Öpüşmek Yasak
Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ (1960) 33’lüğü, B yüzündeki ‘Mare Incantato’ (1959) (Frank Metis / Randy Starr). Hacı Osman, alacağına karşılık Oya’yı istemiş. İki kardeş kara kara düşünüyor.
Sema; “Her şey olur ama bu olmaz işte. Sen o elbise fırçası kılıklı herife varamazsın. Evi ateşe veririm vallahi.”
Oya; “Evlenmeyeceğim onunla. Evlenemem daha doğrusu. Satılık mal değilim ben.”
Sema; “Kaya’yı seviyorsun değil mi?”
Oya; “…Bilsen sevmek ne güzel bir şey Sema. Yaşamanın tadı bambaşka. İnsan her şeyi, her şeyi bambaşka görüyor. Bana yardım et ne olur. Bu gece Kaya’ya durumu anlatmalıyım.”
Sema; “Sen hiç merak etme. Bu kuş beyinli insanların rekabetine alet olmayacağız. Mücadele edeceğiz onlarla. Cahillerle okumuşların mücadelesi şimdi başlıyor.”
60’ların birkaç bin nüfuslu Şile’sinde meşhur Kemal Selamet ve Burhan Keramet aileleri. İşleri Üsküdar’a otobüsle yolcu taşımak. Araya paranın girdiği her şeyde olduğu gibi birbirlerinin neredeyse gözlerini oyacaklar. Rekabetleri düşmanlık halini almış. “Seni bu memleketten jiletle kazıyacağım, jiletle.” Diğeri ‘otobüsçülük tarihinden silinecek’miş. Ufacık bir yerdeki çekişme böyle olursa katrilyonların döndüğü uluslararası ticaret nasıldır kimbilir.
Gerilim olsun da, bu durumdan çıkar sağlayan kişiler ortaya çıkmasın mümkün mü? Aile içinde konuşulanlar anında ve tabii ‘ufak bir meblağ karşılığında’ diğer tarafa iletiliyor. Cennet ve biraz da Mehmet bu konuda çok başarılı. Bir köşeye sinmiş olan Hacı Osman ise çıkarı için beklemede “Allah şükür”.
Her güçlüğün, çözümünü kendi içinde barındırması gibi bu anlamsız kavganın çaresi de Selametlerin ‘ana kuzusu’ kızları Oya ve Sema ile Kerametlerin ‘ciğerpare’ oğulları Kaya ve Naci. İstanbul’a okumaya gitmişler. Ama okulla ilgileri yok. Bir rastlantı belki, koca şehirde başka yer kalmamış gibi aynı evde, Nebahat’ın pansiyonunda kalıyorlar. Oğlanların işi gücü kavga, kızlarınki ise ‘Ne Doute Plus De Moi’ (1964) (Enrico Macias) ile gördüğümüz gibi müzik ve dans.
Oya ve Kaya arasında, Şiledekilerden çok farklı bir şey var. Papetti’nin ‘2a Raccolta’ (1961) albümündeki ‘Noi Due Sconosciuti’ (1960) (George W. Duning) melodisinin olduğu çayevi. Kaya; “Seni ne kadar çok sevdiğimi söylememe lüzum var mı?”
Oya; “Söyle. 100 kere, bin kere, 100 bin kere söyle. Bu güzel sözü duymaktan bıkmam.”
Naci ise o sıralar hep Nebahat’ın yatağındaydı. Kardeşini uyutup (daha doğrusu uyuttuğunu sanıp) genç kadının odasına giderken ‘The Shadows’un ‘Nivram’ (1961) (Harris / Marvin / Welch) melodisi var. “Aşkın saati gelince, balıklama.” Bu nedenle Sema’yı fark etmesi biraz zaman alıyor. Filmin sonlarındaki Kır Balosu’nda, Mücap Ofluoğlu’nun ona çok yakışan sesi ile “Seni senelerdir neden tavlamamışım, izzeti nefsime şaştım” diyecektir.
Şile’de, bir Üsküdar seferi sonrası ‘rakip’ iki otobüs çarpışmış. Necati, amcası Burhan’a hasar hakkında bilgi veriyor; “Ön takım yok. Lastikler patlak. Camlar tuzla buz. Frenler yengen.” Bir tek tamponlar sağlam. “Selametlerin külüstürü ise bizimkinin yanında cenaze kalır, cenaze.”
İki aile, çok acele İstanbul’dan son model araba getirtmek zorunda. Sanki Burhan Keramet’in durumu daha iyi gibi. Bu işe zorlanmadan girişir. Oysa beriki kıvranıyor. Fırını ve kahveyi ipotek ettirdiği Hacı Bey ‘faizle para verebilirmiş’. Kemal Selamet’in “Verir, verir ama canımı da alır” demesinden başına gelecekler az çok belli. Karısı Nafiye’yi de susturmak zor; “Onlarla uğraşmaktan vaz mı geçeceksin yoksa. Konu komşunun yüzüne nasıl bakarım, ne derim. Kerametler otobüsçülüğü (O ‘otobosçuluğu’ diyor) elimizden kaparlarsa kendimi kör kuyulara atarım.”
Arabaların getirilmesi için çocuklar görevlendirilir. ‘Gayetle gizli çalışıp, öbür tarafa ser verip sır vermeyecek, onların Şile’ye gelmesine mani olacaklar’.
Kaya ve Naci’ye minibüs bulmakta yardım eden kişi filmin set amiri de olan Erdoğan Avcı.
Erkekler ‘The Shadows’dan dinlediğimiz ‘The Boys’ (1962) (Brian Bennet / Bruce Welch / Hank Marvin) ile öndeyken bira içtikleri ‘iki sarışın abidik gubidik’ geç kalmalarına neden oluyor. Şile’dekiler gergin bir bekleyiş içinde. Necati ve Mustafa ilk gelecek araba için 50 lirasına bahse girmişler. Hacı Bey kendi dalgasında; “Canım, cebinizde o kadar paranız varsa verin de işletelim. Hem siz kazanın hem de ben. Allah şükür.”
‘Gabbie’ (1961) (Allen / Ruben). Fausto Papetti’den dinlediğimiz merengue/merenge ile kızlar önce gelir. Burhan Keramet, geç kalan Kaya ve Naci’nin ‘derilerinden davul yapıp Şile Meydanı’nda gümbür gümbür çalacak’mış. Hacı Bey, bu ‘âlâ ve nada, hasnâ ve müstesnâ’ kızları beğenmiş, okuyup üflemeye (hatta Sema’dan yanak almaya) kalkıyor. ‘Para’ ve ‘düdük’ meselesi. Oya, bu ‘Hacivat suratlı adamın evlerinde ne aradığını’ ilerde anlayacaktır.
Selametler ve Kerametler arasındaki yarış asıl bundan sonra. ‘Rekabet’ dendi mi akan sular duruyor. Karşı tarafa nefes aldırmayacaksın. Bilet fiyatı önce 5 liradan 4’e iner. Ardından her bilete Kerametler, fasulye pilav ve Selametler, köfte ekmek, bir şişe kolonya verir. Müşteri eğlendirmek için davul zurna eşliğinde oynamanın haddi hesabı yok. Son darbe Burhan’ın; “Yarından itibaren Üsküdar iki lira. Üstelik haftada bir de bedavaya adam taşıyorum. Dayansın bakalım Kemal.”
Diğeri için ayrıca bono zamanı gelmiş. Hacı Osman’ın beklediği an buydu zaten; “Üzülme canım, arkanda ben olunca onları tepeleriz evvel Allah. Hem seninle konuşmanın zamanı geldi. Dinle beni. Seninle iyice akraba olalım diyorum.
Senin Oya’nın izdivacını talep etsem, ne dersin?” (‘Dinle’ ve ‘seninle’ onun dilinde ‘diğne’ ve ‘seninilen’ olmuş.) Sonradan “Bana Hacı Osman demişler. Evvel Allah bir işe el attım mı, koparırım. Allah şükür” diyecektir. Kısa süren bir beklemenin ardından Kemal gerekli yanıtı veriyor; “Defol, leş kargası herif.”
Selamet Otobüsleri’nin tabelasının söküldüğü gün. (Bu sırada filmin bir sürprizi ile karşılaşıyoruz. Hulusi Kentmen’in arkasından yürüyerek geçen kişi Suavi Sualp.) Burhan, Kemal’in ‘Sakallı Keçi’ye olan borcunu ödediği gibi bir de ortaklık önerir. “Sen olmayınca otobüsçülüğün tadı kalır mı be. Şile’yi Kerametlerle Selametler şenlendiriyor… Artık dünür de olacağımıza göre keseler bir demektir.” Ağlaşarak birbirlerine sarılmalarını gören Naci “Rekabet, rutubet haline gelmiş” diyor.
Sema; “Aşk ne güzelmiş.”
Naci; “Buna yıldırım aşkı derler, helalinden öperler.”
Kaya; “Mesut musun?”
Oya; “Martılar kadar.”
‘The Shadows’dan ‘Wonderful Land’ (1962) (Jerry London). Naci ve Sema, Şile’den gelen mektupları okuyorlar.
Burhan; “Eğer ve ille velâkin arabayı, o Selamet denen can rakibimizden önce getirmezseniz ölümlerden ölüm beğenin.”
Kemal; “Benim akıllı görünen salak kızlarım, (Şile’ye) o sümüklü oğlanlardan sonra girerseniz ikinizi de kavurma yaparım.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
İzzet GünayKaya Keramet
Ajda PekkanSema Selamet
Öztürk SerengilNaci Keramet
Hulusi KentmenBurhan Keramet
Neriman KöksalNeriman Köksal
Mualla SürerNafiye Selamet
Handan AdalıAnne Keramet
Necdet TosunMustafa
Muharrem GürsesHacı (Efendi) Osman
Zuhal TanCennet
Ersun KazançelNecati
Semih SezerliMehmet
Jeyan Mahfi TözümAjda Pekkan Seslendirmesi
Hayri Esenİzzet Günay Seslendirmesi
Nevin AkkayaNeriman Köksal Seslendirmesi
Kemal ErgüvençHulusi Kentmen Seslendirmesi
Mücap OfluoğluÖztürk Serengil Seslendirmesi
Adalet CimcozFatma Girik Sesendirmesi
Nevin Akkaya
Altan KarındaşMualla Sürer Seslendirmesi
Fatma GirikOya Selamet
Nevin AkkayaNeriman Köksal Seslendirmesi
Zafer ÖnenNecdet Tosun Seslendirmesi 








Konusu klişe ama kendini sevdiren bir film olmuş. Şile deki 2 aileyi anlatıyor, rekabet halindeki. keramet ve selamet aileleri :) yıllardır kapışıyorlarmış. Şile ilçesinde istanbul un :) o zamanlar tabi daha farklı bir ortam şile'de var, az insan vs. Kahvede nargile içilmesi gibi :) Bayağı beğendiğim oyuncular bir arada ve ünlüler. Vahi öz ile hulusi kentmen gerçekten sevdiğim oyuncular ve ilk kez belki de bir arada görüyorum. necdet tosun, öztürk serengil, fatma girik, ajda pekkan, izzet gunay gibi çok bilindik oyuncular var. O zamanlar sanırım bu kadar ünlü değillerdi, yoksa böyle bir film bayağı maliyetli olurdu oyunculara ödenecek para açısından :) Şile anladığım kadarıyla 2004 te istanbul a bağlanmış. Önceden üsküdar a bağlıymış. Filmde de istanbul da okumaya gitmiş selamet lerin kızları. Yani şile istanbul olarak geçmiyor :) böyle bilgileri de görmüş olduk filmden :) istanbul da çocukları okuyorken sırf aile rekabeti uğruna okulu bırakıp geliyorlar. Eğitime verdikleri önemi de görmüş oluyoruz toplumun :) Neriman Köksal da ilk başta göründü. Sonra göremedim bir daha. SOnu tatlıya bağlandı neyse ki. Fatma girik in deyimiyle "yobaz" ın hareketleri 2sini birleştirdi. vahi öz ile hulusi yi sarılırken görmek güzeldi. İzzet günay ın en son o adamı dövmesi hoşuma gitmedi. Gerek yoktu güçsüz bir adama bu.
Eğlenceli buldum ama daha çok beğendiğim Fatma Girik - İzzet Günay filmleri var.
Bu aralar izzet Günay filmlerine sardim.Başarılı bir komedi olmuş.Oyuncu kadrosu kalabalık olunca bi hayli eglendirici oluyor film.Vahi öz ve Hulusi kentmen i karşı karşıya görmek keyifli.Filmin başında Neriman Köksal in çıkması ilginçti.Bir yazıda okudum izzet Günay a aşıkmış son arzusuda onu görmek istemesi olmuş.Filmde yer almamasına rağmen acaba aşkının peşinden mi gitmiş :)
cok güzel eglenceli bir film... iki ezeli rekabet müsteri kapmak icin yapmadigi is kalmaz.... ama sonunda yine ask ve dostluk kalir.... öztürk serengil twiste döktürür ve izzetin jiletin gibi vücudu dikkatlerden kacmaz... vahi baba ile hulusi babadan müthis ikili olusmus yine...
Süper bir komedi filmi aynı işi otobüs işletmeciliği yapan aralarında rekabet olan. Keramet ve Selamet aileleri kerametlerin iki oğlu ve selametlerin iki kızı. Şile'den üsküdara yolcu taşımacılığı birbirlerini devamlı engelleyen o tatlı rekabet selametlerin arabayı satmasıyla sonunda duygusallığa dönüşüp dünür oluyorlar. Oyuncu kadrosu çok zengin bir film zaten Vahi Öz ile Hulusi Kentmen'nin oyunculuğu filmi alıp götürmüş. Başrolde olan Fatma Girik ile İzzet Günay'a pek iş düşmemiş. Filmin girişinde Neriman Köksal'ın konuk oyuncu tabirinden görünmesi yolcu gibi filmde rol almadığını söylemeside gerçekten ilginçti.!
Dev kadro bir araya gelmiş tatlı çekişmeleri hiç sıkmıyor böyle sahnelerde asıl komik replikler vardı. Özellikle Öztürk Serengilin lafları çok komikti :)
ben filme 9 puan verdim. ülkü erakalın'ı ayrıca tebrik etmek lazım. çok güzel bir film çekmiş.
Bir tarafta "İzzet GÜNAY Öztürk SERENGİL Hulusi KENTMEN Handan ADALI" (Burhan KERAMET) ailesi.. Diğer tarafta "Fatma GİRİK Ajda PEKKAN Vahi ÖZ Mualla SÜRER" (Kemal SELAMET) ailesidir. İki ailenin arasında genellikle Şili de geçen dolmuşculuk rekabeti... konsept olarak işlenmektedir. Buna mukabil fırsat düşkünü olan tefeci hacı Osman "Muharrem GÜRSES" fırsat anı kollamakta... Aracı: Mehmet "Semih SEZERLİ" ile Cennet "Zuhal TAN" iki aile arası laf taşıması, işi iyecene kızıştırır. Yan rol de: Neriman KÖKSAL Ersun KAZANCEL Necdet TOSUN Diclehan BABAN gibi karakterlerin olduğu filme de yönetmen "Ülkü ERAKALIN" ufak tefek yeknesaklıklara karşın dönemine göre iyi sayılır, bir film.
o dönemde çekilen samimi filmlerden birisi.rahmetli öztürk serengil in mimik ve dansları harıka.tabi ajda pekkan ve fatma girikde güzelliklerinin zirvesinde.ayrıca ajda pekkan ın elinde kaşık oynaması da çok güzel.
<p>birbirine rakip iki yolcu taşımacılığı yapan aile. ve çocukları arasındaki aşk hikayesi. iyi bir kadro izlenemsi gereken bir film...</p>
Birbirleriyle sürekli rekabet halinde olan Selamet ve Keramet ailelerinin komik öyküsü.Türk sinemasının en ünlü oyuncularının buluştuğu güzel bir komedi filmi.
"Şu Şile, sizin gibi daha nice şirketleri doyurur. Bu kötü, iğrenç rekabetten vazgeçin artık? Ne diye birbirinizi yiyorsunuz. Az daha bunun için beni elin yobazına verecektiniz."<br> Sema ve Oya, Selamet-Keramet çekişmesi hakkında bunları söylüyorlar. Kaya da "Babalar düşman, çocuklar bedbaht" demişti. Ama yıllar sonra yakındıkları bu şeyi teşvik için kurumlar kurulacaktır. <p> Adı 'Öpüşmek Yasak' ama film boyunca Naci (Nebahat, arabalarına aldıkları sarışın afet, Sema ile) üç ve Kaya (Oya ile) beş kez öpüşüyor. Bir tek Mehmet, çok istemesine karşın Cennet'i öpemez.<br> Tanıtım yazısından sonra Neriman Köksal iki aile hakkında bilgi veriyor. Bu sırada ne kadar da alımlı.<br> Selamet ve Kerametler birbirlerini yiyorlar. Keşke biraz etraflarına bakıp Şile'nin o yıllardaki güzelliğini seyretselerdi. Birkaç sahnede ünlü feneri görebiliyoruz.<br> Filmde çoğunlukla The Shadows ve Fausto Papetti'nin melodileri var. 'The Boys' (1962) (Bennet / Welch / Marvin) 2 kez (Kaya ve Naci, Oya ve Sema'yı izlerken; Arabalarına iki güzel sarışını aldıklarında);<br> 'Wonderful Land' (1962) (London) üç kez (Sema ve Naci mektup okurken; Kızlar araba için gazete ilanlarına bakarken; Yola çıkarken) kullanılmış.<br> Naci, Kaya'yı uyudu sanıp Nebahat'ın odasına giderken 'Nivram' (1961) (Harris / Marvin / Welch);<br> Arkadaşları 50 bin liraya araba bulduğunda 'The Frightened City' (1961) (Norrie Paramor) duyuluyor.<br> Oya ve Kaya çayevinde konuşurken ['Strangers When We Meet' (1960) filminin müziği] 'Noi Due Sconosciuti' (Duning);<br> Kızlar, delikanlıları atlatıp Şile'ye önce girerken 'Gabbie' (1961) (Allen / Ruben);<br> Oya, kardeşine Kaya'yı sevdiğini anlatırken 'Mare Incantato' (The Enchanted Sea) (1959) (Starr / Metis) vardı.<br> 'Karakaş Gözlerin Elmas' ise (1959) (Ali Ercan) bazen neşeli bazen hüzünlü şekilde kullanılmış.<br> Kemal, araba parasını denkleştirmek amacıyla fırını ve kahveyi sattığı gibi bir de borçlanır. Demek o zamanlar taşıt almak zordu. Hacı Osman'a olan borcu için üç farklı şey söyleniyor. 50 bin, 20 bin, 70 bin.<br> Hacı Bey %10 faiz ister. O da Kemal'in hatırına. Kerametler isteseymiş %15'e çıkarmış. Kazanç için de garanti(!) veriyor; "Otobosa bir okur üflerim ben, evvel Allah tıkır tıkır kazanırsın. Allah şükür."<br> Burhan Keramet, arzuhalcinin daktilo ile yazdığı mektubu beğendiğini "Allah için, şu Tıkırtı Kazım da konuşturuyor makineyi" diyerek belli ediyor. 'Öpüşmek Yasak' Semih Sezerli için çok önemli. Canını zor kurtardığı kazadan sonraki ilk filmi. 9 Haziran, Kurbağalıdere Köprüsü yakınları. Orhan Günşiray'a ait steyşında Tülin Özek yaşamını yitirmiş. Arabayı kullanan Turgut Ören hafif yaralı. Semih Sezerli, 12'si komada olmak üzere 21 gün hastanede kalır. "Kurtuluşum bir mucizeymiş. Demek ki ben şu anda bedava yaşıyorum. Ölümün eşiğinden dönüp gelmişim."<br> Ağustos ayındaki çekimlerde alın ve çenesindeki yara ve dikiş izleri hâlâ çok belirgin. Burhan "Utanmıyor musun fırsattan istifade etmeye" dediğinde Hacı Osman "Alışverişte utanmak olmaz" karşılığını vermişti. Benzer şekilde 'açıkgöz bir girişimci' hurdaya dönen arabaya 'her türlü tamirin yapıldığı bir çamurluk ve karoser atölyesi'nin ilanını iliştiriyor.<br> Oya'yı Adalet Cimcoz; Kaya'yı Hayri Esen; Sema ve Neriman Köksal'ı Jeyan Mahfi Ayral; Kemal'i Vahi Öz; Burhan'ı Kemal Ergüvenç; Mehmet ve Erdoğan Avcı'yı Erdoğan Esenboğa; Nafiye'yi Mualla Sürer; Mustafa'yı Zafer Önen seslendirmiş. <p> Filmin çekildiği günlerde İzzet Günay'ın sevdiği bir şiir; "Ben büyük aşkların adamıyım//Seversem çok severim//Denizler kadar, dağlar kadar//Maviler kadar, yeşiller kadar severim//Ben büyük aşkların adamıyım//Seversem seni severim."
Aynı kasabadaki iki rakip otobüs işletmecisi ve çocukları arasında geçen komik bir film. Ajda Pekkan'ı köylü kıyafetleri içinde görebilirsiniz