Yaşamak
Ikiru
YönetmenAkira Kurosawa
Yıl1952
Watanabe (Takashi Shimura) kanser olduğunu ve yaşamak için çok az bir zamanı kaldığını öğrenir. Yaşamının son aylarında yaptıklarını ve yapamadıklarını, önceliklerini yeniden değerlendirir. Dünyayı daha yaşanası bir yer haline getirmek ve yapabileceği şeyler için geç olmadığını düşünür. Tüm enerjisini ve olanaklarını halka açık bir parkın inşası için harcar.
Kadro
8 kişiOyuncular
Yapım
Künye
Sinemaseverler
2 yorumYorumlar
Benzer
Filmografi →













Özellikle ülkemiz gibi demokrasi ve özgürlük kavramlarının sadece sözde olduğu ülkelerde hala yoğun şekilde hissedilen toplumsal sorunları yaşama arzusunu kaybetmiş yaşlı bir adam üstünden irdeliyor usta yönetmen Kurosawa. Başta hastalık yayan bir su birikintisinin icabına bakılması için belediyeye gelen mahalle kadınlarını kapı kapı dolaştıran umursamaz devlet görevlileri ve saçma sapan bürokrasiyi ireleyerek başlıyor, burda tanıştığımız halkla ilişkiler daire başkanı kahramanımız midesi yüzünden hastaneye gittiğinde ise Hipokrat yeminlerini bile umursamayan insana değer vermeyen sağlık personeliyle karşılaşır söyledikleri yalanların bile birbirlerinin aynısı olduğunu görürüz.Eve gittiğinde ise yozlaşmış oğlu ve eşine gerçeği söylemek büyük bir ağırlığa dönüşür ve bu saniyeden sonra bireysel heaplaşmaya gireriz kısaca yaşamının önemli anlarına flashback’lerle girip kahramanımızı daha iyi tanırız.Hayatını adadığı işi ve oğlunun ona hiçbirşey vermediğini aslında hiç yaşamadığını farkeder.Bu saniyeden sonra son 60 yılda Hollywooddan, dünya sinemasına kadar onlarca filmi etkileyen metoforlar yaratmaya başlar usta. Yaşamaya çalıştığında ise Japonya gece hatyatına modern insan denilen şeyin iç güdüleri olmayan riyaker bir hayvan olduğuna tanıklık ederiz, yıllarca eğlence diye adledilen şeylerin iğrençliğinden kurtulduğunda patavatsız kenar mahhalle güzelinin hayatındaki her zorluğa rağmen hayattan zevk almasına imrenir, ama onun yaşam sevincine ulaşması genç bir insanın yaptıklarıylada mümkün değildir. Yıllarca verdiği kararlardan tiksinirken aslında kendi için birşeyler yapması için insanlar için (yardım ederek) birşeyler yaparak başarıcağını hayatına öyle anlam kazandıracağını anlıyacaktır. Kurosawa kısaca mirasın herkezin düşündüğü gibi dölü yani çocuğu değilde bir fark yaratmak olduğunu söylüyor.İç karartıcı başlayan ve ilk bir buçuk saat modern toplumun her yönünü eleştirirken aslında değişim ve mutluluk o kadarda zor değil yeterki ben demeyin biz diyin diyor.Krusowanın tüm filmlerinde olduğu gibi altmetinler güçlü, içeriği dopdolu bir drama ama ustanın bir şeylerin altını çizerken yine oyunculara abartılı tepkiler verdirmesi göze batıyor, dinamiklik ise pamuk ipliğine bağlı, konuya göre tüm Kurosawa filmlerinde olduğu gibi süre fazla uzun.Yinede hayat hakkında önemli tespitler yapan bir başyapıt ve seyrettiğim en iyi Kurosowa filmi.
ağır ilerleyen bir film gibi gözükse de gayet akıcı ve çarpıcı bir film seneler geçse de kalitesinden bi rşey kaybetmeyen bir yapım 8/10