Beş Vakit
Sırtını yüksek kayalıklara dayamış, yüzünü yüce bir denize dönmüş, etekleri zeytinliklerle süslü küçük, fakir bir köy. Köyün sakinleri sert bir coğrafyayla başa çıkmak için uğraş veren, sade ve çalışkan insanlardır. Toprak, hava ve suyun, gecenin, gündüzün ve mevsimlerin ritmine göre yaşarlar. Zaman her gün ezan sesiyle beş ayrı vakte bölünür. İnsana özgü bütün olaylar her gün bu beş vakit dilimi içinde yaşanır.
Çocukluktan gençliğe geçen, on iki - on üç yaşlarında üç çocuk, Ömer, Yakup ve Yıldız, bu beş vakitli filmde, köy sakinleri arasında öne çıkar. Beş vakit geçer. Çocuklar öfkeyle suçluluk arasında gidip gelerek ağır ağır büyürler.
Kadro
15 kişiOyuncular
Elit İşcanYıldız
Nihan Aslı ElmasYıldız Anne
Bülent Emin Yararİmam
Ali Bey KayalıYakup
Taner BirselZekeriya
Selma ErgeçÖğretmen
Köksal EngürHalil Dayı
Özkan ÖzenÖmer
Cüneyt TürelDede
Ali DüşenkalkarAhmet Ağa
Sencar SağdıçDoktor
Barış SermaAli
Sevinç ErbulakYakup Anne
Tilbe SaranÖmer Anne
Yiğit ÖzşenerYusuf Yapım
Künye
YönetmenReha Erdem
Görüntü YönetmeniFlorent Herry
Sinemaseverler
18 yorumYorumlar
AğlamakAile İlişkisiAkrepAnne-Kız İlişkisiAnne-Oğul İlişkisiArkadaşArkadaşlıkAşkAvcıAvlamaBaba-Kız İlişkisiBaba-Oğul İlişkisiBabanın ÖlümüBebekBıçakCenazeÇocukÇocuk İstismarıÇocuklarDağDoğaDoğumDoktorDuaEkmekEn İyi ArkadaşEv ÖdeviEzanFenalıkFırınFlütFotografçıFotoğrafGüneş TutulmasıHamilelikHarabeHayvanHırsızHırsızlıkİnekİslamKameraKamp AteşiKanKardeş İlişkisiKarı-Koca İlişkisiKeçiKıskançlıkKızKonseyKoşmakKöyKuşMüslümanNeorealizmOedipus KompleksiOkulOkumakÖfkeÖğrenciÖğretmenÖğretmen Öğrenci İlişkisiÖlümRöntgencilikRüyaSeksSınıfSigara İçmekSuistimalŞarkıŞarkıcıŞiirTerk Edilmiş BinaTüfekTürkiyeUçurumUyumakYağmurYalanYemekYetimYoksulluk
Benzer
Filmografi →








Reha Erdem'den köy hayatı çocuk psikolojisi, bilinçaltı, öfke, nefret gibi kötü duyguları yetişkinlere karşı nasıl oluştuğunu anlatan güzel bir film. Bu kavramları ezan ile birlikte verilmesi apayrı birşey olmuş. Çocukların kendinden büyük karşı cinse kim olursa olsun ilgi duyabileceği mesajıda verilmiş filmde. Tüm doğallığıyla herşeyi aktarmış filme filmin yönetmeni oldukça iyi bir film çekmiş.
Reha Erdemin psikolojik türdeki realist çalışmalarından en önemli örneğidir. Bu filmdeki oyuncu seçimi diğer filmlerine göre bir adım öndedir.Filmdeki görüntüler,ruhsal analizler ve geniş ve kaliteli oyuncu kadrosu filmi daha izlenilir kılıyor.Çocuk oyuncular harikulade performans sergilemişler.Ama Elit İşçanı ayrı bir yere koymak lazım;çünkü bana göre gelecekte de çok öenmli bir oyuncu olacak.Filmde monotanlaşmış hayatlar,bir çocuğun babasına duyduğu inanılmaz nefret ve öfke,bir çocuğun kardeşine duyduğu kıskançlık,bir kız çocuğunun okuma aşkı ve bir çocuğu öğretmenine duyduğu aşk harika görüntülerle şiirsel bir dille analtılmıştır.Bülent Emin Yarar ve Yiğit Özşener çok iyi performanslar göstermişlerdir.Bence anlattıklarıyla,oyunculuklarıyla ve görüntüleriyle yönetmenin Kozmozla birlikte en iyi filmidir.
Güzel bir filmdi.Görüntülerde öyle
<p>üzerinden beş vakitler geçsede hayatın halen devam ettiğini anlatmakta bir usta Reha Erdem, babaların ve annelerin çocuklarına karşı tutumlarının kendi büyüklerinden gördüğü şeyler olduğunu çok iyi anlatıyor. Elit işcan gerçekten çok kaliteli bir oyunculuk çıkartmış, diğer iki karakter ömer ve yakub'un yaşadıkları da yüz ifadelerine çok iyi yansıyor. Reha erdem yine bir gelişim sürecine el atmış ve beş namaz vakti üzerinden çok iyi kurgulanmış bir film ortaya çıkartmış. filmden anne babaların ders çıkartması gerekir, üstelik çocuklarıyla beraber izleyip birbirlerinin hatalarını gün yüzüne çıkartmayı sağlayabilirler.. </p>
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman" size="3">Sadece Psikiyatrislerle (çocuk psikolojisinin sadece tek yönünü gören psikiyatrisler)anne- babaların seyredebileceği bir film..görüntülerine vurulup <span> </span>bi seyredeyim bakayım dedim yarıdan sonra takatım kesildi..bu ne ağır yürüyen bir film bu ne iç sıkıntısı yarabbii..Evet çocukların umutsuzluk suçluluk nefret çaresizlik duyguları birer kağnı adımı kadar iyi verilmiş..Sanatsallık kısmı tamam da <span> </span>dası sadece bu kadar işte..Sadece sanatsallık kaygısı var sorun ooo...Bu kadar enerjiyi diyorum yediden yetmişe daha izlenebilecek film tarzına verseler aah ne iyi olurdu..Bence filmi bi izleyin yanınızda çocuk olmadan ama..İzledikten sonra izleyenler düşünsünler ve kendilerine sorsunlar şunu bir de çocuğumla birlikte izlesem ne faydalı ne harika zevki olurdu diyebileceklermi?..İşte film kendi yorumunu o an kendiliğinden ortaya koyacaktır emin olun..:)...Bir şey daha halk olarak hayat sadece her acıyan yanımıza ağlamaktan ibaret olsaydı cenazemizi kaldıracak takatimiz de olmazdı..</font></p>
<p>ben hayatımda en güzel türk filmini izlediğimi düşünüyorum. görüntünün senaryo üzerinde bu kadar etkili olması, sahnelerin müzikle birlikte insanı dehşete düşürmesi ve olayların beş vakit ezan zamanıyla anlatılması(hem de hiç dini bir boyut taşımadan)... hepsi cok etkileyiciydi. özellikle cocuk oyuncuların duygularının cok iyi aktarıldığı filmde cocukların bilinçaltında yatan öfkeleri, kıskançlıkları ve akıl almaz planları, karakterler derinlemesine tanıtılmasa da olağanüstü anlatılmış. babalar ve cocukları üzerinden aile ilişkilerine dikkat çekilmiş.taknik kalitesi de oldukça yüksek. bu film bence bir baş yapıt.
Filmin nerede çekildiğine takıldım ve netten aradım baktım... Çanakkale-Kozlu köyü...Mekan gerçekten güzel ve çekimler etkileyici... Filmdeki sessizlik beni koparmadı aksine ilgimi çekti...Gerçekten köy hayatı daha sesli ve hareketli; burda vurgulanmak istenen noktalar farklı yalnız...İzlemiş olmaktan memnunum...
ben daha iyi bekliyordum..
film biraz daha açık işlenebilirdi.yorum okumadan tam çözemedim açıkçası.Bir hocanın çocuğunun biri dinden enfret ediyor diğeri dine bağlı.burda anlatılmak istenen tezatlık ne?anlamadaım mesela?önceden izlemiştim aklımda da fazla birşey kalmadı.ama kapalı ve soğuktu..uğur
keşke daha fazla salona girse ve kimsenin uyku problemi kalmasa...
Reha Erdem se eğer izleöeye değer diye düşünüyorum. \'Korkuyorum Anne\'den sonra umarım çıta gerilemez. Saygılar
kaç defa doğarız, kaç defa ölürüz? bilincimizin(bilinçaltı?) çok uzakmış gibi görünen ormanlarına tekinsiz , kayıtsız, cesur bir yolculuk... erdem, önce imgeyi sunuyor; sonra o imgeyle yüzleştiriyor. ne de iyi ediyor.
reha erdem çocukluğunda hiç köye gitmiş mi?benim çocukluğum köyde geçti köy hayatı sıcaktır sürekli sohbet vardır özellikle çocuklar çok canlıdır bu filmi izlerken salonda 4 kişiydik ve herkes uyudu bu kadar soğuk bir film olamaz filmden çok müzik gösterisi vardır.anadolu insanı bu kadar soğuk değil ki filmin geçtiği köy denize yakın bir köy...
bu filme yorum yapmak için film izlenmeğe değmesi lazım
konu ve işleyiş açısından gerçekten güzel bir film...belki kostümlere biraz daha dikkat edilmeliydi
Kente kısılıp kalmış bizler, kendimizi ne kadar doğanın bir parcası sayabiliriz? Aslında bunun farkında bile değiliz artık. Doğaya dair gördüklerimiz yanlızca gökyüzünden ibaret. Bir de afetler. Filmdeki köyün çocukları bize sıradan ve fazlasıyla durgun gibi görünen yaşamlarında doğadan bir parça gibi sunuyorlar kendilerini. Bir bakıyoruz toprak olmuşlar, bir bakıyoruz ağacın yeşili, sonra saman, sonra taş, sonra su... Ezanın melodileri bile günün bir parcası, yani doğanın. Buradakiler gibi metalik değil. İlk aşk, dedeye duyulan kin ve öldürme isteği, küçük kardeş kıskançlığı, hayal kırıklıkları... Yani insana dair duygular asla doğanın o çocuklar üzerindeki egemenliğini yok edemiyor. Etmesin de zaten. Bari onlar o köyde kalsınlar da insanlığımız sürsün.
keşke daha fazla salonda girse de biçok insan izleme şansı bulsa filmi .
Çok kaliteli bir film olmuş, müthiş duygu yüklü. Şimdiden ödüller aldı, vizyona girer girmez patlama yapacağını düşünüyorum..