Yolda
On The Road
New York’lu genç bir yazar olan Sal Paradise, babasının ölümünün ardından, büyüleyici ve eski sabıkalı Dean Moriarty ile tanışır. Dean, özgür ruhlu ve baştan çıkarıcı Marylou ile evlidir. Sal ve Dean kısa sürede arkadaş olurlar. Sınırları belli bir hayata mahkûm olmamak amacıyla tüm bağlarını koparan iki kafadar, yanlarına Marylou’yu da alarak yola çıkarlar. Özgürlük düşkünü bu üç genç insan yolda dünyayı, başka insanları ve kendilerini keşfedeceklerdir.
Kadro
33 kişiOyuncular
Garrett HedlundDean Moriarty
Sam RileySal Paradise
Kirsten DunstCamille
Viggo MortensenYaşlı Bull Lee
Elisabeth MossGalatea Dunkel
Steve Buscemiİnce Salesman
Terrence HowardWalter
Tom SturridgeCarlo Marx
Alice BragaTerry
Kaniehtiio HornRita Bettancourt
Joe ChrestVirginia Cop
Sarah AllenVicki
Kim BubbsLaura
Danny MorganEd Dunkel
Giovanna ZacariasPuta Roja Loca
Jake La BotzOkie Hitchhiker
Joey KleinTom Saybrook
Larry Day
Coati MundiSlim Gaillard
Rocky MarquetteAlfred
Emily D. Haley
Sona TatoyanMaggie
Michael Sarrazinİrlandalı Katolik Rahip
Kaniehtiio HornRita Bettancourt
Danny Morgan (2)Ed Dunkel
Kristen StewartMarylou
Amy AdamsJane
Kim Bubbs
Steve Buscemi
Jason Cavalier
Joe Chrest
Larry Day
Larry Doyle Yapım
Künye
YönetmenWalter Salles
SenaryoJack Kerouac, Jose Rivera
Görüntü YönetmeniEric Gautier
YapımcıFrancis Ford Coppola
MüzikJack Kerouac
ŞarkıGustavo Santaolalla
Sinemaseverler
4 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








Kristen stweart aynı anda 2 adama 31 çekip kendisini götten siktiriyor! Cesaret ister.
Alacakaranlık serisini ve özellikle de Kristen Stewart'ı çok sevdiğimizden 4 yıl önce bu filmi izlemek için İstanbul Film Festivali'ne gitmiştik. Film belki biraz uzun olabilir ama bence On The Road, tüm zamanların en iyi filmlerinden birisi. Senaryosu o kadar derin ki! Cinselliğin ve uyuşturucunun sınırsız olduğu, özgür bir hayat hikayesine değiniyor film. Bir roman yazmaya çalışan Sal'in, özgür yaşayan Dean ve genç karısı Marylou'yla yaşadığı olayları anlatıyor. Eğer filme dikkatli bakarsanız, hikaye oldukça keyifli başlıyor. Herkes eğleniyor, uyuşturucu alıp sabaha kadar sohbet ediyorlar ve ahlak kuralları olmadan seksin dibine vuruyorlar. Filmin sonunda ise dibe vurmuşluk duygusunu görüyorsunuz, hayatın kendisi gibi. Aşırıya kaçan her şeyin sonucu var. Manzaralar süperdi, senaryo inanılmazdı ve oyunculuklar şahaneydi. Marylou'yu canlandıran Kristen Stewart adeta döktürmüş, Oscarlık bir performans vermiş resmen. Özgür bir karakteri canlandıran Marylou ise çocuklara iyi örnek olacak bir karakter adeta. Ve film yalnızca dram ağırlıklı değil, sizi gülmekten yerlere yatıracak sahneleri var. Mesela Marylou, Dean ve Sal'ın arabayı sıcaktan çıplak sürdüğü sırada Marylou'nun onlara mastürbasyon yaptığı sırada önlerinden geçen arabanın şok olup kaza yaptığı sahnede salon bayağı bir gülmüştü. Eski filmlere gönderme yapan bu sahneyi görmek bayağı ilginçti. Bu film hayat gibi, dramatik anlarıyla ve komik anlarıyla, dopdolu bir film. İnsanların bir şeyleri abarttıktan sonra ne duruma düştüklerini gözler önüne sermiş. Herkese hitap eden muhteşem bir film. Ailecek izlenir.
İlk yorumda sehven filmin 1960 larda geçtiğini yazmıştım. Film 1947 Yılında New York'ta başlayıp 1950 li yıllarda geçiyor. Yazmayı unuttuğum diğer şey Sam Riley'in (Sal) Jack Kerouac'ı oynaması. Filmin başında ve en son sahnesinde (artık yazar olmuş şöhreti yakalamış) Marcel Proust'un SWANN'S WAY (Swann'ın Yolu) Romanını elinden bırakmaması.. Önemli bir nokta kesinlikle izlenmesi ve üzerinde düşünülmesi gerekli sinemasal değeri olan bir film. Bir şartla mümkünse aile ortamlarından uzakta. Özelliklede ergen yaşta çocuklardan. Etkilenme, kahramanlara öykünme olabilir. Filmi baştan sona sürükleyen Sam Riley-Garrett Hedlund ikilisi muhteşem. Son söz olarak benim gibi filmin içeriğine takılmadan izlerseniz, Güzel, çok güzel bir film.
Film 1969 da 47 yaşında sirozdan ölen efsane romancı Jack Kerouac'un romanından alınma. Kerouac 1951 de yazdığı 1957'de yayımlanan romanda yüzyılın ortasında ABD'yi baştan başa dolaşmak için çıktığı yolda başından geçenleri ve arkadaşlarını anlatmış. Film için ne yazıkki iyi şeyler söyleyemeyeceğim. Özgürlük ama nereye kadar, içki uyuşturucu,kızlar, hız caz, hırsızlık grup seks, bir şehirden diğerine gitmek. İki saatten fazla böyle devam ediyor. dişe dokunur bir olay yok. Amerikan gençliği 1960 larda böyle ise bugünü düşünemiyorum. Tabii olumlu bulduğum taraflarda var, genç oyuncu Garrett Hedlund'un kayda değer oyunu , birde sinema sanatı açısından bakıldığında kötü demenin haksızlık olduğunu düşünüyorum.