Mahpeyker Kösem Sultan
Mahpeyker, çocuk yaşında esir kafilesiyle İstanbul’a getirilip bir ailenin yanına evlatlık olarak verilen genç kızın Osmanlı İmparatorluğunu yönetme gücünü elde edecek seviyeye tırmanışının hikayesi.
Talihin kendisini Topkapı Sarayı’na sürükleyip Sultan 1. Ahmet’le karşılaştırdığı Emine, saray geleneklerine aykırı olmasına, padişahın annesi Handan Sultan ve Topkapı Sarayı Haremi’nin tek hakimi olan Büyük Valide Safiye Sultan’ın muhalefetine rağmen 1. Ahmet’in kararından vazgeçmemesi neticesi nikahlanır ve Ahmet’in taktığı Mahpeyker adını alır. Safiye ve Handan sultanlar evlilikten duydukları hoşnutsuzluk nedeniyle Mahpeyker’i ‘ Saray adetlerine alışsın, yol yordam öğrensin’ gerekçesiyle padişahın yanından uzaklaştırır ilgisini kendi buldukları Mahfiruz’a yönlendirip Mahpeyker’i unutturmaya çalışırlar.
Ahmet’in ne zaman sorsa ‘ Eğitimi devam ediyor’ cevabını aldığı süreçte Mahpeyker haremin iki güçlü kadının emriyle hırpalanır, ezilir ve Mahfiruz, Sultan Ahmet’in doğan ilk çocuklarının annesi olarak haremde itibar kazanır. Ümitsizliğe kapılan Mahpeyker’in talihi bir kez daha saraydan kaçmaya kalkışıp yakalandığı an tersine döner. Sultan Ahmet, Mahpeyker’le bir araya gelmesini büyükanne ve annesinin engellediğini öğrendikten sonra kendisine söylenenlere inanmakla hata yaptığını anlayıp ayrılmamak üzere Mahpeyker’le bir araya gelir...
Hanım Sultan mevkiine yükseldikten sonra Osmanlı Sarayı’nın gördüğü son büyük aşkı yaşayan Kösem Mahpeyker, 1. Ahmed’in 28 yaşında hastalanıp ölmesiyle Sultan Mustafa ve Genç Osman’ın kısa süreli saltanatları döneminde konumunu yitirse de, on yaşındaki oğlu 4. Murat’ın tahta çıkmasıyla onun ülke yönetim sorumluluğunu üstlenecek yaşa gelmesine kadar on yıl Saltanat Naibi olarak imparatorluğu yönetir.
Sultan Ahmet’in son verdiği kardeş katli uygulamasını tekrardan başlatan 4. Murat’ın hayatta kalan tek şehzade İbrahim’i öldürtmesinin önüne geçmesiyle Osmanlı hanedanının son bulmasını engelleyen Mahpeyker Kösem bundan sonra geçmişte sahip olduğu büyük güç ve iktidarı yeniden elde etmek için, darbe, suikast dahil her yolu kullanarak mücadeleye girişecektir.
Oyuncular
Selda AlkorMahpeyker / Kösem Sultan
Damla SönmezEmine / Kösem Sultan
Gökhan MumcuSultan 1. Ahmet
Suavi ErenBehram
Selda ÖzerSafiye Sultan
Ayten SoykökHandan Sultan
Uğur KıvılcımNimet
Öykü ÇelikMahfiruz
Başak ParlakTurhan Sultan
Sıla ÇetindağBehice
Mansur ArkKızlar Ağası Mustafa Ağa
Münir AkçaEnderun Hocası Sağdık Ağa
Oğuz OktaySadrazam Nasuh Paşa
Bulut KöpükMeleki
Kıvanç DoğuUzun Süleyman Ağa
Gökcan GökmenDilaşup Sultan
Yavuz HekimAkhadım İbrahim Ağa
Altan GüneyAkhadım Reyhan Ağa
Emre MelemezZülüflü Komutanı
Gündüz SezginHazinedar Rüstem Ağa
Serkan GençVeysel
Sezgin ErdemirBostancıbaşı Ali Ağa
Özgür ÖzberkYeniçeri Komutanı
Hayati ÇitaklarYeniçeri
İbrahim KumralYeniçeri Ağası Halil Ağa
Devrim ParscanAbdülbaki Sivasi
Tarık BayrakŞehzade Murat
Görkem Arda Keskin4. Mehmet
Hakan BüyüktopçuŞehzade Süleyman
Fırat Can AydınŞehzade Osman
Sam SuedoKızlarağası İbrahim Ağa
Hasan YalnızoğluKuşçu Mehmet
Levent ÖçalSedefkar Mehmet Ağa
Zuhal Erman
Kadir TuranŞeyhülislam Esad Efendi
Berna TunalıPesend
Sabahat AdalarNatır Sümbül
Zuhal ErmanPerizat
İzzet ÇivrilHekimbaşı
Selim KaçmazBaşçıhadar Naki Ağa
Semiray ŞentürkRabia
Zeynep KızıltanGülendam
Ahmet Dündar
Derya Aslan (2)Pembe
Eda Ece
Kenan Yeşildağ
Serap OnganTabibe Kadın
Aeron YusufŞakir
Nurhan DemirhanCevriye Kalfa
Veysel KarataşSolak
Metin ArslanMahit
Serap ÜstünKalfa
Erdoğan ÖzerenÜveys Ağa
Yahya Talha GülerŞehzade İbrahim
Sertaç EkiciPadişah İbrahim
Burhan KocataşCellat Başı
Mert ÖzçelikGenç Osman
Gülşen Ceren GirginCariye
Müge YumurtacıoğluCariye
Sebahat AdalarNatır Sümbül
Umut TabakGökhan Mumcu Seslendirmesi
Abdulkadir KırıcıCerrah İdris Ağa
Hakan Duman
İhsan UstaoğluHekimbaşı 








Senaryo olarak konusu itibarıyla merak uyandıran bir kişilik olan Maypeyker Kösem Sultan'ın çalkantılı yaşam öyküsünü beyazperdeye taşıyan bir yapım. Lakin prodüksiyon kanımca zayıftı. Maalesef Türk Sineması bir türlü istenen seviyelere ulaşmış değil. Amatör işlere yatırılan paralara ve harcanan emeklere yazık. Bu yapımı kötülemek değil maksadım ama yaygın kanı bu şekilde. Bence bu seviyede 10 tane film yapılacağına yapımcılar birleşse adam gibi 1 tane yapsa olmazmı diye hep hayıflanıp dururum. Mesela Fetih 1453 filmi gişeyi salladı şimdide dünyaya açıldı. 4 milyon harcanmış. Konu çok iyi aslında 40 milyon harcansın eli yüzü düzgün bir yapım çıkar ortaya. Filme gelince takdir ettiğim bir durumu arzedim. Selda Alkor'un gençliği olarak Damla Sönmez'i keşfetmeleri mükemmel bir seçim. Bir insanın genç-yaşlı görünümü ancak bu kadar birbirine benzer. Sultan Ahmet'in dublaşınıda Polat Alemdar'ın dublajını yapan arkadaşa yapmalarıda yerinde olmuş. Fakat Sultan Ahmet'in valideleri filmin konseptine hiç uymamış. Davranışları ve konuşmaları sanki 1615'li yılları değilde 1920'li yıllarının hafif meşref kokoş balo kadınlarını andırıyor. Sakal makyajları ve kana benzetmeye çalıştıkları portakal şurubu hiç olmamış. Turuncu kan ilk defa görüyorum:) Genel itibarıyla iyi niyetli bir çalışmanın prodüksiyonun amatörlüğü yüzünden heba olmasına üzülmemek elde değil. Umarım daha iyi yapımları görürüz.
Senaryo ve cast mükemmel
Senaryo mükemmel akıcı ve başarılı bir film
Kıyafetler mi böyle imiş o zamanlarda yoksa bütçe mi sınırlıymış, her halükarda beklenenin altında omuş! Daha iyi yapılabilirdi!
Kösem Sultan gibi, 17. yüzyılın ilk yarısında çok önemli bir rol oynamış tarihsel bir kişiliğin yaşamını bir "sinema filmi" yapmanın bazı zorlukları var kuşkusuz. Bunlardan birincisi, etkin olduğu zaman diliminin çok uzun oluşu. 1610'ların başında saraya getiriliyor, o sırada Sultan 1. Ahmed'in bir hasekisi (Mahfiruz) ve veliahtı (Şehzade Osman-Genç Osman) var. Padişahın ona aşık olması önemli bir avantaj oluyor. O da hanedana şehzadeler veriyor, bunlardan ikisi (4. Murat ve İbrahim) sonradan padişah oluyorlar. Ondan sonrası aralıklı, inişli-çıkışlı bir iktidar mücadelesidir ve kırk yıllık bir süreci kapsar. Filmin flash-back'lerle verilen bölümünde bazı tarihsel hatalar var. Kösem, Emine adında Müslüman bir kız değildi, Bosna'dan getirilmiş, Anastasya adında bir Rum kızı idi. O geldiğinde Safiye Sultan çoktan Eski Saray'a gönderilmişti, hatta belki de ölmüştü. Mahfiruz hareme yeni gelmiş bir kız değildi, padişahın hasekisiydi, 6-7 yaşlarında da bir oğlu vardı, vs., vs. Bunlar çok önemsenmeyebilir. Benim takıldığım nokta, o naif genç kızın nasıl olup da kendi oğlunu (Sultan İbrahim) harcayacak, üç yıl sonra da henüz 9 yaşındaki torununu (4. Mehmed) öldürtmeye kalkacak kadar canavarlaştığının anlaşılamaması. Filmin baş kahramanının geçridiği ruhsal değişim, öyküdeki yaklaşık 35 yıllık atlama (1617'den 1651'e geçiyoruz) nedeniyle pek anlaşılamıyor, havada kalıyor. Ben, iktidar hırsının naif bir insanı bu kadar canavarlaştırabileceğine inanmıyorum. Bu tip insanların toy ve güçsüz oldukları dönemde de, bu tür bir ruhsal gelişime teşne olmalarının daha mantıklı olduğu kanısındayım.
Az önce izledim hayal kırıklığına uğradım. Böyle bir casta yazık olmuş. Muhteşem yüzyıla bakın bir 90 dakika içerisinde sahnesiyle dekoruyla kostumuyle muhteşem bir performans çıkarıyorlar. Olayın başında bu mahpeykerin anası vardı noldu... Olay döngüsü inanılmaz kısaydı. Oyuncuları ve filmin müziğini yapan ekibi tebrik ederim okadar. Birde benim bildiğim osmanlıda nikah olayı yoktur. Türk-Osmanlı hukukunda padişahlar, bir kadınla resmen evlenemezler, evli sayılamazlar. Saray hareminden seçip de seçtikleri hanımlardan çocukları olduğu takdirde, o hanımlar saray protokolünde âdet ve geleneğe uygun mevkilerini alırlar.
Şimdi izledim herşey havada kalmış, Muhteşem yüzyılda 90 dakika içerisinde sanatıyla kostumuyle bir çağı dolu dolu anlatıyor. Hikayenin başında bu mahpeykerin anası vardı nereye yok oldu, senaryoda dünya boşluk var. Böyle bir casta yazık olmuş... Oyuncuları ve filmin müzik ekibini tebrik ederim... Okadar. Birde benim bildiğim osmanlıda nikah kıymak gibi bir durum sözkonusu değil. Türk-Osmanlı hukukunda padişahlar, bir kadınla resmen evlenemezler, evli sayılamazlar. Saray hareminden seçip de seçtikleri hanımlardan çocukları olduğu takdirde, o hanımlar saray protokolünde âdet ve geleneğe uygun mevkilerini alırlar.
<p>Mahpeyker'i yorumlamadan önce Ali Kemal Meram'mı Meray'mı adlı kişinin Padişah Anaları adlı kitabında (yazar demiyorum, ortalıkta başka kitabı yok) Irkçı bir bakış açısı ile kaleme alıp yerden yere vurduğu Hanım Sultanlar hakkında birkaç kelime yazmak istiyorum. Bu hanımların büyük bir çoğunluğu çok küçük yaşlarda saraya girmiş, saray terbiyesi ile yetişmiş, ellerindeki imkanları ve servetlerini zevk ve sefalarını artırmak için değil ahreti düşünerek kullanmışlar.İçlerinde iktidar hırsı ile yanlış ve kabul edilemeyecek işler yapmış olanlar muhakkakki var. Onlarında yaptıklarını devletin bekası için Osmanlı'yı kurda kuşa yem etmemek için yaptıklarına dair (Mahpeyker) söylemleri (görüşler,düşünceler) var. Her ne ise bu birazda bakış açısı ile ilgili , hangi gözle bakarsanız öyle görürsünüz. Ben hiçbirine kötüdür diye önyargı ile yaklaşmıyor, hepsinide seviyorum. yaptırdıkları camiler, kurdukları vakıflar, bıraktıkları ortada. İsterseniz bellibaşlı birkaç tanesinden bahs edelim.</p><p>Vakıflar G enel Müdürlüğünde kayıtlı Osmanlı Devrinden kalma 26000 civarındaki vakfın 2309 tanesi hanımsultanlar tarafından kurulmuş. Sondan başlayalım Bazmialem Valide Sultan (Abdülmecit'in Annesi) Dolmabahçe Valide Sultan Camii, Galata Köprüsü, onun vakfiyesi, şahsi serveti ile Guraba-i Müslümün (Gureba Hastanesini yaptırmış 1843).. Pertevniyal Valide Sultan (Sultan Abdülaziz'in Annesi) Aksaraydaki Valide Camii, Ya Vedud Mescidi, Mektep, Kütüphane, Çeşme. Kanuni'nin kızı Mihrimah Sultan Edirnekapı ve Üsküdarda birer selatin Cami. Bağdat-Arafat su yollarının bakım ve onarımı (şahsi Mücevheratı ile) Hatice Turhan Sultan Yeni Cami'yi tamamlayıp ibadete açıyor. Ayrıca mektep, medrese, imaret kütüphane çeşme. MAHPEYKER Kösem Sultan, Yeni Cami'nin temelini atıyor, Üsküdar Çinili Camii ve yatırına mektep, çeşme hamam, sebil Anadolu Kavağındaki Cami. Ve Yetim Kızları Muhafaza ve Evlendirme Vakfı. Nurbanu Valide Sultan Toptaşı Atikvalide Camii, imareti, medresesi. ve diğerleri. </p><p>Yukarıda söylediğim gibi iktidar hırsı ile yanlış işler yapmış olanları muhakkak var. Bu gün de görüyoruz. iktidar hırsı insanlara neler yaptırıyor. İnsanın ne olursa olsun evladı için ölüm kararı alması ,vermesi kadar zor ve üzücü bir olay düşünemiyorum. Fatih'in tahta çıktığı zaman üvey kardeşi Ahmet'i öldürttüğü biliniyor. Dayanağı , Kanunname-i Al-i Osman adlı temel yasadır. Fatih (2.Mehmet) sonradan bu kanuna kardeş katli maddesini koyduruyor.Devletin devamlılığı , alemin düzeni için gereği yapılsın şeklinde ulema tarafından münasip görülmüştür. </p><p>Filmi Yöneten arkadaşımız Tarkan Özel Osmanlı Tarihi ile ilgili olduğunu daha önce Sultanaziz'in Avrupa gezisini anlatan filmi ile ispatlıyor. Senaryo Gazeteci Avni Özgürel'in. Kendisini televizyonlardaki politik yorumlarından tanıyoruz. Görüşlerinin hepsine katılmasakta, kuvvetli bir kalem ve iyi bir düşünce adamı olduğu anlaşılıyor. Senaryoyu objektif bir bakış açısı ile yazmış. Osmanlı İmparatorluğunun 1603-1651 lü yıllarını yerinde izlemek için herkese filmi izlemelerini salık veriyorum. 28 yaşında ölen genç padişah I. Ahmet'i oynayan Gökhan Mumcu, rolüne çok yakışmış ve kusursuz. Selda Alkor ise ağırlıklı rolunün hakkını vermiş, küçük rolünde Selda Özer de çok başarılı. Mutlaka filmi izleyin diyor, iyi seyirler diliyorum.</p>
senaryo da bazı aksaklıklar olsada bazı oyuncuların performansı karekteri kaldıramasada bu zamana kadar yapılmış en güzel osmanlı filmi diyorum... Osmanlı yı kötülemeden hakaret etmeden güzel anlatımlı bir flim... Emeği geçen herkeze we bu güzel görseli bize tattıran herkese teşekkür ederim...
Çok başarılı bir film olmuş. Osmanlıyı seven ve hayranlık duyan herkes izleyebilir... Saray yaşantısı çok güzel perdeye yansımışş...
tüm ekibi kutlar yeni projelerde başarılar dilerim.