Kırık Hayatlar
Si minör 6 numaralı ‘Patetik’ Senfoni Op. 74. (1893) (Pyotr Ilyiç Tchaikovsky); I. Adagio. Allegro non troppo (12–13 buçuk dakikalar arası).
Perihan; “Ne kokuyor sende?”
Dr. Ömer; “Bilmem.”
Perihan; “Tuhaf bir koku. ‘Arpege’ gibi. Hayır, ‘Bandi’ bu.”
Ömer; “Nereden çıkarıyorsun? (Durumu şaka ile kurtarmaya çalışarak) Eter olmasın?”
Perihan; “Kimbilir belki de eterdir. Eğer kadınlar eter de sürünmeye başladılarsa.”
Aynı adlı eserin (1924/44) (Halid Ziya Uşaklıgil) (Özgür Yayınları-birinci basım 2006) Yeşilçam uyarlaması. Giray ailesi ‘her şeyiyle tam kendilerine göre’ olan eve (Muammer Karaca’nın Yeşilköy’deki villası) taşınmış. Ömer ve Perihan (romanda Vedide) 8 yıllık evliler. İki kızları var; Ayla (kitapta Leyla) ve Selma. Evleri de üçüncü çocukları. Şimdilik ‘beraber geçirdikleri yıllar ve çocuklarıyla’ birbirlerine ‘iyice perçinlenmiş’ gibiler.
“İnsanın her zaman mesut olması mümkün mü bu dünyada?”
‘Patetik’ Senfoni: IV. Finale. Adagio lamentoso-Andante (1893) (Tchaikovsky) melodisinin olduğu sahnede ‘Dr. Ömer B. Giray-İç Hastalıkları Uzmanı’ levhasını evin duvarına vidalayan kahramanımız bu unvanı alabilmek için nelere katlandığını anlatıyordu. (‘B’ Behiç demekmiş. Sf. 27). Bir memur çocuğu. ‘Mülkiye tıbbiyesi’nden (tıp fakültesi) birincilikle mezun olduğu yıl anne ve babasını kaybediyor.
Eğitimine, ablası (romanda Meveddet) ve eniştesi Şükrü’nün yardımı ile Avrupa’da ‘ecnebi şehirlerinden birinde devam etmiş’. Perihan’ı tanıması, İstanbul’a dönüp çalışmaya başladıktan sonra ve ‘küçük bir soğuk algınlığı’ dolayısıyla. “Sevişmeyi beklemeden evlendik.” Şimdi karısına “Bilsen ne mesudum” diyor ama okul boyunca ‘kendisini her şeyden mahrum etmesi’ sonradan üzüntülere neden olacaktır.
“İnsan gençliğinin hakkını vermedi mi hiç ummadığı bir anda hayatının bütün düzeni alt üst oluyor.”
Yeni muhitlerinde ‘Çarşamba geceleri aile yemeği, Cumartesi caz’ varmış. İlk toplantıda Ömer’in fakülteden bir arkadaşıyla karşılaşırlar. Bekir, okulu bitiremeyince ‘işi tüccarlığa, komisyonculuğa vuran’ çapkın biri. (Bekir Servet ise doktor.) Anlattıklarıyla komşularını ve nasıl bir çevrede olduklarını öğreniyorlar.
Yan evdeki Talat Bey ‘sonradan zengin olup rahata erince karısı Müjgan’dan (romanda Mürüvvet) bıktığını fark etmiş’. Ailesinin zoruyla kendisinden daha yaşlı Şükriye ile evlenen Avukat Ferruh, Berna (kitapta karısı ve sevgilisinin adları Şeküre ve Refet) ile avunuyor. Hariciyeci merhum Veli Bey’in karısı Sahire Hanım şimdi (kocasının yardımıyla iş hayatına atılmış olan) Süleyman’la beraber.
Kızları Gülşen ile Nermin (romanda Neyyir ve Nebile) ‘sık sık zengin adamlarla nişanlanır, bir sürü masraf yaptırdıktan sonra ayrılırlar’mış. ‘Anne ve babası arasında evlilik bağı olmayan’ anlamında bir lakabı olan Bekir de Nermin’le gününü gün ediyor.
‘Ebb Tide’ (1953) (Maxwell / Sigman) ve ‘Too Much Tequila’ (1959/1960) (Dave Burgess). Fausto Papetti’nin ‘1a Raccolta’ (1960) uzunçalarındaki melodilerle izlediğimiz sahnede bir ‘aile faciası’ var. Ferruh’un ‘bir bahaneyle uyutup evde bıraktığı’ karısı Şükriye onu Berna ile yanak yanağa dans ederken görünce kriz geçiriyor. Sonraki olaylarla bir kutu ‘Luminal’ içerek canına kıyar.
Arka masadakiler Bekir’i çağırınca olan konuşma ‘muhit’ hakkında daha iyi bilgi veriyor.
Perihan; “Sizi tutmayalım Bekir Bey. (Arkadaşlarınıza) Ayıp olmasın.”
Bekir; “Buradakileri yakından tanırsanız hiçbir şeyin ayıp olmadığını anlarsınız.” (Sonradan Bekir, Müjgan’la ve Talat da Nermin’le evlenerek ‘bir nevi değiş tokuş yaparlar’.)
Ayla’nın baş ağrıları ve Ömer’in Gülşen ile ilişkisi aynı günlerde başlıyor. Ev kalabalık. Perihan’ın anne ve (filmdeki tüm erkekler gibi çapkın) babası (romanda Salime ve Mansur); Şükrü’yü kalp krizi sonucu kaybeden görümce; Kocası Mehmet Ali’nin evden kovduğu hizmetçi Hatice (kitapta Suzidil) ve oğlu Ferit; Çocuğu olmuyor diye üzerine kuma getirilen bir diğer hizmetçi Fatma (Andelip); Talat Beylerin hizmetçisi Sevim (İsmet) de onlarda.
‘Soğuk algınlığı’nın Ömer’in yaşamında önemli bir yeri var. Tüm güzelliği ile yatakta yatan Gülşen’i muayene ettiğinde “Hafif bir soğuk algınlığı” diyor. Ama ‘ikisi de bu dakikanın yeni bir istikbale eşik teşkil edeceğine vâkıftılar’ (sf. 182–183). Kulağını dayayıp genç kızın göğsünü dinlerken ‘artık tabip değil’. “Böyle ihtiras dolu bir dakikayı hayatının hiçbir deminde” yaşamamış (sf. 184). ‘Kulakla dinleme’ stetoskoplu 60’lara değil romanın yazıldığı 1902’ye daha uygun.
Mum dibine ışık vermez. ‘Nine Kadın’ diye takıldıkları Ayla’nın rahatsızlığı için de “Soğuk algınlığıdır… Yarına bir şeyi kalmaz” demişti ama günler sonra gerçeği öğrenirler; Lösemi (romanda ‘iltihâb-ı sehâyâ’ yani ‘beyin zarı iltihabı’). Bu arada Gülşen’e bir koca bulunmuş. Bekir “Enayinin biri alacak onu Amerika’ya (kitapta Mısır’a) götürecek” diyor. ‘Biricik müttefikimiz’ kızıp ambargo uygulamasın diye durumu açıklar; “Amerika’ya yerleşen iş adamlarımızdan biri götürecekmiş.”
Görümcesi “Allah düşmanıma vermesin. Şüphe ateşten gömlek” demişti. Zaten bir şeyler sezinleyen Perihan, onların telefon konuşmalarından durumu öğreniyor. Mezarlıktaki küçük toprak yığını önünde kocasına sessizce haykırır; “Buraya yalnız Nine Kadın’ı değil 8 yıllık saadetimizi, bütün bir ömürlük ümitlerimizi, hayallerimizi gömdük.”
Filmin sonunda yine beraberler ama bilmiyoruz (romanda saçları bembeyaz olan) Perihan ona sevgi dolu gözlerle bakmış mıdır bir daha?
Si Minör 6 Numaralı ‘Patetik’ Senfoni Op. 74. (1893) (Tchaikovsky); II. Allegro con grazia. Mehmet Ali, karısı Hatice ve Ferit’i evlerine geri götürüyor. Takside iş bulmuş. İçkiye artık tövbeli. Bir daha karısını dövmeyecekmiş. Annesi de tembihli, gelinine kötü davranmayacak.
Perihan; “İyi geçinirler mi dersin bundan sonra Fatma?”
Fatma; “Geçinmek de neymiş kadınım? Kadın kısmı katlanacak kocasının çilesine. Kitap böyle yazıyor. Katlanmadı mı bana döner Allah göstermesin. Yaşlılığında el kapılarında sürünür. Ah gençlik, insan bunu vaktiyle bilse.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Belgin DorukPerihan
Cüneyt ArkınÖmer
Nebahat ÇehreGülşen
Önder SomerBekir
Birsen MenekşeliŞükriye
Nurlan SanMüjgan
Meral Sayın Av. Ferruh
Memduh ÜnTalat
Esin GülsoyNermin
Tünay SüerHaççe
Biriz Arcan
Handan AdalıSahire
Nilüfer Uygur
Atıf Tuna
Meral KurtuluşFatma
Jeyan Mahfi TözümBelgin Doruk Seslendirmesi
Toron KaracaoğluCüneyt Arkın Seslendirmesi
Handan KadıoğluNebahat Çehre Seslendirmesi
Doğan BavliMeral Sayın Seslendirmesi
Kemal ErgüvençHulusi Kentmen Seslendirmesi
Ayşegül DevrimNurlan San Seslendirmesi
Suna PekuysalEsin Gülsoy Seslendirmesi
Gülen KıpçakTünay Süer Seslendirmesi
Devlet DevrimBerna
Hulusi KentmenPerihan Babası
Nezihe GülerPerihan Annesi
Nevzat OkçugilMadam Marika
Adnan UygurGülşen Koca
Selahattin İçselDoktor
Zeki SezerDoktor Künye
Yorumlar
Belgin Doruk'in diğer filmleri
1988Bir yudum insan-Ayhan IşıkBelgesel★ 7,8
1972Gecekondu RüzgarıDram★ 8,0
1970Gönül MeyhanesiDuygusal★ 8,3
1970Küçük Hanımın ŞoförüKomedi, Duygusal★ 8,9
1970Pamuk Prenses Ve 7 CücelerDuygusal, Aile, Fantastik★ 8,6
1969Ayşecik Yuvanın BekçileriDram, Komedi, Aile★ 9,0
1969Şahane İntikamKomedi, Duygusal★ 8,6
1968Atlı Karınca DönüyorDuygusal★ 8,2
Cuneyt ile belgin i ilk kez bir arada görüyorum. Belgin i bayağıdır seyretmiyordum. O açıdan iyi oldu. Sonradan hulusi yi görmek de güzeldi. Ve onder somer i. Cuneyt ve belgin, topluma uymayan ilişkileri görünce bayağı şaşırıyor ve korkuyorlar. O sahneler de güzeldi. Evlilik sonrasında onder somer, "eşimi aldatmam" deyince cuneyt in yine şaşırması. Kültür şokunu yaşıyor kaç kez. Güzel bir dram olmuş. Çocuklar kediyi ayağıyla ittiriyor. Çok kötü ve saçmaydı oralar. Kitap uyarlamasıymış. Halit ziya usakligil in. Kızın ismi mine kadın mı tam anlayamadım. Araştırdım, bulamadım da.
Ben Filmi beğendim başarılı ve samimi
halit refikin basarili filmlerinden biri. belginle cüneyt evlidir. cüneytin arkadasi önder capkindir. nebahat evli erkekleri bastan cikaran kadindir. iyi bir film
belgin doruğun oyunculuğunu başarılı buldum
molla ömer perihana çok bağlı iken yeni çevreyle hemen bozuluyor. gülşen ise erkeği elde etmede birebir onu kendisine hapsedecek kadar acımasız. bekir çok çapkın. bütün sosyeteden haberdar, ayaklı gazete gibi. içlerinde en sağlamı sadığı ve temizi perihan, filmin de en başarılısı.
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font size="3"><font face="Times New Roman">“Yahu, karısının üstüne her gül koklayanın kızı ölse en başta sen yaşamazdın.”… Babası, Ayla’nın ölümü için Ömer’i suçlayan Perihan’a söylüyor bunları. Daha önce de ‘tadı tuzu kaçan evler için hovarda erkeği değil hayatı cehenneme çeviren kadını’ suçlamıştı. ‘Bir işin olmasından çok yayılması kötü’ymüş. “(Damat) Bu işin erbabı olmadığından yüzüne gözüne bulaştırdı.” Belli ki kendisi ‘acemi’ değil. Evlendikten sonra bile boş durmamış. Romandaki hafif felçli. Zor yürüyor. Filmde ise 27 Mayıs sonrasındaki bir Eminsu (Emekli İnkılâp Subayları). O dönem ordudan uzaklaştırılan binlerce subay ve yüzlerce generalin emeklilik parasını da ‘biricik müttefikimiz’ ta okyanus ötesinden, elbette hiçbir çıkar gözetmeden(!) ödemiş… Şevket Kıymaz’ın soyadı jenerikte ‘Klimaz’… Ömer ve Perihan, bin bir güçlükle Şişli’de bir ev yaptırmışlar. Çekimler Muammer Karaca’nın Yeşilköy’deki (merdiveni kuş resmi dolu) evinde. Yakınlarda bir yerde tren yolu var. Halid Ziya Uşaklıgil de yaşamının son yıllarını aynı cadde üzerindeki bir köşkte geçirmiş. Bülent (o dönem Paris Büyükelçisi) ve Bihin Uşaklıgil kardeşlere ödenen telif hakkı 10 bin lira… Ayla ve Selma rollerindeki Nilüfer Uygur ve Biriz Arcan, (Gülşen’i Amerika’ya götüren iş adamı) Adnan Uygur ve İ. Galip Arcan’ın kızları… Gülşen o kadar güzel ki Ömer “Biliyor musunuz? Ömrümde beni bu kadar mest eden bir dakika yaşamadım” diyor (Özgür Yayınları–2006. Sf. 227). Buluşma yöntemleri ‘yazışmak’ (filmde ise ‘telefon’). Ömer önlemini alır; “Lakin eve değil ‘tedavihane’ye (o dönemki ‘muayenehane’) yazın.” Evleneceğini duyunca “Seni başkasının olmuş görmeye nasıl dayanırım” diye yakınır. Gülşen’in çarpıcı yanıtı; “Kocalar ‘başkası’ sayılmaz. Erkekler kocaya dayanır ama bir başka aşığa dayanamaz.” Nebahat Çehre aynı günlerde ‘Kırık Hayatlar’ dışında 3 filmde daha oynuyor; ‘Dokuz Canlı İnsan’, ‘İçimizdeki Boşluk’ ve ‘En Kralına Maden Suyu’… Fatma’nın Hatice’ye (Tünay Süer mi?) söyledikleri çok güzeldi; “İçiyormuş, erkektir içer. Eve 10 para getirmiyormuş, erkektir getirmez. Dövüyormuş, erkektir döver.” Bunlara dayanabileceğini söylüyor. Ama çocuğu olmuyor diye üstüne evlenmesine dayanamayıp adamını terk etmiş… Ömer’in ‘soğuk algınlığı’ tanısı koymadığı kişi yok. Yalnız Sahire Hanım’ınki ‘biraz da alerjik’. Takma adı ‘Molla’. Öğrenciliği sırasında ‘hımbılcaymış’ ve eğlenmeye zaman ayırmamış. “Gençliğim sakat yaşlılar gibi her şeyden mahrum geçti.”<span> </span>Perihan’la çocukların yorganlarını düzeltirken; Mansur Bey’e pisi balığı almaya gittiğinde ve karısından özür dilerken ‘Patetik’ Senfoni’nin (1893) (Tchaikovsky) I. Adagio. Allegro non troppo bölümündeki (4, 7 ve 15. dakikalar) hafif melodi var. 1941’de Mann Curtis, Jerry Livingston ve Al Hoffman tarafından düzenlenmiş şekli; ‘The Story of a Starry Night’… I. bölümün hızlı kısmı ise (12–13 buçuk dakikalar) tanıtım yazısı dâhil 6 sahnede; II. Allegro con grazia, 8 sahnede; III. Allegro molto vivace, bisikletli Postacı, görümcenin telgrafını getirdiğinde; IV. Finale. Adagio lamentoso-Andante, 4 sahnede kullanılmış… Perihan etraflarındaki kırık hayatların bir gün onları da etkileyeceğinden korkuyordu. ‘Mutsuzluğun amansız pençesi onlara kadar ulaşır’. Hatta romanın bile kırık bir hayatı var. Abdülhamit sansürü nedeniyle gazetedeki günlük yayın kesilmiş (sf. 5)… Çapkın Bekir, Müjgan’la evlendikten sonra tamamen değişiyor. ‘Bütün geçmiş hayatına veda eder’. “Ne demektir bir erkeğin karısını aldatması ‘sen de beni aldat’ demek değil midir” diyor… Şükriye’nin annesi rolündeki İclal Genç’in adı, her zaman olduğu gibi, afiş ve tanıtım yazısında yok… ‘Doktor’ Zeki Sezer birkaç saniye göründüğü halde sanki bunca yıllık arkadaşımız gibi… ‘Görümce’ Meral Kurtuluş, Ömer’in hastası Cevat Kurtuluş’un akrabası mı? ‘Rahmetli’ kocası Şükrü ona ‘jandarma onbaşısı’ dermiş. Perihan’a öğüt verirken “Biraz göz kulak olacaksın erkek kısmına. Çok şükür 40 yıl yaşadık ağzımızın tadı bozulmadı. Rahmetli benden izinsiz kahvede bile oturmazdı” diyor. Kocası, sanki ancak ‘rahmetli’ olarak onun baskısından kurtulmuş gibi… Bekir, Ömer’e aşkta yasak tanımadığını söylüyor. Tam bu sırada ‘Yasak Aşk’ (1961) (Yönetmen Halit Refiğ) filminin afişi önündeydiler… Ömer’i Toron Karacaoğlu; Perihan ve görümceyi Jeyan Mahfi Ayral; Bekir’i Abdurrahman Palay; Sahire’yi iki sanatçı (ikincisi Nevin Akkaya); Perihan’ın babasını Kemal Ergüvenç seslendirmiş… “Ah insan! Ne dolaşık bir muamma (sf. 183).” <span> </span><span> </span><span> </span><span> </span></font></font></p><font face="Times New Roman" size="3"> </font>
filmin yönetmeni halit refiğ bir kitabında bu filmin hiç iş yapmadığını söylemiş. evet bende beğenmedim.
Dr.Ömer le karısı Perihan ın mutlu bir evlilikleri vardır.Ancak yeni bir muhite taşınınca hayatları birdenbire değişir.Yeni taşındıkları yerde bütün karıkocalar birbirlerini aldatmaktadır.Ve zamanla Dr.Ömer de bu fırtınaya kapılır.Aynı mahalleden Gülşen le gizli aşk yaşar.Karısınında öğrenmesiyle mutlu aile yuvası iyica dağılmaya başlar.Üstüne üstlük küçük kızlarıda ölünce karısı onu terk eder ve yapayalnız kalır.Bir yağmurlu gecede intihar edecekken karısı Perihan gelir ve ona sarılarak affeder ve film böylece sonlanır.Aile kuramı üzerine yapılmış iyi bir film.Belgin Doruk çok iyi.Nebahat Çehre de fettan kadın rolünde hakkını vermiş
halit ziya\'nın aynı adlı romanından iyi bir uyarlama..