Yankesici Kız
Hacıhüsrev’de (çekimler Kurtuluş’ta yapılmış) ahşap bir ev. Saçaklı Raziye’nin mutluluğuna diyecek yok ; Plajda, yankesici olarak yetiştirebileceği küçük bir kız (Yıldız) bulmuş ve eve gelirken de Fırıldak Ömer’den, kocası Yamalı Mahmut’un ‘kodesten çıkmış’ olduğu müjdesini almış.
Karı kocanın ‘sevgi dolu’ konuşmaları..
Raziye ; “Aman da kimler gelmiş. Gönlümün sultanı gelmiş.. Kodeslerden çıkıp da evine dönen, karısına kavuşan, kocaların kralı, Saçaklı Raziye’nin sevdalısı, mahallenin belalısı, gözüne kaşına kurban olduğum, dünyaların en güzel erkeği, yamalı kocam, Mahmut’um gelmiş.”
Mahmut ; “Eeh be, kes lan kes artık be. Palavraya karnım tok benim. Mangırın var mı? Bu encik de nerden çıktı? Haneye bir kaşık düşmanı daha mı getirdin?”
Raziye ; “Bu bizim ‘tekaüdiyemiz’.”
Mahmut ; “Tekaüdiyemiz ha. Hoş geldin öyleyse yankesici namzedi.”
Yıldız ; “Ben evime gideceğim. Annemi istiyorum, babamı istiyorum.”
Mahmut ; “..Bana bak, senin evin burası. İsmin de Hacer. Sen benim kızımsın.
Bu da annen. Armut dibine düşer. Yankesicinin kızı yankesici olur.”
Yıllar öncesi fırtınalı bir gece.. Tanınmış avukat Selim Soydan’ın eşi Bedia Hanım doğum sancıları çekiyor. [İlerde, Mehtap’ın Milliyet Gazetesi Muhabiri Orhan’a yazdığı mektuptan Çamlık Yolu, Numara 17, Bebek adresinde olduğunu anlayacağımız bu köşkü, ‘Katilin Kızı’ (1964) filminde Hulusi Örmen’in evi olarak görmüştük.] Eve gelen Doktor, kızlarının doğumundan sonra Selim Bey’e şunları söyler ; “Dostum, ikiz babasısın. Seni tebrik ederim. Azizim, benzerlik bu kadar olur. Çil çil iki ‘Sarı Lira’ kadar birbirlerine benziyorlar.”
Yıldız ve Mehtap.. Doğumdan sonra (bu arada yağmur da durmuştur) anne ve babanın konuşmaları “Fırtına dindi artık. Mehtap ne kadar güzel ve yıldızlar ne kadar parlak.. Yaşamak öylesine tatlı ki. Mehtap da yıldızlar da çocuklarımızla beraber doğdular. Birinin ismi Mehtap ötekininki Yıldız olsun.”
Geçen yıllar mutluluklarını arttırmıştır. İnanması zor ama tek sorunları, ikizlerin isimlerini karıştırmalarıdır. Bedia Hanım konuklara durumu şöyle anlatıyor “Onları daima karıştırıyoruz. Farklı en ufak bir işaretleri bile yok. Birine yıldız öbürüne hilal şeklinde madalyon yaptırdım, fakat değiştirip bizi yanıltıyorlar. Farklı elbiseler yaptırdım.
Onları da değiştiriyorlar.” Bir konuk “Büyüyüp evlendiklerinde, kocaları da karıştırır bunları” diyor. Çocuklar 5-6 yaşına gelip de, evdekiler artık işin içinden çıkamadıklarında, Dadı’nın yıllarca önce söylediğinde kabul etmedikleri şeyi, birinin omzuna yıldız diğerine hilal şeklinde dövme yaptırırlar. O günlerde yaramazlık olarak başlayan bir olay her şeyi allak bullak ediyor.
Selim Bey ve Bedia Hanım, tüm karşı çıkmasına rağmen Dadı’nın artık yorulduğunu düşünerek (Bedia Hanım’ı da Dadı büyütmüş) Janet isimli [Fransız olduğu için zorunlu olarak çapkın(!)] bir mürebbiye getirmişlerdi. Bir gün annesi, Bahçıvan Tosun’u hortumla ıslattığı için Yıldız’a (aslında Mehtap da
yapmıştı) ‘bir hafta odasından çıkmama cezası’ verir. O gün Janet onları denize götürecekti. Mehtap, cezalı olan Yıldız’ın deniz için çok istekli olduğunu görünce onun yerine geçip evde kalır. Durumun anlaşılmaması için kolyelerini değiştirir ve dövmeleri belli olmasın diye uzun kollu giysi giyerler. (Ama, bu yer değiştirme filmde çok da gerekli değil.
Zaten, sonradan sözü bile edilmiyor.) Janet ve sevgilisi (başka yer kalmamış gibi) kayıkta sevişirken denize açılıyorlar. Onları birkaç sahne sonra, yine yatar durumda ama bu kez Adli Tıp’taki Morg’da görmek sevişmenin şiddeti için bir fikir veriyor. Plajda “Fal bakar, bakla atar” derken gördüğümüz Raziye, Yıldız’ı Hacıhüsrev’e götürür.
Yeni adıyla Hacer, (Mahmut’u, Raziye’yi, Ömer’i ve yankesicilik nedeniyle hemen her gün karşısına çıkmak zorunda kaldıkları Komiser Hulusi’yi yakından
tanıyacağımız) o cıvıl cıvıl mahallede, ailesine kavuşana dek, 15 yıl geçiriyor.
Unutulmaz ‘Damarımda Kanımsın’ın (1968) da bestecisi olan Sinan Subaşı’nın Semra Atılay ile söylediği (45’lik plak olarak 1966’da çıkacak) ‘Kalp Hırsızı’ şarkısı.. “Yetişin dostlar hırsız var // Mal değil mülk değil kalp çalar // Bekçiye polise haber salmalı // Çalmasınlar diye tedbir almalı.”
(Yazan : Murat Çelenligil)
Oyuncular
Filiz AkınMehtap-Yıldız Soydan/Hacer Yamalı
Orhan GünşirayFırıldak Ömer
Cüneyt ArkınOrhan Varol
Ahmet Tarık TekçeYamalı Mahmut
Sadi MutluÖmer in Çocukluğu
Avni DilligilAvukat Selim Soydan
Mualla SürerSaçaklı Raziye
Fatma BilgenBedia Soydan
Aziz BasmacıKuyumcu
Mine SoleyMürebbiye Janet
Necdet TosunTosun
Dursune ŞirinDadı
Zeki AlpanDövmeci
Yavuz KarakaşJanet'in sevgilisi
Muammer GözalanKomiser Hulusi
Memduh AlparDoktor
Talia Saltı
Nur Erkut
Toron KaracaoğluCüneyt Arkın Seslendirmesi
Hayri EsenOrhan Günşiray Seslendirmesi
Kemal ErgüvençAhmet Tarık Tekçe Seslendirmesi
Erdoğan EsenboğaMuammer Gözalan Seslendirmesi
Zafer ÖnenAziz Basmacı Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFiliz Akın Seslendirmesi
Giray AlpanPolis
Remziye FırtınaDavetli
Sabahat IşıkDavetli Künye
Yorumlar
Filiz Akın'in diğer filmleri
2011Gün Akşam OlduDram, Aile★ 7,6
1995Adana - ParisBelgesel★ 7,9
1989Geçmiş Bahar MimozalarıDram, Psikolojik★ 8,8
1988Bir yudum insan-Ayhan IşıkBelgesel★ 7,8
1977Le RicainMacera★ 8,7
1975Tatlı Cadının MaceralarıKomedi, Duygusal, Macera★ 8,3
1975Babaların BabasıKomedi, Macera, Aksiyon★ 8,3
Çok güzel eğlenceli bir film filmdeki karakterlerde bir o kadarda güzel. Filiz Akın'ın yankesici rolüde oldukça başarılıydı Saçaklı Raziye rolüylede Mualla Sürer'ide çok beğendim. Biri yankesici diğeri zengin bir avukat kızının ikiz kız kardeşlerin hikayesi.
Rahmetli Ahmet Tarık Tekçe,bu filmde rol almıştı ve filminin Adapazarı'ndaki galasına giderken geçirdiği trafik kazası sonucu hayatını kaybetti.Haberi,kazanın olduğu gece,haberlerinde radyo vermiş,bizler de bu acı olayı öğrenince çok üzülmüştük.Filmin yapımcısı Türker İnanoğlu,bu kaza olayı sonrası Filiz Akın'dan doğan oğlu İlker'e göbek adı olarak Ahmet adını koymuştu.Ahmet Tarık Tekçe,bu kaza olayından önce,yine bir Türker İnanoğlu filmi olan "40 Küçük Anne" adlı filmde tonton bir Komiser'i canlandırıyordu.Vefatı üzerine filmin devamında,komiser rolünde Vahi Öz oynayarak film tamamlanmıştı.
türker inanoglunun yaptigi ve ya yönettigi ilk roman filmlerinden biri, nedir bilinmez günümüze kadar devam etmektedir, dizileriyle... filiz cüneyt ve orhan üclemisinden müthis güzel güldürü...
çok eğlenceli bir film.filiz akın iki rolde de fazlasıyla sempatik.orhan günşiray ise her zaman ki gibi,yakışıklı ve tatlı bir fırlama olarak çok başarılı
ham bir film. görüntü bozuk düzeyde.oyunculuklar olağanüstü.
güzel film izlenir...
TV'de rast gelmiştim ve izlemiştim.ßaşarılı ßir film.
Öncelikle filmin şarkısı çok güzel. Orhan Günşiray her zamanki olduğu gibi yine harika,hele ki Ahmet Tarık Tekçe'yi dövdüğü sahneler filmin unutulmazlarındandır. Tabi filmde rol alan bir diğer oyuncu olan Vahi Öz'ü de unutmamak lazım,o da filmde harika (her zamanki gibi). "İşte böyle mamur bey kosteğem,dedemin adı Rüstem Kostekli" (tabi filmde bu sözleri Vahi Öz'ün ağzından duymak çok daha farklı bir tad veriyor filme). Hacer: "Kuş dili konuşsam olmaz mı?", Orhan Varol: "Ayol sen kuş dili de mi biliyorsun?", Hacer: "Tü Allah kahretsin, Ankara Ankara derlerdi de bende matah bir şehir sanırdım." “Daha röportaj başlamadan cüzdan gitti. Hele bir yazmaya başla ayağında pantolon bile kalmayacak.”, Fırıldak Ömer "Lan Allahsız karı,lan senin Allah'ın var mı?" replikleri filmin unutulmazlarıdır. Orhan Günşiray ve Vahi Öz jest,mimik ve konuşma tarzlarıyla yine harikalar filmde. Filmin sonu güzel bitiyor. Oyuncu kadrosu harika, bu güzel şu an hayatta olmayan oyuncuları izlemek için çok iyi bir olanak bu film...</p>
ahmet tarık tekçe bu filmin galası için karabükê giderken trafik kazası nedeniyle vefat etmiştir.
Ahmet T. Tekçe ve 34 AK 588 plakalı Ford.. Filmin sonunda arkasından neşe içinde koştuğu bu arabanın ‘yaşamındaki’ önemini bilebilir miydi. Çekimlerin tamamlanmasından iki ay sonra (27 Eylül, Pazar) ‘Yankesici Kız’ın galası için bu otomobille Karabük’e giderlerken (13 kilometre kala saat 13’te) bir kazada yaralanacak ve bir hafta sonra hayatını kaybedecektir (04 Ekim, Pazar). Yarıda kalan ‘Kırk Küçük Anne’ filmini Vahi Öz tamamlamış. O kazada yaşamını yitiren şoför, filmin başında bardaktan boşanırcasına yağmurlu bir gecede aynı araba ile Doktor’u, Selim Bey’in köşküne getirmişti. Doktor, çocukların iki ‘Sarı Lira’ (7 gram 24 ayar altın) kadar birbirlerine benzediğini söylüyor. Janet’in sevgilisi rolündeki Yavuz Karakaş, çekimler sırasında Dinçer Ergil Orkestrası’nda davul (o zaman bateri deniyordu) çalıyormuş. Hacıhüsrev’deki yaşam ne kadar da renkli. Saçaklı Raziye ve Kemal Ergüvenç’in seslendirdiği Yamalı Mahmut. Genellikle, biri dışarıdaysa diğeri ‘kodestedir’. Konuşmaları çok çarpıcı. Raziye, Komiser Hulusi’ye şunları söylüyor “A benim adı güzel kumserim. Saçaklı Raziye, senin pırasa bıyığına (‘a’yı uzatarak) kurban olsun.” Mualla Sürer, bu filmde ‘Bedialığı’ Fatma Bilgen’e kaptırmış. Fırıldak Ömer’in (darbukası güllü) çocukluğu rolündeki Sadi Mutlu’yu ‘Hızlı Yaşayanlar’da (1964) yine Ömer olarak izliyoruz. Fatoş Tez, onu, Bedia Hanımların evindeki konuğu ve Mehtap’ın okuldan arkadaşını seslendirmiş. Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile Hacer ve Mehtap.. Hacer’in davranışları o kadar doğal ki Mehtap’ı neredeyse unutuyoruz. Yeşilçam filmlerinde sıkça görüldüğü gibi Orhan’ın (cüzdanındaki) resmine aşık oluyor. Aslında, cüzdanı ‘yürütürken’ yüzünü biraz görmüştü. ‘Sevmek Zamanı’ (1965) filminde de gördüğümüz bu durumdan daha ilginci ‘Hızlı Yaşayanlar’da (1964) karşımıza çıkıyor. Zeynep, yalnızca abisi Orhan’ın anlattıklarından etkilenerek İnce Salih’i sevmişti. Hacer, çok hoş bir sahnede, Mustafa Köstekli’den ‘götürdüğü’ altın köstekli Serkisoff saati ölen babasınınmış gibi Kuyumcu Bohor’a satmak istiyor ; “Te, ver parayı. Çabuk ol da cenazeyi öğle namazına yetiştirivereyim.” Kuyumcunun yanıtı “Üzülme canim. Maşallah gençliğin var, güzelliğin de var. Babasiz kalsan bile kocasiz kalmazsin ha.” Ömer (Hayri Esen seslendirmiş) aşkını söylerken çok inceliklidir “Hacer seni seviyorum. Namussuzum seviyorum. Allah cezamı versin seviyorum.” Hacer’in yanıtı, en az onun sözleri kadar sevecen “Git işine be.. Sen aklını oynattın galiba.. Güvendiğim bir sen vardın, sen de kelek çıktın.” Bir diğer komik konuşma Gazeteci Orhan ile Komiser arasında geçiyor. Orhan, ‘yankesicilerle ilgili şahane bir röportaj’ yapmaya hazırlandığı sırada cüzdanını Hacer’e kaptırır. Komiser Hulusi (Erdoğan Esenboğa’nın sesi ile) ona şöyle takılıyor “Daha röportaj başlamadan cüzdan gitti. Hele bir yazmaya başla ayağında pantolon bile kalmayacak.” Yankesicilik davasının Ağır Ceza’da görülmesi şaşırtıcıydı. Dinleyiciler arasında, bir akrabamız gibi olan Talya Salta da var. Çoğunlukla milyoner rollerinde izlediğimiz Memduh Alpar’ın, 1967’den öldüğü 1970’e kadar Darülaceze’nin 9 numaralı koğuşunda kalması bu neşeli filme yıllar sonra hüzün de katıyor. Ömer’in Orhan’a söyledikleri.. “Yankesici demek aklı ellerinde olan insan demektir. Kafayla değil parmaklarınla düşüneceksin. Saf ve masum bakışlarla çarpacağın adamın gözünün bebeğine bakacaksın. Yine aynı konuda, Mahmut’un Hacer’e ‘Kol çantasından cüzdan alma eğitimi’ sırasındaki sözleri.. “Dört parmağını çalıştıracaksın. Baş parmağı karıştırma.” Ama, \'uygulama sırasında\', baş parmağın kullanıldığını görüyoruz.