Gelibolu

Yıl2005
Süre90 dk
TürBelgesel
Vizyon18 Mart 2005
Seyirci678.372

Dünya tarihine yön veren, uğrunda binlerce şehit verilen, Mustafa Kemal Atatürk’ü tarih sahnesine çıkaran, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ulus olmalarını sağlayan, Sovyet Devrimi’ne zemin hazırlayan Çanakkale Savaşı, Doğuş Grubu ana sponsorluğunda beyazperdeye taşınıyor. Belgeselde, tarihin en büyük 2. kara çıkarma harekâtı olan Çanakkale Savaşı, bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış mektuplar, belgeler ve fotoğraflarla, savaşın 90. yılında tamamen objektif olarak ele alınıyor.

Atatürk, Nemrut ve Hititler belgesellerinin yönetmeni Tolga Örnek’in son filmi “Gelibolu” Çanakkale Savaşı’nın 90. yıl dönümünde, 18 Mart 2005’te vizyona giriyor.

Dünya tarihine yön veren, uğrunda binlerce şehit verilen, Mustafa Kemal Atatürk’ü tarih sahnesine çıkaran, Avustralya ve Yeni Zelanda’nın ulus olmalarını sağlayan, Sovyet Devrimi’ne zemin hazırlayan Çanakkale Savaşı, Doğuş Grubu ana sponsorluğunda beyazperdeye taşınıyor. Belgeselde, tarihin en büyük 2. kara çıkarma harekâtı olan Çanakkale Savaşı, bugüne kadar gün yüzüne çıkmamış mektuplar, belgeler ve fotoğraflarla, savaşın 90. yılında tamamen objektif olarak ele alınıyor.

18 Mart’ta Türkiye’de, Nisan ayında da Yeni Zelanda ve Avustralya sinemalarında vizyona girecek olan “Gelibolu”, sadece Türk askerlerinin değil, din, dil, ırk, uyruk gözetmeksizin siperdeki askerlerin yaşadıkları acıları ve duygularını anlatan insan hikâyelerinden örülüyor. O hikâyeler de filmde, 2 İngiliz, 3 Yeni Zelandalı, 3 Avustralyalı ve 2 Türk toplam 10 ana karakterin mektup ve günlükleriyle anlatılıyor. Evrensel Düzeyde Bir Belgesel…

6 yılda çalışmaları tamamlanan “Gelibolu” için İngiltere, Almanya, Fransa, Rusya, Avusturya, Avustralya, Yeni Zelanda ve Türkiye’deki yetmişin üzerinde arşivden yararlanıldı ve Çanakkale uzmanı 16 uluslararası tarihçi ile işbirliği yapıldı. İngiltere Kraliyet Savaş Müzesi, Avustralya Savaş Müzesi, Yeni Zelanda Kültür Bakanlığı ve Türk askeri müzelerinin işbirliği ile gerçekleştirilen belgesel, film formatı ile de ön plana çıkıyor. High Definition formatında çekilerek 35mm basılacak film Türkiye’de bu formatta çekilen ilk belgesel olma özelliğini taşıyor.

Uluslararası bir ekip… Filmin yapımcısı pek çok yabancı filme imzasını atmış olan Hamdi Döker, araştırma koordinatörü Dr. Feza Toker, görüntü yönetmeni Volker Tittel, sanat yönetmeni Oliver Munch. Filmin özel efektlerini Karl- Heinz Bochnig, müziklerini ise Demir Demirkan yapıyor.

Filmin müzikleri Demir Demirkan’dan… Belgesel filmin müziklerini yapmanın bir dramayı müziklemekten daha farklı bir yaklaşım gerektirdiğini belirten Demir Demirkan “Gelibolu” belgeselinin müzikleri için şunları söyledi: “Benim ‘Gelibolu’ filmini müziklemek için özellikle seçmiş olmamın sebebi bu tarihi olaya olan özel ilgimin yanı sıra, filmin bir drama değil belgesel olması.

Yani burada gerçek insanların gerçek duygularını, yazılmış ve saklanmış, hala var olan mektupları, günlükleri müzikal olarak ifade edip hayata geçirmek söz konusu. Bu filmde müzisyenin görevi, varsayılan bir duyguyu müziklemeyi aşıyor. Yani müzikal kariyerimde yepyeni bir adım.”

Kadro

Oyuncular

3 kişi
Yapım

Künye

SenaryoTolga Örnek
Görüntü YönetmeniVolker Tittel
YapımcıHamdi Döker
ŞarkıDemir Demirkan
Sinemaseverler

Yorumlar

12 yorum
baran3431 Ekim 2014

Belgesel olarak çekilmiş olan yapım bize savaşın ne kadar saçma ve gereksiz olduğunu kanıtlar nitelikte. Yalnız efektleri beğenmedim. Günümüz teknolojisinde ve üstelik birçok yerden sponsorluk adı altında maddi destek almış olmasına rağmen bayağı bir sırıttı. Yapım 1915 yılında Arıburnu, Conkbayırı ve Seddül-bahir gibi koylarda yapılan çıkarmaları kah bir Türk askerinin günlüklerinden kah bir anzak askerinin mektuplarından aktarmakta. M.Kemal'in bir kahraman gibi ilk ortaya çıkışı bu savaşta olmuştur. Savaşın acımasız yüzünü bize izleten yapımda bulaşıcı hastalıktan ölen, soğuktan donan ve çarpışmalarda ölen binlerce insanı bize izlettirmiş oldu. Bir uyarı vermem gerekir. Bazı görüntüleri mideniz kaldırmayabilir.

delikadir3930 Eylül 2013

İyi bir belgesel.İlk vizyona girdiğinde izlemiştim.Son olarak hafta sonu tv2 de izledim.

aslanşair15 Eylül 2011

Çok başarılı bir belgesel film iyi ki çekilmiş

badem ağacı19 Kasım 2008

<p>öncelikle belgesel yapımına bir tür olarak bakmak yerine sinemanın yetersizliği gibi bakmak yanlış bir düşünce. belgesel bir türdür ve belli ölçütleri içerir, filmi de yapılırsa bu hikayenin o ayrı bir tartışma konusudur... 1. dünya savaşında önemli bir başarı elde edilmiş çanakkale cephesinin ülkemizde yapılmış en tarafsız belgeseli olma özelliği kazandığını düşündüğümden bu filmi ayrı bir yere koyuyorum. musatafa kemel den yeterince bahsedilmediğine dair eleştiriler ise; duygusallığın mantığı öldürdüğü bir yer. şu günlerde de çok tartışılan bir konu olması dolayısıyla da söyleyebilirim ki ona bakış açımızı duygusallıktan ziyede akıllıca geliştirmeliyiz. bu film de musatafa kemal i anlatmak için değil imkansız olarak bakılan bir zaferi anlatmak için çekilmiştir. imkanlar el verdikçe yapılmış iyi bir belgesel. en azından şimdiye kadar yapılmışların iyisi.</p>

erhanakgun6 Haziran 2007

Eldeki malzemeyle mükemmel olabilirdi ,genede çanakkale belgesellerinin en iyisi ve tarafsız olanı

kadir7 Şubat 2007

Belegesel olarak yapilmasi buyuk bir hata. Bir sinema filmi gibi yapilsaydi, cok daha yerinde olurdu, ve daha fazla is yapardi. Anlatilmak istenen güzel, fakat cok sıkıcı. Bir belgesel icin süre olarak iki saat biraz fazla gibi.

serhat_gumus31 Temmuz 2006

beklediğim gibi değildi..

oncuerkan2 Mayıs 2006

çok başarılı ve tarafsız bir belgesel herkese tavsiye ederim...

BORDOBERELİ1 Ocak 2006

Bu bizim için iyi değil dünyanın en önemli şavaşlarından biri olan çanakkale savaşının artık film'i olması gerek var demeyin çünkü olanlar çizgi film

tamerking27 Eylül 2005

Bu "belgesel" kesinlikle bizden birinin elinden çıkmış değildir,olamaz.Hiçbir Türk senarist Osmanlılar'dan "onlar" diye söz etmez.Hiçbir Türk yönetmen yüzde doksan bizimle ilgili olan bir konuda bizi figüran durumuna düşürmek yüzsüzlüğünü gösteremez.Hiçbir Türk film ekibi bıyıkları terlememiş gençlerimiz gözünü kırpmadan ölüme gitmişken,insan boyunda mermiler atan topların tepeleri düzlettiği bir savaşta yokluk içinde savaşan kendi askerlerimiz yerine,zerre kadar haklılığı olmadan,ama başkası tarafından ama kendi isteğiyle olsun farketmez,neticede işgal maksadıyla bu topraklara gelmiş Anglo-Saksonlar (AS) için kederlenmemizi bekleyerek film çekmez.Peki nedir bu rezalet? Kanaatimce bir AS ülkesi içn,bir AS şirketince çekilmiş ve bir AS kanalında yayınlanması düşünülen fakat sonra bir şekilde rafa kalkmış olan bir belgeselin Türkçe'ye çevrilmesinden ve uyanıkların altına kendi imzasını atmasından ibaret bir yapımdır karşımızdaki.Tamamen AS tezlerini anlatan bir yapım.Bunu onların çekmesi ve anlatmasını doğal karşılarım,neticede AS kavimler asla yenilgilerini itiraf etmezler,büyük bir ihtimalle bunun psikolojik kökeni işgale uğramamış,dolayısıyla inkar edilemeyecek bir yenilgiye uğramamış olmalarıdır.80 yıldır AS lerin Çanakkale çin anlattıkları bir bahaneler silsilesinden ibarettir.İlk gün karaya yanlış yerden asker çıktığını anlata anlata bitiremezler de,bir defa olsun o yanlış yere çıkan askerlerin 300 kişi olduğunu,oysa karaya ilk çıkanların 25 000 kişi olduğunu anlatmazlar.Bu yanlış yere çıkmış askerler için "kumsala çıkar çıkmaz ateşle karşılaştılar"gibi son derece saçma bir acındırma ifadesi kullanırlar da (ya neyle karşılaşacaklardı,hoşgeldiniz yeni efendilerimiz diye çiçeklerle mi karşılayacaktık) bir kez olsun o ateşi açanın 10 kişilik bir manga olduğundan bahsetmezler.Devamlı olarak suçu istihbarat servislerine,politikacılarına (tarihin en çok ve en haksız eleştirilen mağdurları) komutanlarına atarlar ve yenilgilerini bunların kabahati olarak gösterirler de,bir kez olsun "hakikatten de bu Türkler bizi feci ezdi" diyemezler.Nusretin döktüğü mayınları şöyle bir geçiverirler de (bu belgeselde de tek cümle var,Nusrat mayın döşemişti diye,o kadar.İngilizce Nusrat'ı Nusret'e çevirmeyi bile düşünememişler) Nusretin bu mayınları daha önce benzeri görülmemiş bir şekilde düşmanın geliş yoluna dik dizdiğini,bundan dolayı mayınların saptanamadığını,dönüş manevrası yapan savaş gemlerinin bu mayın hattına çarptığını,yani olayın bir İngiliz istihbaratı hatası yahut talihsizlik falan değil,dahice bir düzenlemenin eseri olduğunu anlatamazlar.Niye anlatsınlar,kendi hatalarıyla yenilmek dururken,zaferi düşmana armağan etmek yakışır mı bir AS'ye?Siz kaç Vietnam savaşı filmi hatırlıyorsunuz Vietnamlıları aptal gibi ilerleyip patır patır ölmek haricinde gösteren?Sanki görünmeyen bir düşmana karşı savaş vardır,adı konmayan bu düşman doğadır,tıpkı Vietnam savaşı filmlerinde kahraman AS askerlerine karşı temel zorluk Vietnam ın insanları değil ormanları olduğu gibi,en az onlar kadar kahraman ve cevval Çanakkale AS'larının da ana düşmanı Türkler değil,yamaçlar,tepeler,kayalardır.Yenemedikleri düşman doğadır onlara göre,yoksa Vietnamlılar,Türkler,yine hiçbir 2.DS filminde insan gibi gösterilmeyen Almanlar koskoca kahraman AS milletine ne gibi bir zorluk çıkarabilirler ki?Ah şu politikacılar,ah şu kendi hatalarımız,onlar olmasa nasıl da girdiğimiz bütün savaşları kazanacaktık havasındadırlar.Halbuki tarihi AS'lerinkinden başka kaynaklardan da takip eden birisinin bileceği gibi,başkalarının öldüğü savaşlara son anda girip "zafer benimdir" demek konusunda AS'lerin üstüne yoktur (Napolyona karşı,Almanya'ya karşı,Hitler'e karşı savaşa en son katılan,buna rağmen zafere sahip çıkan herhalde Çinliler değil) Bizim askerlerimiz kuyu suyundan başka her konuda sıkıntı çeker,topçumuzda namlu başına kimi yerde 5,kimi yerde 13 vs gibi miktarda cephane kalır,doktor ve ilaç eksiğinden binlerce askerimiz boş yere ölür,azman gemi topları bir atışta bir taburumuzu helak ederken bizden gık çıkmaz,AS bey fendiler ise mazeret beyanında bulunurlar:Tuvalet kağıdımız yoktu! Hiç kimse yanılmasın,karşımızda bizimkine denk bir cesaret veya kahramanlık yoktu.Anzakların gösterdiği cesaret cahil cesaretidir,Türklere karşı hiçbir tarihi tecrübesi olmayan ve bizden farklı olarak,son iki yüzyılını tarihin o güne kadar gördüğü en kuvvetli devletlerin bitmek bilmez saldırılarına karşı ümitsiz bir savunma içinde geçirmiş olmayan bu askerlerin korkmak için bir sebebi yoktu.Boş bir "nasıl olsa kazanacağız" özgüveni ve tecrübesizliğin getirdiği cesaretle,zafer için en ufak bir umut ışığı göremediği halde tereddüt etmeden 300 mm çaplı namluların bombardımanı altında makinalı tüfek yuvalarının üzerine koşan askerin cesaretini kıyaslayamazsınız. Peki neden bunları anlattım da filmden bahsetmedim?Çünkü film de bunları anlatıyor,AS bakış açısıyla AS'ler için AS'ler tarafından hazırlanmış bi AS belgeseli.Bunu İngilizler yayınlasa diyecek bir şey yok,her zaman yaptıkları şey.Amerikalılar ve Avusturalyalılar için de aynısı geçerli.Fakat AS bahaneleri duyurmak için hazırlanmış bir eserin altına bir Türk yönetmen imza atıyorsa,işte orada itirazım var.Sebebi ne olursa olsun,ister cehalet ister aptallık ister ihanet,bu kişi AS iddialarının altına Türk imzası atarak ülkesine ve tarihine korkunç bir zarar vermiştir.Bir Japon tarihçinin (veya sinemacının) çıkıp "canım Amerikalılar savaşı çabuk bitirmek için attılar atom bombalarını,kızmanın alemi yok,hem herkes için en iyisini yaptılar aferim onlara" demesi ile kıyaslanabilecek bu rezalete söylenebilecek tek şey var:Ezikliğin destanı. Bu arada Tolga Örnek'e bir konuda teşekkür etmek istiyorum... Böyle rezalet bir projede Atatürk'ün adın sadece 3 yerde söylediği için... En azından onun ismini böyle rezalet bir belgeselde ön plana çıkarmamış... Çünkü Anzakların intikam yeminleri ettikleri bölümler herşeyden önemli bu belgeselde.. Nede olsa bu bizim değil zavallı Anzakların , Yeni Zellanda' lıların ve İngilizlerin belgeseli... NOT: Türk Filmi Arşivcileri .. Görüşelim .. [email protected]

okaya3627 Temmuz 2005

tarihimizi doğru olarak anlatan filmlere ihtiyacımız var.Bu filmde bunlara örnek.Çok başarılı buldum.

yilmazyilmaz29 Nisan 2005

gelibolu türkün imanla örülü destanını anlatmada yetersiz...daha çok anzak destanı olmuş bu belgesel

Yorum yaz

Benzer

Nüvit Candaner'in diğer filmleri

Filmografi →