol Eraslan) Karısının (Nihan Okutucu) Kenan’ı (Fırat Tanış) azmettirmiş olma ihtimali vardı. </p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Doktor Cemal (Muhammet Uzuner); Katil’den olma, gayrimeşru çocuğun annesiz hayata tutunamayacağını düşündüğü için bilim adamından beklenmeyecek bir duygusallıkla otopsiyi olması gerektiği gibi değil kurmaca ve olayın üstünü kapatacak şekilde yaptı (bu yargımdan yine de emin değilim). Çünkü otopside görüldü ki Maktül’ün soluk borusuna ve ciğerine toprak kaçmıştı. Allah bilir maktül diri diri toprağa gömülmüştü. Doktor otopsiyi usulüne uygun yapmış olsaydı soruşturma derinleşecek ve muhtemelen bir parmak izine vesaireye bağlı olarak Gülnaz da hapse girecekti.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Köylü kızı Cemilenin (Cansu Demirci) gaz lambası eşliğindeki çay servisi filmin en göze çarpan planıydı. Kahvaltı sahnesi ve Muhtar’ın (Ercan Kesal) Devlet ricalini ağırlama ritüeli, bu esnada yaptığı muhtarvari konuşmalar, köyün ödenek beklentilerinden yola çıkarak lafı kendi oğullarının (bizzat kendisinin) başarılarına getirmesi göz alıcıydı.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Filmin bana göre ana damarı ise ambulanssız gelinen olay yerinde Yaşar’ın domuz bağının çözülmesinden sonra cesedin binek aracına sığmayışı ve resmi görevli devlet erkanının domuz bağını tekrar bağlamayı akıllarından geçirmiş olmalarıydı!.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Kırıkkale, oransal olarak suç ve suçlu anlatımı için iyi bir seçim gibi duruyordu. Bir de Anadolu’nun orta yeri olması ayrı bir semboldü.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Filmin ana fikri ise; Savcı Nusret Bey’in (Taner Birsel), eğitiminin ve makamının arkasına sünemiş bir suçlu olmasıydı. Dolaylı da olsa Karısının ölümüne sebebiyet vermiş bir suçluydu Savcı. Cüheladan Kenan’ın kadın meselesi için bir adamı öldürmüş olması kınanıyodu Anadoluda. Ancak ahali, Bu cinayetten öte mertebe ve şöhret sahibi Savcı’nın daha acınası, ve her türlü kınamayı hakeden bir insan olduğundan habersizdi. Yüksek perdeler arkasında daha lüks ve daha cilalı suçlar işleniyor, hatalar yapılıyordu. Tüm bu ahval, olayların objektif yansıması olarak ekrana taşınan Doktor Cemal’in gözünden izleyiciye sunuluyordu. </p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Nuri Bilge Ceylan’ın ışık, rüzgar ve şimşek takıntısı film boyunca yine bizlerleydi.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal"> Film karesi olarak benim en beğendiğim ise; metaforik olarak, mola verilecek köyün girişindeki arka çaprazdan çekilmiş araç farlarının git gide kaybolduğu ve yerini zifiri karanlığa bıraktığı karelerdi. Buradaki metafor, sözüm ona köylü cehaletinin karanlığa karşılık gelmesi olabilir.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal">Tüm bu anlattıklarımı bir kenara bırakıp yine de olmamış diyesim geliyor. Hadi olmamış demesem, daha iyi olmalıydı diyesim geliyor. Simgesel öğeler güçlü bir hikayenin içerisinde de anlatılırdı. Anlatım tekniği konusundaki naçizane eleştirim de şöyle olabilir; Doktor, gömülmüş maktülü arama serüveninden döndüğü vakit, odasında eski fotoğraflara bakıp içerliyor. O yorucu çalışmadan dönüldüğünde alelacel eski fotoğraflara bakılmaz. Eski fotoğrafın izleyiciye sunacağı; “bir Anadolu kasabanın boğuntusunda sıkışıp kalmış, eskiden mutlu doktor” dramı çekmecede anahtar aranırken yanda göze çarpacak bir eski fotoğrafla verilebilirdi. Bana göre böylesi bir anlatım daha güçlüdür.</p> <p style="text-align: justify; text-indent: 35.4pt" class="MsoNormal"> </p>
İnanılmaz bir film... Bugün izledim ve çok etkilendim. Nuri Bilge Ceylan derinliği taşıyor. Başyapıt...
Umarım başarılı bir film olur