Tarkan Altın Madalyon

YönetmenMehmet Aslan
Yıl1972
Süre83 dk
TürMacera, Fantastik, Tarihi
Vizyon1 Ocak 1973

Filmde, Tarkan’ın kaçırılan prensi kurtarmaya çalışması anlatılır. Türk İmparatoru Atilla ülkesini genişletmek için sefere çıkar. Sefer esnasında Batı Vandal Kralı’nın kızı Onorya ile evlenir. Sefere devam etmek için yola koyulur ve Onorya’yı babasına emanet eder. Ancak sefer bitip geri döndüğünde Doğu Vandal Kralı’nın Batı Krallığını ele geçirdiğini öğrenir. Doğu Vandal Kralı, Onorya’yı öldürüp Atilla’nın oğlunu esir almıştır. Atilla bu yeni düşman krallığa sefer hazırlığına başlar. Bu esnada Hun cengâveri Tarkan ise Atilla’ya yardım eder. Tarkan, Vandal Krallığı’na giderek Atilla’nın oğlunu kurtarmaya çalışacaktır.

Kadro

Oyuncular

39 kişi
Yapım

Künye

YönetmenMehmet Aslan
SenaryoSadık Şendil
Görüntü YönetmeniErdoğan Engin
YapımcıErtem Eğilmez
MüzikSezgin Burak
Sinemaseverler

Yorumlar

20 yorum
Seamen3 Eylül 2020

ben hıcbıryerde bulamadım o sahnelerı acaba yardımcı olabılırmısınız gorebılırmıyım o sahnelerı acaba

Seamen3 Eylül 2020

sızden rıcam kesık olan eksık sahnelerı gorebılırmıyım elınızde varsa

burak18 Ağustos 2020

açılmıyor admin el atarsan sevinirim

ozkaracam11 Eylül 2017

Bu filmle ilgili olarak yaklaşık yedi yıl önce yazdığım ilk yorumda ayrıntılı bir değerlendirme yapmıştım. Daha sonraki yorumcuların vurguladığı iki noktanın, filmin "şaşırtıcılığı" ve "iticiliği" olması dikkatimi çekti. Şaşırtıcı, çünkü daha öncesinde ve sonrasında Türk Sineması'nda yapılmayan bir şeyi gerçekleştiriyor; Ortaçağ atmosferini bir korku ve tekinsizlik öğesi olarak kullanıyor. İtici, çünkü serinin diğer filmlerinde olmadığı kadar "istismar sineması"na yaklaşan unsurlar barındırıyor. Ortaçağ, edebiyat ve sinemada egzotik macera için olduğu kadar korku, dehşet için de bir esin kaynağı olmuştur. Burjuva uygarlığı üzerine kurulu çağdaş Batı kültürü, Ortaçağ'ı geride kalmış, anımsanması istenmeyen, cehalet ve hurafelerle dolu bir dönem olarak kodlamayı yeğlemiştir (tabii ki ciddi tarihçilerin yaptığı araştırmalar, bunun dışındadır). Bizim toplumumuzun bağlı olduğu Türk-İslam kültüründe "Ortaçağ karanlığı" fazla bir anlam ifade etmediği için olsa gerek, bu dönem sadece bizim kılıçlı cengaverlerimizin kahramanlık öyküleri için bir atmosfer oluşturmuştur. Tarkan, bunların içinde İslamiyet öncesi dönemde yaşayan ve maceraları Avrupa'da geçen tek kahraman olduğu için bu filmin yapılabildiğini düşünüyorum. Öte yandan, Sezgin Burak'ın yazıp çizdiği, bu filmin konusuyla hiç ilgisi olmayan maceranın özellikleri ile filmdeki grotesk (kaba-saba) şiddetin karşılaştırılması da ilginç olabilir. Filme uyarlanmaya çok elverişli olan bu üç bölümlük uzun macera, içerdiği iz sürme ve intikam temalarının yanı sıra (Freudcu kavramlarla) çarpıcı bir Eros ve Thanatos (Aşk ve Ölüm) hikayesidir. Şiddet ve erotizm unsurları diğer maceralara göre daha belirgindir. Fakat istismar amaçlı değildir, estetik ölçüler içinde tasvir edilmiştir. Kötü yürekli Bizans vezirinin dilber kızı Hera'nın kendisini ölümden kurtaran Tarkan'a aşık olması, Yeşiller ve Maviler olarak adlandırılan hizipler arasında geçen ölüm yarışları, cani ruhlu Bizans subayı Silas'ın tecavüz etmeye çalıştığı Hun kadınını vahşice öldürmesi, Tarkan ile sevişen Hera'nın yaşadığı cinsel coşku ve orgazm, Hipodrom'daki at yarışlarında bıçaklı tekerleklerle gerçekleşen ölümler, yarışların öncesinde Hera'nın gördüğü tüyler ürpertici düş, bu açıdan dikkat çeken temalardır. O dönemdeki Yeşilçam mantığının bu öyküyü maliyetli ve riskli bulduğu ve muhtemelen İngiliz Hammer şirketinin yapıtlarından esinlenilmiş bazı öğelerle, tema açısından orijinal öyküye paralel, fakat istismar sineması düzeyinde bir film yapıldığı kanaatindeyim.

YeşilcamSevdalısı21 Ekim 2016

Pekcan Koşar'ın Zeki Alasya dublajındaki gaddar kahkaları muhteşem :-)

sinemaagresif30 Mayıs 2016

Filmi sansürsüz yüzde yüz orijinal seyrettiğimde akıllara zarar bir sürü şey barındırdığını gördüm. Mesela ilk sahnelerde ülkenin en masum ve en günahkar kadınlarının kaçırılıp kanlarının rahip tarafından Goşa'nın iskeletine aktarılıp diriltildiği sahnede midem bulandı resmen . Zira bu aynı zamanda şirkti de . Bu yetmiyor gibi bir de bunu yapan rahibi hançerleyip lav gibi bir şeyin içine atıyorlar iğrenç. Rahipleri de büyücü gibi göstermişler o da ayrı mesele. Sonra Zeki Alasya'nın yeğenine işkence yaptığı sahnelerde pis pis gülmesi hele ki güvercinin başını eliyle kopartıp yılanına yem ettiği sahne dehşetti ki güvercin bana çok gerçekçi canlı gibi geldi ama inşallah öyle değildir. + 18 sahneleri de biraz abartmışlar.. Goşa filmde çoğunlukla çıplak. Giyinik görmek neredeyse imkansız. Bir sahnede Yeşim Tan'ı at üzerindeyken büyüleyip etrafını ağlarla dolayıp boynundan vampir gibi kanını içiyor. Bu sahnelerin hemen hepsi tv lerde ki gösterimde kesiliyor tabi iyi ki de kesiliyor. Çünkü hep insanların aklı bulandıran psikolojisini bozan saçma sapan şeyler. Emeğe saygım var . Filmde ki oyuncular da hepsi birer usta ama bu filmi izlerken tarihi film değilde sanki korku filmi izliyormuşum gibi geldi daha çok. Bence izlemezseniz de olur. Pek bir şey kaybetmezsiniz .Akıllara zarar çünkü.

sinemaadamı24 Şubat 2016

nihayet orjinalini bulup seyrettim filmin orjinali 83 dk tvlerde 15 dk kesinti var. film sansürsüz daha güzel ama insanın midesini kaldıran kan sahneleride var :)

ElBLanKo1 Şubat 2016

Zeki alasya her ne kadar rolunu iyi oynayamasa da izlenilecek bir filmdir.

performer27 Aralık 2015

oyuncu kadrosu da çok iyi. keşke kamran usluer'in daha çok sahnesi olsaymış.

ugurcan01020312 Ekim 2015

en sevdiğim tarkan serisi

Kleberson8 Mayıs 2015

zeki alasyayi bu filmde kötü rolde görüyoruz ustamiz cok basarili oynamis bu rolde

black_eagle_0926 Ekim 2013

Halit Akçatepe ve Zeki Alasya yanlış tercihler olmuş. Özellikle Alasya'nın canlandırdığı karakter filmin akışını bozmuş. Serideki kalitesiz filmlerden biri ve bence en kötüsü.

bysiirtli5613 Temmuz 2013

zeki alasya.halit akçatepe .zeki sezer filme ne kadar renk katmış olsa bile en kötü tarkan serisi.kılıç sahnelerinde ses efekti çok kötü.en önemlisi tarkanın müziği filmi film yapan Dmitri Shostakovich - Symphony No. 5 in D minor - Op. 47 - I. Moderato müziği yoktu.

delikadir3924 Temmuz 2011

Bu filmi kanal7 gösterdi ve filmin yarısı çöpe gitti.Bu filmi internetten izleyin ki sinirlenmeyin.

ozkaracam6 Aralık 2010

Bu filmi, aslında yaşımın çok uygun olmadığı bir dönemde izlemiştim. O zamandan beri, bazı özellikleri beni rahatsız eder. Bir yazıda, Tarkan serisinin aslında geceyarısı sinemasının parlak örneklerinden sayılması gerektiği yolunda bir yorum okumuştum; Pete Tomb da fantastik sinemayı konu alan ve Türkçe'ye de çevrilen kitabında Tarkan filmlerine özel bir yer ayırmış. Geceyarısı sineması kavramına en uygun filmin bu olduğunu söyleyebilirim. Türün meraklılarına seslenecek özellikler bir hayli fazla: Dozu bir hayli yükselmiş sado-erotizm, büyücülük, asma köprüyle ulaşılan şato, vampirlik. Dönem, zaten Antikçağ uygarlığının yıkılıp Karanlık Çağlar'ın başlamakta olduğu dönem. Vandalların vahşeti bugün bile unutulmamış, vandalizm sözcüğüyle yaşıyor. Bir rahibe ile bir fahişenin kanlarının bir çukurda birleştirerek büyücü Gosha'nın iskeletine hayat vermesi de, çok ilginç bir buluş. Erka'nın örümcek ağına yakalanması, yüz hatları Ingrid Pitt'i anımsatan Gosha'nın (Eva Bender) onun kanını emmesi de hakeza. Tahammülü zor bir sadizmin egemen olduğu böyle bir filmde Zeki Alasya, Halit Akçatepe, Mürüvvet Sim gibi, Arzu Film güldürülerinden aşina olduğumuz oyuncuların varlığı ise, bir hayli garip kaçıyor. Bir yandan da, Sezgin Burak'ın yazıp çizdiği güzelim maceranın yerine bu uydurmasyon senaryonun filme alınmış olmasına hayıflanmamak elde değil. Çünkü Altın Madalyon, oldukça uzun ve sürükleyici bir macera idi; Tarkan, Hun İmparatorluğu'na karşı Bizans tarafından hazırlanan bir komplonun ve kişisel dostları olan bir karı-kocanın intikamının peşine düşüyordu (elindeki cinayet kanıtı da, katillerden birisinin altın madalyonudur). Öykünün büyük bir bölümü Konstantinopolis'te geçiyor, Hipodrom'da (bugünkü Sultanahmet semtinde) dört atın çektiği savaş arabalarıyla kıran kırana bir mücadele yaşanıyordu. İlk filmlere göre bir savrukluğun sergilendiği de gözden kaçmıyor. Örneğin Hun askerleriyle Vandal askerlerini giyim kuşam açısından ayırt etmek mümkün değil. Zeki Alasya bir Cermen kralından çok, bir Roma imparatoruna benziyor. Birsen Ayda ilk filmdeki, Messalina'vari şehvet düşkünü kraliçe rolünü burada da tekrarlıyor ve aynı akıbete uğruyor. İlk filmde Moris tarafından aslına uygun bir biçimde canlandırılan cüce okçu Kulke, Halit Akçatepe'nin şahsında biçim değiştirmiş; bir akrobat-savaşçıya dönüşmüş. Surların tepesinde geçen, çok uzun tutulmuş akrobasi gösterileri, finaldeki sirkimsi görüntüler, filmi tam bir curcunaya dönüştürüyor. Bir de insanı gülümseten bir ayrıntı: Baltayla kafa uçurulmak üzere hazırlanmış idam düzeneğinde bir de urgan ilmiği var. Nasıl yani?         

ulaş3422 Eylül 2010

Serinin 4'cü filmi bu sefer tarkan doğu vandal kralı'na karşı mücadele vercektir.Bu filmde'de yine başarılı usta oyuncular eşlik ediyo kartal tibet'te.Örneğin zeki alasya,halit akçatepe,kamran usluer gibi işimler.Diğer tarkan serilerinde olduğu gibi yine bu film'de yer alan eva bender'de dikkat çeken oyuncular arasında.Başka bir dikkat çeken oyuncu ise zeki alasya bu film'de kötü rolde izlediğim doğu vandal kralı'nı canlandırıyo.Zeki alasyanın'da zaten ilk kötü rölü olan tek film budur.Genelde zeki alasya'yı komedi film'lerinden biliriz.Bundan sonrada zaten yapımcılar zeki alasya süratına pekte kötü karakter gitmediği için başka diğer filmlerde bu türlü roller vermemişlerdir.Diğer bir usta oyuncu olan halit akçatepe ise onuda yine daha çok komedi filmlerinden biliriz.Ama kartal tibetle tarkan seri içinde 2 taneside görev almış oda böyle tarihi vede aksiyon'lu filmlerde oynarak dikkat çeken başka bir oyuncu.Film senaryo bakımından diğer ilk 3 film'me göre daha kötü gibi,daha iyi bir şekilde hazırlansaydı belkide daha iyi olurdu herhalde.

torkiş6 Temmuz 2010

<p>Zeki Alasya'nın bu role çok uymadığını ve seslendiren kişinin sesinin de uygun olmadığını düşünüyorum.Çünkü zeki alasya gibi kişileri hep komedi filmlerinde gördüğümüz için kötü rollerde biraz sırıtıyorlar ve izleyiciye o gerilim havasını yeteri kadar veremiyorlar.Önceki iki filmde de rol alan bilal inci bu konuda gerçekten çok başarılıydı.Bide Gosha rolünde Eva bender yine güzelliğinin yanı sıra müthiş bir oyunculuk çıkarmış ve o kahkahası hala aklımda son olarak da bir arkadaşın da belirttiği gibi diğer filmlerin aksine bu filmdeki kılıç sahnelerinde adete bir plastik sesi çıkıyor gerçi eski bir yapım olduğu gerçeğini unutmamak gerek fakat keşke diğer filmlerdeki gibi olsaydı.Ayrıca sinematürk tarafından filmin konusu yanlış yazılmış,düzeltilirse iyi olur. </p>

Loverman14 Nisan 2010

avrupayı istila eden attila üstünlük kurduğu batı vandal kralını bağışlayarak ona krallığını geri vermiştir. kralın kızı onoryaya aşık olur ve ona altın madalyonu  verir. onoryayı orada bırakarak avrupada hızla ilermek için akınlarına kaldığı yerden devam eder. barbar doğu vandal kralı, kardeşi olan batı vandal kralını öldürüp yeni bir krallık kurunca attila tekrar o bölgeyi istila etmek için hazırlıklar yapar. bu sırada onorya  altın madalyonu attilaya gönderir. attila tehlikeli bir şekilde tek başına onoryanın yanına gider. vandal kralı, ikinci filmde yok olan gosha nın yeniden canlanmasını sağlar. saraydan kaçan onoryanın yakalanması için gosha dan yardım ister. attila onoryayla buluştuğu sırada vandallar onları yakalar. tarkan da attilaya yardım ederken birkaç vandallı, onorya ve yeni doğmuş çocuklarını attila ve tarkanın elinden kurtarıp saraya götürürler. vandal kralının veziri onoryaya sarayda tecavüz edip öldürür. ölüsünü de attilaya gönderirler. attila çaresizdir. çünkü oğlu vandalların elindedir. bundan sonrası artık tarkana bağlıdır. tarkan sefere çıktığında kulke ile karşılaşır ve birlik olurlar. tarkan, rozanın mekanında fahişe kılığındaki vandal kraliçesini yakalar ve kulke ile birlikte saraya giriş noktalarını öğrenirler. çocuğu kurtarıp saraydan ayrılırlar. sığındıkları bir handa vandal askerleri onları bulur. tarkan ve kulke, çocuğu kulkenin sevgilisi erka ya verip onun kaçmasını isterler. büyücü gosha erka yı büyüleyerek onu öldürür. o arada çocuğu alırlar. tarkan ve kulke erkayı ölü halde bulurlar. o bölgede gosha tarkanı da büyüleyip saraya getirir. gosha, tarkana attilayı öldürmesini emreder. tarkan, attilayı öldürmeye kalkar üstüne saldırır ama başaramaz. attila, tarkanın bu davranışına anlam veremez. iyiliklerini unutmamıştır. buna rağmen yardımcıları onun törelerce idam etmeleri gerektiğini söylerler. gosha tarkanın mumyasını yapmıştır ve o mumyaya bıçak saplamıştır. eğer o bıçak mumyadan çıkarılamazsa tarkan büyüden ve  idamdan kurtarılamaz. kulke can kurtla beraber bıçağı mumyadan çıkarmak zorundadır. mumyaya ulaşmak için vandal askerleriyle dövüşür. dövüş sırasında çıkan yangında orada bulunan mumya erimeye başlar ve bıçak kendiliğinden çıkar. büyüde bozulur. tarkan idam sırasında tam ölecekken kurtulur. tekrar saraya çocuğu kurtarmaya gider. kurt dan korkan vandal kralı kaçarken kendi hazırlattığı kazıkların olduğu çukura düşer ve ölür. onlara son olarak tuzak kuran gosha da tarkanla dövüşürken dengesini kaybedip düşer. çocuk attilaya teslim edilir.geniş olarak filmin konusu budur. yukarıda filmin konu kısmında yazıldığı gibi değil. oyuncu seçimlerinin yanlış yapılması bu serinin en kötü filmi olmasına etkendir. doğu vandal kralı rolündeki zeki alasya bence rolüne oturmamış. ses de yakışmamış. cani biri bu kadar sempatik olmamalı. bilal inciyi aradım açıkcası. kulke rolündeki halit akçatepe ve roza rolündeki mürüvvet sim de aynı şekilde. onları hep sevimli, komik ve aile filmleriyle görmeye alışmışız. tabiki bu filmde oynamışlar oyunculuklarına hiçbir şekilde kötü lafım olamaz. yalnızca eva bender in tarkan serilerindeki yeri ayrı. onunla devam.  

sinekadraj20 Haziran 2009

Bazı sahneleri gerçekten akılda kalıcıydı , genel olarak vasat serinin vasat örneği

emre845 Nisan 2009

Bence serinin en kötü filmi çünkü senaryo kötü ve film akıcı değil

Yorum yaz

Benzer

Kartal Tibet'in diğer filmleri

Filmografi →