Takva
Muharrem, 1863 Balkan savaşında İstanbul’a göçmüş Arnavut bir ailenin son ferdidir. İstanbul’un en eski semtlerinden biri olan Süleymaniye’de babasından kalma küçük ahşap evde tek başına yaşama tutunmaya çalışmaktadır. Babasının arkadaşının eski handaki çuvalçı dükkanında 11 yaşından beri aynı işi yaparak 45 yaşına kadar gelmiştir.
Ailesi ve mahallesinden aldığı eski İstanbul-İslam ahlakı Muharrem’i içine kapalı, ailesine bağlı, cinsel istekleri kötü bir ahlak sapması olarak görüp; onları sürekli bastırarak değişen bu dünyada başını beladan, günahtan ve kötü olan her şeyden uzak tuttuğunu sanan biri haline getirmiştir. Annesi ve babası öldükten sonra küçük olan dünyası iyice küçülmüş, nerdeyse tek başına kalmıştır.
Ailesinden kalan küçük eve bile bakamamakta, onlardan kalan ve artık iyice eskimiş eşyaları bile yeniliyemediğinden onları kullanmaya devam etmektedir.
İşyerinde ise hiç zeka istemeyen çalışma koşullarını 34 yıldır değişmeden ve yeni bir gelecek kaygısı olmadan sürdürebilmesini yine babasından kalan bir hatıraya devam edercesine haftada bir gittiği islami bir tarikatın öğretisinde bulunan mütavazilik, haddini bilmek ve tevekküle uymak gibi mistik öğretiyle örtmüş ve böylece mutlu olmayı başarabilmiştir.
Cinsel yaşamındaki başarısızlığını ise “uçkuruna sahip olmak” olarak görmeyi tercih etmektedir. Annesine olan aşırı sevgisi, annesinin ölümüne rağmen değişmemiş, ev içi yaşamını hala annesinden gördüğü gibi sürdürmüştür.
Yaşamındaki tüm sorunları nerdeyse kendisine unutturan İslam-tarikat öğretisine sımsıkı sarılmış ve bu öğretiden uzaklaşmamak adına kendi zihninde olağanüstü bir Tanrı korkusu-sevgisi oluşturmuş ve bu korku-sevginin sınırını aşmamaya özen göstermiştir.
Kendine ördüğü bu örtü, gittiği İslami tarikatın da dikkatini çekmiş, Tanrı korkusu-sevgisinden oluşan bu örtüden onlar da yararlanmak istemişlerdir. Büyük bir güven ve dünya malına özenmeme duygusuna ihtiyaç olan bir sorumluluğu yerine getirebileceği düşünülerek Muharrem’den tarikatın idari işlerinin bir bölümünü idare etmesi iştenmiştir.
Bu sayede Muharrem birden dışa kapalı bir yapıya sahip olan tarikatın dışardan görünen yüzü olmuş, tarikata duyulan mistik saygının ve bunun sonuncunda doğan maddi gücün görünürdeki temsilcisi haline dönüşmütür.
Artık Muharrem tarikata ait taşınmaz mülkün tamiri, bakımı, onarımı ve tabiki gelirlerini takip eden biri olarak küçük çuvalçı dükkanından, o çok kaçındığı kocaman dünyanın günlük insan ilişkilerinin içine düşmüştür.
Artık hayatında yanlızca yüzyıllık ahşap mahallesi yoktur; koca İstanbul şehrinin betonlaşmış yeni yüzü ve bu betonlaşan İstanbul’un beton gibi sert fakat yine beton gibi çabuk dağılan insan ilişkileri de vardır. Artık eskisi gibi değildir Muharrem’in hayatı. O sakin ve zaten her bir sonraki gün aynı geçecek hayatı şimdi koşturmacayla ve hiç alışık olmadığı yeni sürpirizlerle doludur.
Sürekli bastırmaya çalıştığı cinsel hayatı kendisine aşırı güven duyan şeyhinin evlenmesini önermesiyle tetiklenmiş, kendine söylenen herşeyi yerine getirme alışkanlığını ise artık yanında başka kişiler çalıştırıp onlara buyruk vermeye dönüştürmüştür.
Bu hızlı dönüşüm, Tanrı sevgisi ve korkusu arasındaki dengeyi Muharrem’in zihninde bozmuş, Tanrı sevgisi azalıp günahlar başlayınca Tanrı korkusu Muharrem’in zihnini kemirmeye ve sonunda da yok etmeye kadar varmıştır. Aslında sorun acaba gerçekten de sevgi-korku arasındaki dengenin bozulması mıdır, yoksa...
www.takva.com.tr
Oyuncular
Erkan CanMuharrem
Meray ÜlgenŞeyh
Güven KıraçRauf
Erman SabanMuhittin
Müfit AytekinÜnal
Hakan GürsoytrakMeczup Devran
M. Erdal Parmaksızoğlu
Önder Çakar
Erdoğan KapısızKonuk Oyuncu
Yaşar AkınTamirci Ustası
Aylin Çalap
Elif TayhanDansöz
Ararat MorKasap
Murat CemcirMahmut
Settar TanrıöğenAli Bey
Engin GünaydınŞeytan 








Gözlerden ırak neler olduğunu gerçekçi bir şekilde ortaya sermişler. Bu tür konulara sinemamızda fazla yer verilmediği için bilmeyenlere oldukça farklı geldiğini düşünüyorum. Erkan Can ve Güven Kıraç harika oynamışlar.
Bence bu filmin en dikkat çekici ve başarılı özelliği, Türk Sineması'nda nadiren olan (belki de ilk kez) İslam veya din üzerine çekilmiş bir filmdeki dini sahnelerin nispeten sırıtmaması, komik durmaması ve özellikle bazı kareleri ile ibadetteki huşuya yakınlaşması idi. Özellikle Muharrem'i canlandıran baş rol karakter oyuncusu Erkan CAN bu filmde çok iyi oynamış. O kadar ki sanki gizlice bu adamın evine kameralar yerleştirilmiş, bize de sinema niyetine biraz sanat biraz maneviyat sosuyla bezenmiş bu görüntüleri izletiyorlar gibiydi. Hatta sinema salonunda filmi izlerken yanımda oturan çocuk bir yerde yüksek sesle "Aynı babam gibi namaz kılıyo lan, hatta terlikleri bile aynı!" diye ses verdi. Sadece Güven Kıraç'ın olduğu sahnelere ısınamadım diyebilirim. O kadar komedi filmlerinde görmeye alıştık ki Güven Kıraç'ı ve o kadar başarılı ki sorunlu komik tiplemelerde, buna bir de Takva'daki başarısız takma sakal denemesi eklenince rolüne oturmamış bir figür (hoca efendi?) çıkmış ortaya. Aslında ilgimi çeken bu film içindeki flashback yapılan rüyalar ve sonu ile ilgili de bir şeyler yazmak istiyorum fakat o zaman çok uzun olacak :)
Çok güzel başlayan bir film olmasına rağmen finali aynı güzellikte bitemedi. Erkan Can tarikat müridi rolüyle bu rolün üstesinden ustalıkla gelmiş. Aslında dışarıdan herşey göründüğü gibi olmadığını zikir sahneleriyle zihinlerde yer eden bir film.
İzlediğim en iyi senaryoaya sahip Türk filmi....
Gerçekleri çok güzel şekilde yansıtmış. Mutlaka ve mutlaka izlenmesi gerekir...
Ne istediniz Muharrem Efendi'nin O Takva ile Dolu Dünyasından Onun Ardında Sadakatle bağlı Her Zaman Hatıralarıyla Andığı Başucundaki Fotoğrafıyla Ardından Rahmet OkuduğuMerhum bir Annesi. ve bir Allahı vardı. Filmin finalinde bu sözleri kullanmamak olmaz heralde. O Öyle titz bir şekilde Dini ve İbadetine bağlıdır ki Hayat İmtihanında onun gün gelir dönen dünyadaki,zalimliğin adaletsizliğin para denilen yaratılmış bir katilin çarkına düşüp nasıl yok olup gitme durumuna geldiğini görmek İnsanın İçini Acıtıyor. Onun gün geçtikte değişen tavırları , ibadetlerindeki eksikliklerin artması beynini yiyip bitiren her gece kabusu haline gelen şehvet şeytanıyla cebelleşmesi, ve kendi iç dünyasındaki savaşla Dünya hayatını Mahveden Mahvedenlere karşı Yenik Düşen İbretlik bir yaşam Hikayesi ''Muharrem Efendi'' Karakteriyle çok farklı bir oyunculuk ile karşımıza çıkan Erkan Can Film Mesaj verici ve kaçınılmaz sonların bir düzeni nasıl yıkabileceğini çok iyi izah etmiş.
Mükemmel bir senaryo ve Erkan Can'ın değer katan oyunculuğu ile etkisinden kurtulamayacağınız bir film. Ruhani değerlerin sinemadaki en başarılı yansımalarından bir tanesi izleyeceksiniz.
Film konusuyla oyunculukları ve sinematoğrafisiyle bir ilk filme göre çok başarılı bir film özer kızıltan yönetmen olarak iyi iş çıkarmış film önemli bir konuyu tarafsız gerçekçi bir şekilde anlatmış filmde erkan can rolünde çok iyi görüntü yönetmeni soykut turan da iyi iş çıkarmış türünün en iyi örneklerinden olan film izlemeye değer çok iyi bir film.
Elveda Rumeli, Yalanci Yarim gibi ratingi iyi dizilerde gördüğümüz Özer Kızıltan'ı "Beni Unutma" filmindede beğenip takdir etmiştim. Takva içerik olarak konusu itibarı ile bıçak sırtı diyebileceğimiz bir satıhta. Her ne kadar yönetmen objektif davrandığını dile getirsede, inceden inceye mütedeyyin kesime karşı bir snob duruşu sezinlemek mümkün. Yapım aşamasında belli ki din konusunda pek bir hakimiyeti olmadığından danıştığı insanlar olmuş fakat filmin pekçok yerinde o ortamlarda bulunmuş kişilerin gözünden kaçmayacak türden komik tuhaflıklar var. Oyunculuğunu çok beğendiğim Güven Kıraç'ın zikir sırasındaki görüntüleri trajikomik bir durumdu. Ama Erkan Can tartışmasız filmin en iyi oyuncusuydu. Elveda Rumeli'nin Dilaver'ini de uzun saçlı görmek ilginçti. 10/6
Film genel itibariyle bana göre başarıyla icra edilmiş.Tarikat, din, siyaset meselelerine girmeye gerek yok.(sadece şeyhlerdeki bu mercedes merakını anlamış değilim) iyiler ve kötüler her grupta vardr ve olmaya da devam edecektir. Filmden anladığım kimsenin omzuna kaldıramayacağı yükü yüklemeyeceğin ve herşey göründüğü gibi olmayabilir.
Müthiş başarılı bir öykü.. Öykünün: Günümüz Türkiyesinde, İstanbul Fatih'in Çarşambasında yaşananlarla ilgili olarak eksiği vardır fazlası yoktur. Din'in devlet işlerinden ayrılması kadar önemli , hatta belki daha da önemli birşey varsa din'in ticaretten ayrışmasıdır. Ama kendi adıma günümüz islamiyetinde bunu imkansız bulmaktayım. Çünkü din sömürücülerinin bahaneleri hep aynıdır.. Sözüm ona din'e hizmet ediyorlardır Sinema sanatı olarak baktıgımda Takva filmi Türk sinemasından oyu 10/10'dur konusununun tüm moral bozuculuğuna rağmen.
Allah korkusunu iliklerine kadar yaşayan bir adamın istemeyerek günaha girmesi sonucunda vijdan azabı içinde ruhsal çöküntüsünü anlatıyor..
Film çok çarpıcı ve vurucu bir film. Son zamanlarda izlediğim en etkileyici ve cesur filmlerden biri. Dini vecibelerini yerine getiren imanı çok kuvvetli olan Muharremin cemaatin görünen yüzü olduktan sonra gördüğü rüyalarında etkisiyle hayatı değişmeye ve günah işlemeye başlar. Bu filmde tarikat ve bazı cemaatlerde dinimizin nasıl istismar edildiğini, cemaatteki eşitsizlikleri tüm gerçekliğiyle ve içyüzüyle gösterilmiştir. Birçok tabuyu yıkan bu filmde toplumumuzda ne kadar fazla Muharrem olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Film ne kadar iyi olsa da finali daha iyi olabilirdi. Filmin müziği,senaryosu ve kurgusu harikaydı. Güven Kıraç azımsanmayacak bir oyunculuk sergilemiş. Erkan Can akıllara durgunluk veren dünya çapında bir oyunculuk ortaya koymuş. Tavsiye ettiğim çok derin ve gerçek bir film.
küçük bir tespit te ben yapayım. cuma namazı kılınırken imam dışardan kıraat eder, içinden okumaz.
Kendimizi bu dünyada tartmamız gerektiğini neyin içinde olduğumuzu kime hizmet ettiğimizi kimlere kullanıldığımızı anlatan güzel bir film. Sonu iyi bağlanamamış Nazım Hikmetin şiiri biraz durumu kurtarmış. İzlenmeye değer. 7/10
film tarikatların ve cemaatlerin içinde yer alan bir kişinin ruh halini anlatan çok harika bi yapım ve çok cesur bi yapım ki o kadar tarikat ve cemaat çok tepki vermedi ve büyük sansasyonallere adı karışmadı demek ki film o kadar ince elenip sık dokunmuş ki kimselerin onuru kırılmadan objektif ve başarılı bir ortaya çıkmış izlemeyenlere bu tarz filmleri sevenler zaten izlemiştir diye düşünüyorum ama bu tarza uzak olanlar da erkan canın performansını görmeleri açısından tavsiye ederim
çok kaliteli bir film....ve mükemme oyunculuk erkan can...
dini film yapıyorlar zikir sahnesinden sonra sevişme sahnesi hiç hoş değil eski filmlerimizi gerçekten çok arıyoruz.
cesurca bir kurgu hazırlamışlar.zira çok tepki çekebilecek bir konu.ve erkan can faktörü tabii
çok beğendiğim bir film. erkan canın oyunculuğu süperdi