Ölüme Kadar
Ölümden Beter
Fon müziği ‘Ebb Tide’ (1953) (Carl Sigman / Robert Maxwell) olan filmde Semih Sezerli ve Ahmet Kostarika’ya ait gramofonlu lokanta. Sonradan sevdalanacak olan iki fabrika işçisi. O gün çalışmaya başlayan Hülya ve bu işi dört aydır yapan Murat.
Murat; “(Buradan) Taşınalı çok oldu ama gene de arada bir yemeğimi burada yerim. Hem bu akşam ilk geceniz. Gariplik çekersiniz diye düşündüm.”
Hülya; “…”
Murat; “Sizi önce konuşmaya alıştırmalı. Nasıl, yerleştiniz mi?”
Hülya; “Eşyam yoktu zaten.”
Murat; “Sizi anlıyorum galiba. Mutlaka iyi bir çocukluk geçirdiniz. Sonra işler tersine döndü. Benim de öyle olmuştu. Yüksek tahsil yapmak istiyordum, liseyi bile bitiremedim. Sonra da her boyaya boyandım. Gece bekçiliği, garsonluk, kâtiplik yaptım. Doklarda çalıştım bir ara. Şimdi amcanızın yanındayım. Niyetim 1–2 ay sonra dışarıya gitmek.
Almanya’ya. ‘Amcanız bu kadar zenginken siz niçin böylesiniz’ diye sormayacağım. Her ailede böyle şeyler olur. Sadece kendinize güvenerek, kendi emeğinizle yaşamak sizin için çok daha iyi. Amcanız iyi adamdır. Sizinle ilgilenecek vakti olmadı herhalde. Yılmaz’sa, O da kendi havasında. Derdi gücü çapkınlık, hovardalık.”
İstanbul vapurunda kimsesiz bir genç kız, Hülya. Babası öldüğü için üvey amcasının yanına gidiyor. ‘Aşkım Günahımdır’daki (1968) Selma gibi. Geldiğinde köşkte bir ‘parti veriliyordu’. Fabrikatör Kenan ve oğlu Yılmaz, onu biraz soğuk karşılıyorlar. Kâhya Cemal amcanın candan ilgisi olmasa belki de oradan ayrılacaktı.
Bu sırada dinlediğimiz müzik [The Shadows’dan ‘The Young Ones’ (1961) (Bennet / Tepper)] çok güzel. Murat’ın Yılmaz için söylediklerinin ne kadar doğru olduğu hemen anlaşılıyor.
Nebahat ve adını öğrenemediğimiz Nilgün Esen’le yataktayken ayrıca ‘şarkıcı’ Devlet Devrim’i iştahla öperken aynı melodi var; Fausto Papetti’nin 2a Raccolta 33’lüğündeki (1961) ‘Favole di Pioggia’ (1961) (Ugo Calise).
Kenan Bey, genç kıza fabrikada [iç çekimler Herko Yün İplik’te dış çekimler Arı Bisküvi’de (ama duvarda ‘bisküi’ yazılı)] iş verir. Müdüre söyledikleri; “Ne de olsa üvey kardeşimin kızı. Kollarsın. Biraz da avans verirsin. Bizimle oturamaz. İyi bir pansiyon bulmasına da yardım ederseniz memnun olurum.” Sanki biraz önce ‘kollarsın’ dememiş gibi konuşmasını “Ayrıca başkalarından farklı muamele görmesini de istemem” diye bitiriyor.
İlk gün Murat’la tanışır. Müdür yardımcı olmayınca, delikanlı onu Mahmure Handan’ın canlandırdığı Şaziye Teyze’ye götürüyor. “Tertemiz, namuslu bir evdir. Rahat edeceğinize eminim. Geçen yıl ben kalmıştım burada. Sahibi yaşlı bir kadındır. Tek başına oturur. Bir odasını da kiraya verir. Şurda cadde içinde sağ kolda bir lokanta vardır. Yemekleri temizdir. Ucuzdur da. Bu oda bana uğur getirmişti. İnşallah sizin için de öyle olur.”
Kısa sürede birbirlerini çok severler. Murat, Almanya’ya gitmekten vazgeçiyor. Hülya, ilk günlerdeki ‘o korkak, ürkek kız değildir artık’. Bir işinin olması onu bambaşka biri yapmış. Amcası da önceki davranışları nedeniyle pişman gibi.
Kenan; “Seninle fazla alâkadar olamıyorum. İşlerim, seyahatler, bin bir meşguliyet. Gönül isterdi ki, üvey de olsa, yeğenim daha rahat etsin.”
Hülya; “Fazlasını istemiyorum. İlk geldiğim gece üzülmüştüm ama sonradan memnun oldum. O evde kalsaydım, çalışmasaydım, hayatı, insanları tanımadan yaşayacaktım. Ama şimdi çalışıyorum, kazanıyorum. Hayatımı kendim kuruyorum. [Selma Sav (‘Aşkım Günahımdır’) (1968) keşke bu filmi seyretmiş olsaydı.] Kendime güvenim artıyor.”
Kenan Bey onu Muhasebe Servisi’ne aldırır. (Her cümlesinin sonunda ‘efenim’ diyen Muhasebe Müdürü rolünde, o sene yönetmenliğe başlayan Mehmet Aslan var). Sonrasında işler biraz karışıyor. Yılmaz, Hülya’ya âşık olur. Genç kızın yaş gününde (Murat lokantada bekleyedursun) bir parti düzenliyor. Amerikan İç Savaşı yıllarından kalan ‘500 Miles’ melodisi ile dans ederlerken delikanlının gözü kimseyi görmüyordu. [Bu şarkıyı Peter, Paul and Mary’nin (1962) yorumlarıyla çok sevmiştik.]
Yılmaz’daki değişim inanılmaz. Gününü gün ettiği güzellerin artık onun için bir önemi yok. O kadar sevgi dolu ki çevresinde yoksullar, evde hizmetçiler olduğunun bile farkına varır(!). Murat ise kıskançlıktan ne yaptığını bilmez durumda. Bir sahnede radyodan ‘Mi Sono Innamorato Di Te’ (1962) (Luigi Tenco) şarkısını dinliyordu.
İyice bunalan genç kız Kurtalan Ekspresle kimbilir nereye gidecekken vazgeçip Murat’a dönüyor. Bu sırada gençler (Murat’ın 15, Yılmaz’ın 8 yumruk attığı) bir dövüşü sürdürüyorlardı. Yılmaz’ın aradan çekilmesiyle birbirlerine kavuşurlar.
Hülya’nın fabrikada ikinci günü. Yüzlerinde henüz dillendirmedikleri sevginin güzelliği.
Murat; “Geceyi nasıl geçirdiniz?”
Hülya; “Kitap okuyayım dedim ama hemen dalmışım. Yerimi de hiç yadırgamadım.”
Murat; “Rüya gördünüz mü?”
Hülya; “Bilmem, hatırlamıyorum.”
Murat; “Hatırlamaya çalışın. ‘İlk gece, ilk yatakta görülen rüyalar hakikat olur’ derler.”
Hülya; “Bu gece dikkatli uyurum öyleyse. Belki de hiç uyumam, göreceğim rüyayı beklerim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Filiz AkınHülya
Cüneyt ArkınMurat
Gürel ÜnlüsoyYılmaz
Kenan ParsKenan
Gülsüm KamuNebahat
Faik CoşkunUşak Cemal
Devlet DevrimŞarkıcı
Semih SezerliGarson
Nevzat BilselMüdür
Mehmet AslanMuhasebeci
Mahmure HandanŞaziye
Ahmet TurgutluMeyhaneci
Nilgün Esen
Hüseyin Zan
Memduh Alpar
Toron KaracaoğluCüneyt Arkın Seslendirmesi
Agah HünFaik Coşkun Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFiliz Akın Seslendirmesi
Handan KadıoğluGülsüm Kamu ve Devlet Devrim Seslendirmesi
Abdurrahman PalayGürel Ünlüsoy Seslendirmesi
Muhip ArcımanKenan Pars Seslendirmesi
Nevin AkkayaNilgün Esen Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Filiz Akın'in diğer filmleri
2011Gün Akşam OlduDram, Aile★ 7,6
1995Adana - ParisBelgesel★ 7,9
1989Geçmiş Bahar MimozalarıDram, Psikolojik★ 8,8
1988Bir yudum insan-Ayhan IşıkBelgesel★ 7,8
1977Le RicainMacera★ 8,7
1975Tatlı Cadının MaceralarıKomedi, Duygusal, Macera★ 8,3
1975Babaların BabasıKomedi, Macera, Aksiyon★ 8,3
Çok sade bir filim, bireysel oyunculuklar önplanda değil, belki yönetmen öyle istedi baskın bir karakter olmasın diye. Neyse, gayet seyredilir bir filim. Cüneyt, Filiz, Kenan, Faik baba, Gülsüm, Türkish Elvis.... 6/10 puan....
Jenerikte; 'Gürel Ünlüsoy'u övünerek sunar' yazılıydı. kendisine ait izlediğim bol bol öpüşme sahnesiydi. Hızlı bir kazanova dan fazlası değildi filmde bana göre. Filiz Akin ve Cüneyt babanın oyunculuğu vasattı ve bıyık yakışmamış ayrıca. Filmde güzel olansa şarkılar ve gramofonda çalan buzuki introsuydu.
filmin afisi filmle hic bir alakasi yok... iki fabrika iscisinin ask hikayesini anlatiyor ve aralarina giren fabrikatör oglu... yalin bir sekilde anlatilmis....
İyi bir film ancak iğrenç resmin ne işi var hayret.Bir pınar ki filminin afişi gibi...
<p class="MsoNormal">iyi bir film. izlerken hemen bitsede kurtulsak türünde değil. cüneyt arkın bıçkın bir delikanlı rolünde. hülyayı kesinlikle yılmaza bırakmak istemez. hülya bir ara yılmaza meyleder gibi olsada murat baskın çıkacaktır. yılmazın, şimarık ve son derece egoistken bir anda aradan ayrılması güzel bir sürpriz. bitiş sahnelerinde ahmet turgutlu ve semih sezerli nin yüzlerini cama yapıştırmaları ise komik olmuş. filiz akın çok hoş çok güzel görünüyor.</p><p class="MsoNormal">bu filmin orjinalini bulmak zor. tvden riplenmiş haliyle izledim. başında bir yazı var 10 mart pazartesi günü kaybettiğimiz yeşilçamın değerli oyuncusu kenan pars ın anısına diye. rol almış olupda şu anda aramızda olmayan sanatçılara Allah tan rahmet diliyorum.</p>
izlenebilir bir film.
'500 Miles' melodisiyle “If you miss the train I'm on//You will know that I am gone”] yaptıkları danstan sonra bambaşka biri olan eski çapkın Yılmaz (Abdurrahman Palay'ın sesi ile); "Niçin, nasıl, ne zaman diye sorma bana. Belki ben de farkında değildim. Olan oldu. Seni… Anlıyorsun değil mi. Bu zaten beklediğim bir şeydi. Birini gerçekten sevecektim. Hazırdım. Merak içindeydim. Nasıl biri olacaktı? Nereden, nasıl gelecekti? Hiçbir şey yapmadın, beni zorlamadın. Kendi kendime sevdim seni."… Filmin başındaki vapurda bir genç kız. Hülya ve onun kadar güzel bir melodi. The Lush Strings'den dinlediğimiz ‘Ebb Tide’ (1953) (Sigman / Maxwell). “Like the tide at its ebb//I’m at peace in the web//Of your arms.”… Babası ölmüş, üvey amca Kenan Beyin yanına gidiyor. Orada bir gece kaldıktan sonra Murat’ın yardımıyla kendine bir yer bulur. Haftalar sonra amcasının zorlamasıyla geri dönecektir. Ama zemin kattakine değil ‘köşkün en güzel odalarından birine’. Emektar kâhya Cemal, (70’lerdeki, Gordon Jackson’lu ‘Upstairs, Downstairs’ dizisini anımsatırcasına) “Ee, üst kata terfi ettin” diyor. Ama Şaziye Teyze’nin ‘mütevazı’ evi ona daha çok yakışıyordu. Bu tonton teyzeyi, (büyük olasılıkla ‘bilinmeyen bir nedenle’ yakılacak) ahşap evini ve sokaktaki kedileri unutamıyoruz. Aynı şekilde Ahmet Kostarika’yı, (jenerik yazılarını yazan) Semih Sezerli’yi, lokantalarındaki borulu gramofonu ve ortadan ayrılmış saçları ile Faik Coşkun’u da... Murat, genç kızdan çok etkilenir. İş çıkışı onu beklediği halde, 60’ların ‘mahcup’ havasına uygun olarak durumu saklamaya çalışıyor; “Şey, bir işim vardı da onun için burdayım. Sakın sizi beklediğimi sanmayın”… Agâh Hün (Cemal ve Ahmet Kostarika) ve Jeyan Mahfi Ayral (Hülya ve Nebahat) ikişer kişiyi; Nevin Akkaya, Nilgün Esen’i seslendirmiş… Kenan Bey Avrupa’ya gittiği için Yılmaz onun koltuğuna kurulur. ‘King Edward Imperial’ marka puroyu beğenmeyip yerine bırakır. Ayaklarını, Amerikalılar gibi masanın üstüne attığında sağ ayakkabısının 5 çivi ile onarıldığı görülüyor. Babasına söylediklerinden yepyeni bir deyim (‘Avrupa yapmak’) öğreniriz. “Sen döndükten sonra bir Avrupa da ben yaparım.”… Cemal amca onu için şunları diyor; “Hanımefendi ölünce sahipsiz kaldı. Tek evlat olduğu için de amcan çok şımarttı.”… Nilgün Esen’in, Ahmet Kostarika’nın, Semih Sezerli’nin, Devlet Devrim’in, Fabrika ve Muhasebe Müdürlerinin adları söylenmezken, Yılmaz’ın kim olduklarını göremeyeceğimiz arkadaşları Şeref ve Sedat’tan söz ediliyor… Filmde şaşırtıcı bir sahne var. Devlet Devrim, Sevim Şengül’ün sesi ile (jenerikte de dinlediğimiz) Yusuf Nalkesen’in Hüzzam şarkısını söylüyor. “Neden kaçtın uzaklara//Kapanmaz kalpteki yara//Unutma gel beni ara//İçimdesin//İçimdesin//Ne özledim bilemezsin.” Ama bizi rahatsız eden bir şey var; Ağız hareketleri şarkının sözleriyle uyuşmuyor. Bu, kayıttaki bir kayma da değil. Sesi kapatıp tekrar izlediğimizde sanatçının asalında filmde duyduğumuzu değil Dramalı Hasan’ın 50’lerde yazdığı ‘Aklımda Sen, Fikrimde Sen’ şarkısını söylediğini anlıyoruz. “Baygınım ben sana//Candan yana yana//Şu yanan (Devlet Devrim’in dudakları ‘seven’ diyor) kalbimi bilsen.” Belki de yapımcı o yıl çıkan ‘Neden Kaçtın Uzaklara’nın daha çok seyirci çekeceğini düşünmüş ve bu değişikliği yaptırmıştır… Muhasebe Müdürü Mehmet Aslan çok başarılıydı. Habire papyonunu tutması ve cümle sonlarında onay bekler gibi ‘efenim’ demesi. Hülya, Muhasebe Servisi’ne ‘terfi etmiş’. “İşte masanız, efenim. Beyefendinin yakını oluyor muşsunuz galiba, efenim.” Genç kızın yanıtı çok anlamlı; “Oldum galiba efendim.”… Tanıtım yazısında olmasına karşın filmde Hüseyin Zan’ı göremiyoruz. Filmde olan Gülsüm Kamu ise jenerikte yok. Babasıyla fabrikayı gezerken ve araba kullanırken Yılmaz’ın yüzünde, önceki sahnelerle ilgisi olmayan yara bantları var. Bunlar filmin tüm olarak saklanamadığını düşündürdü… Nilgün Esen. Asıl adı İlknur Haznedar. Sinemaya başlaması Münir Hayri Egeli’nin önerisiyle olmuş. Filmin yapımcısı Müfit İlkiz’in eşi. Gülüşü az bulunur güzellikte. Keşke sinemayı bırakmasaydı… Fabrika Müdürü, hiç yardım etmediği halde (Murat’ın yardımlarını sanki kendi yapmış gibi) Kenan Bey’e bilgi veriyor. “Hülya Hanım’ı eski bir ahbabımın evine yerleştirdim. Emriniz mucibince 500 (filmdeki melodiden mi etkilendi ne) lira da avans verdim. Eve yakın bir lokantaya götürdüm..” Kenan, artık kullanılmayan bir sözcükle yanıt verir ; “Âlâ, teşekkür ederim.” Fabrika Müdürü rolündeki Nevzat Bilsel, böylesine dalavereci olamayacak kadar temiz yüzlü… Gülsüm Kamu. Elizabeth Taylor’dan daha çarpıcı. Bakışları hep üzerinde topluyor. Hülya Köşke dönmüş. Yılmaz; “Burası Köşkün en güzel odalarından biridir. Pek sevinmişe benzemiyorsun. Neyin var?” Hülya; “Bilmem, şaşkınım. ‘Birdenbire’ öyle şeyler oldu ki.” Yılmaz; “Doğru. ‘Birden’ öyle şeyler oluyor ki.”
aynı kıza aşık olan biri fabrikatör biri işçi iki gencin hikayesi.izlenir..