Yazgı

Yıl2001
Süre110 dk
TürDram
Vizyon9 Kasım 2001
Seyirci12.986

Yaşamın boş ve saçma olduğuna inanıp, herşeyin aynı kapıya çıktığını düşünen Musa kendini olayların akışına bırakmış gitmektedir. Annesi ölür aldırmaz. Onu sevdiği halde sevinç bile duyar bu ölümden. Hoşlanmadığı bir kızla sırf o istiyor diye evlenir. Ancak yine iradesizce verdiği bu karar, kaderin bile güç ve iradeler tarafından yazıldığı bir dünyanın eşiğine getirip bırakır onu. Sonunda Musa iki çocuğun ve bir annenin katledilmesinden sorumlu tutulmaktadır.

Kadro

Oyuncular

22 kişi
Yapım

Künye

YönetmenZeki Demirkubuz
SenaryoZeki Demirkubuz
Görüntü YönetmeniAli Utku
YapımcıZeki Demirkubuz
ŞarkıCan Hakgüder
Sinemaseverler

Yorumlar

16 yorum
mahfel0627 Aralık 2020

Zeki Demirkubuz'un başyapıtlarından. Filmde hiçbir şeyi umursamayan bir şahsiyeti Serdar Orçin başarıyla canlandırmış. Engin Günaydın ve Demir Karahan da çok başarılı, Zeynep Tokuş fena değil. Tek olumsuz yanı finale doğru savcıyla konuşma sahnesindeki savcının vasat performansı. Çok sağlam diyaloglar var. Mutlaka izlenmeli 8/10

Göztepe1 Nisan 2018

Ana teması kayıtsızlık olan bir film hicbirseyi iftirayı idamı bile umursamayan bir adam Serdar Orçin bu rolde harikaydı. Değişik bir film olmasının yanında güzel bir filmdi yönetmen Zeki Demirkubuz'un her filmi gerçekten sanat eseri.

Kpax0826 Haziran 2014

Bir filmi yönetmenini bilmeden sadece 15 dakika izlesem o filmin Zeki Demirkubuz'a ait olduğunu bilebilirim. Bu bir yönetmen için iyi bir şey mi yoksa kötü bir şey mi tamamen yoruma açık. Ama ben yönetmen olsam herhalde her filmi ile izleyicisini şaşırtan bir yönetmen olmak isterdim. Filme gelince tabii ki güzel ve başarılı bir film. Zaten Zeki Demirkubuz'un vasatın altında bir filmini hatırlamıyorum. Üçüncü sayfa ile tarz olarak benzerlikler taşıyor ve bana hangisi diye sorsalar belki ilk olarak onu izlediğim için Üçüncü Sayfa derim. Oyunculuklara gelince Serdar Orçin ve Engin Günaydın rollerinde çok başarılılar.

sinemadelisi2 Eylül 2013

Yazgı;Zeki Demirkubuz realist sinemasının en iyi örneklerinden.Sinemamızda artık yeni bir akım başlatan ve tarz oluşturan Demirkubuzdan bir başyapıt.Her filminde olduğu gibi bu filminde de psikoljik yön ağır basıyor.Filmin atmosferi iç karartıcı,izledikten sonra derin düşüncelere sevkediyor. Musa karakteri inanılması zor bir adam;hayattan beklentisi olmayan,hayatını rutine bağlamış,gamsız,annesinin ölümüne bile üzülmeyen,hiçbirşeyi umursamayan,cinsel duygularını bastırmış,inançsız,duygusuz,içine kapanık,çok sessiz,açık sözlü ve şizofrenik çok derinlikli bir karakter. Gerçekten Serdar Orçin uzun yıllar akıllardan çıkmayacak bir performansa imza atmıştır. Keşke onu devamlı iyi projelerde izleyebilseydik.Yardımcı rolde Engin Günaydın oldukça başarılı.Zeynep Tokuş ta çok sırıtmamış,başarılı oynamış. 'Benim için farketmez've 'Olur,yaparım' replikleriyle hafızalara kazınan bir başyapıttır. Filmin görüntüleri ve havası kusursuz,yönetmenin etkisi de çok fazladır.Demirkubuz çekilmesi,senaryo aşaması,vizyona girmesi her türlü gişilmesi zor bir işin altından ustalıkla kalkmış büyük bir riskin altından kalkmıştır.Filmin sonunda savcıyla Musanın diyaloğu tüyler ürpertici ve sorgulatıcıdır;mükemmel bir sahnedir. İzlemeyenlere farklı tarzda ilginç film izleyeceklerinin garantisini verebilirim.Filme puanım 10/10

rhegno22 Eylül 2012

biraz ic karartıcı ama izlettiriyor

gecedensonra28 Mart 2011

kitabını okuduktan sonra çok yavan gelen ama allhtan engin günaydın vardı dediğim ilm olmuş.... emin olun şu dünyamızda musa karakterinden po kadar çok var ki sanırım biride benim ...

kökhücre29 Eylül 2008

Kayıtsızlık...Bir insan annesinin ölümüne nasıl bu kadar kayıtsız kalabilir.Bir insan nasıl her şeye hatta evliliğe bile "Farketmez" cevabını verir ve seçimi karşıdaki insana bırakır.İlginç bir senaryoydu.Biliyorum ki gerçekten bu şekilde yaşayan insanlar var.Bir ilk olduğunu düşünüyorum sinema açısından..Serdar Orçin rolünün üstesinden hakkıyla gelmişti...

güney_2124 Haziran 2008

Yazgı yaşamı ve yaşam içerisindeki toplumsal tabuları bize bir kez daha sorgulatan bir film. Her ne kadar filme zeki demirkubuzun genel durağanlığı yansısada izlerken keyif alıyor insan. Savcıyla musanın diyaloğunu filmi izledikten sonra tekrar izledim gerçekten çok vurucu bir diyalog burda diyaloğu görünce fimi tekrar hatırladım tabi burada engin günaydının filme kattığı tadıda unutmamak gerekir tadı tuzu olmuş engin günaydın filmin bence.

asım mavzer8 Mayıs 2008

<div><font face="Arial" size="2">Film karanlık üstüne öyküler üçlemesinin ilki imiş.bu adam(Zeki Demirkubuz) harbiden karanlığı çok seviyor her filminde karanlık odalar,kapı açılma ve gıcırtıları var..</font></div><div><font face="Arial" size="2">Bir ayrıntı daha;<span>Yazgı</span> da ''musa ve sinem'' üçüncü sayfa da ''isa ve meryem''.musa ve isa da isimsel benzerlikde olsa ayrıntı ayrıntıdır..filmi beğendim her ne kadar senaryo Albet Camus abinin ''yabancı'' adlı kitabından esinlensede iyi film olmuş..Musa her olaya kayıtsız kalıp benim için farketmez dediği anda aslında bizi de düşünmeye sevk ediyor..Musa ruhu alınmış bir karakter gibi oynuyor sanki..ve hiç bir şey onun için farketmiyor..filmin sonunda cezaevinden çıkmadan önce müdür ile geçen diyaloglar müthişti.keşke müdürü başka biri oynasaydı adam biraz komik bi tipti...</font></div><div></div><div><font face="Arial" size="2">Diyalog arasında geçen Musa'nın isyanı nefisti. ne demişti musa; ''siz beni cinayet yüzündenmi yoksa annemin ölümüne üzülüp üzülmediğim için mi yargılayacaksınız''..</font></div><div></div><div><font face="Arial" size="2">Zeki demirkubuz'u filmde bi sahnede görmek mümkün; Musa ile Sinem beraber sinemaya girerler ve Musa Sinem'i sıkıştırmaya başladığı koltuğun arkasına  oturan  kişi o idi,bazı yönetmenlerde bu vardır.çektikleri filmde görünmek gibi.bkz.Alfred Hitchcock,Tınto brass,Osman Faruk Seden vs.</font></div><div></div><div><font face="Arial" size="2">filmin final sahnesinde Cezaevi savcısı ile Musa arasında geçen unutulmaz diyaloglar; Sözlük sitesinden alıntıdır.emeklerine sağlık.</font></div><div></div><div><font face="Arial" size="2">savcı=s2 kodu ile,musa= m kodu ile belirtilmiştir.<div>cezaevi cikisi oncesi,<br />savci ile konusma;<br /><br /><br />[musa odaya girer]<br /><br />s2: buyrun oturun..<br /><br />..<br /><br />s2: kusura bakmayin sizin dosyalarinizi okuyordum.<br />nasilsiniz? <br /><br />m: iyiyim.<br /><br />s2: olayi ogrendiniz heralde..<br /><br />m: evet.<br /><br />s2: butun ulke gunlerdir yine sizden bahsediyor.<br />patronunuz gecen hafta istanbul cumhuriyet savciligi'na <br />gidip gonullu olarak ifade vermis.sonra tuvalete gitmek icin<br />izin isteyip orda tabancayla vurmus kendini.<br /><br />[savci masanin uzerinden kagidi alir]<br /><br />bu yazi dun geldi.istanbul 5.agir ceza hakimligi'nden <br />gonderilmis.<br /><br />[kagittakileri okur]<br /><br />amasya cezaevi tutukevi infaz savciligina,<br />istanbul 5.agir ceza hakimligi'nin 11.09.1997 tarih <br />13863 sayili karari uyarinca ceza ve tutukevinizde <br />idam hükümlüsü olarak kalmakta olan mehmet oğlu<br />musa demircan hakkindaki ölüm cezasi karari,<br />20.05.2001 tarihinde olayin magdurlarindan haci oğlu<br />naim tuğlaci'nin istanbul cumhuriyet savciligi'na kendi<br />rizasi ile basvurusu, burada gonullu olarak yaptigi <br />samimi itiraflari neticesinde yeniden incelenmis<br />a) davanin yeniden gorulmesine<br />b) sanik musa demircan'in yeniden ve tutuksuz olarak<br />yargilanmasina karar verilmistir.<br />bilgilerinize arzedilir.<br /><br />..<br /><br />s2: sevinmediniz galiba?<br />cikmak istemiyomuş gibi bi haliniz var.<br /><br />..<br /><br />s2: itiraf mektubunu okudunuz heralde..<br /><br />m: hayir<br /><br />s2: neden??<br /><br />m: okumadim iste.<br /><br />s2: sizinle ilgili ama.<br /><br />m: benimle bi'ilgisi yok.<br /><br />s2: nasi yok? bu itiraflar yuzunden idamdan döndünüz<br />ve artik özgür bi insansiniz (..) duymak ister misiniz?<br /><br />m: benim icin farketmez.<br /><br /><br />s2: önce o günün nasi gectigini,senden sora eve kendisinin <br />gittigini filan anlatmis. <br />[gazeteden itiraf mektubunu okur]:<br />esim cocuklari hazirlamis evi terketmek uzereydi<br />engellemeye calistim.bunun uzerine sinir krizi gecirmeye<br />herseyi kirip dokmeye basladi.ben de sinirlenip bikac kere<br />vurdum.sora yere savurdum.kafasi kirise carpip,yigildi kaldi.<br />yanina gidip yardim etmek istedim,ancak öldüğünü farkettim.<br />bu sirada oglum cenk gelip &quot;annem öldü,annemi sen öldürdün&quot;<br />diye bagirmaya basladi.hemen sakinlestirmeye calistim ama<br />bagirmaya devam etti.komsularin duymasindan korkup agzini <br />kapattim,direndi. agladim yalvardim ama susmadi.bu sirada <br />gozlerim ter ve gozyasindan aciyip gormez oldu.ellerimle agzini<br />kapattigim icin silemiyodum da. önce panik gibi bişi başladı içimde<br />sora buyuk bir ofke. az sonra direnmekten vazgecip sakinlestigini<br />hissettim ve ellerimi gevsetip biraktim.bu anda kucagima yigildi.<br />o vaziyette ne kadar kaldigimi,kizima n'aptigimi,ne o anda ne sonraki<br />bes yil boyunca hatirlayabildim ne de simdi bu mektubu yazarken.<br /><br />[odanin kapisini tamir etmek üzere gardiyan ve kapi tamircisi girer<br />musa'nin ilgisi kapiya yonelir]<br /><br />s2: dinliyo musunuz?<br />m: evet dinliyorum.<br /><br />s2: [mektubu okumaya devam eder] sonra polisi aradim.onlara<br />bi tek eve geldigimde bu durumla karsilastigimi soyledim.karakolda<br />ve sonrasinda hersey akil almaz bir sekilde olup bitti.ailesi katledilmis<br />bi baba olmak, bicok hatamin ustunu kapatiyodu. mahvolmuş,artik<br />hicbiseyin onemi kalmamis insan rolünü başarıyla oynadım.bu acı olay<br />yüzünden kendimi sucladigima inandirmak icin musa'nin esiyle olan ilişkimi <br />hemen itiraf ettim. yavuz'u doldurup musa'nin aleyhinde ifade vermesini <br />sagladim.annesinin ölümüne sevinme meselesi cok iyi bi ortam sagladi.<br />ve olay birden bu yöne dogru cekilmeye başlandı.musa'nin şüpheli ve<br />tuhaf kişiliği ve yakalandığında anlıyamadığım bir şekilde cinayeti <br />üstlenmesi sayesinde kolayca kurtuldum. ancak asıl şaşırtan şey,<br />işlediğim bu büyük ve ağır günahın beni arzu ettiğim, hayalini <br />kurduğum herşeye kavuşturmuş olmasıydı.bunu o zaman bile <br />adaletli bulmadığımı,beni bu durumlara sürükleyen rahatsızlıklarımın<br />belki bu yüzden başladığını ayrıca itiraf etmem lazım.olay unutulduktan<br />sonra sinem'le beraber yaşamaya başladık.ancak içine düştüğüm acı ve<br />vicdan azapları giderek bütün hayatımı sarmaya,hiçbişeyin önemi <br />kalmamaya başladı.önce işlerim bozuldu.arkasından evimi,arabamı<br />herşeyimi kaybettim.sinem terketti.içimden ne düzelmek ne de bu kötü<br />gidişata karşı gelmek geliyordu.hiç uyumuyor,yemek yemiyordum.<br />tuhaf olan şuydu ki bu olaylardan rahatsızlık da duymuyodum.<br />ne hastaneye gittim ne de bi doktora başvurdum.şimdi bu mektubu<br />yazarken herşeyi biraz anlar gibi oluyorum.ama bu artık bişeyi <br />değiştirmeyecek.söyleyebileceğim en son ve en acı şey şudur.<br />bu mektubu kime yazdığımı bile bilmiyorum.çünkü karım ve çocuklarımı<br />kendi ellerimle öldürdüm.bu dünyada başka kimsem de yok.bu yüzden<br />gitmeye karar verdim.tek istediğim yüce allah'in huzuruna cikarken,<br />musa'nin ve sinem'in beni affetmeleridir.<br /><br />..<br />[savci kapı tamircisi(kt)'ne döner]<br />s2: ikide bi niye bozuluyo bu kapı?<br />kt: dil yatağı yalama olmuş efendim..<br />..<br /><br />s2: [musa'ya döner] neden yaptınız bunu?<br /><br />m: bi nedeni yok.<br /><br />s2: ne soruşturma sırasında ne mahkemede<br />kendinizi hiç savunmamışsınız.savunmadığınız gibi<br />suçlamalara da itiraz etmemişsiniz.bugüne kadar<br />bikez olsun &quot;ben suçsuzum&quot; dememiş ve 4 yil<br />boşu boşuna hapis yatip,akil hastanelerinde surundukten <br />sonra şimdi gerçek ortaya çıkıyor.ya cezanız infaz edilseydi,<br />ya da bu yanlışlık hiç ortaya çıkmasaydı?<br /><br />m: ne farkederdi?<br /><br />s2: ne demek ne farkederdi? kendinize yaptığınız kötülük<br />bi tarafa adalete cinayet işletmek gibi bişi bu. <br /><br />m: bu beni ilgilendirmez ama olan zaten bu.<br /><br />s2: en azından engel olabilirdiniz.<br /><br />m: ben sadece suçlanmış olmaktan dolayı şikayetçi <br />olmadım. bu da benim hakkım.<br /><br />s2: tuhaf değil mi bu.<br /><br />m: benim için diğil.<br /><br />s2: kendinizi suçlu mu hissediyosunuz?<br /><br />m: hayır. (..) ama sucsuz da hissetmiyorum.</div><div></div><div>s2: neden?<br /><br />m: öyle işte,insan ben suçluyum diyebilir ama suçsuzum diyemez.<br /><br />s2: neden diyemesin? ortalıktaki bütün katiller <br />&quot;ben suçsuzum&quot; diye bağrıyo.<br /><br />m: bu da onların hakkıdır.<br /><br />s2: haksız yere suçlanmış olmayı da suçluluğun<br />inkar edilmesini de birer hak olarak görüyorsunuz.<br />sizi anlamıyorum. [...] <br /><br />bu arada sizi boşu boşuna tutmuyorum.bi taraftan<br />tahliye işlemleriniz yapılıyo.bitince haber vericekler.<br /><br />m: farketmez.<br /><br />s2: sormayı unuttum,bişey içer misiniz? <br /><br />m: hayır.<br /><br />s2: yemek yediniz mi?<br /><br />m: aç değilim.<br /><br />s2: şimdi n'apmayı düşünüyosunuz?<br /><br />m: bilmiyorum.<br /><br />s2: heralde istanbul'a dönüceksiniz.<br /><br />m: evet.<br /><br />s2: eşinizden haber alıyo muydunuz?<br /><br />m: hayır.<br /><br />s2: hiç ziyaretinize gelmedi mi?<br /><br />m: en başta bi defa geldi sora bi daha görmedim.<br /><br />s2: peki boşandınız mı?<br /><br />m: hayır.<br /><br />s2: dönünce aramayı düşünüyo musunuz?<br /><br />m: hayır.<br /><br />s2: beni yanlış anlamayın,bu bi sorgulama filan değil.<br />zaten bırakılma emrinizi az önce bildirdim.artık özgür<br />bi insansınız ve sizi hiçbir şeye zorlayamam.ancak<br />dosyanızda okuduklarım ve yaşadıklarınız gerçekten<br />ilgimi çekti.ayrıca o günlerde davanızı basından sürekli<br />izlemiş,günlerce takip etmiştim.tanrı'ya inanmadığınızı,<br />annenizin ölümünden sevinç duymanızı biz de epey<br />tartışmıştık.bu yüzden sizinle tanışmak,biraz sohbet<br />etmek istedim.<br />çok merak ettiğim bişey var.gerçekten tanrı'ya inanmıyo <br />musunuz?<br /><br />m: hayır.<br /><br />s2: nerden biliyosunuz,oturup üstüne düşündünüz mü hiç?<br /><br />m: benim için düşünmeye değer bişey değil bu.<br /><br />s2: neden?<br /><br />m: nedeni yok.<br /><br />s2: insan genellikle böyle olduğunu sanır.ama gerçekte<br />böyle olmayabilir.<br /><br />m: bunu ispatlayabilecek durumda değilim.<br /><br />s2: peki idam edilecek olsaydınız,son anda yine böyle mi<br />düşünürdünüz?<br /><br />m: [tebessüm ederek] evet.<br /><br />s2: neye inanırsınız peki?<br /><br />m: hiçbişeye.<br /><br />s2: bu kadar mı umutsuzsunuz?<br /><br />m: umutsuz değilim.bazı konularda hep umutlu olmuşumdur.<br /><br />s2: hangi konularda mesela?<br /><br />m: beni doğrudan ilgilendiren şeyler konusunda.<br /><br />s2: arzularınız ve istekleriniz gibi mi?<br /><br />m: öyle de denilebilir.<br /><br />s2: bu başkaları için de geçerli ama..<br /><br />m: ben kendiminkileri bilirim,başkaları beni ilgilendirmez.<br /><br />..<br />[kapının tamirati bitmiştir,kapı tamircisi kapıyı kontrol ettikten sonra]<br /><br />kt: kapı tamam efendim.başka bi emriniz var mı?<br />s2: sağol,çıkarken çekiver.<br />..<br /><br />s2: kusura bakmayın ama daha açık olabilir miyim?<br /><br />m: siz bilirsiniz.<br /><br />s2: böyle söylüyorsunuz.tamam kabul ediyorum.<br />ama yaşadığınız bunca kötü şeye, 3 hatta 4 insanin ölümüne<br />bunların sebep olduğunun farkında değil misiniz?<br /><br />m: bunlar neden sebep olsun ki?<br /><br />s2: neden? patronunuz bu yüzden gencecik bi kızı kandırıp<br />günahına girmedi mi? karısını,çocuklarını bu uğurda katletmedi mi?<br />şikayetçi olmadığınız için size yapılanları saymıyorum.<br /><br />m: insanın istediği gibi davranmasında anlaşılmayacak bişey yok<br />benim için.<br /><br />s2: arzularına göre davrandı diye bütün bunları kabul edip,<br />yaptığı kötülükleri anlamamız mı gerekiyor şimdi?<br /><br />m: bu sizin biliceğiniz iş. <br /><br />s2: siz anlıyo musunuz?<br /><br />m: kendim için anladığımı başkası için de anlıyabilirim.<br /><br />s2: keşke bunlar olmasaydı bu kötülükler hiç yaşanmasaydı <br />demiyosunuz yani?<br /><br />m: benim için farkeden bişey yok,şikayetçi olmadığımı<br />daha önce söylemiştim.<br /><br />s2: çocuk öldürmenin iyi bişey olduğunu mu söylüyosunuz?<br /><br />m: çocuklar için iyi değildir tabi. ama öldüren için iyidir.<br /><br />s2: o zaman siz de yapabilirsiniz.<br /><br />m: bikaç gün öncesine kadar bu suçtan idam edilmeyi <br />beklediğimi unutuyosunuz..<br /><br />s2: bunun bi önemi yok.çocukların öldürüldüğü<br />gerçeğini de gözardı etmeye çalışmıyorum.açlıktan,savaşlardan<br />ya da başka nedenlerle hergün yüzlercesi zaten öldürülüyor.<br />ama bi insanın,bunun iyi olduğunu nasıl savunabildiğini<br />anlıyamadım.<br /><br />m: o zaman siz söyleyin. dediğiniz gibi hergün yüzlerce<br />çocuk öldürülüyor. <br /><br />s2: sahiden inanarak mı söylüyosunuz bunları?<br /><br />m: inanmasam neden böyle söyliyim.<br />ayrıca size bi itirafta bulunayım.belki inanmanıza yardımcı olur.<br /><br />s2: buyrun?..<br /><br />m: o gün eve gittiğimde o kadını ve çocukları öldürmek istedim.<br /><br />s2: neden? n'aptılar size?<br /><br />m: hiçbişiy. şu diyebileceğim bi nedenim yok. ama öyle <br />istedim.<br /><br />s2: belki vardır. mesela patronunuzun karınızla olan ilişkisinin<br />intikamını bu şekilde alabileceğinizi düşünmüş olabilirsiniz.<br />mahkeme de böyle düşünmüştü zaten.<br /><br />m: intikam almayı düşündüğümü hatırlamıyorum.<br />böyle olsaydı hatırlardım ama öldürmeyi düşündüğümü<br />iyi hatırlıyorum.<br /><br />s2: peki sağlıklı ve normal bi insanın böyle bi istek duymasına <br />ne sebep olabilir?<br /><br />m: hapisaneler akılalmaz suçlar işlemiş sağlıklı insanlarla dolu.<br /><br />s2: durup dururken çocukları öldürme isteği duyuluyorsa <br />bunun sebebini merak etmeyelim mi?<br /><br />m: edebilirsiniz tabi ama bu şekilde bişiy bulmanız çok zor.<br /><br />s2: doğru ama siz yardımcı olabilirsiniz belki. madem bunu<br />istediniz..<br /><br />m: kadın ağlayıp zırlıyodu,çocukların da hiçbişiy umrunda değildi.<br />bi an öldürmekle onlara iyilik yapıcakmışım gibi geldi.<br /><br />s2: neden öldürmediniz peki?<br /><br />m: nasısa farkeden bişey olmucak diye düşündüm. <br /><br />s2: farkeden bişiy olmucak diye düşündünüz?<br /><br />m: yani, kendi açımdan demek istiyorum.<br /><br />s2: sırf bunu düşündüğünüz için öldürmediniz?<br /><br />m: tam böyle değil ama böyle de diyebiliriz.<br /><br />s2: size doğru yolu göstermek ya da canınızı sıkmak için<br />çalışmıyorum. gördüğüm kadarıyla n'aptığını bilen bi insansınız.<br />ancak kim olursak olalım insanız sonuçta.ve hepimizin<br />önünde eğilip büküldüğü bişey vardır. ben sadece sizinkini<br />merak ettim.<br /><br />m: o zaman şöyle söyliyim. siz ne derseniz deyin,bütün <br />bu olanlar,idamdan dönmüş olmam filan hepsi vız gelir.<br />hiçbişiy umrumda değil.<br /><br />s2: doğrudur belki. ama az da olsa insanın kayıtsız kalamadığı<br />bişeyler olmalı.<br /><br />m: elbette var. ama bunların zengin olmak,iyi bilgisayar <br />kullanmak,ya da hiçbi kadının hayır diyemeyeceği kadar<br />yakışıklı olmayı istemek kadar önemi yok.<br /><br />s2: insan olmak gerçekten bu kadar basit mi?<br /><br />m: başka ne olma ihtimali var ki?<br /><br />s2: kusura bakmayın ama sanki size bunları büyük bir<br />öfkenin söylettiği hissine kapılıyorum.<br /><br />m: olabilir ama bu gereksiz konuşmayı kendinizin <br />başlattığını unutmayın.<br /><br />s2: özür dilerim.ben sadece insanın söylediğiniz<br />kadar basit olabileceğini kabul edemiyorum.<br />her n'olursa olsun,insan yaptığının anlamını savunmak<br />ister.bunu yapamazsa kendini yokeder.patronunuzun<br />düştüğü durum da bu değil mi? intihar etmesine<br />kendine yediremediği davranışları sebep olmadı mı?<br /><br />m: belki öyledir ama bunu ispat edebilecek durumda<br />değiliz.<br /><br />s2: itirafları var.<br /><br />m: mahkemeyi de karımla birlikte olduğunu itiraf ederek<br />ikna etti.<br />s2: ama arkasından intihar etmedi.<br /><br />m: bu neyi ifade eder?<br /><br />s2: birini kötülük diğerini vicdan uğruna yaptığını.<br />bu fark önemli değil mi?<br /><br />m: bana soruyorsanız elbette önemli. ama vicdan <br />adına olanı değil kötülük adına olanı.<br /><br />s2: vicdanla kötülüğü aynı kefeye mi koyuyosunuz? <br /><br />m: vicdan dediğiniz şey bu kötülükten doğmuyor mu?<br /><br />s2: hayır. bu haksızlık olur. tanrımızın bize bağışladığı<br />gerçek adalet demek lazım ona. sizin ve patronunuzun<br />muhakemesinde olduğu gibi.<br /><br />m: kendi adıma sizin adaletinizi tercih ederim.<br /><br />s2: bu kadar zorlamayın. yok yere kendinizi ipe <br />göndermeye kalkmanın nedeni bu olamaz mı? <br />annenizin ölümüne sevinecek kadar sevgisiz,karınızın<br />sizi aldatmasına ilgisiz kalacak kadar inançsız olmanın<br />altından kalkamadığınız için yapmış olamaz mısınız?<br /><br />m: sahiden bu kadar karışık mı olduğunu düşünüyorsunuz?<br /><br />s2: en azından söylediğiniz kadar basit olmadığını<br />biliyorum.<br /><br />m: söylediğimden daha da basit.ama siz<br />karıştırmayı seviyorsunuz.boynunu koparacağınız<br />insana &quot;borcunu ödüyceksin&quot; demek işinize geliyor.<br />bana da yaptığınız gibi.<br /><br />s2: n'aptık size? <br /><br />m: 3 insanı öldürmekle suçladınız ama annemin<br />ölümüne üzülmediğim,karımın aldatmasına kayıtsız <br />kaldığım için cezalandırdınız. bu da yetmezmiş gibi<br />şimdi de tanrının mahkemesine havale etmeye<br />çalışıyorsunuz.<br /><br />s2: bu kötülerin bile bişeye inanmak istediğini<br />bi anlama ihtiyaç duyduğunu göstermiyor mu?<br /><br />m: benim için ikiyüzlülüktür bu.böyle olmasaydı başkalarından<br />önce kendinizi cezalandırırdınız.<br /><br />s2: peki bütün insanlık ikiyüzlülük mü yapıyor?<br /><br />m: daha da beterini. insan olmanın bütün yükünü<br />benim gibilerin omuzlarına yıkıp kaçıyorlar.<br /><br />s2: ya onların çektikleri? bi bakın çevrenize..<br />dünya inananların çektiği çilelerle dolu.<br /><br />m: siz çileyi değil,kötülüğü gösteriyorsunuz.<br /><br />s2: ağır konuşuyorsunuz. eğer gerçek bu bile olsa<br />karımızın bizi aldatmasına seyirci kalıp,annemizin <br />ölümünden sevinç duymayı kabul edersek,geriye<br />pek bişey kalmaz.insan ruhu bu kadar da boş olamaz.<br /><br />m: ya bu kadar boşsa?<br /><br />s2: o zaman o ruh için dua etmekten başka çare<br />kalmamış demektir.<br /><br />-sahne değişir-<br /></div><blockquote dir="ltr" style="padding-right: 0px; padding-left: 5px; margin-left: 5px; border-left: #000000 2px solid; margin-right: 0px"></blockquote></font></div><div></div>

badem ağacı14 Aralık 2007

işte burada gördüğümüz fotoğraf filmi çok iyi ifade etmiş. iki insan yan yana oturuyor, birbirlerine hem cok yakın hem de yabancılar. bu yabancılık bir son değil, varolan bir gercek. hem de insanın kendi varoluşuyla ilgili bir gercek. bir adam hem var hem de yok... zeki demirkubuz un camus un "yabancı" adlı romanından esinlenerek ortaya cıkardığı bu film insanı içine alıyor ve tüm bildiği gercekleri sorgulatırcasına sarsıyor. serdar orçin in müthiş bir performans ile oynadığı "musa" karakteri önce kendisini yadırgatıyor daha sonra onu ve garip hallerini benimsemeye başlayan seyirci ile adeta oynuyor. çünkü böyle bir insan olur mu derken artık "neden olmasın belki herkez kendini bir nebze olsun kandırmıyor mudur"diye sorgulamaya başlatıyor.bu gerçekten kendisine ve etrafındaki herkeze yabancı bir adamın hikayesi.

irfannn29 Haziran 2007

Bez Zeki Demirkubuzu Alehandro Gonzales ile özdeşleştiriyorum. Hatta-tüm samimiyetimle-Gonzalesten konuyu daha gerçekçi işlediği için ondan daha başarılı olarak görüyorum. Başarılı bir iş çıkarmış. Film müthiş bir sonla bitiyor İkinci izleyişimde daha iyi anladım olayları. Zeki orçin'inde hakkını yememek lazım. İzlenmesi gereken güzel ve düşündürücü bir film ..

faruk duran28 Aralık 2006

Nereden başlamalı... Albert Camus\'nün \"Yabancı\"da amaçladığı anlam meselesinden mi, yoksa Demirkubuz\'un \"ne yazılmışsa o gelir başa\" yönlü eğilimlerinden mi? Galiba yönetmen, hareket noktası olan Camus\'nün eseri ile kendi düşüncesini kararında harmanlayarak bu nefis işi çıkartmış ortaya. Gerçi Camus, romanında \"anlam\"ı kaybeden bireyin yabancılaşması sorununa -marksizmin bahsettiği yabancılaşmaya yakın anlamda- ağırlık veriyordu. Demirkubuz buna kendi yorumunu getirerek, yabancılaşan bireyin yazgıya da teslim olacağını mı söylemek istiyor acaba? Bu sorunun cevabı yönetmenin sonraki işleri dikkate alındığında karışıyor biraz. Çünkü Demirkubuz 2006\'da \"Kader\" ile birlikte tavrını giderek netleştiriyor sanırım. Büyük yönetmen, filmin kahramanı Musa\'ya cezaevi savcısı karşısında söylettirdiği büyük lafların entellektüel seyirciye karşı bir oyun olduğunu, aslında o lafların tümünün içinin boş olduğunu savlıyor ama, bizzat kendisi filmografisi geliştikçe giderek esas olanın alınyazısı olduğunu savunan bir yönetmene dönüşüyor. Yine de olsun demek geliyor insanın içinden. Üstad bireyi bizlere böyle nefis anlatmaya devam etsin de, varsın kadere inansın...Dostoyevski de öyle değil miydi? Saygılar...

yeni sinemacı5 Ağustos 2006

Türk sinemasının en farklı filmi, oldukça ilginç,çarpıcı bir senaryoya sahip.İşin en güzel tarafıda izleyiciyi düşündürmesi. Yeri geldiği zaman güldürüyor yeri geldiği zaman üzüyor, şaşırtıyor, \"hadi canım olur mu hiç, bu kadar da değil artık dedirtiyor.\" En önemlisi kolay kolay etkisini yitirtmiyor ve düşündürüyor... Sonuç olarak; çok güzel ve farklı bir film mutlaka izlenmeli

tamerking27 Eylül 2005

birde Türk sineması öldü diyorlar...şu 4 senedir Türk sineması bence çok uzun bir yol kaydetti...4 senedir yapılan o kadar kendine özgü o kadar harika filmler vardı ki...çok kaliteli yapımlar insanlarımızın Türk sinemasına olan önyargıları nedeniyle 15 bin 20 bin seyirciye oynadı...ama bunun yanında box offıce için yapılan iyi kötü filmlerde seyirci rekorlarını alt üst etti...örneğin bir Vızontele Türkiye'de gelmiş geçmiş en çok seyirci toplayan film oldu...bunun yanında dünya festivallerinde önceki yıllara rastlanmayacak kadar çok filmimiz yarıştı..ve buralardan birçok ödülle döndüler...ama ülkelerinde 15-20 bin seyirciye hitap ettiler...karşımızda yine böyle bir film var...Zeki Demirkubuz seyirciyi değil de daha çok kendine bir film yapmak istemiş..daha doğrusu bir seri oluşturmak...bir röportaj da serinin bu ilk filminden başına gelecekleri filmi vizyona girmeden anlatıyordu...bu film izleyenler tarafından çok sevilecek..ama 15-20 bin kişi bu filmi görecek...bunu çok iyi biliyor Demirkubuz...çünkü artık gelişen sinemamızda bu tür filmlerin değeri bu kadar insan tarafından ölçülüyor...İnsanlarımızın Türk sinemasına olan önyargıları nedeniyle bu tür başyapıtlar box offıce'lerde yokları oynuyor...neyse şimdi filme dönecek olursak...öncelikle hemen Demirkubuz'un filmdeki ağırlığı hissediliyor...yönetmenlik açısından çok başarılı bir film..geniş planlar...ve Türk sinemasında şimdiye kadar pak fazla izlemediğimiz hatta görmediğimiz bir şekilde kamera hareketleri... Sesli çekimler...aslında bize hemen HANEKE'nin Bilinmeyen Kod 'unu hatırlatıyor.. hatta çok fazlada anımsatıyor..ama ben bunu hiç yadırgamadım..hatta çok hoşuma gitti bile diyebilirim...senaryosu çok sağlam.kastınki çok iyi oluşturulmuş...oyuncuları mükemmel....yani filmde her şey çok harika..yaratılan atmosfer hemen izleyiciyi filme çekiyor... uzun bir film ..ama sürenin ne kadar çabuk geçtiğini anlamıyorsunuz bile...anlatılanlar çok sıradan olaylar..ama başrol oyuncusu Serdar Orçin sayesinde ''olmaz artık bu kadar'' diyerek seyrediyoruz...onun üzülmediği hatta beni ilgilendirmez dediği sahnelerde seyirci hüzünleniyor ve sanki yapılanlar kendisine yapılmış gibi ''ama bu beni ilgilendirir'' deyip sinirleniyor..yani film seyirciyi hem üzüyor,hem sinirlendiriyor,hem de güldürüyor...böylece Demirkubuz da seyirci üstünde kurmak istediği atmosferi hemen yakalıyor...ve seyreden herkes belki kendinden bir şeyler bulduğu için belki de iyi ki bana böyle şeyler olmuyor dediği için filmi çok beğeniyor....tabi beğenmeyenlerde olacaktır..ama beğenmeyenler senaryodan değil de yönetmenin filmi bize anlatış şeklini beğenmeyecektir... tabi akla hemen bir soru geliyor...Antalya Film Festivali'nin jürisi niye bu filmi beğenmedi??? doğrusunu isterseniz bunu bende anlayamadım..Büyük Adam Küçük Aşk bu filmden çok mu daha iyiydi??? benim cevabım Hayır!!! hatta Büyük Adam... çok kötü bir filmdi şeklinde olur..ama olan oldu..Jüri kararını verdi..ödüller gideceği yerlere gitti... ama bir çok yabancı festivalden bence ödülle dönecektir... son olarak Masumiyet 'de Haluk Bilginer Yazgı'da Demir Karahan...bize kaybeden insanların portrelerini öyle gerçekçi sunuyorlar ki...bana göre ikisi de tam Oscarlık oyun çıkarıyorlar... NOT: Türk Film Arşivcileri .. Görüşelim .. [email protected]

kayse30 Ağustos 2005

Hayata mana vermeyen inançsiz gayesiz duygusuz bos bir insanin öyküsü. Güzel bir film

Ziyaretçi

Komik, Aci verici,Senaryonun kendi ALAYI,OYUNCULAR gercekci...SUPER!

Yorum yaz

Benzer

Zeynep Tokuş'in diğer filmleri

Filmografi →