İnsanlar Yaşadıkça
Kayıkla ‘Peri Padişahının Adası’na giderlerken Ayşe’nin söyledikleri; “Biliyor musun, bazen seni dinlerken gözlerimin açılmasını hiç istemediğim bile oluyor. Dünya her zaman senin anlattığın kadar güzel değil. Daha doğrusu seni tanıyana kadar güzel değildi. Sen yanımda olduktan sonra kör kalmaya bile razıyım.”
Aralık, 1968. Üsküdar Ceza ve Tevkif Evi.
‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai ) ‘Théme de Catherine’. ‘Dışarıdakilerin’ ayırdına bile varmadıkları köşe kapısı açılır. Genç bir ‘tahliyeci’, çarpmamak için başını eğerek dışarı çıkıyor. Yıllarını geçirdiği yapıya omzunun üzerinden şöyle bir bakıp ceketini düzelttiğinde artık ‘dünyaya’ hazır.
Eskiden taksi şoförüymüş. Önce, dizlerine kuvvet, mahallesine. Rıfat Ilgaz'ın “Haseki yolları Arnavut kaldırımı//Arabada gidenler düşünsün,//Kumkapı’ya yayan gidilir, yayan!” (‘Doğum Koğuşundan Çıkış’) (1948) dediği parke taşlarla döşeli yollar. Soba borularının pencerelerden taştığı ahşap evler. Çocukluğunun geçtiği evin önü. Ne annesi ne babası kalmış. Ne de evin evlik hali. Kapıda iri bir asma kilit. Filmin ortalarına doğru, Ayşe'sine, uğruna elini kana buladığı, hapisler yattığı kız kardeşi için “Yel üfürdü, sel götürdü… Öldü” diyecektir.
[Ne olduğunu Meyhaneci Şişko’dan öğreneceğiz. “Arap Kenan’la Mustafa, kız kardeşini kirletmeye kalkınca, hazmedemeyip ikisini birden vurdu. 8 yıl yattı zavallı. Kızcağız da kahrından öldü.” TRT1 gösteriminde bu kısım yok].
‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai ) ‘Vivre Pour Vivre’. Bir umutla gittiği eski iş yerindeki müdür “Müşkül durumda olduğunuzu ben de kabul ediyorum ama elimden bir şey gelmiyor. Maalesef eski işinizi veremem size. Talimat müsait değil. Ne de olsa sabıkalısınız” diyerek önündeki kâğıtlarla ilgilenmeye devam eder.
Masa örtüleri kareli, Rum Meyhanesi’nde, hapisten tanıdığı Zeki şunları söylüyor; “Sonunda bir iş ayarlayabildik sana. İzmir’e hasta götüreceksin. Hepsi 5 yüz papel. Şimdilik 2 yüz gönderdiler. Korkma, bulanık bir iş değil. Arabayı yarın Kürt Rasim’in benzin istasyonundan alırsın. 62 Ford. Zımba gibi. Cumartesi günü tam 12’de bu adrese gelirsin. Sakın geç kalma, hastanın hayatıyla oynarız ha.”
5 Aralık, Perşembe. Milliyet Gazetesi’nde, bir süredir devam etmekte olan, ‘Körleri Hayata Hazırlama Kampanyası’yla ilgili açıklama var. Eren Han’daki ‘Körleri Koruma Derneği’ Başkanı Ziya Bey de manikür yapan karısı Rezzan’a aynı konudan söz ediyor; “Bu yardım kampanyası en çok bizim işimize yaradı. Kasada dağ gibi para yığılı. Tam 2 milyon. Çok değil, bir gün daha bekleyeceksin milyoner karısı olmak için.” Birazdan, Rezzan’ın kardeşi Zeki ve arkadaşı Hacı gelir. “Araba çalındı. Şoförüne teslim edildi. Arkasından ağlayacak kimsesi yok.”
Booker T. & MGs’in “Doin’ Our Thing” albümündeki (1968) “Let’s Go Get Stoned” (1965) (Valerie Simpson / Nickolas Ashford / Josephine Armistead). Ziya Bey’in soygun planı basit. “Arabayla Han’ın bulunduğu sokağa girer, kargaşalıktan faydalanarak içeri süzülürsünüz. Saat 1’de dernekte kimsecikler kalmaz. (Cumartesileri yarım gün çalışıldığı yıllar). Kapıcı da odasında olur. Bu da kasanın anahtarı. Şifre 1-8-3-6.
Zeki kasayı açarken Hacı, sen kasayı matkapla delersin. (Oysa kasanın şifreli değil anahtarlı olduğunu göreceğiz). Paraları aldıktan sonra kasayı kapatıp dinamit fitilini iyice yerleştirirsiniz.” İşin önemli tarafı bu soygunun içerden yapıldığı belli olmayacak.
‘Cat: The Incredible Jimmy Smith’ uzunçalarındaki (1964) ‘Theme From Joy House’ (1964) (Lalo Schifrin). Soygun sırasında aynı Han’daki bir terzi atölyesinde çalışan Ayşe’nin yaşamını değişecektir. Almanya’ya işçi olarak gitmek için hazırlık yapan arkadaşı Nurhan’la küçük bir evi paylaşıyordu.
Soygun günü “Hesapları bir türlü kapatamadık. Öğleden sonra çalışacağız çaresiz” diyen muhasebeci Hamdi Bey ‘mesai’ye kalır. Hacı ve Zeki, ‘hesapta olmayan’ yaşlı adamı matkapla öldürürler! Kaçmalarına engel olmaya çalışan kapıcıyı da tabanca ile.
Rezzan, ne olduğunu anlayamayan Orhan’a silah zoruyla manevra yaptırırken, araba, elinde ayran ve sandviçle iş yerine dönmekte olan Ayşe’ye çarpar. Genç kız, artık-en azından bir süre-göremeyecek. Kahramanımız nasıl bir oyuna getirildiğini anlar ama çok geç.
“Bulanık olmayan iş buydu, ha.” Sabıkalıdır… Ne dese polisi inandıramayacaktır.
Soyguncuları paralarla birlikte yol kenarındaki bir kulübede bırakıp oradan uzaklaşır.
Zor günler. Hem Ayşe hem de Orhan için. Delikanlı işsiz. Eski mahallesinden tanıdığı Şoför Ahmet, bir öneride bulunur. “Askere gidiyorum yakında. Arabada çalışacak uygun birini bulamadım. Annem ‘Orhan abinden başkasına güvenemem, eğer isterse o çalışsın’ diyor. İhtiyar kadın işte, kusuruna bakma, bizim külüstürü bir şey sanıyor.”
Kahramanımız artık, ‘34 DH 164’ plakalı eski model takside, (şimdilik) tek yakını, köpeği Kısmet ile birlikte direksiyon başında.
Yılbaşı gecesi, Ayşe ile tekrar karşılaşır.
The Ventures’ın “Walk, Don’t Run Vol. 2” 33’lüğündeki (1964) ‘Peach Fuzz’ (Nokie Edwards / Don Wilson / Bob Bogie / Mel Taylor). Genç kız biraz isteksiz katıldığı yılbaşı eğlencesinden, körlüğü ile ilgili konuşmalar nedeniyle bunalarak kaçıyor.
‘Vivre Pour Vivre’deki (1967) (Francis Lai ) ‘Théme de Candice’. Nereye gittiğini bilmez bir halde sokaklarda koşarken, Orhan'ın arabasına çarpmaktan son anda kurtulur.
“Canınızdan mı bezdiniz? Herkesin eğlendiği bir gecede kendinizi öldürmek istediğinize göre kim bilir ne kadar acı çekmiş olmalısınız.”
Çok güzel bir yağmur başlar. Orhan ceketini vererek, Ayşe’yi arabasına alıyor. O anda, radyoda bir anons; “Sayın dinleyiciler, saat 24. Yeni yıla girmiş bulunuyoruz. Şimdi size yılın ilk melodisi.”
Başlangıçtaki notalarla ikisi için yepyeni bir yaşam başlar. Yalçın Ateş 6’lısı… Gönül Yazar… Filme sadeliğini veren ‘Sensiz Saadet’ (Yaşar Güvenir).
Her şey o kadar güzel ki. Ahmet (kendini öyle tanıtır)-Ayşe-Kısmet-Günün ilk ışıkları-Deniz kenarındaki Dolmabahçe Camisi-İstanbul-Farfisa org, gitar, flüt ile ‘Alnımın yazısıydın ne yapsam silemem ki’.
Birbirlerinden başka kimseleri olmayan iki genç.
Eskinin de eskisi arabada başlayan sevgi, Orhan'ın kendini bir çift göze adamasını, genç kızın öfkesini, soyguncularla ölüm kalım mücadelesini hep ikincil bırakıyor.
“Çok ağladın yeter. Gözlerine yazık. Benim de hayatımda sana anlatamayacağım çok şey var. Yeni yılın ilk günü başlıyor. Yalnız ikimiz için. Bir gün, yeniden dünyaya umutla bakabileceğimi sanmıyordum.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Filmi izle
Oyuncular
Cüneyt ArkınOrhan Gündoğdu/Ahmet
Sema ÖzcanAyşe
Memduh ÜnZiya
Aynur AydanAyşe'nin Arkadaşı
Hüseyin ZanHacı
Aynur AkarsuNurhan
Diclehan BabanRezzan
Gülten CeylanAyşe'nin Arkadaşı
Oktay GürselZeki
Selahattin İçselHamdi
Haydar KaraerPolis Müdürü
Orhan ÇobanMüşteri
Levent ÇakırNurhan'ın Arkadaşı
Adnan UygurGöz Doktoru
Gani DedeTersane İşçisi Gani
Doğan TamerSivil Polis
Osman HanSivil Polis
Abdurrahman PalayCüneyt Arkın Seslendirmesi
Nevin AkkayaSema Özcan Seslendirmesi
Agah HünSelahattin İçsel Seslendirmesi
Doğan BavliOktay Gürsel Seslendirme
Fatoş TezAynur Akarsu Seslendirmesi
Handan KadıoğluDiclehan Baban Seslendirmesi
Muhip ArcımanMemduh Ün Seslendirmesi
Duygu SağıroğluDoktor Künye
Yorumlar
Cüneyt Arkın'in diğer filmleri
2019Hakan: MuhafizAksiyon, Fantastik, Bilim Kurgu★ 5,6
2019Kuruluş: OsmanDram, Aksiyon, Tarihi★ 5,8
2014PanzehirAksiyon★ 7,4
2014GulyabaniKomedi, Korku, Fantastik★ 7,4
2012HaremKomedi★ 8,1
2010Arka Sokaklar 5. SezonMacera, Aksiyon, Polisiye★ 7,2
2008Kırmızı IşıkDram★ 8,2
2008Çılgın Dersane KamptaKomedi, Gençlik★ 7,1
Bence gayet iyi bir filim, Memduh Ün'ün hem yönetmenliğini yapması hemde kötü adamı oynaması alıṣılagelen bir ṣey, kötü adamı oynamayı seviyordu herhalde. Sema Özcan ve Cüneyt Arkın ikilisinin filimlerinden bir filim, seyretmesi gayet keyifli.... 7.5/10 puan....
Filmde aksayan bir taraf yok.İnsanı hiç sıkmıyor.Siyah beyaz olmasına rağmen dopdolu ve akıcı bir film.
Güzel bir aşk filmidir. ve Polisiye Yönetmen Memduh Ün bu tip filmlerde başarılıdır. Sema Özcan bir an kör olduğunu unuttu heralde Görür gibi oynadı rolünü. Orhan bir soygun işinde kullanılır. ve sonradan farkına varıp Teşkilatı çökertme peşindedir. bu esnada bir kıza çarparak kör olmasına neden olur. kör kız kendisine çarpanın orhan olduğunu bilmeden bu delikanlıya aşık olur ve olaylar gelişir. Yeşilçam tadında güzel bir film.
Sema Özcan'ın, 70'lerin ortalarında birdenbire sinemayı bırakması, bizler için ne büyük kayıptır. "Mesafeli" oyunuyla, kendisini istediğimiz yere koymamızı sağlıyordu. Bazen, gizemli bir sevgili, bazen her işi çekip çeviren, kol kanat geren bir abla. Sevgiye inanmayan, terkedileceğini bilen, o yüzden de (sinemayı bıraktığı gibi) erkenden bIrakıp giden, çok eskilerde yaşadığı acıları kimseyle paylaşmayan yalnızların yalnızı bir kadın.
Murat Çelenligil'i okuyup da hüzünlenmeyen var mı? Filmin ruhunu, özünü, nasıl desem, kendi hüznüyle yoğurup anlatıyor.
tam memduh ün tarzı bir film, polisiye macera ve aşk...keşke kör kız modeli yerine daha gerçekçi veya daha az kullanılan bir hikaye seçilseymiş, fakat o yıllarda bu tarz hikayelerin seyirci tarafından tutulduğunuda biliyorum... yani 7 puan (iyi) en ideal puan bana göre...
büyük beklentiyle izlediğim ama karşılamayan bir film ama izlenebilir yine de sema özcan için
<p>jenerik müzik gönül yazar dan sensiz saadet neymis ile basliyor..izlenebilir bir film</p><p> film bende mevcut </p>
inş raslarsam izliyecegim sema özcanı cok begeniyorum yanındada cüneyt arkın var güzel olduguna eminim
Cüneyt ARKIN'ın ödüllü filmlerinden biri. Mutlaka izlenmeli
güzel bir aşk filmi niye bir kişi yorum yapmış anlamadım izleyin güzel bir film.