Sevinç Gözyaşları
‘Things We Said Today’ (1962) (Lennon / McCartney). Filiz ve Selim bu 45’likle dans ediyorlar. Selma, sokaktan gelen korna sesine koşuyor.
Selim; “Ne oluyor buna?”
Filiz; “Herhalde Ayhan gelmiştir. Bu budala ona âşık.”
Bedia Hanım; “Paşa Babanın haberi olsa ikisini de kovar Köşk’ten.”
Filiz; “Aa, doğrusu yakışıyorlar birbirlerine. ‘Uşağımızın oğlu Ayhan’la sığıntı Selma’. Ne güzel bir evlenme ilanı olur.”
Bedia; “Uşağın oğlu ama dünyanın parasını kazanıyor.”
Selim; “İnek gibi çalıştıktan sonra herkes kazanır.”
Selim’i de seslendirecek olan Sadettin Erbil; “1943 senesinin soğuk bir kış günü Hulusi Paşa’nın [‘Adanalı Tayfur Kardeşler’den (1964) anımsadığımız] Köşk’ü sevinç avazeleri içinde çalkalanıyordu. Paşa’nın karısı Bedia Hanım, o gece dünyaya bir kız evlat (Filiz) getirmişti… Şampanyalar toplar gibi patladı.
Kadehlerde içkiler, kumar masalarında paralar su gibi, sel gibi aktı. Herkes çılgın gibi eğlendi, eğlendi.
(Filmin bu kısmı ekmeğin karneyle alındığı, sınırlarda şampanya değil top seslerinin duyulduğu yıllara pek uygun değil.) Kimse o anda Köşk’ün bodrum katında küf kokan rutubetli bir odada Hulusi Paşa’nın 40 yıllık emektarı vekilharç Kazım Efendi’nin son nefesini vermekte olduğuna aldırmadı.”
Oğlu Ayhan’a Paşa sahip çıkıyor. Delikanlı, gecesini gündüzüne katarak Teknik Üniversite’yi birincilikle bitirir.
“Hayatta tek tesellisi Selma’dı [Sadettin Erbil, nedense (Selma’ydı) diyeceğine (Selma’dı) diyor]. Paşa’nın yeğeni Selma. O da Ayhan gibi küçük yaşta kimsesiz kalmıştı. O da Paşa’nın yanında zavallı bir sığıntı durumundaydı.”
Öte yandan Filiz [‘It Had Better Be Tonight’ (1963) (Henry Mancini) şarkısını Fran Jeffries’den dinlediğimiz sahnede] eğlence düşkünü biri. Günün birinde Paşa’ya söyleyecek söz bırakmadan işsiz güçsüz Selim’le nişanlanıyor.
Ayhan ‘dolgun ücretle bir iş bulur’. (Zamanımızda ‘iş bulmak’ Kızıl Deniz’i ikiye ayırmaktan daha zor. ‘Dolgun ücret’ ise Kaf Dağının ardında.) Başarısı, onu şirkete ortak yapar. Doğu’ya, Çavuş Şükrü’yü tanıyacağımız bir göreve gidiyor. Sonra ‘sayılı zenginlerden biri olacakmış’.
Şükrü; “Çizer biçer Beg, aha yakaladım seni. Söyle bakalım bu pısıla kimden?”
Ayhan; “Yengenden.”
Şükrü; “Şimdi anladım. Aganigi de maganigi. Sen çok zımparaymişsen. Bilmiydim bak.”
Ayhan; “Yani evleneceğim kızdan.”
Şükrü; “Vış, vış, vış. Gelin ha? Ülen Ayhan Beg, Allah senin gönlüne göre, şöyle bir ayı gibi bir arvat versin.”
Ayhan; “O ne biçim bir laf, ağzını topla.”
Şükrü; “Ne diye kızisin gözümün bebegi? Ayı demek bizde güzellik, şirinlik tismalidir yani. Zerafet, asalet tismalidir.”
Binlerce kilometre uzakta, Selma onu resmine sarılmışken Sergio Endrigo’dan unutulmaz bir şarkı dinliyoruz; ‘Io Che Amo Solo Te’ (1962). “Sadece sana sahip olmak, başka bin şeye sahip olmaktan daha güzel.”
O günlerde Hulusi Erkmen çok zor durumda. İflasın eşiğine gelmiş. Artık Paşa’dan hiçbir destek görmeyeceğini duyan Selim, tahmin edileceği gibi ‘ailesinden aldığı bir telgrafla önce Ankara’ya sonra bir daha dönmemek üzere Avrupa’ya gitmek zorunda(!) kalır’. Üstelik Filiz ondan bir çocuk bekliyor. Babası kalp krizi geçirir.
Ayhan “Bütün varlığım, kazancım emrinizdedir” diyor ama ölüm döşeğindeki Hulusi Bey’in beklentisi farklı; “..Ailemin şerefini sen kurtaracaksın… Filiz’le evlenerek… Çocuğu da nüfusuna geçireceksin.”
Gördüğü iyiliğin bedelini aşkını, saadetini feda ederek ödüyor. Evlenirler. “Kocalığa gelince hiçbir zaman benden aşk ve yakınlık bekleme” demişti Filiz’e. Genç kadın çocuğu aldırmış. “Ufak bir ameliyat her şeyi halletti.” Amcası Nubar Terziyan (filmde adı yok) ilerde olacak kötü olayları önleyecek yolu gösteriyor; “Selma’yı seviyordu, onunla evlenecekti.
Senin namusunu kurtarmak için babana söz verdi. Yeminini yerine getirdi. Bırak artık, sevişenlerin arasına girme.” Ama Filiz, Ayhan’ı sevmeye başlamış. “Onu Selma’ya bırakmaktansa kendi ellerimle öldürürüm.” Ne yapsa onların sevgilerini yok edemiyor.
Bu arada beklenmedik bir şekilde Selim geri döner. Esrar kaçakçısı bir çeteden ‘milyonluk mal kaçırmış’. Kan revan içinde Köşk’e geldiği ‘34 DK 420’ plakalı ‘Chevrolet’yi ‘Katilin Kızı’nda (1964) Gül ve ‘Son Tren’de (1964) Nevzat kullanıyordu. Filiz’in çıplak resimleri elindeymiş. Onun yönlendirmesiyle Selma’ya şantaj yapar.
[‘The Big Heist’ (1961) (Henry Mancini) melodisi ile] “..Bugünden itibaren Ayhan’dan uzaklaşacaksınız… Aksi takdirde resimler elden ele (şimdilerde olsa internette) dolaşacak ve sevdiğiniz adamın istikbaliyle..”
Filiz amcasını dinleseydi ne güzel olurdu. Onun ve Selim’in ölümü ayakkabıdan çıkarıp atılamayan bir taşa benziyor. Yıllar sonra Selma ve Ayhan göz göze geldiklerinde bir sessizlik olmuyor mudur acaba?
“Breakfast at Tiffany’s” (1961) (Mancini).
Ayhan; “Sana geldim, bir daha hiç ayrılmamak üzere. Ağlama artık, sil gözyaşlarını.”
Selma; “Bırak ağlayayım. Bunlar Sevinç Gözyaşları.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Ayhan IşıkAyhan Çakmak
Filiz AkınSelma
Ajda PekkanFiliz Erkmen
Önder SomerSelim
Mürüvvet SimŞükrü'nün Karısı
Mümtaz EnerHulusi Erkmen Paşa
Feridun KarakayaŞükrü
Bedia MuvahhitBedia
Nubar TerziyanFiliz'in Amcası
Hüseyin BaradanÇete Reisi
Zeki Tüney
Candan SabuncuFatma
Haydar Karaer
Muammer GözalanDoktor
Selahattin İçselVekilharç Kazım
Memduh Alpar
Muzaffer YenenDoktor
Hayri EsenAyhan Işık Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFiliz Akın Seslendirmesi
Nedret GüvençAjda Pekkan Seslendirmesi
Sadettin ErbilAnlatıcı/Önder Somer Seslendirmesi
Rıza TüzünNubar Terziyan Seslendirmesi
Nejat CandanerHÜSEYİN BARADAN SESLENDİRMESİ
Süha DoğanHüseyin Baradan Seslendirmesi 





Ajda önceleri zenginliğin verdiği ṣımarıklıkla kötü bir insan olmasa idi kendini tutsa kontrol etse idi onunda sonu iyi biterdi, filmin sonuna doğru Ayhan'a iyice tutulunca içindeki iyilik öne çıktı fakat kazandığı kötü ruh yinede rahat bırakmayıp Ayhan'ı kazanmak için yapmadığı kötülük kalmadı.
o ne aşktı öyle :) gözlerim yaşardı
görüntü kalitesi kötüydü...mürvet sim gibi muhteşem bir aktrisi filmin son sahnelerinde çıkarmak, olmamış. orta karar bir film.
Oyunculuk olarak güzel bir film
kendi tarz filmleri arasındaki en başarılısı
ben film çok beğendim
izlediğim en özel filmlerden birisi çok başarılı
ayhan ışık ile filiz akın bu film bağımlılık yapar
film gayet başarılı konusu işlenişi oyuncuların durumu çok güzel en sevdiğim ikili beraber aralarına ajda pekkan da olunca kusursuz olmuş
harika bir film
zevkle izlenebilir bir film
Filmde Ayhan Işığın ani tokatları havada uçuşsa da bundan etkilenen pek yoktu tam tersi daha çok bağlanıyorlardı ona :) Ayhan Işığın karizması ve etrafında pervane olmuş ona aşık kadınlar,onun için yapılan oyunlar, fedakarlıklar.İki kadın da çok seviyordu ama bütün sorun bu .Son sahnedeki kıyameti kaparan ,mutfağı birbirine katan sahne çok hoştu.
yalan, entrika, intikam ve ask... bir ask ugruna bir insan neler katlanabilir, nelere gögüs gelebilir ??? seven kadin isteyince nasil bir yilan olur iyi sekilde anlatilmis filmde. feridun karakaya olmasada olurmus bence. film mutlu bir sonla bitiyor...güzel film
ajda pekkan ın üstün oyunculuk gösterdiği filmlerden. iyi iş çıkarmış. feridun karakaya ve candan sabuncu nun diyalogları da çok keyifli. beğendim bu filmi.
<p class="MsoNormal"><span>Feridun Karakaya, yerinde duramayan, neredeyse düz duvara tırmanan Hasan oğlu Çavuş Şükrü (o Çapışin Şakkar diyor) rolünde. Ayhan’ı Selma’nın resmini öperken yakalamış. “Senin gibi bir kral böyle kıçı kırık bir avradın (neyse ‘arvadın’ demedi bu kez) remsisini öpsin?” deyince delikanlı onu şöminede yakmaya(!) kalkmıştı. “Pötürge’nin Kıllı Bacak Nahiyesi’nden 8. Motorlu Tuşpi (Topçu) Alayı 2. Matarya Bölüğünden Baş Onbaşı.” Onun söyleminde Pardon, ‘pedron’; Hıçkırık, ‘hıçmırık’; Misafir, ‘simafir’ olmuş. Bir sahnede doğru yapmışlar mı diye sigarayı cetvelle ölçüyor. Fatma’yla ‘mercimeği fırına verecekken’ karısı köyden gelip ortalığı birbirine katar… Sadettin Erbil iki yerde (Selma’ydı) diyeceğine (Selma’dı), bir kez de (tapınağıydı) yerine (tapınağıdı) diyor. Sonlara doğru (fiyatı) sözcüğünde ‘a’yı çok fazla vurgulamış… Yüksek Mühendis-Mimar Ayhan Çakmak. Çelik İnşaat’ın genç Umum Müdürü. Şimdi olsa şirketin adı ‘The Chelik Türk’ logosu da ‘Constructing Your Future’ olurdu. Selahi İçsel babası değil dedesi gibi. Sadettin Erbil anlatıyor; “Selma yanında olduktan sonra değil bir binayı dünyayı bile yeniden kurardı.” <span> </span>O yıllarda ‘dünyayı yeniden kurmak isteyen’ gençliğin başına gelenleri görünce düşüncesi değişmiş midir? Tam anlaşılmıyor ama Filiz’le de beraber oldu galiba. Neredeyse dövmediği adam yok filmde. Çeteyi perişan ettiği gibi Filiz’i, Selma’yı, Selim’i tokatlar… Selma. Hulusi Bey onun dayısı. Sabır taşı gibi. Ayhan’ın resmine sarıldığında duyduğumuz ‘Io Che Amo Solo Te’ (1962) (Sergio Endrigo) melodisi bestecisine 1968’de San Remo birinciliği kazandıracak olan ‘Canzone Per Te’ kadar güzel… Filiz. Filmin tek hatası Filiz Akın’ın olduğu bir filmde Ajda Pekkan’a bu ismin verilmesi. Keşke, örneğin ‘Ayla’ olsaydı. Selim’le dans ederken bestecisi Paul McCartney’in söylediği ‘Things We Said Today’ (1964) (Lennon / McCartney) var. “You say you will love me // If I have to go.” Gazino’da Selim ile beraber. ‘Pink Panther’ (1963) için yapılan ‘It Had Better Be Tonight’ (Mancini) ile kayarak nişanlısının yanına gelir. Bu sahnenin ‘Affetmeyen Kadın’daki (1964) bire bir benzerinde Nebahat Çehre ve Fikret Hakan vardı. Orada duyulan melodi ise ‘Espana Cani’ (1925) (Narro)… Hulusi Paşa. Onu asker zannettik ama değilmiş. Sol üst göz dişindeki altın kaplama aradan geçen 20 küsur yıl sonra bile hâlâ sapasağlam. İşleri savaş zamanı iyi barışta kötü… ‘The Big Heist’ (1961) (Mancini) 8; “Breakfast at Tiffany’s” (1961) (Mancini) 3 kez kullanılmış… Doğu’daki şantiye ve kış dekorları Saim Bilge’nin… Ayhan’ı Hayri Esen; Selma’yı Jeyan Mahfi Ayral; Filiz’i Nedret Güvenç; Şükrü’yü Feridun Karakaya; Şükrü’nün karısını Mürüvvet Sim; Selim’i Sadettin Erbil; Bedia’yı Bedia Muvahhit; Hulusi’yi Mümtaz Ener; Amca Nubar Terziyan’ı Rıza Tüzün seslendirmiş… Ayhan küçücük bir çocuk. Babası Kazım Efendi ölmüş. Filmin en güzel sözlerinden birini Hulusi Paşa söylüyor; “Çocuk burada, evde kalacak. Tahsiliyle ben meşgul olacağım.” <span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span><span> </span></span></p>
<p><strong>Orta halli bi film izlenmeye değer.Siyah-Beyaz mutlu sonla biten bir film. vamp kadın rolünde Ajda PEKKAN'ın performansı çok güzel.</strong></p>
ahım şahım bi film değil.genede izlenilebilir.
bir kac kez izlenilebilecek bir film
Ajda Pekkan ve Önder Somer kötü kadın ve adam rolündeler, ama yine de Ajda Pekkan filmde iyi rol yapmış özellikle de eski güzelliğiyle ve de görüntüsüyle harikaymış, sırf bu yüzden izlemeye değer.
Ayhan “Ayhan Işık” ve Selma “Filiz Akın “ öksüz ve yetim olarak Hulusi paşa’nın konağında yaşayan iki gençtir.Hulusi paşa eski vekilharcının oğlu olan Ayhan’ı okutur.Şımarık büyüyen tek kızı Filiz ‘i “Ajda PEKKAN “ kıramayıp eğlence düşkünü Selim ile nişanlamıştır.Bir süre sonra iflasın eşiğine gelen Paşa durumu müstakbel damadına ve inşaat mühendisi olarak büyük bir şirkette çalışmaya başlayan Ayhan’a açıklar .Filizle mirası için nişanlanan Selim planları bozulunca ortadan kaybolur.Selim2in çocuğunu taşıdığından bunalıma giren kızının durumu Hulusi paşayı yatağa düşürür.Selma ile evlenmeye hazırlanan Ayhan’dan kızı ile evlenip bu durumu temizlemesini ve vefa borcunu ödemesini ister