Küçük Sevgilim
‘Francis Lai Joue Francis Lai’ albümündeki (1971) ‘Theme Principal Du Film-Madly’ (1969) (Francis Lai) ve ardından ‘Theme Principal Du Film-LePassager De La Pluie’ (1970) (Francis Lai).
Arkadaşları, araba ile Lale’yi ıslatmış.
Dr. Murat; “Kasten yaptılar bunu, gördüm. Şikâyet etmiyorsunuz gene de.”
Lale; “Şikâyet edecek bir durum yok. Ama neden yaptılar, sebep bulamıyorum.”
Murat; “Onlardan ayrı bir dünyanız var sizin. Sebep de bu. Evinize kadar götüreyim sizi, buyrun.”
Lale; “(Yoksul bir semte vardıklarında) Teşekkür ederim. Evim şurası, efendim.”
Murat; “Yakın yerlerdeymişiz demek. Ben de hemen karşıda oturuyorum.”
Lale; “(Hocasının gösterdiği varsıl yerleşim bölgesine bakarak) Aslında çok uzağız, efendim.”
Jenerikte, Franck Pourcel Orkestrası’nın ‘Dancing In The Sun’ (1970) uzunçalarındaki ‘Concerto Pour Une Voix’ (1969) (Saint-Preux).
Önce İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi 1636 numaralı son sınıf öğrencisi Lale Tünaş’ı tanıyoruz. Mağazalara dikiş diken öksürüklü ablasından başka kimsesi yok. Okulu bitirmesinde, geceli gündüzlü çalışan Nevin kadar KÖHLER marka dikiş makinesinin de katkısı büyük.
Bir gün okulda bir haber duyulur; “Yaptığı başarılı beyin ameliyatlarından ötürü Amerika’da Altın Parmak adını alan” Dr. Murat Akova gelmiş ve derslere başlayacakmış. Lale için ‘yeni kitaplar yeni masraf’ demektir bu.
Biraz tatsız olan ilk karşılaşmaları, amfi değil, sokakta. Murat, ablasının diktiği gelinliği mağazaya götüren Lale’nin yanından arabası ile biraz hızlıca geçince paket yere düşer, kirlenir. Yakınma, ‘telafi’ ve özür dilemeler. Sonuçta genç kız kitaplarını almakta ve en önemlisi derse, hem de Dr. Murat’ın dersine geç kalır! Hocası, ‘aşırı bir sertlikle’, zaten şaşkınlık içinde olan öğrencisini derse kabul etmez. (Bu davranışı nedeniyle de özür dileyecektir)!
Sonraki karşılaşmaları, daha güzel bir ortamda. Okulun ahşap kütüphanesinde aynı kitabı (‘Klinik Dersleri’) arayan elleri birbirine değer. Bu dokunuşla oluşan sevgiyi, ne sınıf ve yaş farkı ne de Murat’ta gözü olan zengin kızı Alev engelleyebilecektir.
Beraberlikleri sırasında delikanlının dünyasına giriyoruz. İnsanlara güvenimi kaybetmiş, hiçbir kadını kalbine sokmamaya ahdetmiş. “Yaramı sardın küçüğüm” diyor. Ufacık bir göl kenarındaki kulübede yaşayan Salih Reis ve sandalı ile paylaşırmış yalnızlığını. Şimdi ise mutluluğunu paylaşıyor. Kayıkta ‘Küçük Sevgilim’ yazısı var!
Lale okulu birincilikle bitirir. Mezuniyetini kutladıkları gece, tam Murat’tan bahsedecekken, Nevin’in ağzından kan geliyor. Hastanedeki incelemede ‘amansız’ hastalığa yakalandığı anlaşılır. Ablasına bir şey olursa yaşayamazdı Lale. Durum ümitsiz ancak yaşam mucizelerle dolu. “2–3 aylık ömrü var” denilen Nevin iyileşmeye başlar.
Murat’a duyduğu aşk, hastalığı (şimdilik) yenmesini sağlamış. [‘Kartalların Öcü’ndeki (1965) Güner-Fatma Girik gibi].
Kardeşinin, bir türlü fırsat bulup yapamadığını Nevin yapar. “Seviyorum Lale. Tarifsiz duygular içindeyim. Sevdiğim adam… Murat.”
Lale’nin çaresizliğini anlatmakta sözcükler yetersiz. Sonunda, Murat’tan, üstelik birbirlerinin oldukları gecenin ertesinde “Sen de sevgini ispat et” diyerek ablası ile evlenmesini ister. ‘Hayır’ çığlıkları arasında olamaz denen şey olur. Evlenip Kirazlı’ya giderler! Bu güzel kasabada ‘Zorba’daki ‘Life Goes On’ (1964) (Mikis Theodorakis) ile dolaşıyoruz.
Murat işinde gücünde. Ama ‘dalgın ve üzgün’.
İstanbul’da çalışmaya başlayan Lale’nin de bir çocuğu olmuş; Özcan (bu isim pek yakışmamış).
Kirazlı’da işlerin iyi gitmediğini anlayınca, Murat ümidi iyice kessin diye (sözlüsü olarak tanıtacağı) Vedat’la ziyaretlerine gider.
Ablası eskisi kadar güçlü değil. Zamanı kalmamış, içindeki ateş sönmüş. “Artık ben size misafirim” diyordu.
İstanbul dönüşü öldüğünü bildiren bir telgraf gelir. Murat, merhuma ‘son görevini yaptıktan sonra’ Lale’nin resmini alıp kasabadan ayrılmış. Perişan ve bu resme sarılmış bir halde sokaklardaydı. [‘Sevmek Zamanı’ (1965) misali].
Bu günlerde Özcan bir trafik kazasında yaralanır. Oksijen çadırındayken sadece bir ümit var. “Oğlunu tek bir kişi kurtarabilir. Seni O’na götüreceğim” diyor Vedat.
Genç kadını, Salih Reis’in kulübesine götürür. Mucizeyi yaratacak adam oradaymış. “Haydi, vakit kaybetme. Git O’na.”
İçerdeki kişi, sefil durumda da olsa ‘Altın Parmak’ Dr. Murat! Ellerine sarılan Lale haykırıyor; “Oğlumuzun hayatı tehlikede ve O’nu ancak sen kurtarabilirsin… Sen!”
Ameliyat başarılı geçer. Murat, hem oğluna hem küçük sevgilisine hem de mesleğine kavuşmuş.
Franck Pourcel Orkestrası’ndan “Comme J’ai Toujours Envie D’aimer” (1970) (Marc Hamilton). Filmin sonunda göle açılan sandalda bu kez üç kişiydiler.
Salih Reis, neşe içinde kıyıdan sesleniyor; “Geç gelmeyin (kalmayın) ha. Sonra balıklar soğur!”
Paul Mauriat Orkestrası’nın ‘L.O.V.E.’ 33’lüğündeki (1969) ‘Isadora’ (1968) (Maurice Jarre / Don Black / Pierre Delanoe). Parisienne Kulüp.
Yoksulluğu nedeniyle Tıp Balosu’na ilk kez katılabilen Lale ve Murat’la danslarını kıskanan Alev.
Alev; “Elbisen çok şık şekerim. Kim dikti?”
Lale; “Ablam.”
Alev; “Acaba bizim hizmetçi Fatma’ya da diker mi? Zevkleri çok uyuşuyor zira!”
Lale; “Sözlerini şaka bile kabul etmiyorum Alev… Bu elbisede uykusuz gözlerin emeği var. Ana kalbi taşıyan bir ablanın sevgisi var.”
Ülkemizde ‘hizmetçi Fatmalar’ da ‘var’. Böyle çekişmeler asıl Onları yaralıyor!
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Cüneyt ArkınDr. Murat Akova
Filiz AkınLale Tünaş
Nubar TerziyanSalih Reis
Tanju Şarman
Yusuf SezginVedat Zobu
Hülya TuğluNevin
Deniz ErkanatAlev
Yeşim Tan
Muammer Gözalan
Mehmet BüyükgüngörProfesör
Gülten CeylanDr. Oya
Zeki SezerDoktor
Mahmure HandanDadı
Hakkı KıvançMeyhaneci
Süheyl EğribozAyyaş
Yaşar GüvenirŞarkıcı
Ali DemirDoktor
Nermin ÖzsesKomşu
Abdurrahman PalayCüneyt Arkın Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFiliz Akın Seslendirmesi
Nevin AkkayaHülya Tuğlu Seslendirmesi
Doğan BavliYusuf Sezgin Seslendirmesi
Rıza TüzünNubar Terziyan Seslendirmesi
Haldun ErgüvençSeslendirme
Ayton SertHakkı Kıvanç ve Ali Demir Seslendirmesi
Timuçin CaymazMehmet Büyükgüngör Seslendirmesi
Gülçin AkçayDeniz Erkanat Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Cüneyt Arkın'in diğer filmleri
2019Kuruluş: OsmanDram, Aksiyon, Tarihi★ 5,8
2019Hakan: MuhafizAksiyon, Fantastik, Bilim Kurgu★ 5,6
2014PanzehirAksiyon★ 7,4
2014GulyabaniKomedi, Korku, Fantastik★ 7,4
2012HaremKomedi★ 8,1
2010Arka Sokaklar 5. SezonMacera, Aksiyon, Polisiye★ 7,2
2008Kırmızı IşıkDram★ 8,2
2008Çılgın Dersane KamptaKomedi, Gençlik★ 7,1
"Beni beklememeni söylemiṣtim, hem yemeğinide yememiṣsin". "İṣtahım yoktu". "Olmalı, zorla yemelisin. Vaktinde uyumalısın. Yaṣamalısın sen Nevin. Elimden gelse,... elimden gelse seni asırlarca yaṣatırdım. Çünkü... çünkü seni yaṣatmak için neleri feda ettiğimi bilemezsin.... bilemezsin Nevin.... bilemezsin..." Harika bir romantik aṣk filmi. Cüneyt Arkın'ın en güzel filimlerinden. Oyunculuğu harika çok iyi oynamıṣ. 9/10 puan
"Beni beklememeni söylemiṣtim, hem yemeğinide yememiṣsin". "İṣtahım yoktu". "Olmalı, zorla yemelisin. Vaktinde uyumalısın. Yaṣamalısın sen Nevin. Elimden gelse,... elimden gelse seni asırlarca yaṣatırdım. Çünkü... çünkü seni yaṣatmak için neleri feda ettiğimi bilemezsin.... bilemezsin Nevin.... bilemezsin..." Harika bir romantik aṣk filmi. Cüneyt Arkın'ın en güzel filimlerinden. Oyunculuğu harika çok iyi oynamıṣ. 9/10 puan
Güzel ve anlamlı bi film.Oyunculuklar çok başarılı.10/8
Belli ki o dönem sinemada çok kişiyi göz yaşına boğmuş bir melodram ve aşk filmi. ama şimdi izleyince, bazı sahnelerde gerçekten de yok artık diyebiliriz. Çocuk konusu finalde bir süpriz olur. Ne ara çocuk olmuş, ne ara büyümüş nerede saklanmıştır orası meçhul. Abdurrahman Palay Üstad'ın bolca nayırlarını duyup, Cüneyt Arkın'ın mahsun bakışları izliceksiniz. tam restorasyon olması gereken bir yapım. Aşk'ın temiz ve değerli oluşunu filmdeki sadakati, genç aşıklar bu filmle daha iyi anlıyacaklardır. Zor bir senaryo, Sevdiği adamın adını daha ablasıyla paylaşamadan, ablasının da aynı adamı sevdiğini öğrenen zavallı bir kız. Hasta Ablasının çabalarına emeklerine, hayat ile verdiği mücadeleyi görüp, ablasının ufak bir mutluluğu için herşeyden vazgeçen hatta sevdiği adamı bile terketmek zorunda kalan mahsun bir kız. Romantik müzik filme çok iyi uyum sağlamış. Filiz Akın bir role anca bu kadar yakışabilirdi. Küçük Sevgilim filmi'ni her yeşilçam sever mutlaka izlemeli.
Cüneyt Arkın'ın "Arım balım peteğim"den sonra en yakışıklı olduğu filmdir... Mantık hataları bol, klasik melodramlarından olsa da, ister 1971'de ister 2017'de ister 2077'de izlensin hep aynı güzel duyguları verecektir.
cüneyt arkınla filiz akının birlikte çevirdikleri en güzel film bu bence. sevgi ,aşk ve fedakarlık üzerine çok güzel bi hikaye. kötü kadın rollerinin aranan isimlerinden hülya tuğlu ise filmde iyi kadın rolünde
jeyan mahfi tözüm hanım abdurrahman palaya bir röportajında kızıyordu. seslendırme konusunda konusmasının ağır oldugunu ve elini çenesinin altına koyarak seslendırme yaptıgını söylemıstı.nevetler nayırlar bundan dolayı olmus...
Cüneyt Arkın'ın en güzel filmlerinden biri. Abdurrahman Palay'in eşsiz sesi Cüneyt Arkın'a çok yakışıyormuş. Konu olarakta çok güzel, sıkılmadan izleyebilirsiniz.
ask ve fedakarlik, filizle hülya cok uyumlu kardes olmuslar bence dogru secim... ama ablasina yaptigi fedakarlik bu zamanda kim yapar.... cocugu olur ablasindan saklar, ne kadar gercekci bilemiyorum... yusuf icin hep ayni seyler.. kizi sever ama kavusamaz hep iyi yürekli adamdir...müzigiyle hüzünlü bir film....
evet güzeldi abdurrahman palay'ın bolca nevet nayır sözlerine rağmen...
Show tv sayesinde bir defa sadece izleyebildiğim bir film. ama gerçekten muhteşem. kelimeler yetmez bu filmi anlatmaya ...filiz akın da çok başarılı oyunculuk sergilemiş.
klasik bir konu ama abdurrahman palay ın dublajı ve filmin müthiş tema müziği için bile izlenebilir
cüneyt arkın ve filiz akından etkileyici bir film,yusuf sezgin ve hülya tuğlu da güzel oynamışlar tabi..
Küçük sevgilim filmi,Cüneyt Arkın ın en güzel filmlerinden biridir.Hele müziğini,sabahlara kadar dinlesem doyamam.Grand arkadaşım yorumunda,Hülya Tuğlu nun Lale den 3 yaş küçük olmasına rağmen,ablası nasıl olur diyor.Makyöz sağlamsa annesi bile olur.Eğer filmin bir hatası aranıyorsa, filmin en büyük eksiği bu olsun.Hele Ablası,lale okuldan eve gelirken ablası, ona pişirdiği biber dolmalarını tabağa koyuşu varya,o an öyle canım çekmiştir ki, anlatamam.Çok güzel bir filmdi.Emeği geçenlere sonsuz teşekkürler.....Silvester.
ilk izlediğimde çok etkilenmiştim .gerçekten oyuncular çok başarılı bunun yanında film müziği de filme çok yakışmış.mükemmel bi dram diyebilirim.
filiz akın dan. 3 yaş küçük olmasına rağmen hülya hanıma abla rölü verilmiş türk sinemasının klasik saçmalıkarından bir tanesi. böyle bir senaryoyu 60 lı yılların başlarında. yılmaz duru nun türkan şoray ın oğlu olduğu bir rolde gördüm. zaten türk sinemasının en büyük sıkıntısı filmlerin fazlası ile saçmalanmasıydı. başka sinemalara karşı geride kalmanın en büyük sorunu bu oldu. bir türk deyimini belirtmeden geçemeyeceğim. türkler nedense iş işten geçtikten ve biçak kemiğe dayandıktan sonra uyanıyor ama tren kaçıyor tabi öncelikle milyonlara rezil oluyorsun. filme gelince cüneyt arkın ın en iyi filmlerinden biridir. filiz akın zaten bir dahi söylemeye gerek yok kariyeri ortada zaten.senaryo ve müzik olarak çok iyi harmanlanmış. filmde sıkıcı bir durumda yok. herşeyi mahveden yukarda belirttiğim gibi 3 yaş küçük birinin ablası rolü.çok büyük ve sinema adına affedilmeyecek bir hata... film süper o ayrı konu..
Bazı mantık hatalarına rağmen (en vahimi, alkolizm batağına saplanmış Dr. Murat'ın eline neşter verilmesi; hem de kendi çocuğunun ameliyatı için!-kuşçu arkadaş buna değinmiş) o zamanın Yeşilçam naifliğinin izlenilir kıldığı bir film. Hülya Tuğlu gibi oldukça güzel bir kadına vamp-ikinci kadın değil, masum-ikinci kadın rolü verilmiş. Ayrıca Filiz Akın'dan üç yaş küçük olmasına rağmen onun ablasını oynamış. Bu vesileyle kendisini saygıyla anıyorum.
iyi bir aşk filmi, ara sıra tvlerde çıkıyor , izlemeyenler mutlaka izlesin
<p>insani gerilere götüren harika bir film, kütüphane sahnesinde calan melodiyi bir türlü bulamadim, daha dogrusu melodinin ismi ve kime ait oldugunu bilmiyorum, bilen arkadaslardan yardim bekliyorum</p>
<p>Bu film cüneyt arkının romantik filmlerinden biri pek hoşuma gitmedi bu film tarzım değil cüneyt arkın ve filiz akının hatrına izlenebilir..</p>