Mandıra Filozofu İstanbul
Gökova’nın Çökertme Koyu’nda kendi yaşam tarzında tüm hırslardan arınmış bir şekilde yaşayan Mustafaali yıllar önce onu ve annesini terk eden babasının hastalığı nedeniyle İstanbul’a gelmek zorunda kalır. Ben böyle hayata karşıyım diyen bu garip köylü ile karşılaşması İstanbul için hiç de iyi olmaz. O gelene kadar kendi doğrularıyla mutlu mesut yaşayan İstanbul’un kafası iyice karışır. Nereden çıkmıştır bu tuhaf adam? Niceleri gelip de yenememiştir onu, bu adam kimdir ki böyle dalga geçebilmektedir yirmi milyonluk koca devle?
Kadro
11 kişiOyuncular
Yapım
Künye
YönetmenMüfit Can Saçıntı
SenaryoBirol Güven
Görüntü YönetmeniAtilla Aktürk, Osman Gençali
YapımcıBirol Güven
ŞarkıAydın Sarman, Burcu Güven
Sinemaseverler
7 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →



















Mandıra Filozofu serisinin İstanbul versiyonu ilkiyle arasında aşırı fark yok ama gerçekleri anlattığı gösterdiği için bu film hoşuma gidiyor.
Mustafa ali’nin istanbul serüvenini anlatır. Koca şehirdeki çarpık yaşantı ve hangame biraz daha kamera önündedir. Şirketlerdeki durumun izahını kendi gözlemleriyle anlatarak insanlara farkındalık yaratır. Filmde duygusallık biraz daha önplandadır. Arkadaşı’nın işsiz kalması gibi durumlar onu üzmüş ve bunun için birşeyler yapmalıdır. Bu filmde emlakçı karakteri filmin başrolünü paylaşmış gibi. En çok güldüren sahnesi heralde. Doktor bey telefonumu nerde şarj edebilirim acaba dediği espiri olmalı. Yine ders verici nitelikte orta düzeyde bir aile filmi. Abdullah şahin’in hiç diyaloğu yok acaba gerçekten o hastalığımı geçirip ses tellerinimi kaybetmiş.
Film ilk film gibi yine mustafa ali aracılığıyla güzel şeyler anlatıyor yani diğer adıyla mandıra filozofu ama bunların hiç biri bir filmin iyi olması için yeterli değil yine baştan sona tv dizisi havasında ilerleyen bir film ilk filmdeki bir konu üzerinden gitmiyor önce mustafa ali istanbul da hastanede olan babası için annesi ve nedense emlakçı ile istanbula gidiyor köyden çocukken gitmiş ailesi ile görüşmeyen bir genç yıllar önce okuldan mustafa ali nin arkadaşı ve bir şirket sahibine hayat hakkında ders veriyor ama film adının karşılığını vermiyor istanbul eleştirisi film havalı olsun diye yapılmış gibi pek derine inmiyor yüzeysel bir şekilde geçiştiriliyor evde,şirket de ve hastanede tek mekanlarda geçen film de filmdeki emlakçının ön planda olması da garip olmuş film de olmasa da olurmuş ilk filmdeki şükrü karakteri gibi bu karakterde filmin süresini tamamlamak için yazılmış gibi ilk filmdeki rasim öztekin,ayda aksel ve ahu sunguru gözler aramadı desem yalan olur ilk filmin gerisinde kalmış bir devam filmi zaten gişede ilk filmin yarı seyircini anca yakaladı filme 108 dakika da uzun olmuş 90 dakika yeterdi seriyi tamamlamak için izlenebilinir.
Senaryo'ya veya hikayeye gerek yokmuş, Müfit Can Saçıntı filmin sonuna kadar özlü söz söyleseymiş, ders anlatsaymış kafi olacakmış. Heyecan duyduran, merak uyandıran bir şey yok filmin akışında. Her filmde, illa izleyici bir ders alacak diye bir kural mı var? İnsanlar heyecan duysun, eğlensin, gerilsin, bir olay görsün o da yeter...
ilki kadar olmasada buda güzeldi
Bir sitede hakkinda onlarca olumlu yorum oldugunu gordukten sonra izledigim vasat bir film.Birol Guven den basit bir yapim.
öylesine izlenebilecek vasati bir yapım 6/10