Suçlular Aramızda
İstanbul'un zengin bir ailesinin konağında oldukça kıymetli olduğu söylenen bir kolye çalınır. Hırsızın evin içinden bir kişi olduğu düşünülmektedir.Ancak şüphelerde sınıf farkları hemen göze çarpar. İşin ilginci kolye sahtedir.
Video
Suçlular Aramızda 1964 Filmi izle
Kadro
28 kişiOyuncular
Ekrem BoraMümtaz
Belgin DorukDemet
Leyla SayarNükhet
Tamer YiğitHalil
Atıf KaptanHalis Bey
Gülben AkkayaMümtaz'ın Sekreteri
Erol TaşKaptan
Faik CoşkunKuyumcu
Feridun ÇölgeçenAvukat
Ahmet TurgutluMuhtar
Sabahat IşıkYusuf
Osman TürkoğluKomiser
Muzaffer YenenDoktor
Hamdi ŞarlıgilHamdi
Neşet ÖzinceNeşet
Cihat ÖzsuCihat
Tamer YiğitHalil
Jeyan Mahfi TözümBelgin Doruk Seslendirmesi
Sadettin ErbilEkrem Bora Seslendirmesi
Hayri EsenTamer Yiğit Seslendirmesi
Sami AyanoğluAtıf Kaptan Seslendirmesi
Kemal ErgüvençErol Taş Seslendirmesi
Lale BelkısKadroda yok
Rıza TüzünMuzaffer Yenen Seslendirmesi
Hakkı HaktanYusuf
Alev GürzapLeyla Sayar Seslendirmesi
Nubar KamçılıKuyumcu Yapım
Künye
YönetmenMetin Erksan
SenaryoMetin Erksan
Görüntü YönetmeniMengü Yeğin
YapımcıSaltuk Kaplangı, Özdemir Birsel, Nüzhet Birsel
ŞarkıFecri Ebcioğlu
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Metin Erksan ustanın başarılı filmlerinden sadece bir tanesi. Filmi Ekrem Bora ve fazla rolü olmasa da Leyla Sayar sırtlamış. Tamer ve Belgin bu filmde başrol olmalarına rağmen gölgede kalmışlar. Ekrem Bora sadist ruhlu, bencil, asalet düşkünü, kadın hastası birini çok güzel canlandırmış. Sadettin Erbil sesi de kendisine ayrı bir karizma katmış. Avantür filmlerin bir numaralı oyuncularından Tamerle de iyi kapışma sahnesi yapmışlar. Gerçekci bir kavgaydı.Ekrem Borada iyi yumruk atan oyunculardan avantür film oyuncusu olmasada. Filmin finali de şahaneydi. Ekrem piskopatlığını yine yapıyor ve beni ancak kendim cezalandırır diyor intihar ediyor. Bu film 70 lerde çekilse bu psikopat adam rolünü 3 kişi oynayabilirdi. Salih Güney, Yalçın Gülhan ve Kuzey Vargın. Ama siyah beyaz dönemde ve daha onlar sinemada yokken Ekrem baba bu rolü kapmış ve oyunculukta çok üst bir seviyeye gelmiştir. Senaryo güçlü olmasa bile Ekremin üstün oyunu filmi kurtarmış. Leyla Sayar da adeta bu filmin Feri Canseli, Figen Hanı, Nevin Nurayı olmuş. Filmde hep yarı çıplak.bi sahnede kendisine gönderme bile yapmış. Ekrem ile telefonda konuşurken yine yarı çıplak haliyle striptizcilere döndüm diyor 70 lerde bu rolü saydığım 3 kişi dışında Birsen Ayda ve Melek Görgün çok güzel oynardı ama Leyla üstün oyunuyla onları aratmamış.
Türk sinemasının en güzel filmlerinden biridir ekrem bora oyunculugu yine konuşturuyordaha dogrusu oynadıgı her filmi costuran fark yaratan bi adam ekrem bora
Az önce izledim filmi. Sinema neden büyülü sorusuna cevaplardan biridir bu film. Metin erksan'a hayran olmamak mümkün mü acaba. Siyah beyaz dönemlerdeki her filmiyle sinemayı olağanüstü bi anlatımla güçlendirip büyüten sıradışı bi sinema büyücüsüdür. Filmde Ekrem bora kendine hayran bıraktıriyor insanı. Çok güçlü bi performans sergiliyor. Siyahi oyuncu ve atıf kaptan'ın Karadeniz şivesi sırıtıyor bence.
belgin dorugun her filmi güzel
Senaryosuyla, oyuncularıyla ve çekimleriyle kelimenin tam anlamıyla 'dört dörtlük bir film'. Ekrem Bora yine çok güçlü ve sağlam. Tamer Yiğit'in zaman zaman durgun ve tutuk halleri fakirliğin getirdiği boynu büküklükten kaynaklanıyor herhalde. Belgin Doruk ise her zamanki gibi çok güzel...
çok güzel dantel gibi işlenmiş bir senaryosu var. film ilk başlarda durağan ilerlerken yavaş yavaş hikayenin ortaya çıkması ile insanı sürükleyen bir filme dönüşüyor. metin erksan zenginlerin ego ve paraya olan düşkünlüğünü yalın ve abartısız, kendisine has yani psikolojik bir dille anlatmış.
Son derece akıcı ve iyi bir film senaryosu oyunculuk herşey dört dörtlük. Ama filmde Ekrem Bora çok fazla ön plana çıkmış neredeyse nerde bir başıbozukluk varsa o ordaydı rol gereği. Bir sahte mücevher hırsızlığı ve bu hırsızlık hem hırsız Tamer Yiğit'e ve Hakkı Haktan'a rol gereği pahalıya mal oluyor. Film ödüllü film olmasına rağmen göze çarpan tek mantık hatası bence gerdanlığı çalan. Hakkı Haktan ile Tamer Yiğit'in gerdanın sahibine sahte diye kızması ve telefonda azarlamasıydı. Bu sahne hakikaten bence biraz trajikomikti Yeşilçam en güzel siyah beyaz filmlerinden..!
<p>metin erksan yesilcamda önemli bir isimdir... yaptigi önemli filmler tartisilmaz bana göre, ki bi cogu zaten ödül almistir. ekrem bora yi belki de bu kadar zalim ve sevisen karakter görmemistim filmlerinde... ( bazi sahneleri makaslamis )... degisik olarak zenci yi oynatmasi filme ayri bir renk katmis..</p>
Sadist bir adamı oynayan Ekrem Bora sert yüz ifadeleri ile bu role tam uymuş. Atıf Kaptan'da başarılı .Burjuvazi yaşamına göndermeler yapan çok başarılı bir kara film denemesi.Filmi izlerken bu mutlaka bir Metin Erksan filmidir diyor zaten insan . Filme emekleri geçenlere teşekkürler.
Bu film, Toplumcu Gerçekçi akımın içinde sayılmakla birlikte, Metin Erksan'ın bir yıl sonra Sevmek Zamanı ile ilk örneğini vereceği "kişisel sinema"nın ipuçlarını veren bir film. Bilindiği gibi, Erksan'ın sevdiği temaların başında tutku ve saplantı gelir. Aynı zamanda soyut anlatımlara, farklı denemelere bir eğilimi de vardı; 70'lerin ortalarında TRT televizyonu için çektiği Beş Hikaye olsun, İntikam Meleği filmi olsun, oldukça cesur denemelerdir (aldıkları eleştiriler haksız eleştirilerdi diyemiyorum, çünkü kendimi bu filmlerin değeri konusunda görüş belirtecek yeterlilikte bulmuyorum). Bu filmde iki "tuhaf" özellik var: 1) Karadenizli milyarder işadamı Halis (Atıf Kaptan) gelinine niye sahte kolye hediye eder? Neresinden baksanız tuhaf olan bu davranışın inandırıcı bir yanıtı verilmez. Burjuvazinin yozlaşmışlığı mı? İyi de, karikatür derecesinde abartılı ve komik bir davranış değil mi? 2) Mümtaz'ın (Ekrem Bora) babasının ve şirketin adının lekelenmemesi adına işlediği suçlar da, burjuvazinin günah hanesine yazılabilir belki, ama onun psikopatolojisi de gözden kaçacak gibi değildir. Kendini toplum yasalarının üstünde gören kötücül bir narsisttir o (Dostoyevski'nin Raskolnikov'u da aşırı gururu nedeniyle öyle olmaya öykünüyordu, fakat aslında vicdansız bir insan olmadığı için, işlediği suç onun iç dünyasını cehenneme çeviriyordu). Bu nedenle, bana göre Mümtaz'ın kötülüğü, sosyal yapının getirdiği bir bozukluk olmanın çok ötesine geçmektedir. Macchiavelli gibi bir düşünür, çağdaşı olan Cesare Borgia'dan hareketle, (feodalizmden kapitalizme) toplumsal geçiş aşamalarında bu tür insanlara devrimci bir rol bile çizmiştir. Tüm bu nedenlerden ötürü, Mümtaz karakteri, bence Erksan'ın sonraki filmlerinde yer alan hastalıklı tutkulara sahip kişiler için bir prototip gibidir.
Bu eski filmlerde olmasa...
<span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana">‘Suçlular Aramızda’ öyle,uzun tartışmalara yol açacak,günün konusu olabilecek değerde bir film değil.Ama sinema için gerekli ve önemli olan bir çok buluşu başarılı bir teknikle sürdüren sağlam bir deneme.Bunların ötesinde de 7.Sanatın özelliklerini iyi bilen kitap bilgisi ile değil,görüş ve hissedişleriyle hareket eden bir ‘ Metin Erksan ‘ dimdik durmakta.</span><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana"> </span><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana">Bu defa hiçbir şey,salonun ışıkları sönmeden bizi etkilemeye çalışmadı. Ne gazete başlıkları, ne de o bilgeçlerin kocaman lafları.Türk sinemasında yapılmamış ve kolay yapılamayacak olan bir teknik gösterisini,iyi niyet ölçülerine uyan bir sınır içinde seyrettik. Biz, ‘ De Sica,Antonioni,Vadim, Clement’ gibi rejisörlerden Metin Erksan’ın yaptığı aktarmaları filmden saymıyoruz. O sahneler ‘ Suçlular Aramızda ‘ ya hiçbir şey kazandırmıyor.</span><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana">Ortada , filmde faydalı olan,üstün bir reji,cesur bir kamera çalışması ve duygulu bir mekan anlayışı. Sonra yer yer alışılmış kalıplara uyan dağınık anlatımlı bir hikaye ve silik denebilecek bir oyun var.</span><span style="font-size: 9pt; font-family: Verdana">‘Acı Hayat’ da konudan kaybeden Erksan, bu filminde gene kötü hikayesinin kurbanı olmuş.Rejisör,baştan sona kadar bazen bir toplum gözlemcisi,gerçekçi, erotizm düşkünü veya polisiye meraklısı gibi değişik kişiliklere bürünüyor.Anlattığı da, toplum içinde kolay ve hileli yollardan servet yapmış bazı yukarı kat insanlarının değersizliği ve buna paralel,güç şartlara rağmen iyi yoldan dönmeyen alt tabaka temsilcilerinin zaferi.Bundan başka meçhul hırsızlar tarafından çalınan sahte gerdanlık,yaşamak için hırsızlık eden iki kişinin boşa giden ümitleri.İnsani hislerden yoksun bir çevrenin başı zalim armatör,onun para ve şehvet düşkünü oğlu,bir zenciyle hayat sürek sapık kadın. En nihayet,orta kattan olduğu oyuncaklar olmuş.İyi başladığı konuyu sonuna kadar ritim ve akışı bozmadan götüren rejisör, ilk yarıdaki başarısını finale doğru,bir çözümlemeye gittiği için olacak,tekrarlayamıyor. Halil’ ( Tamer Yiğit ) öldürmeye gelen adamın, onunla yaptığı bıçaklı kavga, geneler kadar <span> </span>etkileyici değil.Öyle sanıyoruz ki, Erksan, biraz daha gayret etse yabancı filmlerden yaptığı o gereksiz aktarmaları filmden çıkarır,güçlü yanını bir nevi elekten geçirerek,bu sahnelerde kullanırdı. Rejisörün oyuncu yönetimindeki ustalığı,oyuncu kadrosunu biraz harekete geçirmişse de ‘ Tamer Yiğit ‘ hariç rolüne oturan yok. Mengü Yeğin’in kamerası çok yer de geriye düşen fotoğrafları ile Erksan’ın işbirliği<span> </span>sayesinde oynak bir hız kazanmış. ‘ Suçlular Aramızda ‘ da anlatılanla hiç ilgisi olmayan bir de fon müziği var ki, her sahnede yersizliğini hatırlatıyor. Netice kim ne derse desin, ‘ Susuz Yaz ‘ dan bu yana Metin Erksan’ çok değişmiş,kişiliğini zorlayan pürüzlerden az da olsa sıyrılıp olumlu bir yola girmiştir…</span>
<p>Bu film ile ilgili olarak Birsen Altıner'in "Metin Erksan Sineması" (Pan Yayıncılık, 2005) kitbından ufak bir alıntıyı aşağıda sunuyorum:</p><span style="line-height: 115%; font-family: 'Century Gothic','sans-serif'; font-size: 10pt">Metin Erksan, filmde Mümtaz'ın gösterdiği merhametsizliğin aksine tüm merhametini film bittikten yıllar sonra kendi oyuncularına gösterecektir. Bunu filmin bazı sahnelerine sansür uygulayarak gerçekleştirir. Kendi deyimiyle filmini "altın makas"la keser. Film özel gösteriler dışında sinemada ya da televizyonda gösterilirse, seyirciler Leyla Sayar'ın çıplak sahnelerini ve Mümtaz'ın sekreteri ile sevişme sahnelerini göremeyecekler. Çünkü, bu sahneler filmin rejisörü tarafından filmden çıkartıllmış: </span><span style="line-height: 115%; font-family: 'Century Gothic','sans-serif'; font-size: 10pt"> </span> <p><span style="font-family: 'Century Gothic','sans-serif'; font-size: 10pt">{Leyla, biliyorsunuz azize oldu, yani evIiya olduğunu söylüyor. Öyle diyorsa öyledir, ben işin bu tarafıyla ilgilenmem. Ben Leyla'yı çok severim. En büyük prensiplerimden sevgim ve sevdiklerimin menfaati için vazgeçebilirim. Leyla'ya zarar vermemek için bu sahneleri ben kestim. Leyla'nın bir kez daha çıplak görünmesine müsaade etmedim. Sekreter rolünü oynayan Gülben Alpkaya da benim çok sevdiğim bir arkadaşımla evlendi. Istedim ki Gülben'in o sahnesi olmasın, evliliklerine bir zarar gelmesin. Her ikisinin de bu sansürden haberi yok. Ben merhamet, sevgi, dostluk, arkadaşlık adına kendi filmlerime rahatlıkla sansür uygulayabilirim.}</span></p><p><span style="font-family: 'Century Gothic','sans-serif'; font-size: 10pt"> Evet.. Metin Erksan böyle söylüyor. Bir filmi yönetmenin gözü ile olduğu gibi seyircinin de seyretmesi kadar normal bir şey var mıdır?. Şayet film bu şekliyle Snasüre takılıp da makaslanmış olsaydı diyecek bir lafım olamazdı!... Ama kendi inisiyatifine bırakılarak filmin makslanarak seyirci karşısına çıkartılmasına, doğrusu hayret ettim. Demek ki, ERKSAN filminin bütünlüğünü de zedelemiş. </span></p><p> </p><p><span style="font-family: 'Century Gothic','sans-serif'; font-size: 10pt">Yalçın Özgül</span></p><p> </p>
FİLİM ÇOK GÜZEL ZTEN BİR FİLİM DE TAMER YİĞİT VE EKREM BORA OYNUYORSA FİLİM GÜZEL DİR EKREM BORANIN MEŞHUR O BACAK ÖPME SAHNESİ BİRDE FİLİMİN SONUNDA TAMER YİĞİT TEN ÖLESİYE DAYAK YEMESİ FİLİM BİR ARALAR SÜREKLİ YEREL BİR KANAL DA YAYINLANIYORDU ŞU AN KANALIN ADINI HATIRLAMIYORUM AMA EGE BÖLGESİ KANALIYDI
metin erksanın sosyete yaşantısına eleştiriler getirdiği izlemeye değer bir yapım..özellikle ekrem bora-atıf kaptan dikkat çekici...
Türk Sinemasının gözden kaçmış şaheserlerinden, insanı derinden etkileyen sosyal durumumuzu silkeleyen harika bir film..
Metin Erksandan çok başarılı bir burjuvazi eleştirisi.
Güzel bir polisiye bu film geçen yaz ağustos ayında kanaltürk te oynadı
son derece mantıklı ve tutarlı bir senaryosu olan her bakımdan dört dörtlük bir film.muhteşem bir gerilim ve polisiye klasiği sosyal sorgu veya erotikle ilglsi pek yok. sanırım filmi seyretmeden yorumlayanlar var. bildiğim kadarıyla filmin dvd si yok en son 1987 de trt de yayınlanmıştı.
yönetmen metin erksanın sinemalarda oynadığı yıllarda hayal kırıklığı yaratan filmi...film sahte bir mücevherin çalınması ile başlıyan olayları hikaye ediyor...ekrem bora ile leyla sayarın erotik sahneleri filmin diğer bir özelliği...vasat.