Blessed

YönetmenAna Kokkinos
Yıl2009
Kadro

Oyuncular

8 kişi
Yapım

Künye

YönetmenAna Kokkinos
SenaryoAndrew Bovell
Görüntü YönetmeniGeoff Burton
ŞarkıCezary Skubiszewski
Sinemaseverler

Yorumlar

1 yorum
serdardemirkiran1 Mart 2017

Son dönemde çıkış yapan Avustralya sinemasından ilgi çekici bir drama. Aile içi iletişimsizliği ve böyle bir ortamda en çok zarar gören kesimin çoğunlukla çocuklar olduğunu hayli çarpıcı bir şekilde gözlerimiz önüne seren bir yapım. Daha çok ülkesinde TV dizi yönetmenliği yapan ve “Blessed” kendisinin üçüncü sinema filmi olan yönetmen Ana Kokkinos’un çektiği filmler içersinde en başarılısı denebilir. “Avustralya Film Enstitüsü” tarafından- En İyi Kadın Oyuncu/Frances O’Connor(Rhonda) ödülünü alan ve En İyi Film ve Senaryo adaylıkları olan bir film “Blessed”. Konusu ise bir şekilde birbirine bağlantılı iç içe girmiş dört ailenin ve onların çocuklarıyla olan dramatik öyküleri. Filmde bize İlk tanıtılan aile, Tanya ve kocası Pete ile 15 yaşındaki oğulları Daniel. Mutfakta karı kocanın maddi sorunlar üzerine tartışmaları esnasında Daniel annesinden para ister, anne çantasındaki 700 doların kaybolduğunu görür, suç Daniel’in üzerine yıkılır. O hırsla evden çıkan çocuk, para bulmak için hırsızlık amaçlı yaşlı bir kadının evine girer. Kadın ona oğluymuş gibi yaklaşır. Kendisine sevgiyle yaklaşılan Daniel bocalar, sevgiye açtır. Para yerine kadın ona kitap verir, bir tartışma sonucu kadını itince kadın düşer başını çarpar. Korkarak evden kaçan Daniel, yinede eve ambulans gönderir. İkinci aile bu yaşlı kadındır; oğlu James Parker yetişkin bir iş adamıdır. Annesiyle ilişkileri kopuktur. Annesinin öldüğünü haber veren telefon üzerine çocukluğunu geçirdiği eve gelir ve ayrı bir dram yaşanır. Çocukluğunda annesinin kendisine getirdiği oyuncakları verilmeyen James kütüphanenin başında o pakedi parçalayıp oyuncaklarına sarılıp ağlayışı yürek parçalıyor. Bir diğer aile ve dram terzi Gina ve kızı Trisha ile oğlu Roo’nunki. Aynı iletişimsizlik bu evde de hüküm sürüyor. Oğlu Roo, küçükken evlerinde kalan tanıdıkları birinin tecavüzüne uğramış, bunu kimseye açamamış ve hayattan hiçbir şey beklemeyen birine dönüşmüştür.Kızı Trisha’da arkadaşı Katrina ile uçlarda yaşamakta, hırsızlık yapmaktadır. Anne Gina yetiştireceği işler nedeniyle başını kaldıramamaktadır, ama öyle bir an gelirki çocuklarını kaybediyor olduğunu görür. Katrina’nın annesi Bianca’da hayatın dışında kalmış kişilerdendir. Oyun makinelerinin başında adeta hayatını tüketmektedir. En büyük dramda Rhonda’nın dramıdır. İki çocuğu oğlu Orton ve kızı Stacy’yi kendi hallerine bırakan yeni bir çocuğa da hamile olan anne, çocuklarının sonunu hazırladığından habersizdir. Sosyal Güvenlik memuru Gail’le maaşı kesildiği için tartışan Rhonda, küçük kızı Stacy’nin regl döneminde kanlar içinde kalan elbisesiyle sokaklarda gezdiğini oğlunun telefonundan öğrenir. Orton’un kardeşine marketten aldığı pedi kullanamamaları ve çaresizlikleri bizleri iyice hırslandırıyor, üzüyor. Tabiki bu iki çocuk daha hüzünlü bir sona doğru yol alıyorlar filmde. Akılda Tanya’nın, intihara teşebbüs eden oğullarının başında hastanede beklerken ilk kez yakınlaşma sağlayabildiği eşine “Hadi, dokun bana” deyişi göz pınarlarımızı tetikliyor. Aynı şekilde oğlunun intihar ederken avucundaki “Anne seni seviyorum” yazılı kağıtta da duygusallık zirve yapıyor. Filmde açıkça iletişimsizlikte en büyük payın erkekte olduğunun altıda çiziliyor. Bu bir kadın yönetmenin elinden çıkma film diyebilirsiniz ama gerçek hayatta ve bilhassa ülkemizde de maalesef durumun böyle olduğu ortada. Sorumluluk ve ev idaresi kadınların sırtında oluyor. Destek varsa huzur var, aksi halde kadında bir yere kadar baş edebiliyor yaşananlarla tabiki… Film bunu güzel bir şekilde anlatıyor. Film, Evi ev ve aile yapan özelliğin kadınla erkeğin uyumu olduğunu, böyle olması halinde çocukların mutlu büyüyeceğini, mutsuz geçirilen çocukluğun ömür boyu süreceğini çok iyi anlatıyor. İzleyin, film izlerken mutlaka bir yerinden sizi de yakalayacaktır, İzlenmeli…

Yorum yaz

Benzer

Frances O'Connor'in diğer filmleri

Filmografi →