Kuyu
Gerçekten yaşanmış bir gazete haberinden.
Erksan filme Kuran'dan bir ayetle girer: "Kadınlara iyilikle davranın. Filmin mesajıdır bu. Çünkü konu yaban bir adamın bir kadın üzerinde uyguladığı şiddeti sergilemektedir. Köylü Osman (Hayati Hamzaoğlu), aynı köyden, deliler gibi tutkun olduğu Fatma'yı (Nil Göncü) dağa kaldırır. Fatma teslim olmaz. Çünkü bu kara sevda tek yanlıdır. Hapisten çıkan Osman bir kez inat etmiş kafasına takmıştır.
Bir kez daha kaçırır ve üçüncüsünde Fatma'yı bir ağaca bağlayarak zorla tecavüz eder. Ama Fatma’nın intikamı acıdır. Osman'ı su almak için kuyuya indiğinde üzerine kaya ve taş parçalarını yağdırarak öldürür.Sonra da kendini asar. (Agah Özgüç'ün 100 Filmde Türk Sineması kitabından)
Kadro
25 kişiOyuncular
Hayati HamzaoğluOsman
Nil GöncüFatma
Demir KarahanMehmet
Aliye RonaAnne
Osman AlyanakBaba
T. Fikret Uçak
Ahmet Turgutlu
Reşit Çıldam
Mustafa Dağhan
Sabahat Işık
Ahmet Acar
Abdurrahman PalayDemir Karahan Seslendirmesi
Davut Yıldız
Emel Işık
Esen GünaySesslendirme
Kemal ErgüvençAhmet Turgutlu Seslendirmesi
Mehmet Tokyürek
Muhip ArcımanSeslendirme
Mustafa Çınar
Mümtaz EnerSeslendirme
Nazif Ergenç
Nevin AkkayaNil Göncü Seslendirmesi
Sadettin ErbilHayati Hamzaoğlu Seslendirmesi
Veli Demir Yapım
Künye
YönetmenMetin Erksan
SenaryoMetin Erksan
Görüntü YönetmeniAli Uğur, Mengü Yeğin
YapımcıNecip Sarıcıoğlu
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →





Türk Sinemasında Metin Erksan'ın mülkiyet üçlemesinin (Yılanların Öcü, Susuz Yaz, Kuyu) son filmi olan Kuyu, kadına şiddet teması adı altında erkeğin kadın üzerindeki hak iddasını konu edinen bir yapımdır. "Yılanların Öcü" filminde mülkiyet toprak idi "Susuz Yaz" filminde mülkiyet karşımıza su olarak çıkarken, bu filmde ise mülkiyet kadın bedeni olarak işleniyor. Toplumumuzun en büyük ve hâlâ devam eden sorunlarından biri olan kadını bir nesne, cansız bir varlıkmış gibi kısacası bir mülk olarak algılama sorununun sinemada işlenmesi, Metin Erksan'ın gazetede okuduğu bir haber ile başlıyor. Haberde inatçı bir aşık tarafından gaddarca evinden kaçırılan bir kız vardır. Ama kız onu hiç sevmiyordur. Ailesi kızı geri alıyor fakat inatçı aşığı onu tekrar kaçırıyor ve kızı taciz ediyor. Metin Erksan bu konuyu film yapmak ister ve bu haberden senaryosunu yazar. Yani anlayacağınız filmin senaryosu gerçek hayattan alınmıştır. Metin Erksan'ın bu toplumsal gerçeği sinemaya yansıtması takdire şayandır hele ki o dönemde. Dönemine göre düşündüğümüz vakit filmin konusunun ve hikayesinin o dönemde etkileyici olduğu söylenebilir lakin günümüzde bu konuyla alakalı o kadar çok senaryo yazılıp çizildi ki günümüz için düşünüldüğünde film senaryosu size klişe ve etkileyicilikten uzak gelebilir. Film Nisa Süre'sinin 19. ayeti ile başlıyor; "Kadınlara iyilikle davranın!". Filmin senaryosu bazı teknik aksaklıklar neticesinde yarım yamalak çekiliyor. Bunu filmi izlerken de farkedebiliyorsunuz sanki bazı şeyler eksikmiş gibi, anlatılması gereken bazı şeylerin anlatılamadığını hissedebiliyoruz. Bu filmin hikaye anlatımını zedelemiş, haliyle anlatım tekniği zayıf kalmış. Oyunculara gelecek olursak Hayati Hamzaoğlu başarılı bir iş çıkarmış lakin bu filmde asıl konuşulması gerek kişi şüphesiz Nil Göncü'dür. Sinemaya hayatına bu film ile atılan yetenekli ve genç oyuncu henüz 18 yaşındadır. Metin Erksan bu genç kızdaki yeteneği görmüş ve filminde başrol vermiştir. Üstün yeteneklerini sergileyen genç oyuncu, teknik aksaklıklar nedeniyle film çekim sürecinin uzaması sonucunda çekimlerde fiziken zorlanmış özellikle nehir sahnelerinin çekimlerinde vücuduna yapışan sülükler ile mücadele etmiş. O dönem sağlık sorunları olmasından ötürü filmden kısa bir süre sonra genç yaşta hayatını kaybetmiştir. Metin Erksan kendisi için "hayatını sürdürseydi çok iyi yerlere gelebilirdi" demiştir. Erksan filmdeki cinsel sahneleri ise çok makul bir şekilde yürütmüştür. Bu sahneleri olabildiğince kısa tutmuş ve bu sahnede kameranın yüze odaklanması filmin türünün dramdan erotiğe doğru kaymasını engellemiştir. Orhan Gencebay'ı da unutmamak gerekir, kalite kokan müzikleriyle filme renk katmış. Gelelim filmin en etkileyici ve ürpertici sahnesine. Kuyu sahnesi olarak bilinen, filmin son sahnesi. Bu sahne dehşet vericiydi ve unutulmayacak akıllara kazınacak bir sahneydi. Ayrıca film 1. Adana Altın Koza Festivalinde 5 ayrı dalda ödül almıştır. Sonuç itibari ile toplumsal gerçeği felsefi bakış açısıyla yansıtan Kuyu, izlemeye değer vakit ayırmaya değer başarılı bir yapım. 8/10
Necip Sarıcı anlatıyor ; 1968 yılına geldiğimizde artık iyi para kazanmaya başlamış ve o güne kadar bir miktar para biriktirmiştim. Gönlümdeki aslan yapımcılıktı o yıllarda. Yönetmen Metin Erksan’a hayranlığımdan dolayı, finanse edeceğim filmi onun yönetmesini istedim. Kafa kafaya verdik ve Kuyu filmini yapmak için yola çıktık.100 bin liralık bütçe öngörmemize rağmen film 6 aylık bir çalışmayla 260 bine çıktı. Afyon Dinar’da yapılan çekimlerin uzaması tüm hesaplarımızı altüst etti. 80 kutu negatif harcamıştık ve yatırdığımız para geri dönmedi. Ropörtaj: Serkan Okay/Yesiçam'a adanan bir ömür
metin erksanin en iyi bes filminden biri, hikaye gercek hayattan alinmasi biraz etkileyici... hikaye de iyi anlatilmis, orhan babanin müzigiyle film tam olmus, fakat oyuncular nil göncünün yerine daha popüler biri olsaymis, film akillarda kalirdi...
Usta yönetmen Metin Erksan'ın,kendi sinema dilini yansıttığı en iyi filmlerinden biridir Kuyu.
Film youtubea yüklenmiş.Mükemmel bir film.
Tartışmasız bir başyapıt görüntü kalitesi söylendiği kadar kötü değil Adana Altın Koza Film Şenliğinde 5 dalda ödül almış bir film . Aldığı ödülü hakediyor film ayrıca filmin finali enfesti Hayati Hamzaoğlu kuyu'ya indikten sonra. Nil Göncü'nün kuyu'nun ağzına kadar taşla doldurması Hayati Hamzaoğlunu öldürmesi ve Nil Göncü'nün kendini kuyu ipine asarak can vermesi hafızalardan silinmeyecek bir sahneydi. Rahmetli Metin Erksan'ın unutulmaz filmlerinden o dönemin belkide en iyilerinden..!
öncelikle görüntü kalitesi çok kötü. sıradan basit bir film. her bakımdan zayıf. o hikaye ile ne çarpıcı ,müthiş bir film çıkabilirdi ortaya. sıkıcı
Sevdiği kızı ,reddedilince,dağa kaldıran ve işkenceler yapan sadist bir delikanlının öyküsü hayati Hamzaoğlu mükemmel oynamış .Bu filmde damat adayı rolünde Ahmet Turgutlu'nun ( Kostarika Ahmet) mükemmel oyunu var . Kadınlara şiddet uygulanmasını eleştiren ve bu mesajı veren bir film ödülleri hak ediyor.
Usta yönetmeniz Metin Erksan'ın en iyi filmlerinden.Hayati Hamzaoğlu Yaban Osman rolünde çok başarılı.Mutlaka izleyin.
altın koza festivalinde yani yaşadığım şehirde yapılan bu ödül töreninbde 5-6 tane ödül almış.
<p>Kuyu 1968 Yapımı Yönetmen Metin Erksan .Metin Erksanin çok Önemli Filmlerinden Biridir Bu filmin baş bayan oyuncusu bu filmde öldü Nil Goncü Mekkani cennet olsun Türk sinemasina böyle büyük ustalar Zor Gelir Yaşarken Kiymetini Bilelim ne Yaziki Metin Abiyi sinemaya Küstürdük Büyük Sinema Ustasi METİN ERKSAN Filmidir</p>
bilinçaltı üzerine yapılmış en iyi film.bence psikalanlizle ilgilenen herkes izlemeli
türk sinemasının ve yönetmen metin erksanın en iyi filmlerinden birisi...tutku derecesinde sevdiği fatmayı defalarca kaçırıp,vucüduna sahip olmasına rağmen,ruhuna sahip olamıyan köylü osmanın kara sevda öyküsü..izlenecek ve arşivlenecek değerde...
Çok anlamlı bir film. Kuyu sahnesi çok etkileyici. İzlenmeye değer...
filmin iyi olmasının nedeni yönetmenin türk sinemasının en iyi rejisörü metin erksan, görüntü yönetmeninin ali uğur olması, başrol oyuncusu nil göncü\'nün henüz 18-19 yaşlarında ölümü filmin en kötü hatırlanan tarafı, unutmadan müzikler orhan baba\'ya ait.
Cok güzel bir film,maalesef Nil cok erken yasta vefat etti.Filmdeki cirilciplak sahnesi icin zavalli cok elestirildi.Ilk kez bir türk filminde cirilciplak kadin gösterilmisti bu filmde.
herkesin izlemesi gereken muhteşem bir yerli film,oyuncu nil göncünün dönemin abartılı tiyatral oyunculuğundan sıyrılıp,son derece doğal olarak yarattığı karekter günümüz oyuncularına ders niteliğindedir.
Filmdeki Fatma karakterini oynayan Nil Göncü\'nün erken yaşta ölmesi sinemamız için büyük kayıp olmuş. İyi bir oyunculuk göstererek filmin kült bir film olmasında etkisi büyük bence.
Çok başarılı bir film. Klasik de denilebilir. Aliye Rona usta yine döktürüyor oyunculuğu ile...
Türk sinema tarihinin en iyi filmlerinden biridir bence...hala bicimsel olarak bu filmin asilamadigini düsünüyorum