Paramparça Aşklar ve Köpekler

Amores perros

Yıl2000
Süre154 dk
TürDram, Duygusal, Gerilim
Vizyon29 Haziran 2001
Seyirci82.187

Meksika şehrinde bir trafik kazası üç kişinin yaşamını yitirmesine sebep olur. Genç delikanlı Octavio, kardeşinin karısı Susana ile kaçmaya karar verir. Köpeği Cofi'yi kaçışlarına yardımcı olacak paranın elde edilmesine aracı olarak kullanırlar. Bu dokunaklı aşk üçgeni, yasak aşkın geri dönüşsüz bir yol haline gelmesiyle daha da karmaşıklaşır.

Bu arada, 42 yaşındaki Daniel güzel model Valeria ile birlikte yaşamak için ailesini terk eder. Yeni hayatlarını kutladıkları gün Valeria trajik bir kazaya kurban gider. Peki her şeye sahip olduğunu düşündüğü anda tüm hayatı birden bire değişen Daniel ne yapacaktır?

Yıllarca hapis yatmış kiralık katil olarak çalışan eski komünist gerilla El Chivo kaza yerine geldiğinde Octavio'nun ölmek üzere olan köpeği Cofi'yi bulur, onu alır ve iyileştirir. Bu karşılaşma, onun acı dolu geçmişiyle başa çıkmasına yardımcı olacaktır.

Kadro

Oyuncular

46 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

20 yorum
mansuryıldırım21 Haziran 2015

Etkileyici hikayesi muhteşem oyunculukları başarılı sinematoğrafisi ve çarpıcı müziğiyle bir sinema harikası mutlaka izlenmeli kesinlikle bir başyapıt.

enginyuksel19823 Şubat 2015

hızlı başlayıp gittikçe temposunu yitiren bir yapım olmasına rağmen izlenebiliyor. Gerçek bir öyküden esinlenilmiş mi acaba diye düşünmeden edemiyorsunuz. Filmin orjinal ismi 'Amores Perros' bu şekilde Türkçe'ye çevrildiği zaman 'Aşk-Köpekler' manasına geliyormuş lakin 'Amor es Perros' şeklinde yazılırsa 'Aşk Köpekliktir' anlamına da sahip oluyormuş Her ne kadar Türkçe'ye Paramparça aşklar-Köpekler şeklinde çevrilse de orjinal isminde güzel bir kelime oyunu var 6/10

mansuryıldırım4 Eylül 2014

Muhteşem bir film bir sinema şöleni.

portiangel25 Haziran 2013

İsmi ile bu kadar yakışan başka bir yapım izledim mi hatırlayamıyorum şu an.Filmi beğendim. Tarz bir film. Western yada kült filmler gibi kendine has tarif edemediğim belgeselimsi :) bir tadı var. Süresinin uzunluğu bir tarafa o kadar uzatılarak işlenmiş bir senaryo ki tam koptuğunuz yerde bağlıyor. Çok daha uzun süreli filmlerde hissetmediğim yorgunluğu verdi bana aslında . Başyapıt diyemeyeceğim ama izlenilebilecek kadar başarılı ve göz atılması gerekli bir film.

rhegno28 Eylül 2012

şahane bir film izlenmeli

esmir19 Mayıs 2011

Başarılı Meksikalı yönetmenin tarzı bu 3 farklı hayatı bir şekilde filmin sonunda bi sonuca bağlıyor.Filmin içinde de git geller oluyor.Inarritu Yılmaz Güney'in YOL filmini izledikten sonra yönetmen olmaya karar vermiş biri.evet ilginç ama öle.Bir çok ödül alan amores perros müthiş bir film.

gecedensonra7 Şubat 2011

yönetmenin ilk filmi olmasına rağmen gayet güzel bir konu ve kurgu on numara .. sorun şu ki  film bittikten sonra kafanızda filmi canlandırığınızda sanki upuzun bir dizi izlemiş hissi veriyor.. çekimler hep yakın plan .. iyi hoş da bu dizi değil be abi film çekiyoruz be.. aklıma bir an için afaronsky i getirdi tarzı ile.. sürekli yakın plan pek iyi gitmiyo filmde.. konu güzel bağlantılar tamam .. ama çekimler olmamış...

mawi yel5 Kasım 2010

beyendim güzeldi fakat sıradışı bi anlatımı sergiliyordu .....)

ozowski6 Temmuz 2010

Güzel bir film.

psıkopat_sulo912 Mayıs 2010

.Kesinlikle izlenmesi gereken arşivlik bir film.

tamerking13 Ocak 2010

<p>AMORES PERROS meksikalı yönetmen ALEJANDRO GONZALEZ INARRITU ya dünya çapında bir başarı sağladı dersek yeridir sanırım..dünyada 30'un üstünde ödül alan film 2 yıl önceki İSTANBUL FİLM FESTİVALİ'ndede Dünya Festivallerinden bölümünde gösterildi...filmin en büyük adaylığı tabiki oscar olsa gerek..ama karşısında öyle bir rakip vardı ki? iki daldan birinde kesin oscarı alacak gözüyle bakılan (en iyi film-en iyi yabancı film) Kaplan Ve Ejderha 'nın olmasıydı..işte bu durum AMORES PERROS un alabileceği en büyük ödüle ulaşmasını engelliyordu..(şayet ben amores perros'u seyrettikten sonra en iyi yabancı film oscarını kesin bu filme verirdim diye düşünmüştüm) ..film aslında türüne yeni birşeyler katmıyor..(bu tarz çoklu hikayelerden oluşan filmlere)..ama şurası kesin türününün en iyi örneklerinden biri...bu tarz filmler ORSEN WELLES'ın CITIZEN KANE'i ile başladı dersek yanılmayız..CITIZEN KANE'de ortada dönen bir kaç hikaye yoktu ama aynı karekterin üstünde anlatılanlarla ortaya çıkan olaylar vardı..örneğin bir sahneyi birkaç kişinin anlattıklarıyla ayrı ayrı açılardan seyretmemiz bu türün doğuşunun ilk örneğidir..daha sonraki yıllarda birçok film bu yolu denedi..ama hiçbiri başarılı olamadı..çünkü mutlaka biryerlerde bir eksiklik oluyordu..ya oyuncular,ya senaryo,ya yönetmen yani mutlaka birşeyler yetersiz kalıyordu..daha sonra bütün dünyada fırtınalar kopartan RESERVOIR DOGS geldi...filmde zaman kavramının olmaması olayların bir oraya bir buraya gidip gelmesi ve herkezin üzerinde tartıştığı kanlı sahneleri bambaşka bir tarzı müjdeliyordu bize...bu CITIZEN KANE'nin mayasından yoğrulmuş ama daha çok ''bende sizi şaşırtıcam ama benim olayım farklı'' der gibiydi..böylece artık kara film diye adlandırdığımız yeni bir tarzlada tanışmış oluyorduk..kara filmler daha çok kaybedenlerin hikayesidir..paramparça hayatların bu düzen içinde nasıl oluyorda ayakta durduklarını ve beklenen sonun nasıl geldiğini gösteriyordu..konu neredeyse hep kaybeden insanlar üzerine kurulu olan bu tarz filmler birden öyle bir patlama yaptıki artık dünyanın heryerinden herçeşit kara film örnekleri sinemalarda yada festıvallerde gösteriliyordu..sadece kara film diye adlandırmak aslında belirli bir seyirci potansiyelini film gösterilmeden önce garantiliyor gibiydi..(ama bu türün ilk çıkış zamanları) daha sonralar okadar kötü örneklerini seyrettiki bu tarzın garanti seyircileri bile artık bu tür filmlere ilgi göstermez oldu..veee TARANTINO'nun bütün dünyada en çok ilgi gören filmi PULP FICTION çıktığı zaman artık kara film diye anlattığımız filmler bambaşka bir başyapıtla karşılaşıyordu..aslında PULP FICTION bayağı geniş bir yelpazeye sahipti...zaman kavramı yine yoktu..yine ordan oraya atlıyorduk..filmin içnde ayrı ayrı çekilse üç değişik film ortaya çıkacak kadar geniş bir senaryo vardı..üç ayrı öykü..ama oyuncular kahramanlar hep aynı..hepsi bir yerlerde kesişiyor...bir oyuncu bir öyküde başrol oynuyorken sonraki öyküde konuk oyuncu rolüne dönüşüyor..ve perdede seyredilenler karmaşık gibi görünsede olaylar toplandıkca bambaşak boyutlara gidiyor..her sözün her hareketin ilerleyen dakikalarda değeri daha bir artıyor...PULP FICTION CITIZEN KANE'nin başlattığı türün artık zirvesinde olan bir film diye biliriz..daha sonraları bu tarzlarda yine güzel filmler çevrildi..özellikle bunlardan biri Danıel Alfredson'nun TIC-TAC 'ı ...tıc-tac da festivallerden ödüllerle dönen başka bir kaybedenler öyküsüydü..yine içinde birkaç öyküyü barındıran ve olayların kesiştiği sahnelerle filmi bambaşka boyutlara taşıyan bu film müzikleriylede oyunculuklarıylada öne çıkıyordu..önceki yıllarda İSTANBUL FİLM FESTİVALİ'ndede gösterilmiş olan film ne yazıkki bahsettiğimiz bu tanıtım olayları yüzünden çok kişi tarafından bilinmektedir..ama türünün en iyi örneklerinden biridir diye bilirim..günümüze yaklaştıkcada bu tarz ama yeni olaylarıda içine alarak gelişen bir kara film bolluğu yine eskisi gibi çok ilgi görmeye başladı..özellikle JACKIE BROWN,SNATCH,BİLİNMEYEN KOD gibi aynı tarzın değişik versiyonlarını seyrettik...ama artık bu tarz filmlerin seyircileri etkilediği kadar sinema eleştirmenlerinide etkilediği apaçık ortada...gün geçmesinki bu tür filmler festivallerden ödüllerle dönmesin...işte AMORES PERROS bu türün en önemli filmlerinden biri..nitekim aldığı ödüllerde ortada..ama benim aklım hala bu filmin oscara bukadar yaklaşmışken eli boş dönmesinde kaldı...umarım bu tarz filmler hiç ilgilerini kaybetmeden dahada yeni şeyler katarak sürer gider...</p><p></p><p>tamerking</p>

raskolnikov19@hotmai25 Eylül 2009

farklı bir anlatım tarzı...yönetmenin ilk filmi olması beni çok etkiledi...çok başarılı olmuş gerçekten.ama kusursuz ve mükemmel değil.birden fazla hikayeyi anlatmış,hikayeleri daha etkileyici bir şekilde birleştirebilirdi...sanırım en çok anlatım tarzı beğenilmiş -ki bence bu çok ama çok önemli,çünkü seyirci aynı uslubu kullanan tekrarcı yönetmenlereden çok sıkıldı-bu yüzden film çok konuşulmuş...izlemelisiniz...

deep_impact28 Ağustos 2009

hakikaten muhteşem film. gerçekten başyapıtlar arasına girecek türde. ölmeden önce izlenmesi gerekenlerden. izleyin, ne demek istediğimi anlarsınız.

hepi kıro25 Mayıs 2009

3 parçalı hikayelerin en meşhuru. 2,5 saatlik süresine rağmen yaklaşık 15 defa izlediğim efsanevi film. insanın içine işleyen bu destansı film el chivo'nun gizemli kaçışıyla bitiyor. insanın kalbine bir çizik atar gibi.

emre8429 Mart 2009

İlginç bir film etkileyici ve başarılı

güney_2115 Mart 2009

Gerçeği söylemek gerekirse filmin bu derece vurucu olmasını beklemiyordum daha önce babel filmini izlemiştim inarritu nun oradada bi noktada kesişen hayatlar vardı ancak bu derece çarpıcı değildi. Köpekleşen aşklar, iç içe geçen olay örgüsü ve anlattığı dramlarla innaritu farklı bir film nasıl yapılır gösteriyor bize bu film ödül almayı hakediyor...

afarikan24 Kasım 2008

amores perros Aşk köpekliktir aşKa farklı ve içten bir bakış.Göz kamaştırıcı oyuncular kurgu müzik sahneler köpeklerin hikayesi birbirine bağlı yaşamlar seyredilmeyi hakeden bir film ama biraz uzun 2.30 saat hazırlıklı Olun

kökhücre19 Eylül 2008

Ayrı hayatları ortak bir noktada birleştirmek Inarritu'nun tarzı.Çok etkileyici,sürükleyici bi hikayesi var...

edebiyatci13 Eylül 2008

<p>tam bir alejandro gonzales filmi.babel ve 21 gram ı izlemişseniz ne demek istediğimiz anlarsınız.</p><p>yalnız birşey dikkatimi çekti,babel de de vardı bu ensest ilişki... </p>

vin-e4 Eylül 2008

bu tarz fillerden yani içiçe girmiş hayat hikayelerini konu eden,seyrettikleriin ilki ve bir ilk olarak ben de oldukça büyük bir etki bıraktı.ancak yaygınlığı ve ağızdan ağıza bi sakız muhabbetine dönüşmesi oldukça can sıkıcı.

Yorum yaz

Benzer

Emilio Echevarría'in diğer filmleri

Filmografi →