Bir Gevrek, Bir Boyoz, İki de Kumru
Selanik...
Hristo yavaş adımlarla Kremotoryumda ilerlemektedir. Bir süre sonra, eşinin tabutunun üzerine izin alarak koyduğu küçük Mevlevi figürü kendi etrafında dönmeye başlarken, o da ölen eşinin cenazesinin yakılışını, bir demir kapının ardından hüzünle izlemeye başlar. Camdan yapılmış olan Mevlevi figürü dönerken, alevler her yanı sarar. Fonda ise eşinin son sözleri duyulur.
“Hristo... Aşkım. Beni İzmir'e götür...”
İstanbul...
Tan, dokuz yıl boyunca hiç gitmediği İzmir’e, çok yakın arkadaşlarından birinin ölüm haberini alınca, gitmeye karar verir. Sıkıntıyla ve üzüntüyle geçen uzun gecenin ardından, sabah erken saatte havaalanına ulaşır.
O işlemlerini yaparken, bir başka köşede de Selanik’ten gelen Alexi Hristo'nun İzmir’e gitmek üzere aktarma yaptığı görülür. Yaşlı adam, 1955 yılında çok sevdiği kentinden adeta kaçarcasına ayrılmak zorunda kalan, eski bir İzmirlidir.
Elinde, hiç bırakmadan sıkıca tuttuğu Saat Kulesinin bir maketi vardır. Ve onun da içinde kısa bir süre önce ölen karısının külleri.





















izmirin başrolde olduğu film izleyiciye bitmeyen aşkları anlatmak konusunda oldukça başarılı olmuş