Yaprak Dökümü
‘Charade (Carousel)’ (1963) (Henry Mancini) ve ‘Sevdim Yine Bir Nev-Civan’ (Basmacı Abdi Efendi) melodilerinin fon müziği olarak kullanıldığı filmde 1914–18 Harbi sonrası. ‘Şerait-i hayatiye, şerait-i iktisadiye’ ama en acısı ‘fikriyat’taki çıkarcı değişim. (Belki ‘dökülen ilk yaprak’ budur.)
Kenan; “..Artık insanlar, sizin zamanınızın insanları değil. Gözleri açıldı.”
Ali Rıza Bey; “Kenan Bey oğlum, malum âliniz ben eski bir insanım. Anlaşabilmemize kolay kolay imkân yoktur. Çünkü ben, paradan başka şeylerle de mesut olunabileceğine inanıyorum.”
Kenan; “Evet, insan ibadet, çalgı yahut yetiştirdiği çocuklarıyla müteselli olabilir (avunabilir). Ama bütün bunlar için para lazımdır. Babasınız, çok daha iyi bilirsiniz ki parasız namus pek pek iki göbek dayanır. Zorladınız mı ahir ömrünüzde evlatlarınız feci bir yaprak dökümüne uğrayabilir.” (Ali Rıza Bey’in ailesi bir göbek bile dayanamıyor.)
Film, romandan (Reşat Nuri Güntekin) (İnkılâp Kitabevi–23. Baskı) (Birinci Basım 1925/30) farklı olarak 1925’te başlıyor. Ali Rıza Bey, ‘60 küsur yaşlarında eski bir mutasarrıf (kaymakam benzeri)’. Bir ara öğretmenlik de yapmış. ‘Arapça ve Farsçaya (romanda ayrıca İngilizce ve Fransızcaya) vâkıf’.
Salacak’ta (kitapta Bağlarbaşı) babadan kalma bir evde [‘Ağaçlar Ayakta Ölür’den (1964) anımsadığımız Çürüksulu Ahmet Paşa Yalısı] oturuyor. Yaşamında ‘doğruluk ve namus’tan başka bir şey yok. ‘Eski talebelerinden’ Muzaffer Bey’in müdür olduğu Altın Yaprak Şirketi’nde memur. Evliliği biraz geç, 40’ına doğru olmuş.
Ama sonra ‘nüfus işlerinde devletin başka hiçbir şubesinde göstermediği bir faaliyet gösterir’; “Yedi sene içinde, birbiri ardı sıra dört çocuğu dünyaya geldi. Nihayet dört senelik bir dinlenme müddetinden sonra–50 yaşına girdiği gün-son bir kızla (‘hızla’ deseydi daha mı uygun olurdu) çocuklarının sayısı beşi buldu. (Sf. 11–12)”
‘30 yıllık zevcesi’ Hayriye; Büyük kızı (28 yaşında) Fikret; Oğlu Şevket; Ortanca kızları Leyla ve Necla; Küçük kızı Ayşe ‘çok şükür, yuvarlanıp gidiyorlar’. Kenan “Daha çook yuvarlanıp gidersiniz” diyecektir. (Bu duruma göre, Ayşe’nin yaklaşık 20 yaşında olması gerek ama 9–10 yaşında.)
Fikret’in, çocuk yaşta geçirdiği hastalık sonucu, sağ gözünde leke var. Şevket, bir bankanın ‘müsabaka imtihanına’ hazırlanıyor. ‘Çarliston’ Leyla ve Necla, sanki iki değil tek kişi gibiler. Zaten, ilerde benzer şeyleri yaşıyorlar. Şimdilik (komşuları Sevinç Pekin’in verdiği) “Yes Sir, That’s My Baby” (1925) (Gus Kahn / Walter Donaldson) taş plağı ile dans etmekten başka bir şeye ilgileri yok.
Ali Rıza Bey, Şevket dışında kimsenin onaylamadığı bir nedenle işsiz kalır. Biraz hoppaca bir genç kız olan Leman’ın işe girmesini sağlamış. Muzaffer Bey onu hamile bırakınca “..Size kadın getirmiş bir adam mevkiine düşürdünüz beni” diyerek oradan ayrılır. (Evin dışına olmasa da ‘dökülen ikinci yaprak’.) Aile 30,5 liralık ‘tekaüt aylığı’na kalır.
Neyse ki oğlu bankanın sınavını kazanmış. Yük şimdilik onun omzunda. Bankada daktilo olarak çalışan Ferhunde ile ‘münasebet’ kuruncaya dek. Genç kadın evli. Kocası bir Ankara seyahatinden erken dönünce yatakta yakalanırlar.
Baba önce ‘olmaz’ falan dese de ‘La Cumparsita’ (1917) (Gerardo Matos Rodrigues) ve ‘La Paloma’ (1861) (Sebastian Yradier) ile izlediğimiz düğünün ardından eve gelin geliyor. (Dedikodu eksik olur mu? Silvana Panpani “Bir yaşıma daha girdim, dul kadın gelinlik giyer mi ayol” ve bir başka konuk “Kadın oğlandan büyükmüş” diyorlar.)
Ali Rıza Bey’in diğer ‘tekaüt memurlara benzemesi için bir ay yeterli olur’. Evde gelen giden gagaladığı için mahalle kahvesine ‘sığınır’. ‘Yorgana göre ayak uzatmak’ olmayınca düşüş çorap söküğü gibi geliyor.
Fikret’in, 50’lik ve iki (romanda üç) çocuklu Tahsin Bey’le evlenmek için Adapazarı’na gitmesi (‘dökülen üçüncü yaprak’); Antika tabakların, komşu duymasın diye fısıltıyla çağrılan Yahudi Eskiciye satılması; Kenan’ın Leyla’yı ağına düşürmesi ve ‘Adiós, Muchachos’ (1927) (Julio César Sanders / César Felipe Vedani) ile birbirlerinin olmaları; ‘Jalousie’ (1925) (Jacop Gade) ile dans ettikleri sahnede onu Doğan’a bırakıp Necla ile beraber olması; Evin Emniyet Sandığı’na rehin edilmesi (‘dördüncü yaprak’); Zimmetine para geçiren Şevket’in bir buçuk yıl ceza alması ve elbette, Ferhunde’nin onu terk etmesi (‘beşinci ve altıncı yapraklar’); Necla’nın randevu evine sermaye ve Leyla’nın bir avukat’a metres olması (‘yedinci ve sekizinci yapraklar’) ile aile paramparça olur.
Aslında, O. Henry’nin ‘Son Yaprak (The Last Leaf)’ öyküsünde olduğu gibi umudu simgeleyen yaprak dalında hâlâ duruyor; Kurtuluş Savaşımız ve kurulacak genç Cumhuriyet. Ama film olayları 1925’den başlatarak onu da biraz baltalıyor.
Gelininden dayak yiyen Recep Bey, bohçası koltuğunda ‘Mütekait Kahvesi’ne gelmiş.
Açık başlı emekli; “İşte dünya böyle. Gençken heves edip evleniyor insanlar. Sonra ömrü billâh uğraş dur. Ekmekti, elbiseydi, ev kirasıydı..”
Recep; “Alt tarafı bir tabak yemek koyacaklar önüne. Evde karı, çoluk, çocuk sıkar posanı çıkarırlar.”
Diğer emekli; “Sıkılıp çıkarılacak suyun kalkmadığında..”
Recep; “Böyle evden kovulur mütekaidin kahvesinde çile doldurursun.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Ediz HunŞevket
Fatma GirikLeyla
Cüneyt GökçerAli Rıza
Semiramis PekkanNecla
Güzin ÖzipekHayriye
Funda PostacıAyşe
Gürel ÜnlüsoyKenan
Esin GülsoyFerhunde
Eşref VuralTahsin
Selahattin İçselCevdet
Müşerref ÇapınDavetli Müşerref
Ali DemirKumarbaz
Süha DoğanMuzaffer/Eşref Vural Seslendirme
Orhan ElmasDoğan
Meriç BaşaranLeman
Faik CoşkunKahveci Faik
Recep ŞenRecep
Memduh AlparSaffet
Talia SaltıNaciye
Nezihe Güler
Mesut SürmeliAvukat Hulusi
Zeki AlpanEskici
Orhan ÇobanGarson
Meral KurtuluşDavetli
Nermin ÖzsesDüğün davetlisi
Alev KoralGüzin Özipek Seslendirmesi
Hayri EsenEdiz Hun Seslendirmesi
Nevin AkkayaNurhan Nur Seslendirmesi
Nedret GüvençSemiramis Pekkan Seslendirmesi
Timuçin CaymazSüha Doğan Seslendirmesi
Sadettin ErbilGürel Ünlüsoy ve Zeki Alpan Seslendirme
Handan KadıoğluEsin Gülsoy Seslendirmesi
Altan KarındaşTalia Saltı Seslendirmesi
Hakkı HaktanKahveci Hüseyin
Jeyan Mahfi TözümFatma Girik Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Ediz Hun'in diğer filmleri
2017SavaşçıPolisiye★ 8,1
2014Hayat YolundaDram★ 8,9
2014Sinemada İstanbul: Kadrajdaki ŞehirBelgesel★ 6,6
2011Anadolu KartallarıDram, Duygusal, Macera★ 7,5
2011Ünye de Fatsa ArasıKomedi, Belgesel★ 9,0
2009Çığlık Çığlığa Bir SevdaDram, Duygusal, Biyografi★ 6,5
2005Asla UnutmaDram★ 6,9
Ankara Gölbaşı Sinemasında anne ve babamla birlikte soğuk bir kış akşamı izlemiştik. Ilkokul 4. Sınıf öğrencisiydim. Ne kadar çok meşhur artist birlikte oynamıştı? Bir ön bilgim yoktu. Leyla ve Necla ile eğlnceli geçecek beklentisi kısa sürdü. Çok etkilendim. Cüneyt Gökçer efsane oynamıştı. Filmin son sahnesinde görüntünün donması beni merak içinde bırakmıştı. Ali Rıza Bey ölmüş müydü?
Yönetmen farkı bu film ilk uyarlamaya göre daha iyi film.
cüneyt gökçer muhteşem oynamış ama birden o rolde yıldırım önal'ı eşi rolünde de gülistan güzey'i düşündüm...
Bir sürü aktarımı olan romanın en başarılı aktarımı bence bu film.
bu filmi izlemistim ama pek iyi degildi trtde yayinlanan kerim afsarli dizi sevtap parman tarik tarcanli versiyon daha iyi
İzledigim en guzel eser uyarlaması ıslerden bırıdır bu fılm. Yanlıs hatırlamıyorsam eger Fatma Gırık'ın bu fılm de kı rolunden bır de Altın Portakal'ı vardır. Cüneyt Gökçer'in performansını anlatmaya gerek yok. Okudugum romanı bırebır ızledım tabıı kucuk de olsa degısıklıkler mevcut fakat dedıgım gıbı kucucuk hıkayenın temelını etkıleyen degısıklıkler degıl bunlar. Funda Postacı da gayet basarılı Ayse rolunde.
film diziden kat kat cok iyi... hem cok sicak hem gercekci, insan soluksuz izliyor, oyuncularda saglam ve güzel oynamislar... emegi gecen herkese sonsuz tesekkürler...
zamanında sinemamız ve TRT 1 bu romanı güzel bir şekilde ekrana yansıtmış kanal dnin yaptığı tam hayal kırıklığı gereksiz ayrıntılar reyting uğruna lütfen artık kalksın.
trt'de 80'li yıllarda dizi olarak çekildi. orada cüneyt gökçer'in rolünü kerim afşar oynamış. en az cüneyt bey kadar güzel oynamış. bu arada filmi trt1'de izledim. tek kelime mükemmel. tek eksiği filmin bozuk olması. bazı yerler karanlık. 1967 gibi çok eski bir tarih olmamasına karşın film bozuktu.
<p>çok güzel film</p>
Cünet Gökçer'in üstüne iyi otutturduğu karakterin olaylar karşısında en etkileyici yönü hiç kuşkusuz gözleri ve yüzünün aldığı çoklu ifadedir. Bu film her zaman Cüneyt Gökçer'in yüzü ve özellikle gözlerinin etkisi altında kaldı zihnimde.
<p class="MsoNormal"><span>“Her zaman söylerim ‘parasız namus’ pek pek iki göbek dayanır.” Kenan (romanda ismi yok) bu sözü iki kez tekrarlayıp ekliyor; “Zenginler analarından çek defteriyle çıkmadılar ya.” Şirketten ayrılıp Havyar Han’daki komisyoncunun yanında çalışmaya başlayalı daha bir ay olmadan ‘çulu derhal düzeltmiş’. Anlattıklarına bakınca ‘çok para’ ve ‘namus’ öyle bir araya gelir şeyler gibi değil… Roman 1914–18 Savaşı sonrasında başlıyor. Ali Rıza Bey, ‘yeniden görev alabilmek için Babıâli koridorlarında dolaşıyor’. Filmin başlangıcı ise 1925. (İlk karelerde Sadettin Erbil, ‘Teşrinisani 1925’ten söz ediyor. Uluslararası ölçüler o tarihte henüz kabul edilmiş olmadığından ‘1341’ demeliydi. Toplumdaki kokuşmuşluk romanda, Büyük Savaş sonrasına uygun düşerken, filmde Cumhuriyetin ilk yıllarına yakışmamış.) İktisat Kongresi (1923) ile bitişi de uyumsuz… Uzun bir öykü olarak yazılan (1925) eser (Reşat Nuri Güntekin) (İnkılâp Kitabevi–23. Basım) 1945 yılında yazarı tarafından piyes haline getirilmiş. Oyunculardan biri 1967’de Nurhan Nur’u seslendirecek olan Nevin Akkaya. Memduh Ün, filmin Antalya Film Festivalinde iddialı olacağını söylemiş ama beklentisi gerçekleşmiyor. Yapım Sorumlusu Adnan Uygur (evde Kenan için verilen yemekte) ve yardımcısı Orhan Çoban da (Muhallebicide Garson) rol almışlar. Sanatçılar arasında Semiha Kocamemi var. Acaba ‘Samiye’ mi demek istediler. Yönetmen Yardımcısı Mine Cezzar’ı ‘Yiğit Yaralı Olur’dan (1966) anımsıyoruz… Ali Rıza Bey’in gençliğinde mecmualarda gazelleri çıkmış. Evlenmesi de ilginç. Yakın bir arkadaşı akrabasından bir kızı teklif edince ‘hayır’ demeye utandığı için ‘pekâlâ’ demiş. Öyle çok fazla ‘itikatlı’ bir adam olmadığı halde Kenan’ın anlattıklarını duyunca dua eder; “Ya Rabbi, sen çocuklarımı muhafaza et!” Başlarda ‘vakaları coşkun bir sele, kendini de uzaktan bu seli seyreden bir insana benzetiyordu’. Ama çok geçmeden selin ilk götürdükleri arasına karışıyor. Adapazarı’nda ‘çocukları tatlılıkla yola getirmesini’ istediğinde Fikret’in kocası Tahsin ‘ağzının payını vermişti’; “Zatıâliniz o yoldan gittiniz de ne oldu… Ağızlarını mı açtılar vuracaksınız tekmeyi doğru dışarı.”… Romanda Şevket 20, Fikret 19 yaşında. Leyla ve Necla saçlarını Mary Pickford’unkilere (1892–1979) benzetmeye çalışıyorlar. Çok sevdikleri “Yes Sir, That’s My Baby” (Kahn / Donaldson) 4 kez kullanılmış. Leyla eşlik ediyor; “Kara kedi miyav miyav//Siyah köpek hav hav//Karşılaştılar.” Bir keresinde ‘Bahriye Çiftetellisi’ ile göbek atıyorlardı. Romanda onları elde eden Abdülvehhap adında bir Suriyeli… Şevket ve Ferhunde, Harold Lloyd’un gökdelendeki saatin yelkovanıyla cebelleştiği ‘Safety Last!’ (1923) filmine gidiyorlar. Kumarhanede eşsiz gülüşüyle Ali Demir var… Filmde aynı fayton ve sürücüyle dört kez karşılaşıyoruz. Leyla bindiğinde ‘Yangın Olur Biz Yangına Gideriz’ türküsü duyulur… Ayşe rolünde iki sanatçı var; Funda Postacı ve Reyhan Tuğsavul… Eskici Zeki Alpan, belki Cüneyt Gökçer’in makyajla yaşlandırılmasına yardım etmiştir… Ali Rıza’yı Cüneyt Gökçer; Şevket’i Hayri Esen; Leyla ve Ferhunde’yi Jeyan Mahfi Ayral; Necla’yı Nedret Güvenç; Kenan ve Eskiciyi Sadettin Erbil; Hayriye’yi Alev Koral seslendirmiş… Şevket; “Her şey gibi sevmek de parası, vakti, az çok rahatı olan insanlara mahsus bir imtiyazmış. (Sf. 104)”… Ali Rıza Bey; “İnsanda iyilik asıldır. (Sf. 17)” <span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span></span></p>
<strong>Şimdilerde yayımlanan diziden çok daha başarılı olmuş bence gereksiz ayrıntılar yok kısa ve öz bir anlatım. Fatma GİRİK'i çok başarılı buldum zira hiç alışılagelmedik bir karakteri canlandırmış.</strong>
<strong>Zamanın şartlarına göre iyi bi film.Ediz Hun ve Fatma Giriğin performansları çok iyi.</strong>
Arkadaşlar filmin cd'si çıktı vatan veriyo seçkin bayilerde vcd olarak 3 ytl sadece. ben alıcam valla isterseniz sizde alın
TV OYNAYAN DİZİNİN SİNEMA FİLMİ.FATMA GİRİK CÜNEYT GÖKÇER EDİZ HUN NURHAN NUR OYNADILAR,FATMA GİRİK 1967 ANTALYA FİLM FESTİVALİNDE EN İYİ KADIN OYUNCU SEÇİLDİ.BU FİLMDE FATMA GİRİK LEYLA RÖLÜNÜ OYNAMIŞTI.EDİZ HUN ŞEVKET BABA CÜNEYT GÖKÇER FİKRET NURHAN NUR OLMUŞTU.ZAMANINDA ÇOK BEĞENİLMİŞ BİR FİLMDİ.
resat nuri güntekinin en güzel romanlarindan olan yaprak dökümünün sinemaya uyarlanmis hali
köklerine son derece bağlı olan ali rıza bey ve batılılaşma hayranı olan ailesinin çöküşünü anlatan güzel bir film.cüneyt gökçer mükemmel vatan gazetesine teşekkür ederim
geçenlerde vatanla veriolardı bu filmi aldım izledim gerçekten muhteşem bi film bugünkü diziyle aralarında çok benzerlik var acaba sonu aynımı olcak
ali rıza bey ve ailesinin çöküş öyküsü.özellikle cüneyt gökçerin mükemmel oyununu seyretmek için defalarca izlenecek bir film...