Yumurcak

Veda

YönetmenOrhan Aksoy
Yıl1974
Süre81 dk
TürDram
Vizyon1 Ocak 1975

“Üç günlük ömrümü bir günde yitirdim//Yarınlar gelse de hoş gelmese de.” (1974) (Necdet Tokatlıoğlu / Türkan Ateş).

İlker; “Hep iş, her zaman iş. Beni düşündüğün yok.”

Selma; “Hiç seni düşünmez olur muyum? Ben senin için çalışıyorum evladım. Sana parlak bir gelecek hazırlamak için.”

İlker; “Ben hiçbir şey istemiyorum. Sen yanımda ol yeter. Ama sen beni çok ihmal ediyorsun anne.”

Selma; “Böyle konuşma yavrum. Hangi ana, kuzusundan ayrılmak ister. Senden uzak kalmak beni de çok üzüyor. Ama mecburum.”

İlker; “Ben zaten öksüzüm anne. Sen de bırakıp gidince yetim kalıyorum (‘öksüz’ ve ‘yetim’ sözcükleri yer değiştirmeli miydi). Hayatta tek kıskandığım şey ‘annesi yanında olan çocuklar’ anne. Keşke fakir olsaydık, arabamız evimiz olmasaydı ama ana oğul hiç ayrılmasaydık.”

“Bitmeyen işler yüzünden//(Siz böyle olsun istemezdiniz)//Bir bakış bile yeterken anlatmaya her şeyi//Kalbinizi dolduran duygular//Kalbinizde kaldı.” (Sevgilerde) (Varlık, 423, 1 Ekim 1955) (Behçet Necatigil).

Filme kaynaklık eden “L’ultima Neve di Primavera” (1973) bir şiir ile başlıyor; ‘Questo Amore’ (Bu Sevda) (Cet Amour) (Jacques Prévert).

‘Yumurcak/Veda’nın başlangıcı da ‘Eski Toprak’ (1956) kitabındaki “Sevgileri yarınlara bıraktınız” mısralarıyla olabilirdi.

Jenerikte Paul Mauriat’nın aynı adlı uzunçalarındaki ‘Nous Irons Á Vérone’ (1973) (Charles Aznavour / Georges Garvarentz) ve ‘Türk Çocukları’ (Aka Gündüz) marşı. Özel Işık Lisesi, ilköğrenim 4-B sınıfı yatılı öğrencisi İlker. O gün karne almış. Artık annesiyle doya doya beraber olabilecek. Sevinci, tatilden çok bunun için.

Babasını yıllar önce kaybetmiş. [Evlerinde Cüneyt Arkın’ın “Yüzbaşı’nın Kızı” (1968) filminden üniformalı resmi var. Oysa Nihat ‘Yumurcak Köprü Altı Çocuğu’nda (1970) bir şofördü.] Annesi Selma Deniz sevilen bir ses sanatçısı. Onu ilk olarak ‘Feryat’ı (1973) (Yıldırım Gürses) Ayla Büyükataman’ın sesiyle söylerken görüyoruz.

[İtalyan filmindeki Luca da Yumurcak’la aynı yaşta. Annesi ölmüş. İkisi de ‘varsıl aile çocuğu’, ikisi de ‘yalnız’. Ama Luca’nın ‘her daim meşgul’ avukat babası Roberto, ayrıca güzel sevgilisi Veronica’ya da vakit ayırmak zorunda. İlker, bu konuda daha şanslı. Hiç olmazsa böyle bir ilişkisi olmayan annesini kıskanmak zorunda kalmıyor. Kahramanlarımız, türlü yakınmalarına karşın aslında pek öyle ‘yalnız’ değiller. Keşke herkesin Stefanella ve Şebnem Anıl gibi arkadaşları olsa.]

Deniz ailesinin havuzlu bir evleri ve ‘Yumurcak Köprü Altı Çocuğu’nda (1970) Bekir rolündeki Behçet Nacar’ın kullandığı 68 model ‘34 LF 300’ plakalı Buick (Lucaların Mercedes) arabaları var. Yardımcıları da bir o kadar güzel. Aşçıları Necdet Tosun; Uşakları Cevat Kurtuluş; Dadı Fatma rolündeki Mürüvvet Sim; Şoförleri Ömer (Hulusi Kentmen’e bu rol ve isim pek yakışmamış).

O gün annesi geliyor. Havaalanına, karşılamaya gidilecek. En erken kalkan kişi Yumurcak. Evdekileri uyandırışı çok neşeli. Fatma’yı, sifon soda şişesindeki basınçlı suyla; Uşağı, çatapatla; Ömer’i, bıyığına bağladığı ipi çekerek; Aşçıyı ise ‘Metello’ filmindeki (1970) ‘La Naja’ (Ennio Morricone) eşliğinde trampet gürültüsüyle.

Selma uçaktan inerken ‘Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘Amour, Danse et Violons No. 42’ albümündeki (1973) ‘Français, Français’ (1973) (Alain Boubil / Jean-Max Riviere / Claude-Michel Schonberg / Raymond Jeannot) duyuluyor. Gazeteciler, melodideki ‘Bastille Hapishanesi’ gibi etten duvar örmüşler. Sorular, poz poz resimler. İlker, annesine ulaşabilmek için büyük bir mücadele veriyor.

Yumurcak’ın en kızdığı kişi menajer Şakir. Büyüyünce karateci olup dövecekmiş. Ayrı kalmalarını hep Ondan biliyor. Oysa eğlence dünyasında ‘sanatçıların ailelerine vakit ayırmaları’ öylesine zor ki. Daha ilk günden aynı hikâye, yine yalnızlık. Selma, Gazinocu Renan Fosforoğlu ile bir anlaşma imzalamak için gitmek zorundaymış. Oğlu da ne yapsın, 45’lik plaktan ‘Bu Kadar Yürekten Çağırma Beni’ (1974) (Rüştü Şardağ / Ümit Yaşar Oğuzcan) şarkısını dinliyor.

Yine de beraber olmak fırsatını bulurlar. Bunlar filmin en mutlu sahneleri.

Deniz kayağı sırasında Paul Mauriat’nın ‘Mamy Blue’ (1971) uzunçalarındaki ‘Pour Un Flirt’ (1971) (Jean-Michel Delpech); Ata binerken ‘Midnight Cowboy’daki (1969) ‘Florida Fantasy’ (John Barry); Evdeki havuzdayken Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘Goodbye My Love Goodbye’ 33’lüğündeki (1973) (bizde 74’te çıktı) ‘Sonia’ (1973) (Boris Bergman / Patrick Juvet); Necdet Tosun’la boks yaparken Paul Mauriat’nın ‘Nous Irons Á Vérone’ (1973) albümündeki ‘Comme Si Tu Devais Mourir Demain’ (1973) (Michel Fugain / Pierre Delanoe) melodileri var.

Eğlenmekten yorgun düştüğü bir gün Lunapark’a gitmek ister. Arabada, akşam esintisi gibi yumuşak ‘Killing Me Softly With His Song’ (1971) (Charles Fox / Norman Gimbel) duyuluyor.

Oraya ulaşmaları ‘The Big Race’ filmindeki (1965) ‘The Royal Waltz’ (Henry Mancini) ile. Ancak içeri giremezler. Bekçi Faik Coşkun “Daha elektrik bağlanmadı. İki gün sonra açıyoruz. O zaman gelirsiniz” diyor. Ama bir sonraki geliş aylar sonra ve öylesine farklı ki.

Tam Lunapark’ın açılacağı gün Selma, İzmir’e gitmek zorunda kalır. Gelecek ay dönecekmiş. Yumurcak yine yalnız. Evdekiler, neşelenmesi için çırpınıyorlar. Ama ne mümkün. Yemek, karate, boks, masal, hiçbir şey hatta Lunapark’a bile gitmek istemiyor.

Neyse ki Şebnem var. Neşeli ve hep bir şeyler atıştıran kız arkadaşı. Onun yanında biraz olsun oyalanıyor. Tarabya’da deniz kıyısındaki sahnede İlker artık büyüdüğünü, sigara içerek kanıtlayacak. Fakat yanına kibrit almamış. Yandaki bankta gazete okuyan Ekrem Dümer’den ateşini ister. “Bacak kadar boyunla sigara içmeye utanmıyor musun” yanıtı eşliğinde bir de okkalı tokat yiyip yerlerde yuvarlanıyor. Eğlenceli olması için çekilen bu kısım aslında çok rahatsız edici. “L’ultima Neve di Primavera”da da benzer şey var ama bankta oturan Giovanni Petrucci, Luca’ya değil sigaraya vuruyor.

Annesinin gelmesine daha 29 gün var. Bizim yaramazlar Onu görmek için İzmir’e gitmeye karar verirler.

Gülhan Otobüs Şirketi’nden bilet alışları “Ja’i Rencontré L’homme de Ma Vie” (1973) (François Cousineau / Luc Plamondon) ve yolculuk ‘La Naja’ (1970) (Morricone) ile.

“Bu gece son gecemiz acı günler yakında//Bir ömür böyle geçti olamadık farkında.” (1974) (Teoman Alpay). Selma, sahnede aniden duralıyor. İlker ve Şebnem, masalarında bir şişe şampanya Onu izliyorlar. Şarkısını güç bela tamamlar.

Kemani Tatyos Efendi’nin ‘Rast Peşrev’i eşliğindeki konuşma.

Selma; “Beni özledin diye izinsiz nasıl gelirsin buralara?”

İlker; “Sen beni tek başıma İstanbul’da bırakıyorsun ya. Çocuksam neden bırakıyorsun, büyüksem neden kızıyorsun?”

Ertesi gün ‘ilk uçakla’ doğru İstanbul’a. Yaş gününde annesi gelir diye beklemişti. Ama televizyondaki program için Ankara’ya gitmiş. Yine üzüntü, yine yalnızlık.

‘Metello’ (1970) (Morricone). Odasına perişan bir şekilde çıkışı bu melodi ile. [Franck Pourcel ‘Amour, Danse et Violons No. 38’ (1971) albümünde ‘Io E Te’ olarak çalmıştı.]

İLK BELİRTİ; ‘Burnunda hafif bir kanama’. Televizyonu açmış, ‘Olmaz Böyle Şey’i (1974) (Erol Tanır) söyleyen annesini seyrediyor. “Tam mutlu oldum derken//Yıktın bütün dünyamı.” Keşke bu belirti önemsiz bir şey olsaydı.

‘Franck Pourcel Meets The Beatles’ albümündeki (1970) ‘My Sweet Lord’ (1970) (George Harrison). Birkaç gün sonra attan düştüğünde muayene eden Profesör Doktor Ethem İleri’nin iki sorusuyla sonun başlangıcındayız. (Gülten Ceylan çok güzel bir hemşire olmuş.)

“Senin burnun her zaman böyle kanar mı?”

“(Vücudundaki) Bu mor lekeler ne zamandan beri var?”

(Luca, aynı şeyleri tatil için gittiği Alplerde kayak yaparken düşünce yaşıyor.)

Kan tahlillerinin sonucunu alan Doktor, Selma’yı apar topar Ankara’dan getirtir. “Gerçek ne kadar acı olursa olsun metin olmalısınız… Lösemi yani kan kanseri (70’lerdeki seyirci için ‘yani’ diye ayrı bir açıklama gerekiyormuş demek).”

Selma sahnelere veda eder. Tüm vaktini oğluyla geçirecek. ‘The Show Must Go On’ veya ‘The Curtain Must Go Up’ anlayışının ne denli zor bir uygulama olduğunu bir kez daha anlıyoruz.

‘Biricik müttefikimiz’in kişiliğimizi nasıl ezdiği, Doktor’un sözleriyle karşımıza çıkıyor; “Amerika’da bu hastalık için yeni bir ilaç keşfedilmiş (‘geliştirilmiş’ dese daha mı doğru olurdu)… Getirtip denemekte fayda var.”

Şakir ilacı ‘üç gün içinde’ bulup getirir. ‘Maalesef bir işe yaramaz’. Doktor’un söyledikleri her anlamda tokat gibi; “Artık bizim yapacağımız bir şey kalmadı ama Tanrı’dan ümit kesilmez.” Amerika, sanki Tanrı’dan bir önceki merci olmuş.

‘Saba Makamında Ney Taksimi’. Selma, yüreğimizi parçalayan melodi duyulurken Zal Mahmut Paşa Camisinde dua ediyordu.

Genç kadın bu arada hayatın bir gerçeğini daha öğrenir; Yanında çalışanlar meğer deyim yerindeyse, Ona vurmak için fırsat kolluyorlarmış. Yardımcı olacaklarına demediklerini bırakmıyorlar.

Fatma; “Şimdi ağlamak neye yarar. Bir anne olduğunuzu çok geç hatırladınız.”

Aşçı Necdet Tosun; “Oysa yavrucak sizin şefkatinize ne kadar muhtaçtı.”

Ömer; “Siz sahnede alkış toplarken O benimle dertleşirdi.”

Uşak Cevat Kurtuluş; “Darılmayın Hanımefendi (ama) ihtiyacı olan şefkat ve sevgiyi Ona ancak hastanede gösterebiliyorsunuz.”

Ömer; “İş işten geçtikten sonra.”

“J’ai Un Probleme” (1973) (Jean Renard / Michel Mallory). Yumurcak sağlıklı günlerini anımsıyor.

Hastalık iyice ilerlemiş. İlker, rüyalarına giren Lunapark’a gitmek ister. Gecenin geç bir vaktinde battaniyeye sarılmış olarak anacığının kucağında oraya varışları ‘Le Passager De La Pluie’ (1970) (Francis Lai) ile.

Faik Coşkun anlayış gösteriyor. ‘The Royal Waltz’ (1970) (Mancini) ile çarpışan otomobiller; Tüfek atışları ve son nefesini vereceği dönme dolap (Luca ise atlıkarıncada).

“Yanında çok mutluyum anne. Çok seviyorum seni… Başım dönüyor anne. Bulutların üzerinde uçuyorum sanki. Gökyüzüne yükseliyorum. Çevremde melekler uçuşuyorlar. Beni çağırıyorlar. Gidiyorum anneciğim. Belki bir daha göremem seni. Benim için üzülme. Sakın arkamdan ağlama, ağlama anneciğim. Ne olursun ağlama. Elveda.”

Selma’nın sesli ve Roberto’nun sessiz çığlıkları.

Gözyaşları içinde ne yapacağımızı bilmez bir haldeyken filmin sonundaki yazı bizi başka yönden sarsıyor;

“Şayet ‘Veda’ filmini beğenmiş iseniz bütün yakınlarınıza tavsiye etmenizi önemle rica ederiz. Erler Film.”

Buradaki anahtar sözcükler ‘bütün yakınlarınıza’ ve ‘önemle’.

‘Para’ bu kadar mı doyulmaz bir şeydir? İtalyanlar, nasılsa, böyle bir cinliği akıl edememişler.

Saz sanatçıları sahnede ‘Nihavent Longa’yı çalıyorlar. Gazino “Selma, Selma” sesleriyle inliyor. Sanatçı, İstanbul’dan gelen acil telefon için kuliste.

Doktor Ethem; “Oğlunuz bugün bir kaza geçirmiş… Kazadan ötürü bir durumu yok ama sizin yarın ilk uçakla (bu filmdeki ikinci ‘yarın ilk uçakla’) gelmeniz icap ediyor.”

Selma; “Şu anda işimi bırakıp gelmeme imkân yok. Mukavelemin bitimine 10 gün kaldı… Fakat menajerimi derhal gönderebilirim.”

Doktor; “Bırakın şimdi menajeri. Vakit kaybetmeden kendiniz gelin. Oğlunuzun hayatı tehlikede.”

(Yazan: Murat Çelenligil)

Kadro

Oyuncular

20 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

18 yorum
Tuba.Artan26 Ekim 2017

Serinin diğer filmleri gibi bu da çok güzeldi..  Hatta daha fazla çünkü konusu çok özeldi.. Sonu yürek yakıyor :'( Ve hastane bahçesindeki şarkı sahnesi. sanırım şarkının kattığı duygu da bunda etken.. "Artık yeşerecek bir dalım yok.. Yağmurlar yağsa da boş yağmasa da.."

koyubilal21 Ağustos 2017

filmde yumurcakın şişman arkadaşını rahmetli erdal tosun oynamıştır

sinemaadamı14 Aralık 2016

film fena değil. ama kesinlikle çok acıklı bilhassa final insanın canını yakıyor. filiz akında oğlu da çok güzel oynamış. yumurcak serisinin içinde komedi de çok yer alırdı ama bu filmde komedi çok az. cüneyt babanın da fotoğrafı var bir sahnede. sözde yumurcağın vefat etmiş babası :( yumurcak lösemi film boyunca anne hasreti çekiyor. en sonunda anne hatasını anlıyor yumurcağa çok az vakit ayırdığını falan ama yazık ki kader ağlarını örüyor ve oğlunun lösemi olduğunu öğreniyor bu kez kendisinden nefret ediyor ama elden gelen bişi yok emel sayının feryat şarkısı ve müziği filme çok yakışmış final sahnesi emel sayının feryat filminide andırmıyor değil hani :) gözyaşlarına boğulmak isteyenler için daha doğrusu ağlamayı unutanlar için çok güzel film. senaryo bilindik ama oyuncuların kendilerine has oyun gücüyle farklı bir iş ortaya çıkmış. bazı arkadaşlar filiz hanım için yardımcı kadın oyuncu gibi demiş ama başrol oğlu yapımcı eşi onlara yardımcı olmaya çalışmış bence yumurcak filmlerinde gayet başarılı bi küçük kovboy da rol almamış ayrıca serinin son filmi 1975 yapımı belalı tatil bu serinin 6 ıncı filmi. 7 inci filmi 75 te çekildi sonuncusu o.

benimsinema22 Eylül 2012

filmin sonunda yazilan yazi gibi, bütün annelere babalara itahafen yapilmistir...cocuklarinizi ihmal etmeyin...sanirim ilkerin gösterdigi en iyi performansdi bu filmde...duygu yüklü güzel bir film, sonu gercekten aglatici...

t_rex17 Şubat 2012

final sahnesi.. yüreğimizi parçalayan bir melodi ve birazdan son nefesini annesinin kucağında  verecek olan yumurcak. kamerada  çetin gürtop  dönme dolapta  anne  ve lösemi oğlu, aşağıda  hulusi kentmen, cevat kurtuluş, necdet tosun, mürvet sim. ölüm çığlığı, fondaki içli melodi ile kameranın aşağıdakilerin olaya karşı şoklarını zoomlası anları müthişti.

Murat Çelenligil22 Şubat 2010

<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8220;Bu sevda//&#8230;Başucumuzda//Gülerek bakıyor bize//Durmadan tazelenen bu sevda//Ayak diriyor yaşamakta//Arzu kadar diri//Bellek kadar zalim//Pişmanlık kadar budala//Hatırlamak kadar tatlı//Mermer kadar soğuk//Gün gibi güzel//Bir çocuk gibi narin//Bize bakıyor gülümseyerek//Ve hiçbir şey söylemeksizin//Konuşuyor bizimle//Ve ben ürpererek dinliyorum onu//Bağırıyorum//Senin için//Kendim için.&#8221; (Jacques Prévert) (Cet Amour) (Çeviri; Orhan Suda-&#8216;Bu Sevda&#8217;).</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8216;Veda&#8217;ya (1974) kaynak olan &#8220;L&#8217;ultima Neve Di Primavera&#8221; (1973) Jacques Prévert&#8217;in &#8216;Paroles&#8217; adlı şiir kitabındaki (1945/49) &#8216;Cet Amour&#8217;un İtalyancası ile başlıyor; &#8216;Questo Amore&#8217;. Yeşilçam çevriminde böyle bir şeye gerek duyulmamış.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Dizinin 5. filminde Yumurcak ilkokul son sınıf öğrencisi. Süt dişlerinin yerinde, tel tedavisi gerektiren kalıcı dişler var.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Babası yıllarca önce ölmüş, ses sanatçısı anne Selma Deniz de oğluyla pek bir arada olamıyor. Villa, araba hiçbir şeyleri eksik değil. Aşçı, Dadı, Uşak, Şoför etrafında pervane ama Yumurcak hep annesine hasret.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">İtalyan çevrimindeki Luca da benzer durumda. Annesi ölmüş, avukat baba Roberto da başını kaşıyamayacak kadar meşgul. Luca biraz daha şanssız. Çünkü babasının, Veronica isimli bir sevgilisi var. Onları öpüşürken bile görür. Evdeki yardımcı sayısı 4 değil bir; Aşçı Mariolina.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">İlker&#8217;in arkadaşı Şebnem Anıl, &#8216;Son Kar&#8217;daki Stefanella&#8217;dan daha neşeli. Her zaman bir şeyler atıştırıyor. Bir sahnede &#8220;Benim de annem eve döndü. Babamla barıştılar. Onlar ayrıyken daha mutluydum, çünkü ikisinden de harçlık alıyordum. Şimdi gelirim azaldı&#8221; demişti. Yumurcak&#8217;ın &#8220;Amma da duygusuzsun ha&#8221; diye tepki göstermesi üzerine yaşam felsefesini açıklar; &#8220;Üzüntüye boş ver. Yaşamaya bak.&#8221;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Aslında pek de öyle duygusuz sayılmaz. Stefanella, Luca&#8217;nın hastanedeki odasından çıkarken yalnızca ağlıyordu. Şebnem ise bir de duvarları yumruklar.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8216;Veda&#8217;nın müzikleri çok güzel. Ama iki melodinin eksikliğini duyduk. Franco Micalizzi&#8217;nin İtalyan filmi için yaptığı aynı isimli beste bir sahnede kullanılabilirdi. Ayrıca Neil Reid&#8217;in söylediği &#8216;Mother of Mine&#8217; (1971) (Bill Parkinson) ana oğlun sevgisine çok uygun; &#8220;Mother of mine you gave to me, all of my life to do as I please,//I owe everything I have to you,//Mother sweet mother of mine.&#8221;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Selma, çalışmaları nedeniyle oğluyla çok az birlikte olabiliyor. Ama Yumurcak hastalanınca, bu kez de mesleğinden tamamen uzaklaşır. &#8216;Bütün anlaşmalarını feshedip konserlerini iptal eder&#8217;. &#8216;Feryat&#8217; (1973) (Yıldırım Gürses) melodisi eşliğinde afişlerini bile yırtar. Sonunda Günaydın Gazetesi&#8217;nde bir haber; &#8220;Selma Deniz sahnelere veda etti.&#8221;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Böyle durumlarda yabancıların davranışı &#8216;The Show Must Go On&#8217; şeklinde. Noél Coward&#8217;ın şarkısı &#8216;Why Must The Show Go On?&#8217; (1956/57); &#8220;The curtain must go up!//I&#8217;d like to know why a star takes bows//Having just returned from burying her spouse.&#8221; Eşini toprağa verdikten sonra sahneye çıkabilmek ne zor bir şeydir.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8216;Laugh, Clown, Laugh&#8217; (1928) (Ted Fiorito / Samuel M. Lewis ve Joseph Young) adlı şarkıdaki bazı dizeler; &#8220;Even though something inside is grieving//Laugh, Clown, laugh.//&#8230;So no matter how much it may hurt//I must keep on acting, acting, acting.&#8221;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Caz şarkıcısı Joe Williams, bu konudaki soruya şakalı bir yanıt vermiş; &#8220;There&#8217;s a very simple reason why the show must go on. If it doesn&#8217;t, we don&#8217;t get paid.&#8221; &#8216;Geçim gailesi&#8217; nelere kadir.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Selma&#8217;nın durumu ilginç. Ölmüş eşinden [evlerinin duvarında Cüneyt Arkın&#8217;ın resmi olduğundan &#8216;Yumurcak Köprü Altı Çocuğu&#8217;ndaki (1970) Nihat Ak. Ama biri subay diğeri şoför] hiç söz etmiyor.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Filmin sonundaki davranışı da Roberto&#8217;nunkinden farklı. Oğlu &#8216;veda ettikten sonra&#8217; 2 dakika boyunca &#8220;İlker, İlker, yavrum benim. Hayır olamaz. İlker, İlker yavrum benim. Beni duyuyor musun? (Keşke çocuk kahramanın adı &#8216;İlker&#8217; değil de başka şey olsaydı. Veya yalnızca &#8216;Yumurcak&#8217; olarak geçseydi.) Bırakma beni İlker&#8217;im. Canım, canım benim. Gözlerini aç İlker&#8217;im. Ölmedin değil mi? Ölmedin değil mi? Söyle uyuyorsun kucağımda değil mi? Bak ellerin hâlâ sıcak, gülümsüyorsun. Söyle annene İlker&#8217;im. Anneler için çocuklar ebediyen yaşar. Seni de bağrımdan kimse alamaz. Mahşere kadar alamaz. Ey büyük Tanrım, bana biricik yavrumu çok mu gördün? Nedir benim günahım?&#8221; diye gözyaşları içinde feryat ediyor.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Roberto&#8217;nun ise &#8216;oğlu gittikten sonra&#8217; ağzından tek sözcük bile çıkmaz. Jacques Prévert&#8217;in şiirindeki gibi &#8216;hiçbir şey söylemeksizin konuşuyor bizimle&#8217;.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Aslında genç kadın, hastalığı öğrendiğinde ve film biterken &#8216;seyircinin beklentisine uygun&#8217; davranıyor. Roberto gibi yapsa &#8216;izleyicilerin tatmin olmama&#8217; olasılığı var. Bu durumda, Erler Film&#8217;in &#8216;önemle&#8217; rica ettiği &#8216;Veda&#8217;yı &#8216;bütün yakınlarımıza tavsiye etmemiz&#8217; tehlikeye girebilir. Aynı konuyu da işleseler her ülkenin yapımcısı o ülkenin seyircisine göre.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8216;Veda&#8217;nın son sahneleri dönme dolapta, İtalyan filmindekiler atlıkarıncada çekilmiş. Işıklar içindeki dönme dolap Yumurcak&#8217;ın &#8220;Bulutların üzerinde uçuyorum sanki. Gökyüzüne yükseliyorum. Çevremde melekler uçuşuyor(lar)&#8221; sözlerindeki soyut anlamı yok ediyor. Ayrıca Selma&#8217;nın kendisini aşağı atabileceği kuşkusu da dikkat dağıtıcı.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Profesör Ethem İleri, hastalığın tedavisi için Amerika&#8217;da &#8216;yeni keşfedilen bir ilacı&#8217; önerir. Selma, Şakir&#8217;den &#8216;derhal uçağa atlayıp 3 gün zarfında bulup getirmesini&#8217; istiyor. Pasaport, vize hepsi bu 72 saatte. Menajer, belirtilen sürede ilaçla geri gelir. Ne &#8216;jet-lag&#8217; ne bir şey.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Deniz kayağı sırasında duyulan &#8216;Pour Un Flirt&#8217; (1971) (Jean-Michel Delpech) o yıllarda Pirelli Lastikleri&#8217;nin reklâm müziğiydi.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Lunaparka ilk gidişleri sırasındaki &#8216;Killing Me Softly With His Song&#8217;u (1971) (Charles Fox / Norman Gimbel) Nilüfer &#8216;Ayrılık Hasreti&#8217; (1974) (Sözler; Mehmet Teoman) adıyla söylemişti.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Mehmet Teoman ayrıca, Yumurcak ile Aşçı Necdet Tosun boks yaparken duyulan &#8216;Comme Si Tu Devais Mourir Demain&#8217;e (1973) (Michel Fugain) Cahit Oben için söz yazmış; &#8216;Selam Dostlar&#8217; (1974).</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8220;Dünyamı karartsalar unutmam için seni//Büyüler yaptırsalar sevmemem için seni&#8221; (1974) (Selahattin Altınbaş / Aslan Tunçata). Ankara&#8217;daki Gazino. Selma sahnede. Doktor tahlil sonuçlarını almış. Telefonda, sanatçı ile görüşmek istediğini söylüyor. Öylesine ısrarcı. Menajer &#8220;Şarkısını mı keselim, Beyefendi&#8221; diye yırtınıyor ama Doktor&#8217;a laf anlatmak mümkün değil. Şakir de çaresiz, kaşını gözünü oynatarak yaptığı işaretlerle Selma&#8217;yı kulise çağırıyor.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Şoförlük ve Ömer ismi Hulusi Kentmen&#8217;e; Menajerlik ve Şakir ismi de Bülent Kayabaş&#8217;a pek yakışmamış. Rolleri değişse daha mı iyi olurdu. Bu şekilde Selma iş gezilerine babası yaşında bir menajerle çıkar Yumurcak da bu denli kızmazdı belki.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Selma&#8217;yı Jeyan Mahfi Ayral; Ömer&#8217;i Kemal Ergüvenç; Necdet Tosun&#8217;u Timuçin Caymaz; Fatma&#8217;yı Mürüvvet Sim; Profesör Ethem&#8217;i Rıza Tüzün; Cevat Kurtuluş&#8217;u Mücap Ofluoğlu seslendirmiş.</p>  <p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Film çok güzel ama döktüğümüz gözyaşlarını anımsayınca ikinci kez izlemek cesaret ister.</p>  <p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8220;Artık yeşerecek bir dalım yok//Yağmurlar yağsa da hoş yağmasa da.&#8221; (1974) (Necdet Tokatlıoğlu / Türkan Ateş). Selma&#8217;nın oğluna sarılmış olarak anlattığı masal.</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&#8220;Peri Padişahı, karşısında kızını devden kurtaran kahraman prensi görünce hem şaşırmış hem de çok sevinmiş. Güzel prens başından geçenleri bir bir anlatır. Padişah, Kara Vezir&#8217;in ihanetini öğrenince Ona çok kızarak zindana attırır. Sonra da kızını güzel prense verir. Tam 40 gün 40 gece düğün dernek yapılır. Onlar ermiş muradına biz çıkalım kerevetine.&#8221;   </p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">        </p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">    </p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">  </p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"></p>

t_tanjun11 Ocak 2010

'cikli caklı filmler' olarak izlemeyin bu filmi. çünkü diğerlerinden oldukça farklı. sonunda ağladım resmen yaa:D konu çok güzel.. önyargılarımızı bi kenara bırakıp izlersek beğenmemek mümkün olmıcaktır.. iyi film.. kaçırmayın..

performer23 Temmuz 2009

bu tür filmleri sevmeyen birisi olarak fena film değildi. belki komedi ile dram'ın karışık olması ve orhan aksoy'un filmi yönetmiş olması bunun nedeni olabilir.

enigmacuture28 Şubat 2009

yumurcak serilerini sevmiyorum. filiz akın&quot; a hiç yakıştıramıyorum. ne o öyle yardımcı kadın gibi.

bir_demet_menekse24 Şubat 2008

Çok güzel bir film, ama ne yazik ki sonu üzücü bitiyor. Filiz Akın yine çok güzel ki zira İlker İnanoğlu da çok iyi, ve de (bence) Yumurcak Serisinin en güzeli "Yumrucak/ Veda" 'dır.Çünkü özellikle son sahnesi asla unutulmaz bir film. Bugun filmi yine izledim yine gözlerim dolu dolu oldu, o son sahnesi beni öyle çok etkilemiştir ki her lunaparka gittiğimde, özellikle de her dönme dolap gördüğümde aklıma gelen filmdir tabi "Feryat" şarkısı ve de "Paydos" şarkısı da unutulmazdır...

emre8422 Ocak 2008

Çok iyi ve başarılı bir film çok da üzücü

wunsch vertrauen30 Eylül 2007

yumurcak serilerine böyle bir son verilmiş olması izleyici olarak beni çok üzmüştü. bunun dışında bir çocuğun annesine duyduğu özlem, kurduğu hayaller (annesini bir peri kendisini bir astronot olarak hayal ediyor) oldukça etkileyici. bu filmin bir de dış sesin seyircilere mesaj vermesi gibi bir özelliği var. filmin sonunda annelere ve babalara, çocuklarına daha çok zaman ayırmaları öğütleniyor.

verco6 Haziran 2007

ne soylesem az insan bu filim seyredince goz yaslarini tutamiyor ozellikle son sahnesi bir harika kesinlikle izlenmesi gerek

capone26 Mayıs 2007

Güzeldi

elleymunu8 Ağustos 2006

hayatımda ızledıgım en guzel turk fılmı desem abartmıs olmam...kesınlıkle ne zaman ızlesem agladıgım muhtesem bır fılm...hele muzıklerı bır harıka tek muzıklerı ıcın bıle ızlenecek bır yapıt..keske bu muzıklerı elde etme ımkanımız olsa ama bulamadım ne yazık kı...en cok da lunaparkta fılmın bıtısıne dakıkalar kala donme dolapta calan muzık...bu kadar mı duygusal olunur bu kadar mı etkıleyıcı ve guzel...tek kelımeyle muhtesem yapımcılara cookkk tesekkurler emeklerıne saglık!!!

enginb1925 Temmuz 2006

Mükemmel ötesi bir film özellikle filmin müzikleri bir harika, Ayla Büyükatamanın sesi ile filiz Akını dinlemekteyiz, filmde İlkerin Luna Parkta Çarpışan Otoda gezerken çalan bir melodi var fakat adını bilmiyorum malesef eğer hatırlayan ya da bilen arkadaşlar varsa [email protected] adresine mail olarak gönderirlerse çok sevineceğim, filmde Artık Yeşerecek Bir Dalım Yok ve Feryat isimli şarkıları Ayla Büyükatamandan dinlemek çok güzel..

veda9 Nisan 2006

yıllardır bu filimi izlerim hatta toplasam belki 5 ,6 defa izlemişim şimdi bile izlesem ağlamadan edemem beni ağlatan filimlerden birisi eğer filimi bulma ihtimalim olsa alıcam ama sormadığım yer kalmadı bulamadım içindeki müzikler bir başka duyguda filiz akına saygılarımla

gulideniz12 Kasım 2005

bu filmde çok ağladım.gerçekten başarılı olmuş.filiz akın herzamanki gibi çok güzeldi.bize yaşattığınız o saf temiz duygular için bütün yeşilçam emekçilerine çok teşekkür ederim.iyiki vardılar.

Yorum yaz

Benzer

İlker İnanoğlu'in diğer filmleri

Filmografi →