Kelebeğin Rüyası
The Butterfly's Dream
Zonguldak'ta yaşayan, iki genç şair Rüştü Onur ve Muzaffer Tayyip Uslu, yeni yeni modernleşen bu madenci kentinde memuriyet hayatlarını sürdürürken, bir yandan da sanatla, edebiyatla ve en çok da şiirle iç içe yaşamaktadırlar. Ayakları üzerine yeni kalkan genç Cumhuriyet, bir yandan modernleşme çabasındayken, aynı yıllarda Avrupa'da da çetin bir savaş yaşanmaktadır.
Belediye Başkanı'nın kızı Suzan'ın Zonguldak'a geri gelmesiyle Rüştü ve Muzaffer'in şiire olan inancı daha da artar. Henüz lise öğrencisi olan Suzan, çevrenin istememesine rağmen iki gençle yakın arkadaş olur. Fakat 1940'lı yılların vebası olan verem, iki genç insanın da sağlığını git gide tehdit etmektedir. Rüştü ve Muzaffer'in hem kendi gelecekleri, hem de dünyanın gidişatı hayra alamet değildir.
Oyuncular
Kıvanç TatlıtuğMuzaffer Tayyip Uslu
Mert FıratRüştü Onur
Farah Zeynep AbdullahMediha Sessiz
Belçim BilginSuzan Özsoy
Ahmet Mümtaz TaylanZikri Özsoy
Taner Birselİsmail Uslu
Yılmaz ErdoğanBehçet Necatigil
Devrim YakutFikriye Onur
Funda Şirinkal
İpek BilginMuzaffer'in Annesi
Ayten SoykökMediha'nın Annesi
Emin GürsoyMediha'nın Babası
Celalettin DemirelRüştü Onur'un Babası
Aksel BonfilKürşat
Servet PandurSuzan'ın Annesi
Barış ÇakmakOktay Rıfat
Salih KalyonBattal
Engin ŞenkanBaşhekim
Miray Akay
Selman ÜnlüsoyHasta
Oğuz Okul
Sedat Develik
İlkyaz KocatepeMüjgan Hemşire
Tülay Bulut
Serhat Yıldız
Gürkan Deniz Akhanlı 








Tek kelime ile harika. Emeklerinize sağlık. Vaktinde sinemada izlemiştim, etkileyiciydi..
Harika bir Türk filmi. genç oyuncular işin hakkını vermişler. Ağlamak serbest. Konu müthişti. 10 üzerinde 9 puan.
Gerçekten güzel filim kıvanç tatlıtuğ çok iyi oynamış ondan sonra filmin en iyisi farah zeynep abdullahdı mert fıratta fena değildi belçim bilgin biraz durgun gibiydi ve role pek girememiş bir lisedeki kıza göre epey büyük gösteriyordu behçet necatigil 1916 doğumlu 1941 yılında 25 yaşında oluyor oysa filimde yılmaz erdoğan 45 yaşlarında gibiydi ama bir dönem filmi yapmak çok zor şey filim 1940 lı yılları nerdeyse yaşatmış film sinematoğrafik hoş bir film olmuş müzikleride güzel kısaca izlemeye değer iyi bir dönem filmi.
büyük usta Yılmaz Erdoğan ın kaleminden çıkan güzel bir eser. bu film sayesinde tanımadığım şairleri öğrenmiş oldum. oyunculuklar gayet başarılı. Kıvanç Tatlıtuğ ödül bile almalı bu filmle. Mert Fırat ı zaten söylemiyorum.
Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ performansları çok iyi olmasına ragmen belçim bilgin rolu çok yapmacık hoşuma gıtmedı kıvanç her zmankı gıbı çok dogal oynamş.Savaş zamann da olan aşk sergılenmş her şeye ragmen zengın kız fakir oglan özetle.
şairlerin hayatını anlattığı sadelik ve etkiliyicilikle izlediğim en iyi türk filmlerinden biri
Yılmaz Erdoğan’ın, “Aşk en güzel bahanesidir şiirin” dediği Kelebeğin Rüyası’nda aşk, şiirin de hayatın da başrolünü üstleniyor. Film, şairlerin altın çağı olan yıllarda, İkinci Dünya Savaşı’nın gölgesinde adım adım gelişen bir aşkı anlatıyor.
müthiş bir film
Filmin herşeyi iyi güzel de Yılmaz Erdoğan'ın yaptığı en büyük yanlış cast seçimi. Belçim Bilgin yaş olarak ve görünüş olarak Farah Zeynep Abdullah'tan büyük. Filmde ise Belçim'in oynadığı Suzan karakteri 17 yaşında! bu filmin ciddiyetine zarar veriyor. Fakat prodüksiyon o kadar sağlam ki biz izleyiciler bu hatayı en azından gözardı etmeye çalışıyoruz. Ama Suzan'ın bir sınıf arkadaşı var tam bir teyze:) rahat 40 yaşında var. A. Mümtaz Taylan ve Yılmaz Erdoğan filmde genç başrol oyuncularına abilik yapıyorlar. Mert Fırat ve Kıvanç Tatlıtuğ performansları çok iyiydi. Sadece bazı repliklerde Mert Fırat biraz abartıyordu. Ünlü müzisyen Rahman Altın'ın melodisi, dram ve siir üçlemesi harikaydı. Bir de verem sahnesi o kadar çok işlenmiş ki neredeyse genç yaşta hayatını kaybeden şairlerin hayat hikayesinin önüne geçmiş. Lakin sonuçta eksik yanlarını bir tarafa bırakacak olursak bence yılın en iyi Türk filmi diyebilirim.
Bir şair ancak bukadar şairane bir filmi çekebilirdi :)
cok güzel bir film mert firatin rolü cok iyi
Türk sinemasının imajını biraz da olsa düzeltebilen bir yapım. Yılmaz Erdoğan bugüne kadar vasatı geçemeyen filmler yapıyordu. Bu yapımla artık rüşdünü ispat etmiştir. Çok iyi bir dram filmi. Böyle kaliteli yapımların sinemamızda artmasını diliyorum.
Yağmak ile yağmamak arasında gidip gelen bir hava eşliğinde ekim ayının ilk serin pazarında evdeki herkesi savıştırmış, kendi başınalığın keyfine varmak için bu filmi koymuştum dvd oynatıcısına. Ne kadar iyi etmişim! Yılmaz Erdoğan, "Kelebeğin Rüyası"nda beni uzun bir süredir bulunmadığım yerlere, hissetmekten kaçındığım duygulara ve duymadığım şiirlere götürdü. Daha doğrusu, birkaç kıştır kelimelerimi bir araya getirmeme izin vermeyen filmlerden sonra onları bulundukları yerden çıkmaları için kaşıyıp beni "Acaba yeniden film yorumu yazabilir miyim?" heyecanına soktu. Çünkü hayat ne kadar berbat olursa olsun hatta filmdeki iki şair kahramanımız gibi doğuştan talihsiz de olsak hayat kelimelerde anlam bulur. Hayat... Şairin (ya da Yılmaz Erdoğan'ın) dediği gibi "Güzel olan yaşadığımızdır, bir gün öleceğimiz değil.". Bunun yanında vurucu olan diğer söylemlerden biri de "Unutmak değil ama belki hatırlanmak mümkün." ve finalde Erdoğan'ın sesinden duyacağınız "... belki de kelebek o kadar memnun ki rüyasından, hiç uyanmak istemiyor uykusundan."... Yılmaz Erdoğan nihayet hem senaryo hem yapım olarak baş yapıtını ortaya koymuş. Kast mükemmel. Mert Fırat'ın aldığı sinema ve oyunculuk eğitimi ile Türkiye'de karakter oyuncusu olarak görebildiğim az sayıdaki kadroya katıldığını görmek sevindirici iken Kıvanç Tatlıtuğ'un aynı rotada ilerlediğini görmek ise bir o kadar şaşırtıcı ve umut verici. Özellikle "Kuzey-Güney" dizisi için geliştirdiği muhteşem kaslı vücudunu bu filmde veremli ve ezik bir genci oynarken nasıl sakladığınına hayran olmamak elde değil. Eski zaman kostümlerini öyle bir dikmişler ki o geniş omuzları bile yok etmişler. Tamam tamam! Kıvanç'a takıldım yine :)) Ne diyordum? Ha, terzilere ve kostüm ekibine; görüntü ekibine; ses ve müzik ekibine ve tüm emeği geçenlere teşekkür ediyorum pazar günümün birkaç saatini keyif ve uyanış içinde geçirmeme yardımcı oldukları için. Son olarak, muhteşem Zonguldak ve Heybeliada manzaralarında yaşanan duygulara eşlik eden müzikler neredeyse Amerikan filmlerindeki kadar başarılıydı ve bende bu fimi dev ekranda ve canlı orkestra eşliğinde izleme hayali uyandırdı. Filmin Oskar'a gideceğini duymuştum. İlk defa doğru bir filmle gittiğimizi düşünüyorum. "Bir kızın şiirini beğenmesi, şairini de beğendiği anlamına gelir mi?" (filmden). Olsun varsın beğenmesin ama kötü şeyleri de iyi söyleyebilen birileri olsun hayatımızda. Bol şiirli günler ve iyi seyirler diliyorum!
Yoğun şekilde aforizma bombardımanına tutulmuş bir film. Bunuda ancak Yılmaz Erdoğan gibi bir usta yapabilirdi. Geçmiş dönem filmi olarak dış mekan çekimleri çok güzeldi. Falsosuz bir çalışma olmuş. Belçim Erdoğan ın oyunculuğu başarılı olsada canlandırdığı karaktere fazla uymamış. Kıvanç Tatlıtuğ, Mert Fırat ve Farah Zeynep tabir yerindeyse resmen döktürmüş. Zaman zaman ağır bir tempoda seyretsede film oldukça güzeldi. Bence bu filme "Yabancı film oskarı" ödülüde çok yakışır.
Türk sinemasında son zamanların en iyi yapımlarından biri bence.
çok ağır ilerleyen bir film olsa da sıkılmadan izlenebiliyor 7/10
Son yılların en başarılı Türk filmi, senaryo oyunculuklar ve filmde yaratılan atmosfer hepsi dört dörtlük...
Kelebeğin Rüyası Yılmaz Erdoğan'ın yönetmen olarak rüştünü ipat ettiği bir film olmuş, Türk Sinemasında yönetmen olarak bende varım diyor. Şimdiye kadar yapmadığı veya yapamadığı Yazıp yönettiği rol aldığı filmografisine gerçek hayattan alınma güzel bir dönem filmi eklemiş 1941 Türkiye'sinde Zonguldak'ta yaşayan 2 genç şairin hayatından yola çıkan film Behçet Necatigil ve edebiyat dünyasının altın çocuklarına saygı duruşu niteliğnde Emeğine sağlık çok güzel olmuş, sinematografi olarakta çok güzel. Şiirsel bir anlatım dili, dönemi yansıtan çevre düzeni, çevre kullanımı (Zonguldak, Heybeliada) kostüm tasarımı müzik, (adadaki konserde "karşıdan gel göreyim" şarkısı enfes şarkıyı seslendiren sanatçı şarkıyı sanki devrin sanatçıları gibi okuyor. Deniz Kızı Eftalya edası ile.) oyunco yönetimi başarılı hepsi çok güzel, Kıvanç, Mert, Belçim, Zeynep kusursuz oynamışlar. Küçük bir eleştirim olacak, Yılmaz Erdoğan Behçet Necatigil rolunu kendisi değilde keşke daha uygun bir aktöre oynatsa idi. Bir kere Behçet Necatigil (1916-1979) 1941 göre hesap edersek o devirde 25-26 yaşlarında. Erdoğan rol için hayli yaşlı kalıyor, fizik olarakta alakasız .Kafamdaki Necatigil ile bir türlü örtüşemedi.Sanki Belçim'in babsını oynayan Ahmet Mümtaz Taylan biraz şişman olmasına rağmen , Necatigil rolune daha yakın . Rol dağılımı hatalı gibi. Erdoğan babayı oynasa sonuç mükemmel olurdu. Sadece o mu? tuhaftır oyuncu olarak ta yetersiz kalmış, demekki oynamak başka, yönetmek başka. oyuncu/yönetmen olarak başarıyı yakalamış Bir Orson Welles ile Clint Eastwood aklıma geldi başkada örnek var mı? bilmiyorum. Bizdede eskilerden Ayhan Işık, Muzaffer Tema, daha eskilerden Süha Doğan, Talat Artamel, Mümtaz Ener, Sami Ayanoğlu var. Ayanoğlu dışındakilerin pek başarılı oldukları söylenemez. Her ne ise o kadar kusur kadı kızındada olur, diyor bitiriyorum. Güzeldi. 10/8
o kadar hata her filmde olur yeşilçamda ne hatalar var biz bir şey demiyoruz çünkü sinemayı çok seviyoruz az para çok hayal gücü vardı yeşilçamda film az hatalı o kadarda olur çok hata olsaydı asıl ben yerden yere vururdum yinede eleştirinize saygı duyuyorum
film çok iyi