Hasan Boğuldu
Obanın en güzel kızı Emine ile evlenmesi için töreler gereği sırtına 40 okkalık tuz yüklenen ve o yükü belli bir yere kadar taşıması istenen Hasan'ın öyküsü.
Kadro
49 kişiOyuncular
Hülya AvşarHacer-Emine
Gülsen TuncerHasan'ın Annesi
Atilla ErgünEminenin babası
Aydın TezelDede
Yılmaz KurtAli
Abdurrahman PalayAydın Tezel Seslendirmesi
Erdoğan EsenboğaAtilla Ergün Seslendirmesi
Ayşin AtavHülya Avşar Seslendirmesi
Günay GünerKahveci Ömer
Mustafa YavuzIsmail Baba
Ali Karayurt
Aynur GüzelGelin
Ayse Kalkan
Aysen Biçer1. Kız Kardeş
Bahar Duman
Bali Biçer
Bedri UğurObali
Bektaş Kalkan
Celal Ergün
Cengiz Şimşek
Çetin Eröz
Elif Aktaş
Elif Biçer
Elif Kalkan
Ersan Çakır
Esengül Biçer
Esma Şen
Göver Biçer
Güllü Çelik
Gülsüm Duman
Günay Kalkan
Hakan Büyükkaya
Halil Yıldır
Hasan Kazım Aydın
Himmet Filiz
Huriye Şimşek
Hürriyet Biçer
İbrahim Duman
İsmail Şahin
Mahmut Biçer
Mehmet Biçer
Müdrike CoşansuHülya Avşar Seslendirmesi
Nurgül Biçer
Özlem Biçer
Senem Çakır
Sevgi Oğuz
Yalçın DümerMurat-Hasan
Yusuf Koçar
Güzin ÖzyağcılarEminenin Annesi Yapım
Künye
YönetmenOrhan Aksoy
SenaryoOrhan Aksoy
Görüntü YönetmeniErtunç Şenkay
YapımcıTurgay Aksoy
MüzikSabahattin Ali
ŞarkıYavuz Top
Sinemaseverler
20 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →








zaman kaybı ..
Müzik belli bir dakikadan sonra sıkmaya başlıyor.
Çok güzel bir film, keyifle izletiyor. Bir yanlışı düzeltelim, Hülya Avşar'ı seslendiren Ayşin Atav değil, Müdrike Coşansu...
teknik olarak güzel bir film. bir köy filmi olmasına rağmen filmdeki tüm oyuncuların konuşmaları istanbul türkçesi gibi düzgün konuşulmuş olması eminim kamera arkasının da farkında olduğu birşeydir. belki konuşmaların daha anlaşılır olması açısından tercih edilmiş olabilir. ayrıca film başlarda belgesel formunda ilerliyorsa da sonlara doğru tempo biraz hızlanır gibi oluyor.
Orhan AKSOY'UN yönetmenliği.. Sabahattin ALİ'NİN güzel de bir eseri tema olarak törenin geleneksel göreneklerini destansı bir havada yansıtmakta; Ovalı bir genç Hasan'la obalı 'Dağ'lı Emine'nin biçare onmaz aşkları anlatılmakta. Bence film otantik yöreye uyum ile olsun Yalçın DÜMER'İN özveri dolu bir oyunla 40 okkalık bir çuval tuzu sırtlayarak yamaç yukarı taşıma azmi, Hülya AVŞAR'ın da bir o kadar naif oyun ile güzel ve edalı bir kız olarak ikili uyumu olan izlenebilir bir film.
Hülya Avşar'dan beklenmeyecek kadar iyi bir film,tabi ki partneri olarak yalçın dümerin de bunda etkisi var. Sabahattin Ali'nin öyküsünden beyazperdeye uyarlanması gerçekten başarılı.
Etkileyici bir dram.Bu filmi izleyince Yalçın Dümer iyi oyuncu olabilirmiş diyor insan
En cok sevdigim Hülya Avsar filmidir.. Güzel bir senaryo bence.
çok duygusal çok trajik bir film süper özellikle müzikli bölümleri çok etkileyici............
<p>İçinde etkileyici, duygulu sahneler barındıran Seyredeğer, çok güzel bir film.. </p>
Töreden dolayı birbirlerine kavuşamayan iki sevgilinin öyküsü
<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman" size="3">Yıllar önce bir otobüs yolculuğunda Sabahattin ,Ali’nin bu güzel hikayesini bir solukta okumuştum.hafızamda bıraktığı tadı yıllar sonra tv de filmine rastladığımda bulamadım..yine de fena sayılmazdı..doğal olarak biraz modernize geliyor tabi .ovalı bir köylüdür hasan sevdiği kızsa dağlıdır,dağlıların acımasız yaşam koşullarını yansıtan bir kişiliktir..hasan da ovalıların yumuşak hassas tabiatını..kalplerin buluştuğu noktada araya gelenekler yaşam tarzlarının özgünlükleri girer(Alevilik Sünniliği de yeni duydum o dönemde olacağını da sanmam)…emine şart koyar hasana “sen bizim dağların sarplıklarına dayanamazsın”..gibi..eğer ki tuz çuvalını benim dağlarıma taşıyabilirsen alırsın beni hasan der..hasan ayakları uçarcasına alır çuvalı yüklenir önce duymaz tabanlarının acısını pek dizlerinin tökezlemesine aldırmaz..o kadar heyecanlıdır ki sevdiğine kavuşmak için…gittikçe kesilir soluğu tutmaz ayakları bünyesi de kalbi gibidir nihayetinde ovalı hasanın…ve bir göl kıyısındayken takati kesilip tökezler ve sular alır yorgun bedenini son kez..sevdiği kızın tam yüreği yanarken dönüp ardına hasan “yeter artık” diyecekken..geç kalmıştır….bu dokunaklı hikayenin ve sevdalara yüklenen anlamların filme uyarlanması elbette sevindirici ..bir Şener şen eşkıya filminin doluluğunu bekliyor insan..sadece 2 kişiyi ele alarak değil bütünlüğünü ince ince işlenerek izlemek<span> </span>mesela..olduğu gibi modernize etmeden azcık da olsa bozulmasına gönül elveremiyor işte…</font></p>
güzel, ağırbaşlı, etkileyici ve hüzünlü bir aşk öyküsü. "alevi" dağlılar ile "sünni" köylülerin birbirlerine kız alıp vermede ne kadar sorun çıkardıklarını dramatik bir şekilde beyinlere kazıyan buruk bir öykü
basarili bir Orhan Aksoy uyarlamasi. Ask ve fedakarliga dayali konusunun siradanligini aslında senaristin "Sabahattin Ali"nin aynı isimli guzel oykusunun yardimiyla astigi bir film. Basta Koylu Hasan(Yalcin Dumer) ile Obali Emine (Hulya Avsar) olmak uzere adeta sarraf sabrinda minik minik islenmis motifler basariyla orulmus. Benden onceki yorumlarda film hakkinda yeterince bilgi var oldugundan oykunun sahibi Sabahattin Ali'den bahsetmek istiyorum. Cumhuriyet devrinin siki muhaliflerinden, yazar edebiyat alaninda da farklı bir kulvar takip etmiştir. Romanlari, oykuleri ve siirleri kulvarlarini zorlamislardir. Bestelenen şiirleri ki en meshuru Edip Akbayram'la özdeslesen (aldirma Gonul aldirma, sinemaya uyarlanan eserleri arasında Hasan Boguldu vs... Eserlerinde anadolunun cilekes, ezilmis insanlarini isleyen Ali'nin ask konulu eserleri hacim olarak az yer tutsa da yogunluk ve ozgunluk konusunda rustunu defalarca ispatlamistir. Ask hakkında yazdıgı; edebiyatimizin yuz akı "Degirmen" oykusunde hani su bildik "Hiç sen bir su değirmeninin içini dolaştın mı adaşım?..." cumlesiyle baslayan oykusunde ask hakkındaki gorususnu soyle aciklar: "... Sen aşkın ne demek olduğunu bilir misin adaşım, sen hiç sevdin mi?... Çooook desene! Sevgilin güzel miydi bari? Belki de seni seviyordu... Ve onu herhalde çok kucakladın... Geceleri buluşur ve öperdin değil mi? Bir kadını öpmek hoş şeydir, hele adam genç olursa... Yahut sevgilin seni sevmiyordu... O zaman ne yaptın? Geceleri ağladın mı?... Ona sararmış yüzünü göstermek için geçeceği yolda bekledin, ona uzun ve acındırıcı mektuplar yazdın değil mi?... Fakat herhalde ikinci bir aşka atlamak senin için o kadar güç olmamıştır. İnsan evvel' kendi kendisinden utanır gibi olur ama, bilir misin, bizim en büyük maharetimiz nefsimizden beraat kararı almaktır. Vicdan azabı dedikleri şey ancak bir hafta sürer. Ondan sonra en aşağılık katil bile yaptığı iş için k'fi mazeretler tedarik etmiştir. Ha, sonra bir üçüncü, bir dördüncüye sevdin, ve bu böyle gidiyor. Peki ama, bu sevmek midir be adaşım, bir kadını öpmek, onu istemek sevmek midir?,,, Çırılçıplak soyunarak şehrin sokaklarında koşabiliyor musunuz?... Bir bıçak alarak kolundaki ve bacağındaki adalelere saplamak ve böylece bir nehre atılarak yüzmek elinden geliyor mu? Bir şehrin adamlarını öldürmek cesareti sende var mı? Bir minareye çıkarak bütün dünyaya işittirecek kadar kuvvetle bağırabilir misiniz? Aşk sana bunları yaptırabilir mi? İşte o zaman sana seviyorsun derim... Sen sevgiline ne verebilirsin sanki? Kalbini mi? Peki, ikincisine? Gene mi o? Üçüncü ve dördüncüye de mi o?... Atma be adaşım, kaç tane kalbin var senin?... Hem biliyor musun, bu aptalca bir laftır: kalbin olduğu yerde duruyor ve sen onu filana veya falana veriyorsun... Göğsünü yararak o eti oradan çıkarır ve sevgilinin önüne atarsan o zaman kalbini vermiş olursun... Siz sevemezsiniz adaşım, siz, şehirde yaşayanlar ve köyde yaşayanlar; siz, birisine itaat eden ve birisine emredenler; siz, birisinden korkan ve birisini tehdit edenler... Siz sevemezsiniz. Sevmeyi yalnız bizler biliriz... Bizler: batı rüzgârı kadar serbest dolaşan ve kendimizden başka Allah tanımayan biz Çingeneler... Çiçeklerin açtığı mevsimde, senin kollarına yaslanan ve çiçekler kadar güzel kokan bir vücutla uzak su kenarlarında oturmak ve öpüşmek yoruluncaya kadar öpüşmek hoş şeydir... Seni gördüğü zaman zalimce başını çeviren mağrur bir dilberin kapısı önünde veya ışığı altında sabaha kadar dolaşmak, bunu candan arkadaşlara ağlayarak anlatmak, söz aramızda gene hoş şeydir. Fakat sevgili bir vücutta bulunmayan bir şeyi kendisinde taşımağa tahammül etmeyerek onu koparıp atabilmek, işte adaşım, yalnız bu sevmektir. " Haince öldürüldügü dunyamıza işte boyle kalici bir iz birakmistir Sabahattin Ali.
Bu film bir aşk hikayesinin hazin sonunu anlatır. Hasan’la Emine birbirlerini severler. Ancak ikisinin de yaşayış tarzları birbirinden farklı olduğu için kavuşmaları zordur. Hasan yine de Emine’yi ailesinden ister. Oba geleneğinde ise Emine’nin Hasan’la evlenmesi için bir şart vardır. Hasan’ın köyden Oba’ya kadar hiç dinlenmeden sırtında bir çuval tuz getirmesi gerekir. Hasan bunu kabul eder. Emine’de Hasan’la birlikte gider. Hasan köyden bir çuval tuzu alır ve yola koyulur. İlk zamanlarda zorlanmaz ama güneşin ve yorgunluğun tesiriyle terler ev çuvaldaki tuzlar sırtını yakmaya başlar. Emine töreyi bozmamak için onun dinlenmesine izin vermez ve yardım etmez. Hasan bütün gücüyle tuz dolu çuvalı taşımaya çalışır. Ancak belirli bir süre sonra takatten düşer, tuz çuvalıyla yığılır. Bunun üzerine emine çuvalı alır ve arkasına yola devam eder. Hasan Emine’nin arkasından bağırır ve Emine ben gelemedim, sen benim arkamdan gel der. Hasan’ı o günden sonra gören olmamıştır. Emine onun gömleğini bir parçasını dere kenarında bulur. Hasan’ın sesi sürekli Emine’nin kulağında çınlar. Sürekli Emine’yi çağırır. Emine’nin durumu her gün daha da kötüleşir, en son dere kenarındaki bir ağaca Hasan’ın gömleği ile kendini asar. Bu film sosyal geleneklerin acımasızlığını anlatıyor. Her toplum yaşayış biçimine ve görüşlerine göre kanunlar koyar ve hiçbir engel tanımadan acımasız da olsa o kanunlar uygulanır. Cok etkileyici bir film.
gercekten cok güzel bir film...türk sinemasinin en güzel filmlerinden biri bence...hülya avsar ve yalcin dümer harika performans sergilemisler...müzikleride ayri bir güzel...film gercekten dört dörtlük...
gerçekten çok güzel bi türk filmi.. ben yeniden izlemek istiyorum ama bulamıyorum...:(
Çok gerçekçi bir film
ya filmin çekildiği yerleri gidip görmüş bi insan olarak gerçekten çok tebrik ederim ki birde bu filmin 16 sene önce çelildiğini varsayarsak ben 2 sene önce gittim yollar son derece bakımsız 2 araç zor geçiodu he bu arada bunusda söliyelim böle güzel biyere derhal bakım yapılması lazım çok zor şartlarda çalışılmış olmasına rağmen bence böle dramatik bi hikayeye çok güzel can vermişler.........
Bir Avşar düşmanı olarak Hülya Avşar ın böyle bir film yapması beni çok şaşırttı. Mükemmel bir film