Karateci Kız
‘La Décadanse’ (1971) (Serge Gainsbourg). Paul Mauriat’nın ‘Godfather’ uzunçalarındaki (1972) melodi ve çiçek tarlasında iki genç.
Zeynep; “Zavallı babacığım. En büyük zevki toprakla uğraşmaktı. Bu gördüğün çiçeklerin hepsini kendi eliyle yetiştirmiştir. Baba kız, bir zamanlar burada ne kadar mutluyduk. Benim hayatta O’ndan başka hiç kimsem yok. Keşke ben de O’nla beraber ölseydim.”
Murat; “Ölenle ölünmez.”
Zeynep; “Evet ama intikamı alınır.”
‘Çiçekçi Kız’ın önce ‘Karateci Kız’, sonra polis olmasının öyküsü.
‘Randez-Vous Au Lavandou’ (1958) (Paul Mauriat / André Pascal). Pırıl pırıl İstanbul. Kolunda sepet, çiçek satan bir genç kız. Adı Zeynep. Başörtüsü, hırka, basma entari ve erkek çorapları. Diğer seyyar satıcılardan farklı olarak bağırıp çağırması yok. Müşterilerle, yazılı kâğıtları göstererek anlaşıyor; ‘Çiçeklerim çok tazedir’, ‘Teşekkür ederim’.
‘Shaft’taki (1971) “A Friend’s Place” (Isaac Hayes). ‘Güllerin tanesi 250 kuruş’muş. Beyoğlu Evlenme Dairesi’nin orada “Hepsine kaç para istersin” diyen bayanlara kâğıttaki yanıt ‘Gönlünüzden ne koparsa’ idi.
‘Jeux Interdits’ (Düzenleme Narcio Yepes). Çiçeklerin tümünü satıp evine dönerken Raymond Lefevre’in ‘Love Story’ albümündeki (1971) melodi duyuluyor.
Filmde adı söylenmeyen baba Nubar Terziyan’ın çiçek bahçesi var. Hayatta tek arzusu ‘iyi yürekli, güzel’ kızının bir kerecik olsun ‘baba’ dediğini işitmek.
Çünkü Zeynep ‘her şeyi duyup anlıyor’ ama konuşamıyor. ‘5 yaşına kadar bülbül gibi şakıyormuş’. “O uğursuz kazadan sonra dili tutuldu, bir daha konuşamadı yavrucak.” Yaşlı adam hastanede böyle diyor. Bu kazanın ne olduğunu öğrenemeyeceğiz. Doktor Yılmaz Gruda’ya göre ‘durum ümitsiz değil’; “Yapılacak bir ameliyatla kızınızın tekrar konuşmasının mümkün olacağını zannediyorum.” (Zeynep’in ayağa kalkarken minnetle bakışı görülmeye değer.)
Raymond Lefevre’in ‘Festival De Sanremo 73’ albümündeki ‘Serena’ (1973) (Gino Mescoli). 6 bin yedi yüz elli lira biriktirmişler. ‘Böyle giderse altı aya kadar ameliyat parası hazır olacak’mış.
Genç kız, gerçekten konuşmaya başlar ama daha kısa sürede ve bambaşka nedenle.
Bir gece polis telsizlerinde bir anons yankılanıyor; “Dikkat, dikkat! Cezaevinden 5 azılı mahkûm firar etti. Derhal harekete geçin.”
Kaçışları sırasında III. Ahmet Çeşmesi görüntüye geldiğine göre Hapishane, Topkapı Sarayı’na yakın bir yerde olmalı.
‘Theme From Shaft’ (1971) (Hayes). Sirkeci Garı’nda durumlarından kuşkulanan polis Eşref Akdoğan’ı öldürüp bekçi Hasan Çetin’i yaralıyorlar.
‘Samson and Delilah (Suit: Prelude)’ (1949) (Victor Young). Soğuk, bembeyaz Morg. Komiser Murat’ın, cansız yatan abisine sarılması Tony Osborn’un ‘Incidentally’ (1965) 33’lüğündeki melodi ile.
Paul Mauriat’nın ‘Mamy Blue’ uzunçalarındaki (1971) ‘Mon Viex Paris’(Jean Wiener / Louis Poterat). Zeynep, Deniz Müzesi’nin oralarda çiçek satmaya çalışıyor. ‘Ekmek Kavgası’. Bela şimdilik uzağında. ‘Aranıyor’ afişindeki resimleri görmez bile.
Gazeteler bu haberle dolu. Televizyon da. “Hepsi de azılı birer katil olan kaçak mahkûmlar silahlı ve tehlikelidirler;
Rıza Çakoz; Suçu gasp ve cinayet. 36 yıla mahkûmdur.
Kasım Arpacı; Suçu esrar kaçakçılığı ve cinayet. 36 yıla mahkûmdur.
Cafer Durak; Suçu hırsızlık ve cinayet. Müebbet hapse mahkûmdur.
Ferruh Durak; Suçu ırza tecavüz ve cinayet. İdama mahkûmdur. İdam kararı Büyük Millet Meclisi’nin onayına sunulmuştur.
Bekir Bulut; İzmit Canavarı. Suçu cinayet… İdam kararı Büyük Millet Meclisi tarafından onaylanmış, cezasının infazı için Ankara’dan evrakı beklenmekteydi.”
Kaçaklar, kötü bir rastlantı ile kahramanlarımızın evine geliyor. Nubar Terziyan’ı, bahçe makasıyla acımasızca öldürürler. Bir kızı olduğunu öğrendiklerinde “Güzel mi bari... Merak etme babalık, kızının tadına bakmadan bir yere gitmeye niyetimiz yok” demişlerdi. İşten dönen Zeynep, saldırıdan güç bela kurtuluyor.
Raymond Lefevre’in 13 No’lu albümündeki (1970) ‘Modinha (Prelude Tire Des Bachianas Brasileiras No.1)’ (Villa / Lobos). Zavallı adamın parçalanmış cesedini görünce dili çözülür. “Baba, babacığım.”
Ennio Morricone’nin ‘Sacco&Vanzetti’ (1971) plağındaki ‘Nel Carcere / E Dover Morire’. Emniyet Müdürlüğü’nde şüphelilerin slaytlarını gösteriyorlar. Ama Zeynep, intikamını kendisi almaya karar vermiş. Hiçbirini tanımadığını söylüyor.
Günler sonra bahçede ‘atış talimi’. Nereden bulduysa bir tabanca edinmiş. Ama kullanmayı bilmediği belli.
‘La Course Du Liévre A Travers Les Champs’ (1972) filmindeki ‘Theme Solaire’ (Francis Lai). Saçı sakalı birbirine karışık ama hâlâ çok güzel bir delikanlı iş aramaya gelmiş. ‘Ucuza, hatta boğaz tokluğuna bile çalışmaya razı’. Komiser Murat bu. Emniyet Müdürü, genç kızın bir şeyler gizlediğini anlayınca hem korumak hem de yardımıyla kaçaklara ulaşmak için bu yola başvurmuş.
Paul Mauriat’nın ‘Last Tango in Paris’ albümündeki (1973) ‘Le Lac Majeur’ (1972) (Mort Shuman). Zeynep önceleri karşı çıksa da delikanlının silah kullanmada ne denli usta olduğunu görünce direnci kırılır.
Murat, silah taşımasını “kan davası yüzünden” diye açıklıyor.
Atış dersleri ile biz de bilgileniyoruz. ‘Göz gez arpacığı’; ‘Silahın sopa gibi tutulmayacağını’; ‘Hedefe nasıl bakılacağını’; ‘Düşmana yan dönerek nişan alınacağını’; ‘Mümkün olduğu kadar küçük bir hedef teşkil etmeyi’; ‘Güneşi ve rüzgârı da hesaba katmamız gerektiğini’ öğreniyoruz. Bu eğitim sırasında elleri ve gözleri birbirine deyince olanlar olur.
Sırada ‘karate’ var. Genç kız şimdi usta bir nişancı ve güçlü bir karateci.
Bu arada kaçakların yolları ayrılıyor. Teker teker gizlenmeleri daha kolaymış.
Rıza, Yıldız Kulüp’te kumarbaz Nuri’nin yanına sığınır. Ama güvenilir(!) arkadaşı polise ihbar edince yakayı ele veriyor. Nuri canından olur.
Ferruh kaçarken sevgilisi Meral’in resmini düşürmüştü. Murat, O’nun aracılığı ile iki kardeşi kıstırır. O karmaşada Cafer ölür. Ferruh kaçar. Ama attığı bıçak Murat’a isabet ediyor.
Oysa Zeynep’le ne hayaller kurmuşlardı. Bahçe içinde küçük bir ev, etraflarında dolaşan cıvıl cıvıl sevimli çocuklar.
Artık ‘bunların hepsi birer hayal’. Çünkü delikanlı Frédéric Chopin’in ‘Cenaze Marşı’ ile uğurlanıyor.
Sonrasında Zeynep’te ‘bir değişim daha’ var.
‘Serena’ (1973) (Mescoli) ile girdiği İstanbul Polis Okulu’ndan ‘Jeux Interdits’ ile çıkıyor. Kursu birincilikle bitirmiş.
Emniyet Müdürü Turgut Boralı; “Seni, şimdilik 5. Şube Kalemi’ne veriyorum. Orda kayıt işlerine bakarsın.”
Zeynep; “Ben, Murat Akdoğan’ın görevine talibim efendim. O’nun yarım bıraktığı işleri tamamlamak istiyorum.”
Önce Ferruh’un sonra Kasım’ın peşine düşer. Bu sırada eğlence yerlerini ve esrar partileri yapılan bitirimhaneleri dolaşıyoruz.
En zoru en sona kalır.
Bekir için Murat şunları yazmış; “Yaş 36. İzmitli. İçlerinde en tehlikelisi. Keskin nişancı. Çok kuvvetli. Dövüşmesini iyi bilir. Sevdiği kız başkasıyla evlendi. İntikam almak için cezaevinden kaçmış. Onları öldürmek için evlerine gidebilir.”
Jimmy Smith’in orgu ile ‘Theme From Joy House’ (Lalo Schifrin). Filmin sonuna doğru ‘Les Felins’deki (1964) melodi. Eski göz ağrısının evine merdivenle çıkıyordu Bekir. Zavallı kıza kocasının önünde saldırmaya kalkar. ‘Karateci Kız’ yetişince çocuklarını kaçırır. Artık ne olacağı belli. Damdan düşerek ölmesi Zeynep’in ne babasını ne de Murat’ını geri getiriyor.
‘Come Un Ragazzino’ (1973) (Gaetano Amendola / Peppino Gagliardi). ‘Çiçekçi Kız’ silah derslerinde başarılı.
Zeynep; “Nasıl?”
Murat; “Fena değil. Ama ben gene de elinde silah yerine bir çiçek görmeyi tercih ederdim.”
Zeynep; “Eskiden çiçek satardım.”
Murat; “Keşke hep çiçek satsaydın.”
Filmin, Giyom Tell ve Yılmaz Güney’e gönderme yapan 36. dakikası. ‘Atış talimi’nde Murat’ın sigarasını vurmuş.
Murat; “Başardın işte.”
Zeynep; “Öyle korktum ki.”
Murat; “Ben hiç korkmadım. Sonuçtan emindim.”
Zeynep; “Ya seni vursaydım?”
Murat; “Ben çoktan vuruldum. Ama sen bunun farkında bile değilsin.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Hasan Yıldızİşçi
Hakkı KıvançEsrarkeş
Yaşar ŞenerEsrarkeş
Zafer ÖnenSeslendirme
Yılmaz GrudaDoktor
Bülent KayabaşFello (Ferruh Durak)
Ediz HunMurat
Filiz AkınZeynep
Hayati HamzaoğluBekir Bulut
Kamran UsluerNecati Er Seslendirme
Kudret KaradağRıza Çakoz
Necati ErCafer Durak
Nubar TerziyanZeynebin Babası
Oktay YavuzKasım Arpacı
Yeşim YükselenDansöz
Ramazan AkboğaPolis
Sema YaprakBekirin Sevdiği Kız
Ayton SertOktay Yavuz Seslendirmesi
Gülen KıpçakYeşim Yükselen Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFiliz Akın Seslendirmesi
Mümtaz EnerTurgut Boralı Seslendirmesi
Pekcan KoşarBülent Kayabaş Seslendirmesi
Rıza TüzünNubar Terziyan Seslendirmesi
Sadettin ErbilHayati Hamzaoğlu Seslendirmesi
Şener ŞenYaşar Şener ve Yılmaz GrudaSeslendirmesi
Timuçin CaymazKudret Karadağ Seslendirmesi
Toron KaracaoğluEdiz Hun Seslendirmesi 







Filiz Akının tavana ateş edip kursunun sektigi bir durum yok,YouTube da Mesut Yar in Programında bahsedildiği üzere,sadece belirtmek istedim,tesekkürler.
bülent kayabaşın ölüm sahnesi dünyada en iyi ölüm sahnesi olarak izleniyor. daha doğrusu dünyanın en komik ölüm sahnesi aslında filmde bülentten ses falan çıkmıyor bilakis çok güzel bir müzik çalıyor ve öyle ölüyor. ölen bülent gibi bir komedyen olunca bize komik geliyor. o ses çakma yani filmde öyle bir ses yok onu başkaları koymuş filme. filiz akın kavga sahnelerinde iyi ki dublör kullanmış ne o ne hülya kavgaya yakışmıyor.bu tür rollere türkan sultan ve erkek fato daha çok yakışıyor. ediz hun rolünün hakkını vermiş ama dediğim gib o romantik rollerin adamı polis,savcı,eşkiya ve kabadayı rollerine yakışmıyor sevgili ediz abim. kişilik olarakta çok saygı duyduğum biridir ama gitmiyor bu rollere malesef.
Özensiz çalışılan bir film ama ilginçtir senaryo ABD'de rating rekorları kıran ve ülkemizde de uyarlaması yapılan meşhur "İntikam" adlı diziye benziyor.
Ya filmin final sahnesi ne berbat bir sekilde cekilmis böyle? Bunu Orhan Aksoy gibi bir ustaya hic yakistiramadim. Herhalde Dünya sinemasi tarihinde böyle uzun ölüm sahnesi yok. Filiz Akin ates ediyor, Bülent Kayabas dan SIRADISI bir ses cikiyor ve bu sahne 3 dk boyunca böyle devam ediyor.
eğlenceli bir film. ediz hun ve filiz akınıı ilk ve son kez böyle bir tarzda görüyoruz zaten alışkında değiliz ama gene rollerinin hakkını vermeye çalışmışlar. filmin fenomeni bülent kayabaş ve oktay yavuz olmuş. ikiside rollerinde çok başarılı.
fene değil film
her ne kadar filmin ölüm sahneleri abartili olsada hatta dünya bile bu sahnelerle dalga gecsede yinede güzel bir film
ediz hunun rolü malesef fazla degil, toplasan 40 dakika var yada yok... filmin ilginc tarafi bu sefer kadin aktrist karete yapiyor.... sanirim o zamanlarda uzak dogu sporlari ve filmleri türkiyede cok ilgi duymus olacakki böyle film cekmisler.... elestirecegim taraf, filiz akin karete yaparken neden saclarini toplamimis izlerken beni bile rahatsiz etti, zaten zar zor yapiyor hareketleri inandirici tarafi olmamis... degisiklik olsun dyie izelenir... ayrica bülent kayabasin vuurlma sahnesi okadar abartmislarki....
dünyanın belki de en saçma ölüm sahnelerinden birinin çekildiği film :)
kameramanın çetin gürtop olması büyük bir talihsizlik. filiz akın'ı farklı bir proje ile başarılı bir kameraman çok güzel resmedebilirdi vahşi intikam enstantaneleri ile enfes portresi ile. bu hikaye film ile de çok çarpıcı dehşet bir film yaratılabilirdi. sanırım proje yanlış ellere gitmiş. rejide ertem göreç daha mı muvaffakiyet sağlardı acaba? tatmin olamadım filmden. yinede izlettiriyor.
'Saba Makamında Ney Taksimi'. Mezarlık.<br> Zeynep; "Babacığım, hep sana bir kerecik 'Baba' dememi isterdin. Bin defa söylüyorum şimdi. Ama artık neye yarar? Öcünü alacağım baba, yemin ederim alacağım."<br> Sonunda öcünü alıyor ama dediği gibi 'artık neye yarar'. <p> İstanbul'da çiçekçilikle geçinen baba kız. Nubar Terziyan'ın ömrü çiçek yetiştirmekle geçmiş. 'En değerli çiçeği de Zeynep'.<br> Genç kız, 'her şeyi duyup anlıyor fakat küçükken geçirdiği (ve ne olduğu belirtilmeyen) bir kaza nedeniyle konuşamıyor'. Ameliyat için para biriktiriyorlardı. O günlerdeki bir olayla buna gerek kalmaz.<br> '5 azılı mahkûm cezaevinden firar etmiş'. Kaçış, biraz 'Duvarların Ötesi'ni (1964) andırıyor. İki farkla; O zaman 'firar' gündüz ve 'firari' 4'tü. Polis Eşref Akdoğan; "İzinler kaldırıldı gene."<br> Bekçi Hasan Çetin; "Benim şansıma Beyim. Haftaya köye gidecektim. Düğün yapıp dönecektim."<br> Eşref; "Üzülme, bizim meslek böyledir."<br> Hasan; "Kelle koltukta Beyim. Ama gene de çok seviyoruz mesleğimizi."<br> Sirkeci Garı'nın oralarda Eşref'i öldürüp Hasan'ı yaralıyorlar. Kaçakları yakalama görevi şehidin kardeşi Komiser Murat'a verilmiş. Oysa Hollywood filmlerinde, tam aksine, böyle bir yakınlık 'görev verilmeme nedeni oluyor'. 'Firariler' ayrıca Nubar Terziyan'ın canına kıyıp, çeyiz sandığındaki ameliyat parasını alıyorlar. Genç kıza saldırırken mahalleye gelen polisleri görünce kaçarlar. Yaşadığı korku ile Zeynep'in dili çözülüyor.<br> İki acılı gencin karşılaşması bu günlerde. Birbirlerini severler. 'Çiçekçi Kız' "Babamdan sonra sevgi duyduğum tek insansın" demişti. 'İnsansın' yerine 'erkeksin' dese daha yerinde olurdu.<br> Zeynep'in amacı silah kullanmayı öğrenmek. Delikanlı ilk başta "Bir kadının eline silah yakışmaz" falan diyerek yan çiziyor.<br> 'Airport'taki (1970) 'Emergency Landing' (Alfred Newman). Ferruh'un, ikinci 'ırza tecavüz' girişiminden sonra atış talimleri başlar.<br> 83 dakikalık filmde silah ve karate dersleri 9 dakika. Bu sırada Murat işi çok sıkı tutuyor. "Kolunu biraz daha kaldır", "Omuz hizasına", "Sabit bir hedef teşkil edersen ikinci, üçüncü atışlarda seni daha kolay vurabilir", "Vurduktan sonra tekrar ateş et. İlk ateşte ölmeyebilir", "Hiç dalgaya düşmeye gelmez", "Ölmek ve öldürmek bir an meselesidir".<br> Eğitim öylesine ayrıntılı ki, 'Zenon Paradoksu' gibi, amacına ulaşamayacağını düşündürdü bir ara.<br> Murat "Hedefe iki gözünle bak. Ama iki gözünü de açık tut. Sol tarafta da bir düşman olabilir" diyor. Burada bir hata var galiba. "Hedefe 'bir' gözünle bak. Ama iki gözünü de açık tut" dese daha doğru olurdu.<br> Kaçak katiller; Rıza Çakoz, Ferruh Durak, Cafer Durak, Kasım Arpacı ve Bekir Bulut.<br> Rıza ve Cafer için yalnızca televizyonda söylenenleri biliyoruz. Diğerleri için, Murat'ın hazırladığı dosyada daha fazla ayrıntı var.<br> Ferruh, 27 yaşında, seksomanyak ve bıçak atmakta ustaymış. (Murat, keşke kendi hazırladığı yazıyı daha dikkatli okusaydı. Bir bıçak atışıyla ölüyor çünkü.) "Cezaevine girmeden önce dansöz Meral Ateş'le yaşıyordu."<br> Yeşim Yükselen'in güzelliği ve HAVANA'daki dansı göz kamaştırıcı. Ferruh idama mahkûm olmuş. Ama Meral'den uzak kalması daha büyük bir ceza. Filmdeki diğer bir hata bu kaçağın isminde. Hep 'Ferruh' olarak söyleniyor ama gazete, resim ve dosyada 'Fello' yazılı.<br> Radyoda 'firarilerin teslim olmadıkları takdirde görüldükleri yerde vurulacakları' söyleniyordu. Haftalar, belki de aylar sonra Murat, 'seksomanyak'ı Maslak Yolu'ndaki Mobil'de kıstırmış. Ateş edeceğine konuşarak vakit kaybetmesi yaşamına mal olur.<br> Ferruh'lu iki sahnede ağır çekim var. Toplam iki dakika sürüyor. Ölümü, Zeynep'in dayağı ve altı kurşunu ile.<br> Kasım Arpacı, 33 yaşında ve esrarkeş. 'Paspal' içmez 'gonca' tüttürürmüş. 'Gogocu' lakabıyla tanınır ve 'aniden çektiği usturayı maharetle kullanır'.<br> Arap Muharrem'in bitirimhanesi. Çekimler Hafize Hanım'ın Yeniköy'deki villasında.<br> Bekir Bulut, 5 kaçağın en tehlikelisi. İdam evrakları Ankara'dan beklenirken hapisten kaçar. Meğer firar nedeni başkaymış. Başkasıyla evlendi diye sevdiği kızdan intikam alacakmış. <br>İlginç bir şekilde, genç kız ve eşinin ayrıntılı adresleri var (Nergis Sokak, Tuna Apartmanı, Daire 7) ama adları yok. Bekir'in damdan düşerek ölümü 'Bullitt'teki (1968) 'Shifting Gears' (Lalo Schifrin) ile.<br> Filmde, 73 Sanremo Festivali'nden iki şarkı ['Come Un Ragazzino' (Amendola / Gagliardi) ve 'Serena' (Mescoli /Musikus)] Raymond Lefevre'in yorumuyla yer almış. Yarışmadaki diğer şarkılardan bazıları; Peppino Di Capri'den 'Un Grande Amore E Niente Piu' (Wright / Faiella / Califano), Milva'dan 'Da Troppo Tempo' (Colonnello / Albertelli), Umberto Balsamo'dan 'Amore Mio' (Balsamo / Minellono). Şaşırtıcı bir şekilde Sergio Endrigo, Gigliola Cinquetti, Pop Tops finale kalamamış.<br> Çiçek tarlasındaki melodi Serge Gainsbourg'un; 'La Décadanse' (1971). Bestecinin güzellik-çirkinlik üzerine ilginç bir sözü var. "Ugliness is in a way superior to beauty, because it lasts."<br> Zeynep'i Jeyan Mahfi Ayral; Murat'ı Toron Karacaoğlu; Ferruh'u Pekcan Koşar; Bekir'i Sadettin Erbil; Rıza'yı Timuçin Caymaz; Nubar Terziyan'ı Rıza Tüzün; Meral'i Gülen Kıpçak; Kasım'ı Ayton Sert; Turgut Boralı'yı Mümtaz Ener seslendirmiş.<br> Fikri Çöze (Komiser Ali Demir'i, ilk sahnelerden birinde karanfillerin fiyatını soran beyaz saçlı sanatçıyı, "Hem harmanım hem de yolsuz" diyen esrarkeşi); Şener Şen (Doktor Yılmaz Gruda'yı, Yaşar Şener'i, Bekçi Hasan Çetin'i); Zafer Önen (seyyar gazeteciyi, radyo spikerini, Nuri-Hüseyin Salıcı'yı) üçer kişiyi seslendirmişler.<br> Kamran Usluer de Eşref Akdoğan ve Cafer'e sesini vermiş.<br> Şener Şen'in sesi Yılmaz Gruda'ya hiç yakışmamış.<br> Murat'ın annesi Mahmure Handan; Polis Ekrem Dümer; Arap Muharrem-Erdoğan Seren; Hakkı Kıvanç; Yaşar Şener; Bekçi Hasan-Ahmet Kostarika; Kumarbaz Nuri-Hüseyin Salıcı çok güzeldi. <p> 'Come Un Ragazzino' (1973) (Gaetano Amendola / Peppino Gagliardi). İlk Yardım Hastanesi'nde son nefesini veren Murat. Gözyaşları içindeki Zeynep. Murat; "Mutluluğumuz çok kısa sürdü. Başlamadan bitti. (Bu iki cümle birbiriyle çelişiyor galiba.) Senden ayrılmak ölümden daha acı."<br> Zeynep; "..Yalvarırım böyle veda eder gibi konuşma. Düşün! Beni, doğacak yavrularımızı. Güzel kızımızı, sevimli afacan oğullarımızı. Sıcacık, şirin yuvamızı."<br> Murat; "Ne tatlı bir rüyaydı. Ama çabucak sona erdi. Hepsi birer hayal oldu şimdi."<br> Zeynep; "Hayır sevgilim. Beni bırakıp gidemezsin. Yaşamalısın, yaşayacaksın."<br> Murat; "Artık yalnız anılarda. Sen beni andıkça."
Değişik bir film.Ama Ölü Ya da Diri gibi mükemmel(!) amerikan filmlerini gördükten sonra Türk filmini elbette baştacı edeceğim.10 puan ve favorilerime ekliyorum
Filiz Akın'ın değişik versiyonlu bir filmi..Sıkılmadan izlenilebilir..
ediz hunnun fazla gözükmediği filmde filiz akın onun intikamını almak için polis olması ve karete öğrenmesi ile 5 azılı katili teker teker yakalayıp emniyetce ödüllendirilmesini konu alan filmde filiz akının dövüş sahneleri çok yapmacık olup kendime filiz akının nasıl olurda böyle bir rolde oynadığını sormuş olduğum bir film
filiz akin ve ediz huna ragmen fazla sevemedigim bir film
filiz akının kareteciliğe özendiği bir film.hapisten kaçan caniler tarafından öldürülen polis sevgilisinin yerine kadın polis olarak yetişip,canileri yakalayan genç bir kızın macera öyküsü.
cocukken izledigim filmlerden bir tanesi aklimda kalan nubar terziyan dan akan kanlar ki beni cocukken cok etkilemisti korkutucu bir sahneydi bir de ediz hun un bu film de erkenden ölmesi demekki bas rol oyuncularida ölebiliyormus diye düsünmüstüm pek begendigim filmler arasinda degil bülent kayabas in canlandirdigi feruh karakteri mükemmeldi konu itibariyla sacma bir film olmadigini da kabul etmek gerek toplumda herkesin basina gelebilecek bir olayi canlandirmislar
filiz akının belkide en kötü filmi. böle bir senaryoyu nasıl kabul edipte oynamış şaşıyorum...
filiz akın olurda güzel olmazmı!!!
bence gayet mükemmel bir filmdi.ben filmi 9 yaşındayken izlemiştim.ve çok heyecanlanmıştım.filiz akın iyi oyunculuk sergiliyor.özellikle bülent kayabaş mükemmel.erdem ay