Kış Uykusu
Kış Uykusu filmi, eski bir tiyatro oyuncusu olan Aydın'ın, Anadolu bozkırlarının ortasında, adeta bir kış uykusuna yatmış gibi görünen ıssız bir mekânda, kendisiyle, hayalleriyle, sevdikleri ve taşrayla kurduğu ve düşe kalka sürdürmeye çalıştığı ilişkilerini konu alıyor. Karı-koca ve kardeşlik bağları da dahil her türlü insan ilişkisinin, çaresizlik, hayal kırıklığı, önyargılar ve çıkışsızlıkla mühürlenmiş olan o ağır kapısını aralıyor...
Kadro
29 kişiOyuncular
Haluk BilginerAydın
Melisa SözenNihal
Demet AkbağNecla
Ayberk Pekcan Şoför Hidayet
Serhat Kılıç İmam Hamdi
Nejat İşlerİsmail
Tamer LeventSuavi
Nadir Sarıbacak Öğretmen Levent
Emirhan Doruktutanİlyas
Mehmet Ali NuroğluOtel Müşterisi Timur
Ekrem İlhan Atçı Ekrem
Rabia ÖzelFatma
Fatma Deniz YıldızSevda
Masaki MuraoErkek Japon Turist
Junko YokomızaKadın Japon Turist
Gülsen ÖzbakanHamdi Anne
Özlem ErolAydın Hizmetçi
Güler KılıçSuavi Hizmetçi
Ali Kocaaslanİstasyon Görevlisi
Hıdır Kılıçİstasyondaki Adam
Ali Kemerİkinci Atçı
Mehmet Türke (Şişik)Konuk 1
Özcan GörürgözKonuk 2
Merve UzelKonuk 3
Özge Önderoğlu AkkayaKonuk 4
Hasan KalcıKonuk 5
Vahdi ÖlmezKonuk 6
Gamze KuşKonuk 7
Ozan Özmen Yapım
Künye
YönetmenNuri Bilge Ceylan
SenaryoEbru Ceylan, Nuri Bilge Ceylan
Görüntü YönetmeniGökhan Tiryaki
YapımcıOlivier Père, Rémi Burah, Zeynep Özbatur
MüzikAnton Chekhov
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Kesinlikle iyi film haluk bilginer filmi tek başına sırtlamış.
Yönetmen Nuri Bilge Ceylan'ın seyrettiğim ilk filmi olmakla birlikte bugüne kadar seyrettiğim en uzun süreli film. Yaklaşık film 3 saat sürüyor film aldığı tüm ödülleri haketmekle birlikte derin konularada temas ediyor. Haluk Bilginer filmin resmen bel kemiği nerdeyse her sahnede vardı. Eski bir tiyatrocu Kapadokya'da Otel işleten yörenin zengin birini Melisa Sözen ile Haluk Bilginer çok iyi oynamış. Diğer oyuncularda rollerinde muhteşemdi en fazla etkilendigim sahnelerden biride bir tomar parayı şöminede yakması oldu Nejat İşler'in çok iyi bir film.
Çok derin bir film aslında. Kısacası, yapmak isteyip, ama yapamayanların hikayesi. Yapmak istediklerinin çok fazla bedel istediyini görüp yapmamayı yeğleyenlerin filmi.
Unitulmaz., Haluk Bilgine tiradı... “Nihal… Gitmedim. Gidemedim. Artık yaşlandım mı, kafayı mı oynattım, yoksa başka bir adam mı oldum, nasıl istersen öyle düşün. Bilemiyorum. Ama birkaç gündür içime yerleşen yeni adam gitmeme izin vermiyor. Nolur sen de gitmemi isteme. Anladım ki artık beni İstanbul’a çağıran bir şey yok. Her yerde olduğu gibi orada da her şey yabancı bana. Bilmeni isterim ki, senden başka yakınım yok. Seni her dakika, her saniye özlüyorum. Ama gururum el vermediği için hiçbir zaman söyleyemiyorum. Senden ayrılmanın benim için ne derece korkunç hatta olanaksız olduğunu çok iyi biliyorum. Tıpkı artık beni sevmediğini bildiğim gibi. Biliyorum, eski günlere dönemeyiz. Gerek de yok buna. Beni bir uşağın gibi, bir kölen gibi yanına al. Ve hayatımıza senin istediğin gibi de olsa devam etmemize izin ver. Beni affet…” Kış Uykusu (Nuri Bilge Ceylan)
Yalnız bu para biraz fazla değil mi? Neye göre, yani ne düşünerek özellikle bu kadar para getirdiniz şimdi? .... Bir bakalım bakalım, doğru hesap yapmış mıyız? Şimdi, şu kadarı babasının kırılan gururunu onarmak için canını ortaya koyan küçük İlyas için olsa, şu kadarı tek başına beş cana bakabilmek için el öpmeye gitmek zorunda kalan, fedakar kardeş Hamdi için olsa, şu kadarı oğlunun gözü önünde dayak yiyip kendini ve ailesini rezil eden sarhoş baba İsmail için olsa, geri biraz daha kalır da.. O da, kendinden düşkün insanlara sadaka dağıtarak vicdanını rahatlatmaya çalışan Kahraman hanfendi Nihal hanım için olsa, bu para tam yeter. Doğru hesap yapmışsınız. Gerçekten de ince bir düşünce ama bir şeyi hesaba katmamışsınız Nihal hanım. Karşınızdaki insan, bütün bu inceliğinizi anlayamayacak olan, pis bir sarhoş olduğunu. Kış Uykusu (Nuri Bilge Ceylan)
Bir zamanlar anadoludan sonra en beğendiğim ceylan filmi. Ben şahsen diyolaglardaki derinliği bayıldım. özellikle Haluk Bilginer ile Demet Akbağın atıştığı sahne harika. Halukun her tartışma ile mücadele edip ondan sonra karşısındakinde haklılık payı görmesi ve onun dediğini yapması çok hoşuma gitmişti filmde. Ben ara ara tekrar açıp o diyologları tekrar izliyorum ama filmi baştan sonuna kadar izlemiyorum .
sıkıcı bir film çok uzun süresi var vede çok uzun konuşmalar sıktı beni pek hoşuma gitmedi film
çok uzun bir film durmadan konuşma var uzun diyaloglar sıkıcı ama oyunculuklar çok iyi filmin başı ve sonu pek iyi değil ben olsam kamyonet sahnesiyle başlatır para yakmayla bitirirdim eski filmler havasında bir film hatta tiyatro oyunu gibi ilerleyen bir film benim beklentilerimi karşılayamadı
Kış Uykusu,Türk sinemasının son yıllardaki yüz akıdır.Nuri Bilge Ceylan'ı senaryosundaki samimiyetten ve oyuncu yönetiminden dolayı kutluyorum.Gökhan Tiryaki her zamanki gibi görüntülerde mükemmel işçilik çıkartmış.Entellektüel donanımı çok yüksek olan Aydın'ın taşrada sıkışmış yaşantısı izleyiciye çok güzel yansıtılıyor.Aydın'ın her işe karışması,bencilliği ve kibirliliği bazı şeyleri kendine itiraf edememesine sebep oluyor.Nejla ve Aydın karakterlerinin birbirlerine karşı besledikleri duyguların itirafının sahnesi Türk sinema tarihine geçecek cinstendi.Hamdi Hoca'nın ağabeyi İsmail karakterinin paraları yakma sahnesini abartılı bulduğumu söylemeliyim.Filmden çıkarılacak tonla hayat dersi var herkes izlemeli.Haluk Bilginer döktürmüş.Ama Melisa Sözen gibi çok çok iyi bir oyuncu kazandığımızı söylemeliyim.
Ülkemiz sinemasının 100. yılında Cannes' da 1982 yılında "Yol" filminden sonra Altın Palmiye' yi alan Nuri Bilge Ceylan Kış Uykusu' nda bize taşrada otel işleten Aydın' ın, etrafındaki insanlarla olan münasebeti aracılığıyla insanı anlatıyor.
O kadar uzun uzun yazmaya gerek yok bu filmi. Zira abartılacak bir tarafı yok. Hepi topu çok iyi film hepsi bu…
Filmler vardır, eğlenmek için. Filmler vardır, seyredip geçmek için. Filmler vardır, seyredilip bellekte yer edinmek için. Ve filmler vardır, okumak için… Artık yabancı bir sinemacıya Türkiye sineması hakkında soru sorulduğunda alınan tek cevabın Yılmaz Güney olmamasının kanlı canlı sebebi Nuri Bilge Ceylan’ın sinemanın en büyük onuru olan Altın Palmiye’yi ülkemize 32 yıl sonra getirdiği son filmi Kış Uykusu işte tam olarak o filmlerden biri. Bir sanat eseri. Neresinden başlasam bilemiyorum. Üç saati aşkın süresinde her anı insanı anlatmak için özel olarak kurgulanmış, perdeye yansıyan her bir görüntü ve dudaklardan dökülen her bir sözcük üzerine uzun uzun düşünülmüş bir Film Kış Uykusu. Bir kere filmin geçtiği yer çok iyi seçilmiş. Filmin her bir karesi sanki bir manzara resmi gibi (Çekin kareyi, duvar kağıdı yapın, o derece yani). İzlemeye doyamadım açıkçası, bırakın süresi nedeniyle sıkılmayı. Ayrıca süresi daha önce görülmedik, inanılmaz bir süre de değil. İzledikten sonra daha iyi anlıyorsunuz, ne bir saniyesi eksik, ne bir saniyesi fazla. Ülkemiz sineması adına sevindirici bir gelişmedir bu filmin çekilmesi. Nuri Bilge Ceylan gerçekten çok başarılı. Bu tek filmlik bir başarı da değil. Özenle, ince ince işlenmiş bir kariyer sürüyor yönetmen. Umarım sonraki filmlerinde de kalitesi artarak devam eder. Mekan olarak seçtiği kent, kasaba ve otel, bu kadar uygun olabilirdi filmin ruhuna. Mevsim, sonbahardan kışa geçiş, bu kadar uygun olabilirdi. Oyuncular, tabii ki özellikle muhteşem Haluk Bilginer, bu kadar yerinde seçilebilirdi. Senaryo harikulade. Filmin toplamı uzun sahnelerden (ortalama 7-8 dakikalık) oluşuyor desek yanılmış olmayız ve bu sahnelerin her birinde nokta atışı cümleler bulunuyor. İnsan ruhunun, karakterinin derinliklerini araştırıyor yönetmen. Sonuna bulduğu şeyleri bizlerle paylaşıyor. Kim haklı kim haksız pozisyonu filmin dokusuna sirayet etmiş unsurların belki de başında geliyor ancak doğru düzgün bir karara varamadan bitiyor film. Yönetmenin istediği de bu zaten. Herhangi bir karakteri desteklememize müsaade etmek istemiyor. Hepsinin fikirleri ve söylediklerini kendi yaşadıkları eksenden değerlendiriyor. Bırakın baş rolleri, filmin genelinde en arka planda kalmış görünen karakter bile üzerine uzun uzun konuşulabilecek bir insan. Sanat ve görüntü yönetimi yine üst düzey. Çok başarılı çekimler yakalanmış. Nuri Bilge Ceylan, seyirciyi hiç sıkmadan konuyu 196 dakikanın içine öyle güzel yaymış ki (müthiş ötesi ve içten olan oyunculuklar ve manzaralar ile birlikte) ortaya sinema dalında güzel bir sanat eseri çıkmış. Son zamanlarda izlediğim filmlerin içinde en iyi canlandırmalar bu filmde. Zaten baş rolde Haluk Bilginer, Demet Akbağ ve Melisa Sözen gibi usta oyuncular var. Filmin neredeyse tamamı Haluk Bilginer'in karakteri Aydın'ın gözünden anlatılıyor ve o sahneler de oldukça başarılıydı. Yani kısaca anlayacağınız Kış Uykusu'nun hem övülecek hem de anlatılacak çok yanı var. E malum, süresinden. Şimdi eğer festival filmlerini veya Nuri Bilge Ceylan filmlerini seviyorsanız bu filmi çoğunuz çoktan seyretmiştir. İzlemeyenler içinse ön yargıları kırıp bu 196 dakikalık filmi izlemelerini tavsiye ediyorum. Kendini sıkmadan izlettiren ve hikayenin derinine inen müthiş bir film bu. Ülkemiz sinemasının bir yerlere gelmesini, adını dünyaya duyurmasını istiyorsak çekilen bu filmleri elimizden geldiği kadar irdelemeli, mantıklı ve düzeyli eleştiriler ile ele almalıyız. Onların hakkını vermeliyiz. Çünkü çok sık karşılaşamıyoruz onlarla.
Bu filme mükemmel desem mükemmel değil. Vasat desem vasat değil. Bu ikisinin arasında bir film olduğunu düşünüyorum. Oyunculuklarda ise sırıtan birisini görmedim. Özellikle Haluk Bilginer ve Melisa Sözen etkileyici bir performansa imza atmış. Filmle ilgili sıkıntı şu; sinema sanatında bu kadar basit bir konu bu kadar uzun diyalog ve sürelerde anlatılmalı mıdır? Nuri Bilge Ceylan resim ya da edebiyatçı olmalıydı diye düşünüyorum. Çünkü filmleri edebiyat ve resim sanatı olarak çok çok başarılı. Filmi izlerken birbiri ardına sıralanmış yüzlerce tabloya sırayla baktığımı düşünüyorum. Diyaloglar ise edebiyat romanlarını aratmayacak düzeyde başarılı. Geliştirilmesi gereken taraf ise sinema sanatı! Bence Nuri Bilge Ceylanın en zayıf tarafı bu. Tabii ki Palm d'Or almak sinemamız için çok büyük bir olaydır. Diğer taraftan böylesi önemli bir ödül alan film için sinemaya sadece 304.000 kişinin gitmiş olması başka neyle açıklanabilir ki?
Öncelikle öznel düşüncemi söylemek istiyorum: Ben filmi izlerken hiç sıkılmadım. Bir 3 saat 16 dk daha olsa sıkılmadan izlerdim. Filmi genel anlamda çok beğendim. Aldığı ödülü de sonuna kadar hakkettiğini düşünüyorum. Ardından farklı birkaç siteden yorumları okudum bazı kişiler hiç beğenmemiş bazı kişiler çok beğenmiş. Biraz zevk ve renk meselesine giriyor sanırım. Ama beğenmeyip de ""çok ucuz film, çok kötüydü... vs."" gibi yorumları en vasat film bile hakketmez. Çünkü işin ucunda bir sürü kişinin emeği ve kaybettiği zaman vardır. Bu yorumları yapan kişiler bu filmin yapımında görev alan herhangi birinin (kamera arkasındaki ışık şefine, çaycısına... kadar) yerine koyup da yorum yaparlarsa daha iyi olur. En kötü filme bile yapıcak yorum " Niye uğraşmışlarki" şeklinde olmalıdır en azından. Kaldı ki "Kış Uykusu" Türk Sinemasının ismini 2. kez Cannes'da duyuran bir filme bu kadar acımasızca yorum yapılsın. Bu yorumlara üzüldüm doğrusu. Ayrıca oyunculuklarıyla ve ikili konuşmalar bakımından gerçekten çok başarılıydı. Filmi izlemek ben de çok iyi bir psikkolojik etki bıraktı. Zekle okunmuş bir kitap ya da güzel konuşan birini sıkılmadan dinlemek gibiydi adeta bir terapiydi. Tabiki filmin kusurları da vardır ama bunu yorumlamak bana düşmez diyerek teşekkürlerimi sunuyorum..
güzel oyunculuklar harika diyaloglar bir filmin ötesinde bir kitap gibi kitabın ötesinde bir hayat gibi film 9/10
Seyredeğer güzel bir film.. Bu filmde en çok hoşuma giden şey, bu filmin en azından juri tarafından seyredileceğini düşünüp, Türk ve islam kimliğine dair ciddi alt metinler barındırıyor.. Film; sıradan olayları hoş bir uslüpla seyredilebilir kılıyor, tavsiye ederim..
Edebiyat ile içli dışlı olmayanların sıkıcı ve hatta kötü(!) bulabileceği bir film. Çinli birinin çince konuşmasından hiç bir şey anlamayan bir insanın "ne saçmalıyor bu adam yahu" demesine benziyor. Hayır, çinli adam saçmalamıyor, sen çince bilmiyorsun...
87. Akademi Ödülleri'ne yani Oscar'a aday adayı olarak seçildiğini öğrenerek çok doğru bir karar verildiğini düşündüğüm filmdir. Altın Palmiye'yi almış olması bile ne kadar güçlü ve aday gösterilmek için ne kadar doğru bir film olduğunun kanıtı. Oyuncu seçimi de çok doğru olmuş. Nuri Bilge Ceylan bu işi gerçekten biliyor.
sadece oyunculukları için bile izlenebilecek iyi bir film özellikle haluk bilginer çok iyi ama uzayıp giden diyalogların filme zarar verdiğini hiç bir katkısı olmadığını belirtmek isterim 90 dakikada daha anlamlı olabilecek bir filmdi
Sinemamızın böyle bir film çıkarmasından gurur duymak gerek. 196 dk keşke bitmese diyerek izledim. Sonunda çok güzel bir film mi izledim yoksa mükemmel bir roman mı okudum bilemiyorum...