Zoraki Kral

The King's Speech

YönetmenTom Hooper
Yıl2010
Süre118 dk
TürDram, Tarihi
Vizyon18 Şubat 2011
Seyirci154.705

Babası 5.George'un (Michael Gambon) ölümü ardından ve ağabeyi Edward'ın (Guy Pearce) Amerikalı Wallis Simpson'a olan skandal aşkı yüzünden tahttan feragat etmesi üzerine, Bertie (Colin Firth) istemeye istemeye Krallık görevini devralmak zorunda kalır.

Aile içinde "Bertie" adıyla bilinen Albert, çocukluğundan beri büyük zorluklar yaşadığı, alay konusu olduğu kekemeliği yüzünden Krallık görevinden, yapmak zorunda kalacağı konuşmalardan dehşete düşmektedir.

Savaşın eşiğinde olan ve acilen bir lidere ihtiyaçları olduğunu bilen eşi Elizabeth (Helena Bonham Carter) Kraliyet düzeninin zorunlu kurallarına aldırış bile etmeyen Avustralyalı çılgın konuşma terapisti Lionel Logue’u (Geoffrey Rush) takdim eder. Başta hiç uyuşamayan ikili daha sonra büyük bir aşama kaydedecektir.

Terapistin, ailesinin, hükümetin ve Winston Churchill’in (Timothy Spall) desteğiyle Kral kekemeliğinin üstesinden gelir ve radyodan bir konuşma yaparak ülkesindeki insanlara güven vererek, savaş için onları birleştirir.

Kral 6. George’un gerçek hikâyesine dayanarak yapılan bu filmde, Kral olmaya itilen korku içindeki bir adamla, onu Kral olabileceğine ve kekemeliğini yenebileceğine inandırmaya azmeden çılgın terapistin hikayesi anlatılmaktadır.

Kadro

Oyuncular

25 kişi
Yapım

Künye

YönetmenTom Hooper
SenaryoDavid Seidler
Görüntü YönetmeniDaniel Cohen (2)
YapımcıEmile Sherman, Iain Canning, Paul Brett
ŞarkıAlexandre Desplat
Sinemaseverler

Yorumlar

16 yorum
Samet_ogün31 Mart 2015

Son derece başarılı bir film gerçek hikaye olması filmi dahada izlenebilir kıldığı kesin.

Burak6718 Ağustos 2013

bu akşam bu filmi bir kez daha trt kanalında izledim ve bir kez daha duygulandım. tüm kader arkadaşlarıma geçmiş olsun dileklerimle...

Hakan_Irızak15 Ekim 2012

büyük beklentiler içinde bekledim ama bekletilerimin dışında başka şeyler sundu..izlenir bi film

Burak6713 Ekim 2012

kekemelik rahatsızlığının nasıl iyileştirildiği bu film sayesinde bulunmuştur. bende bi kekeme olarak bu filmi favorime ekledim.

enginyuksel198212 Ağustos 2012

filmi izlerken belki biraz sıkıcı gelebilir fakat bu filmin gerçek bir olaydan esinlenilerek çekildiğini göz önüne alırsanız kesinlikle hoşunuza gidecektir. uzun diyaloglarına rağmen asla sıkılmadım 8/10

leon_red28 Kasım 2011

<p style="margin: 0cm 0cm 10pt" class="MsoNormal">yazmak,yorumlamak,anlatmak kesinlikle yeretsiz hele olmamış yok bu nasıl bir film çok sıkıldım derseniz zorla kralı günaha sokarsınız çarpılırsınız noterdamın kamburu quasimodo,ya dönersiniz sizi kurtaracak esmeralda,da bulamazsınız .........muaazam bir baş yapıt harkuladenin fevkinde fewkaladenin çok ötesinde mutlaka izleyin ve arşivinizde bulundurun</p>

porssuk19 Temmuz 2011

Böyle sıkıcı bir konuyu, ne olacağını da bilmemize rağmen sonuna kadar izletebilmiş çok güzel bir film. Helena Bonham Carter'ı da normal bir rolde görmek değişik oldu ama filmin asıl yıldızları Geoffrey Rush ve Colin Firth.

prot7 Mayıs 2011

<p>Seyrettiğim en sıkıcı filmlerden biridir. Herşeyden önce konusu çok yavan, sürükleyici değil. Senaryosu, sıradan bir çizgi film senaryosuyla eşdeğer. </p>

raskolnikov19@hotmai9 Nisan 2011

<p>muhteşem muhteşem ve muhteşem..</p><p>ben ayrıntılı yorum yapılmamasından yanayım..çünkü anlatılnlar çok soyut ve izlenerek anlaşılacak türden..bence insan olmayı anlatan en iyi filmlerden biriydi..</p><p> vede teknik olarak şunuda belirtmek gerekiyor ki süslü ve şekilci final anlayışına sahip düz mantık sinemacılara iyi bir örnek olacak türden..artık sinema da klasik usul finaller sıkmaya başladı.sinema doğal ve estetik olma anlayışına her geçen gün daha da yaklaşıyor..bu bağlamöda da çok iyi bir örnek olmuş.. </p>

Sineperi3 Nisan 2011

<p>Koskoca bir kral adayı...izlediğinizde içinde küçükken aldığı yaraları hala taşıyan küçük erkek çocuğunu görüyorsunuz bu filmde. Doğuştan fiziksel kusurları &quot;kraliyet&quot;e uygun hale getirilen (!), aile şefkati ile yetişmek yerine insafsız dadıların eline terk edilen, &quot;kral&quot; sıfatında çok başarılı bir babanın gölgesinde ezilen, güven duygusundan yoksun, ve üstüne üstlük hiç de istemediği, kendine uymayacağından adı gibi emin olan bir geleceğe büyümekte olan küçük bir oğlan çocuğu kırılganlığında ama çok da güçlü olmak zorunda olan bir kral adayını izliyoruz. Bu kralın en büyük eksiği bir &quot;arkadaş&quot;tır. Hayatı boyunca &quot;arkadaşlık&quot; kavramından uzak yetişen küçük kral adayı büyümeye ve sorumluluk almaya hatta bir kabine bile kurma yetkisine sahip olmaksızın ülkeyi tek başına savaşa götürmeye zorlandığında dilini çözecek gerçek bir insanla karşılaşır. &quot;Samimiyet&quot;in yıkamayacağı tabu, açamayacağı kapı, silemeyeceği kural ve sınır olmadığını hatırlıyoruz birçok sahnede. Dile yön veren düşünce. Kalıpları yıkılan düşünce serbest kaldığında ses dilden çıkması gerektiği gibi çıkmaya başlıyor. Süreci izlemek hoştu. Mikrofon ve kalabalık önünde konuşma sıkıntısını birlikte çekiyor, mekanlardaki ululuk karşısında küçücük bir varlık gibi hisseediyoruz hep birlikte. En beğendiğim tespit ise 5. George'unkiydi. Kitle iletişim araçlarının icadıyla ve basının önemiyle ülkelerin yöneticileri aile ve kişilik yapılarını, yönettikleri ailelerin içlerine, artık, yarattıkları imaj ile taşımak zorunda kalıyorlardı. Dolayısıyla eksikleriyle normal bir insan olmak yerine güç sembolü halinde yaşamak zorunda kalıyorlardı. İyi bir yönetici de kitleleri peşinden sürükleyebilmek için iyi bir hatip olmak zorundaydı. Yine en beğendiğim sahnelerden biri tüm insanlığı bir felakete sürüklemesine rağmen Adolf Hitler'in hatiplikteki başarısının bir ölçütmüşçesine gösterilmesinin alt satırında yazan ironi :) Bir çeşit aklama da sayılabilir. Oscar'lık bir film değildi ancak genel kültür anlamında izlenebilir bir film.</p>

ozlem_aygul2 Nisan 2011

Fazla beklentiniz olmamasını tavsiye ederim. Bazı bölümlerde gerçekten sıkılıyor insan. Ama Colin Firth'ün oyunculuğu harikaydı. Ayrıca <strong>Oscarları veren akademiye </strong><strong>bir mektupla George&#8217;un bir Yahudi düşmanı olduğu belirtilerek filme ödül verilmemesi istenmiş.</strong> Ama görünen o ki pek bir faydası olmadı<strong>. :=) </strong>

ferruhlermi15 Mart 2011

hakikaten sade fakat gerçekten etkileyici bir başyapıt diyebilirim sanırım.

ceyhun_mr13 Mart 2011

tarihsel hikayesi ve farklı bir konuyu ele almasından dolayı dikkat çeken,fazlasıyla sade bir film.

Serkaymaz5 Mart 2011

Kurgusu, oyunculuğu ile uzun süre unutamayacağım yapımlar arasında. Bir çok planda kamera açıları o kadar zekice ve farklı kulanılmış ki izlerken ne süper bir planda çekilmiş dediğim sahneleri anlatsam sanırım zamanım yetmez. Kesinlikle izlenilmesi gereken ve kaliskleşecek filmler arasında.

SİMURG_ANKA19 Şubat 2011

İnsanın çatışma durumunu iyi yansıtmışlar... Beğendiğim bi film fakat reklamına bukadar bütçe ayırınca sempatisini yitiriyor bence...Black Swan ile Oscar da yarışabilecek bir film değil....Bence filmde havada kalan insanı izlerken filmden koparan bir tarafı var...Görüntüleri zayıf kalmış bir film...gene de izlemeye değer diye düşünüyorum...beklentisiz olun ;)

Yuxel190713 Şubat 2011

 Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün seyrettiğini açıklayınca gündeme oturan film.. Cuma günü vizyona girecek, bakalım gerçekten Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün övdüğü kadar var mı..

Yorum yaz

Benzer

Helena Bonham Carter'in diğer filmleri

Filmografi →