Babil

Babel

Yıl2006
Süre143 dk
TürDram
Vizyon10 Kasım 2006
Seyirci219.395

21 Gram ve Amores Perros filmlerinin yönetmeninden 3 farklı kıtada çekilen etkileyici bir dram. Faslı 2 çocuk babalarının tüfeğini denemek için yoldan geçen bir otobüse ateş ederler. Bu kaza ile Japon sağır bir genç ve babası; 2 Faslı çocuk; Amerikalı evli bir çiftin hayatları bir anda kesişir.

Kadro

Oyuncular

16 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

20 yorum
mansuryıldırım21 Haziran 2015

Film kesişen hayatlar tarzında bir film iyi oynanmış iyi yönetilmiş bir film buna rağmen abartıldığı gibi çok iyi bir film değil uzun süresiyle biraz yara almış bir uzatılmışlık filmde hissediliyor temposuda bu süreyi kaldıracak bir film değil yinede herşeye rağmen etkileyici hikayesiyle türünün başarılı öreklerinden iyi bir film izlemeye değer.

YSHN29 Eylül 2012

film güzel ilkden kötü gidecek sandım zaten bazı filmlerden pişmanlık olabiliyor o yüzden buda onlardandır diye düşündüm ama çıkmadı tavsiye ederim

rhegno21 Eylül 2012

Oscar ödülü alan Crash filminin değişik versiyonu..Bence başarılı bir film

gecedensonra11 Ağustos 2012

tipik inaritu filmi. neden mi. kültürel korkularımızı yüzümüze yüzümüze vurmaya devam ediyor. yeraltı sinemasının bence şimdilerde en önde gelenlerinden birisi inaritu. anlatmaya çalıştığı hikayeler siyaset ve sosyoloji konusunda iyi olduğunu mu anlatmaya çalışıyor nedir !

engin yüksel26 Aralık 2011

puanının hakkını vermeyen basit bir film finali tam bir fiyasko 5/10

esmir8 Ekim 2011

Inarritu'nun Amores Perros ve 21 Gram da izlediği yöntem bu filmde de var.farklı yerlerdeki farklı hayatları bir şekilde filmin sonunda bağlamayı başarabiliyor.Brad Pitt ve C.Blancet'ın performansları da çok iyidi.Film uzun ancak kaçmaz...

ceyhun_mr30 Mart 2011

<p style="margin: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal">Olayların uluslar arası örgülendiği,ilginç hikayesi olan bir film.Emek harcandığı belli.Hikayenin dönüşümlü olması,hikayenin bir Fas&#8217;a,bir Japonya&#8217;ya,bir Meksika&#8217;ya dönmesi,birbirinden farklı hayatları toparlaması ve ortak bir hikayeye bağlanması filmi ilginç yapmış.Yerli sinemada da bu tarz bir birleşim &#8216;anlat istanbul&#8217;da yapılmıştı.Ancak bu filmin eksikliği gereksiz uzatılmış olması.İki buçuk saat uzatılan filmin bu kadar sıradan bitmesi de ayrıca eksikliği.Özellikle hikayenin sonunda geçiştirilen,alelacele,üstünkörü sonuca bağlanan tarafların olması da diğer hayal kırıklığı yaratan noktaydı.</p>

raskolnikov19@hotmai18 Nisan 2010

Film de, yaşadığı toplum tarafından, diğer toplum breyleri hakkkında empoze edilen düşünceler, kültürel iletişimsizliğin yanında, aynı dili konuşup, aynı evrensel yapıya sahip insanların, birbirlerini anlayamama sorunu işlenmektedir.Farklı bir kültürden gelerek ,faklı ülkelerde çalışan yönetmen, inarittu konusunun geçtiği dört ülkenin dilinin kullanıldığı Babil'i, çocuklarına adayarak filme verdiği önemi göstermiş..izlenmeye değer oscarlı güzel bir film.

arafaresi7 Nisan 2009

Farklı farklı hikayelerin birleştiği ap ayrı güzel bir hikaye beğenerek izledim

kurgucuselo3 Şubat 2009

Paralel kurgusu güzel olmuş bir film fakat olaylar birbirinden çok kopuk olmuş ben hiç bişi anlamadım doğrusu ama müzikleri ve çekim açıları çok güzel yapılmış bir film bence... 

emre8418 Ekim 2008

<p>Bu filmin senaryosu çok karışık</p>

nonself16 Eylül 2008

Uyumlu müziğiyle methedilen Powder Keg (2001- 8 dk.) dışta tutulduğunda A. Inarritu&#8217;nun Amores Perros&#8217;u ortaya koyduğu tarzın zirvesindedir. Belli ki Inarritu, senarist Guillermo Arriaga ile birlikte  bir yolculuğa çıkmış, artık birlikte çalışmayacaklarını açıklayana kadar, sistemli ve sabırlı bir sinematografi ortaya koymuşlardır. Ancak, 2003 yapımı olan 21 Grams ve son film Babel, serinin ilk film olan Amores Perros&#8217;a bu yönden fazlaca bir katkıda bulunmamış  ikili, ilk filmlerinin başarısının üstüne (bu tarz için) çıkamamışlardır. Gerçi Babel bazı noktalarda retoriğin dışına çıkıldığı bir eserdir. Yönetmeni, Babel&#8217;i  prodüksüyon olarak bir kazanç saysa da sinema gibi fevkalade imkanlara sahip bir sanat için imgesel tutarlılık ve süreklilik sakıncalı bile sayılabilir.<br /> <br />Arkadan Gelen Senaryo      <br /> Guillermo Arriaga ön yargılara atıfta bulunmaktan keyif alan bir senarist. hassaten tabu yıkıcılığa yeltenmiş bir kişi. Üç defin&#8217;de (The Three Burials of Melquiades Estrada, Tommy Lee Jones, 2005) yakın dostluğu eş cinselliğe temas etmeyen bir anlatımla kurgulamış olması, Babel&#8217;de;  Faslı Çocuğun silahı ateşlemesiyle başlayan serüveni, Yaralı Kadının getirildiği köy evindeki Mısmıl Görünüşlü Yaşlı Kadının yaşam tecrübesini ifade ettiği sahne, Japon kızın zihninde kurguladığı dış-düş dünya yaygın ön yargılara ve tabulara bir atıftır. <br /> <br />        Kurulmuş bir senaryoyu, işlemeye başladıktan sonra çevre faktörlerin etkisiyle tekrar düzenlemek, tashih etmek elbette ki doğaldır. Fakat sermaye gibi,  yapımcı kaygı ve istekleri gibi sanatın doğasından zuhur etmeyen, bence çirkin  etkenlerle senaryoyu eklektize ediyorsanız artık zayıflamışsınız ve senaryonuz da baştaki gücünü yitirmiş ve cılızlaşmış demektir. Bunu neden söylüyorum çünkü Tokyo çekimleri bende hep sonradan eklenmiş hissi uyandırdı da ondan. Çekimlerin üç kıtada yapıldığı gibi reklamların ikide bir gözümüze sokulmuş olması tabiri caizse kıllandırdı beni. İletişimsizlik teması diyorsan eğer Çocuk Bakıcısı Kadının sınırda, çölün ortasında yaşadıkları, düğün kalabalığı içerisindeki yalnızlığı ve bastırılmış kadınlığı&#8230; Bunun için yeter de artardı. Tokyo çekimlerinin filme tek katkısı Sağır Kızın televizyon izlerken Fas&#8217;ta yaşanan olayın haber edilişi ve şu an içine nüfuz etmiş olduğumuz bir &#8220;hayat senaryosu&#8221;nun zapping&#8217;e kurban gittiğini görmemizdir: İnsan yaşadığı dünyaya git gide &#8220;sağırlaşmıştır&#8221;. Etiketlerimiz var elimizde herkese yapıştırdığımız&#8230;. Irklara, milletlere, köylüye, kentliye, abazaya, polis memuruna, elinde tüfenk olan çocuğa&#8230; O sahne eğreti duran Tokyo hikâyesini filme adapte etmeyi başarmış ve filmin kalın bir imgesini özetlemişti. Yok Sağır kızın Babası Fas&#8217;a avlanmaya gitmişmiş, silahını köylüye hediye etmişmiş&#8230; Politik, eserin içini boşaltacak çabuk ve sığ yorumlara gebe olan bu kısmına hiç gerek yoktu hikâyenin&#8230; Hikâyeleri birbirine bu şekilde değil de bir &#8220;televizyon kumandası&#8221; ve yabancısı olduğumuz başka hayatların pas geçilişine atıfla bağlamak bence daha estetik olurdu. Başta değindiğim, senaryonun yamalı oluşu sanatsal kısmının aceleye getirilmiş olmasındandı.<br /> <br />&#8220;Rüzgârla savrulan yaprak misali&#8221;<br />Bir yönetmen olarak Inarritu&#8217;nun gayesi, kendi hayat çizgisini çaresizce takip etmek zorunda olan insanı gösterebilmektir. Savrulup duran insanı...Biçare kalan, yalvaran, umutsuzluğa kapılan, çırpınan&#8230; Babel tam da bu sonuncu dediğimin, yani &#8220;çırpınan insan&#8221;ın gösterisidir. Inarritu hemen her demecinde beş yıl sürgün hayatı yaşadığını bu yaşamı boyunca iletişimsizliğin, izolasyonun ne anlama geldiğini öğrendiğini ifade etmektedir. Antiparantez bizler, &#8220;sürgün&#8221;ün peşinden memleket özlemi deriz, yâd eller deriz, dışlanmışlık deriz&#8230;Ancak tüm bunların toplumsal olan kısmını su yüzüne çıkarmışızdır. Mayamızda bu vardır. Kişisel beklentilerimiz, hallerimiz derinlerde bir yerdedir. Kişiselliğimizi içtimai bir gaye uğruna terk edebilen bir milletiz biz. Asil bir millet isek eğer asaletimizi böyle bir karakterden tevarüs etmiş olmalıyız&#8230; Bu anlamda sinemanın fonksiyonu bize içimizden sesleniyor olmasıdır revaçta bir deyimle sinema senin &#8220;özeline girmektedir&#8221;. Ve ancak güçlü eserler bunu başarabilir. Babel eksikliklerinin yanında bu açıdan başarılı bir yapıttır. Inarritu, o an olmak istediği yerden olamayan, taşları bir türlü yerine oturtamamış insanın kişisel algı, kaygı ve hallerini bize anlatmaya devam ediyor. Çoğu zaman insanın kendinden bile gizlemeye çalışacağı halleri (Yaralı Kadının getirildiği evdeki halini hatırlayın) sihirli perde bize yansıtmaktadır. Sinema bilinç dışının açıklanmasıdır da diyebiliriz.<br /> <br />Anlatım Tekniği: Tesadüflerin Büyüsü ve &#8220;İnsan Dili&#8221;<br /> <br />Meksika<br />Kadın,  sınırda çocukları almak isterken karşısında bir &#8220;insan&#8221;la değil hükümet görevlisiyle konuşmaktadır. Yani yasalarla. Aralarında husumet biriken komşu devletlerin vatandaşları olduklarından mıdır nedir her hangi bir iyi niyet, iş kolaylaştırma, yardım etme, sızlama gibi vicdani hassasiyet izine rastlamıyorsunuz karşı tarafta. Kadın burada çaresizce çırpınmaktadır. İnsani hassasiyetlerin depreşmesinden hasıl olan bir nedenle değil, &#8220;araya adam sokma&#8221; gibi modern ve kentli bir mefhumla iş çözülmüştür. Sınırdaki görevliler ve çöle vasıtayla gelen memurlar insana karşı sağırlaşmış birer otonomdurlar. Gündelik yaşamımızda böyle tavırlar takınmışlığımız yok mu hiç birimizin?<br /> <br />Fas<br />Yaralı kadın Fas&#8217;a geldiği için mırın kırın etmektedir. Ön yargılarla dolu bir yüzü vardır. Yiyecekler, bunları getiren götürenler&#8230; Hayatta başımıza daha kötüsü de gelebilir edasındaki kocası durumu idare etmektedir. Çobanlık yapan köylü çocukları ellerindeki olası araçlarla eğlenmektedirler. Köy gibi bir yerde bir çobanın mütemmim cüzüdür silah. Yöresine de göre de bir sembol. Fas&#8217;ın bir köyünde çobanlık yapan bir çocuğun eline silah almasından daha doğal bir şey yoktur. Çocuklar silahı ezbere bilmektedirler, aşinadırlar buna. Ellerindekinin emsalsiz ve uzak menzilli bir tüfek olduğunu da biliyorlar. Her şey doğal seyrinde devam ediyor. Tek amaçları uzak menzilli bir silahla uzaktaki bir şeyi vurabilmek. Küçük çocuğun cesaretini, gözü pekliğini, umarsızlığını izlerken beyaz perde bize tesadüflerin büyüsünü gösteriyor bir anda. Mermi yaban ellere gelmiş kadına isabet ediyor. Sonrası bir köyde yaralıyı iyileştirme çabaları&#8230; Buradaki iletişimsizliğin temeli dil sorunu, ağır bürokrasi ve  nemelazımcılıktır. Meksika&#8217;da seyreden durumdan farklıdır. Köylülerin bu yabancılara uzun uzun, anlamsız bakışları ürkekliktendir. Burada bir problem çözülmüşse kıyıda köşede kalmış vicdani vasıfların sergilenmesinden olsa gerek. (Yaralıya Yardım Eden Faslı Adam ve Annesi) Yine burada acı bir iz kalmışsa, insanın diğer yüzünden ötürüdür; kendi halkına yabancı ve tahammülsüz emniyet teşkilatı &#8220;otobüse ve bize ateş edenler teröristtir&#8221; ön yargısıyla mı hareket ettiler sadece? Yoksa; o bölgede sık sık silah patlar, birileri potansiyel olarak yabancıları vurmaya meyillidirler, ortalık terörist doluyken masum bir köylü ve onun masum çocuklarından bir tesadüf hasıl olacağını beklemek enayiliktir demeye getirerek hafiften göndermeler mi yapılmış? İnsan bunları da düşünmeden edemiyor&#8230;<br /> <br />Tokyo<br />Sağır kız, tanıştığı sivil polis memurunun artık hayretle karşılar olduğumuz tutumu sayesinde ön yargılarından bir nebze arınmıştır.<br />Inarritu&#8217;nun insanı anlatış tarzını merakla ve beğeniyle izledik. İzlemeye de devam edeceğiz.

edebiyatci13 Eylül 2008

bu kadar farklı hayatların bir noktada kesişmesi etkileyici.film de gayet güzel.yalnız şu nokta beni üzdü.brad pittin eşi yaralanınca ona yardım eden rehber müslüman ve o gerçekten bir müslümanın olması gerektiği gibi gösterilmiş.bu çok güzel.yalnız diğer tarafta faslı kardeşler var...sanki &quot;müslümanlar ensest olabilir&quot; diye seslenilmiş bir de bu çocuklar üzerinden yapılınca durum daha da pekiştirilmiş gibi geldi bana:(

elanur203 Haziran 2008

faslı 2 çoçuk ve babalarının yaşadıklar talihsiz durum çok acıklıydı, beni çok etkiledi.

leon_red14 Nisan 2008

1-silaha hayır 2-tatil için babil,e gitmeyin 3-çoçuklarınızı meksikalı bir bakıcıya teslim etmeyin 4- japonya,ya giderseniz sık sık gökdelenlerin balkonlarına bakın :) 5- film güzel mutlaka izleyin.

jeniferdeniz4 Nisan 2008

filmin asıl konusu çaresizlik değil aslında iletişimsizlik babil efsanesine göre kensini bütün canlılardan üstün gören insan Allah la iletişim kurabilmek için babil kulesini yapmak ister ve Tanrı insanların bu kibirden dolayı sinirlenir insanlara kızar ve onları cezalandırır her insana farklı bir lisan verir birbiryle anlaşamasın diye bu efsaneden yola çıkarak kaos ve çaresizlikle katılarak iletişimsizlik en mükemmel en içten en kesişen en karmaşık ve en dramatik yönüyle alajandro gonzalez inarritu ve oyuncu kadrosuyla bizlere sunulmuş... oscar ı bütün filmlerden çok hak ediyordu...

emre8411 Şubat 2008

Çok iyi ve etkileyici bir film

hadrianus2 Ocak 2008

<p>Farklı coğrafyada yaşayan insanların hayatlarının keşiştigi bir film anlatılmak istenen çok fazla olgu var beklentilere cevap verebileceğini pek sanmıyorum sanat yapılmış anlayana tabiiii</p>

ARIZA4423 Aralık 2007

ÇARESİZLİK BU KADAR MI GÜZEL ANLATILIR... FİLMİ İZLERKEN KENDİNİZİ O ÇARESİZLİK İÇİNDE HİSSEDİP OYUNCU İLE KIVRANIYORSUNUZ... KİM NE DERSE DESİN MÜKEMMEL BİR FİLM...

thepunisher10 Aralık 2007

<p>kısacası etkileyici bir film bence.</p>

Yorum yaz

Benzer

Cate Blanchett'in diğer filmleri

Filmografi →