Fakir Gencin Romanı

Yıl1965
TürDram, Duygusal

The Shadows’un ikinci uzunçaları ‘Out Of The Shadows’daki (1962) ‘Some Are Lonely (French Version)’ (Cliff Richard). Fakültenin ‘Tanışma Çayı’ndaki dans.

Filiz; “Canın sıkılıyor senin.”

Turgut; “Evet.”

Filiz; “Niçin?”

Turgut; “Seninle beraber olduğum için muhakkak ki memnunum. Fakat buraya çok yabancı hissediyorum kendimi. Çalınan müzik yabancı, dans bana yabancı, konuşulan şeyler yabancı... Fakat en önemlisi, annem. O’nu yorgun yapayalnız evde bırakıp eğlenmek benim için çok zor.”

“Le Roman D’un Jeune Homme Pauvre”un (1858/59) (Octave Feuillet) (Fakir Bir Gencin Romanı) (Sühulet Kitabevi-1938) (Türkçeye çeviren Faik Bercmen) Yeşilçam uyarlaması.

Adı önce ‘Nankör’ olarak düşünülmüş.

Jenerikte, Fausto Pepetti’nin ‘5a Raccolta’ (1964) albümündeki ‘In Ginocchio da Te’ (1964) (Bruno Zambrini / Franco Migliacci).

60’ların İstanbul’unda Yeşilyurt. Bekçi düdüklerinin duyulduğu bir sokak. Orhan Bey ve Nermin Hanım, 25. evlilik yıldönümleri için davet vermişler.

Robert Maxwell’in ‘Spectacular Harps’ (1960) albümündeki “Lefty’s Hideout ” ile dans ediyorlar.

“Mavi nurdan bir ırmak//Gölgede bir salıncak.” (1931) (Kaptanzade Ali Rıza Bey / Ömer Bedrettin Uşaklı). Birazdan kızları Filiz, Sevim Şengül’ün sesi ile ‘Yıldızların Altında’yı söyleyecek. ‘Üniversite Giriş İmtihanı’na hazırlanan Turgut da, bir arkadaşıyla ders çalışmış, oradan geçiyordu. Şarkıyı bahçe duvarı dışında hayranlıkla dinliyor. Buraların insanı olmadığı belli. Evi o varsıl semtten epeyce ötelerde. Birkaç sahne sonra çamaşırcı annesi Leman Hanım’ı, Manav Faik Amca’yı, ‘Yeşil Eğin Kasabı’ Nuri’yi, Bakkal Recep’i, Kahveci Salim’i ve komşuları tanıyacağız.

Bir tesadüf, sınavda yan yanaydılar. Soruların çözümünde genç kıza yardım ediyor. Filiz, Mimarlık’ı ve Turgut, İnşaat’ı kazanır. Bu sahneler çok güzel; ‘Plaj Gazinosu’nda çay, mahalle ziyareti, Leman Hanım’ın elini öpmek.

Turgut’un Filiz’i sevmesi ‘bir kurdun başını gece aya kaldırıp uluması gibi bir şey’. “Biz ayrı dünyaların insanlarıyız. O çok zengin, bense henüz bir meslek sahibi bile değilim.”

Üstelik Filiz’in davranışları biraz değişmeye başlamış.

Les Guitares Du Diable’nin ‘De Tout Mon Coeur’ 33’lüğündeki (1962) ‘De Tout Mon Coeur (The Young Ones)’ (Sid Tepper / Roy C. Bennett). Okulun çayında kahramanımızı yalnız bırakıp ‘zengin çocuğu’ Fikret ile dans ediyor.

Yaş gününde de aynı şey. Turgut’un verdiği 45’lik plak diğer pahalı armağanların yanında önemsiz kalır. Zaten o hengâmede kırılmıştı.

Kahramanımız okulu, bir yandan manavda çalışarak bitirir. Hem de ‘o güne kadar hiç kimsenin ulaşamadığı bir derece’ ile. Esnafın sevinci görülmeye değer. Nuri, et; Faik Amca, sebze meyve; Recep ise ‘bir buçuk asitli, şerbet gibi zeytinyağı’ vererek kutluyorlar başarısını. “Mahallemiz iyi bir manav kaybetti ama ne yapalım, mühendis de lazım.”

Artık 5 yıl önceki delikanlı değil O. ‘Elinde koca bir diploma var’. Üstelik İsveç’ten bir burs kazanmış. Annesi, şimdi, ‘göğsünü gere gere, hem de başını eğmeden’ kız istemeye gidecekmiş.

Keşke daha önce genç kıza durumu çıtlatsalardı.

Filmin en çarpıcı bölümünü 3 melodinin yardımı ile izliyoruz.

Franck Pourcel’in ‘Amour, Danse et Violons No. 17’ albümündeki (1962) ‘Il Faut Savoir’ (1961) (Charles Aznavour). Filizlerin evine yaklaşıyor.

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ 33’lüğündeki (1962) ‘Twist’ (Carlos Loti / Tito Madinez / Vico Pagano). Hizmetçi tarafından içeri alınıyor.

‘Shake Hands With The Devil’deki (1959) (William Alwyn) ‘Rescue At Garde Depot’. Nermin’le nefes kesen karşılaşma. Bir yığın hakaretle evden kovulur. “Davul bile dengi dengine derler. Söyleyin oğlunuza ayakaltında dolaşmasın. Filiz sözlü sayılır.” Ne olduğunu biraz sonra anlayacağız. Meğer iki kadın kardeşmiş!

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ 33’lüğündeki (1962) ‘Twist’ (Fausto Papetti). Bu sırada genç kız, üst katta, Fikret’in gönderdiği orkide ve pırlanta yüzüğe bakmaktaydı.

‘Around The World in 80 Days’deki (1956) (Victor Young) ‘The Pagoda of Pillasi’. Leman Hanım perişan bir şekilde evine dönüyor. Doktor Bedros Çiçekyan’a göre “Çok kuvvetli bir şok geçirmiş. Fakat tehlikeyi atlatmış değil”.

Son nefesini vermeden önce her şeyi oğluna anlatır. 20 küsur yıl önce. Turgut’un babası Kenan Pars (filmdeki adı söylenmiyor) o zaman daha sağ. Ailenin de hali vakti yerinde. Nermin’e, ‘işsiz güçsüz’ sevgilisi Orhan ile evlenmesi ve iş kurmaları (Orhan Restorant) için yardımcı olmuşlar. Eli biraz para görünce ‘bar kadınları ve kumara kapılan’ genç damat, kendisini uyarmak isteyen ‘velinimetini’ kovar. Bir araba kazasında ölümüne neden olur.

Leman Hanım, bir müddet kardeşinin yanına sığınıyor. Çamaşır, bulaşık, dikiş, her şeyi yapıyor. Ama bu da uzun sürmez. Orhan, Turgut’u dövmeye kalkınca orayı terk ediyorlar. Sonrası ‘oğlunu büyütüp okutabilmek için’ zorluklarla geçmiş.

‘Anacığını toprağa, sevdiği kızı kalbine gömen’ kahramanımız yurt dışına gidiyor.

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ 33’lüğündeki (1962) ‘Retiens La Nuit’ (1962) (Georges Garvarentz / Charles Aznavour). Filiz ve Fikret hayatlarını birleştiriyorlar. Bir oğulları olur. Adı ‘Turgut’! Ama delikanlı önceden beri kumar tutkunuymuş. Gırtlağına kadar borç içinde. Kumarhane müdürü Öztürk Serengil parayı bir hafta içinde istiyor.

Bu ve sonraki sahneler sanki Fikret’ten nefret etmemiz için çekilmiş.

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ albümündeki (1962) ‘Strangers on the Shore’ (1961) (Acker Bilk / Robert Mellin). Karısını zorla Rıdvan Bey’in kumar partisine götürür. Filiz burada yaşlı adamın saldırısından güçlükle kurtuluyor.

‘Fausto Papetti’nin ‘3a Raccolta’ uzunçalarındaki (1962) ‘Cercami’ (1961) (Enrico Polito / Silvana Simoni). Eve gitmek için yalvarması boşuna. Fikret kumar masasından ayrılamıyor.

İş, Orhan’ın damadını öldürmesine kadar varır.

Bu arada Kıyma Nuri’nin okuduğu gazeteden ‘uzun müddetten beri İsveç’te olan Yüksek Mimar (İnşaat Mühendisi demek istiyor galiba) Turgut Subaşı’nın ülkesine döneceğini’ öğreniyoruz.

Annesinin mezarını ziyaret ‘Autumn Leaves’ (1945/47) (Joseph Kosma / Jacques Prévert / Johnny Mercer) ile.

Nermin Hanım’ın büyük ilgisi, Filiz’le karşılaşma ve zoraki de olsa yeniden kurulan arkadaşlık.

Claude Bolling’in ‘Big Piano’ 33’lüğündeki (1965) “What’d I Say” (1959) (Ray Charles). Bu arada Turgut’taki bir değişime tanık oluyoruz. İlk sahnelerdeki acemilikten farklı olarak ‘Rhythm and Blues’ melodisi ile dans ederken ayak hareketleri hızlı çekim gibi! Yurt dışında çalışmanın bir başka faydası!

Yıllar önce Zeki Müren’in 45’liğini dinledikleri o sevimli çay bahçesine giderler. Yer aynı, masa aynı ancak köprünün altından çok sular akmış. Filmin başındaki mutluluk şimdi kimbilir nerede.

Yurdaer Doğulu’nun gitarı ile önce ‘Yıldızların Altında’ sonra ‘Autumn Leaves’. Birazcık olsun umutlanan Filiz’i yıkan konuşma.

Filiz; “Ne olmuş buraya? Ne kadar ölü bir hal almış. Ama yazın canlanır herhalde, değil mi? Gel oturalım Turgut.”

Turgut; “Her şey canlanır mı sanıyorsun? Keşke canlanabilse. Bir zamanlar bir kız vardı. Beraber buraya geldiğimiz, sevinçlerimi paylaştığım, üzüntülerimi anlattığım bir genç kız. O’nu çok, pek çok sevmiştim… Küçükken zengin çocuklarının eskileriyle giyinirdim. Onların attıkları oyuncaklarla oynardım. Tahsilimi elden düşme kitaplarla yaptım. Ama artık, artık istemiyorum. Seni sevmiyorum, sevmiyorum seni.”

Canına kıyan genç kadının veda mektubu; “Oğlum Turgut’u sana emanet ediyorum. O’nu da kendin gibi yetiştir. Ama O’na affetmesini öğret. Seni her zaman sevmiştim. Allahaısmarladık sevgilim.”

Ut ile ‘Rumeli Karşılaması’.

Faik Coşkun’un Meyhanesi. Burayı ‘İdam Mahkûmu’nda (1966) ‘Meyhane Mezbaha’ olarak göreceğiz. Meyhaneci iki filmde de aynı.

Turgut; “İçki verir misiniz bana?”

Faik Coşkun; “Ne vereyim?”

Turgut; “Ne verirseniz verin. Ama pahalı olmasın.”

Faik Coşkun; “Yanına bir şey ister misin?”

Turgut; “Hayır.”

Filiz’in aşkıyla yanıp tutuşan kahramanımız peş peşe üç bardak şarap içiyor. Bardağı ‘yarım teklik, elli kuruşmuş’. Sonradan iki bardak daha içecek.

Faik Coşkun; “Acelen ne böyle evlat?”

Turgut; “Unutmak istiyorum. Her şeyi.”

Faik Coşkun; “Dünyada unutmak diye bir şey yoktur delikanlı. Hiçbir şey unutulmaz.”

Turgut; “İçenler nasıl unutuyor peki?”

Faik Coşkun; “Sızınca unuttuk sanıyorlar. Ayılınca gene hatırlıyorlar. Hatırlayınca gene içiyorlar. Böyle başlıyor bu iş. Züğürt tesellisi.”

(Yazan: Murat Çelenligil)

Kadro

Oyuncular

25 kişi
Yapım

Künye

YönetmenO. Nuri Ergün
SenaryoFikret Arıt
Görüntü YönetmeniOrhan Kapkı
YapımcıRecai Akçaoğlu
ŞarkıMetin Bükey
Sinemaseverler

Yorumlar

16 yorum
Elesger199117 Ekim 2020

Filiz Akın ı Nedret Güvenç,Nedret Güvenç i de Adalet Cimcoz seslendirmiştir

tastekne123 Kasım 2016

Turgut, üniversite sınavına hazırlandığı kitaptaki bir cümleyi kendi kendine mırıldanır: "Yıldızlar, bazı sonsuz uzaklıklardan gelir, yine sonsuz uzaklıklara giderler."...(Acaba, hangi dersin kitabıydı?) Bazı Türk filmlerini, bıkmadan onlarca defa izlerim. Fakat, sonu böyle kötü bitenleri tekrar izlemekte zorlanıyorum. Bu filmi de intihar sahne sine kadar izliyorum. Turgut, neden "Seni sevmiyorum." diyene kadar günlerce Filiz'in yakınlaşmasına izin verdi? Bu kadar kötü bir muameleyi hak etmemişti Filiz. Filiz'in Turgut'un Avrupa'dan geldiği gün onu karşılamak üzere merdivenden bir inişi var ki...Utanç içinde. Elbisesi dökülüyor. Saçı başı dağınık. İkide bir elini burnuna götürüyor. Tabii, aslında yüzünü saklıyor. Sonraki günlerde Turgut'la gezip eğlenirken de hep ezik, hep özür halinde. İntihar notunda " Seni her zaman sevmiştim." diyor. İnanalım mı? Gece yarısı, Turgut bahçede "Katiller!" diye bağırırken ve babası üzerine köpekleri salarken, o müstakbel nişanlısıyla oturduğu masadan kalkmamıştı bile! Bilemiyorum...İnsan, başında kavak yelleri eserken, hep yükseklere bakar. Henüz, kendini tanıyamamıştır. Sever ama sevdiğinin farkında olmaz. Bunu (yaşadığım için) anlayabilirim. Sonuç olarak, Filiz'in intiharına çok üzüldüm. Turgut, bu kadar acımasız olmamalıydı. Çevrenizde, hiçbir şeyi umursamayan, eğlence düşkünü gibi görünen kadınlar varsa onlara karşı çok dikkatli davranın. Sanılanın aksine, son derece gururludurlar. Günün birinde, sizi çok üzecek bir şekilde masumiyetlerini kanıtlayabilirler.

benimsinema16 Mart 2014

klasik türk filmlerinden ama sonu bekledigim gibi bitmedigi icin beni biraz sasirtti... zengiz kiz fakir oglanin askini anlatir... yollari ayrililir, filiz gürelle evlenir, gürel kayinpeder tarafindan vurulur... teselliyi cüneytte arayinca fakat cüneyt sevmedigini söyler ve filiz intihar eder.... ömercik dogru secim olmus cocuk oyunculukta...

jeremiekhan3 Ağustos 2013

Vaktiniz bolsa izleyebilirsiniz,içinde yeşilçam klişelerini o döneme göre daha az bulunduran bir film ve sonu klasik değil,farklı bir film diyebilirim

kariz_ma_3527 Haziran 2011

Çocukluğu yokluk fakirlik içinde geçen. Aynı üniversite'de tanıştığı zengin bir kıza aşık olan. Fakat maddi imkanlardan yoksun olduğu için. Kızın ailesi tarafından hor görülen bir gencin aşkı ve sonrasında aldığı acı intikam ile biçimlenmiş bir film. "Turgut" Cüneyt Arkın yokluk içinde okumuş. İnşaat mühendisliğini kazanmış mesleğinde çok başarılı olmuştur. Sevdiği kız "Filiz" Filiz Akın okul arkadaşlarından "Fikret" Gürel Ünlüsoy ile evlenmiş. Oda kumarbazın biri olmuştur. Annesi "Leman" Nedret Güvenç'i kaybeden. Mesleği için avrupa'ya giden turgut geri döner. Geri dönüşte yıllar önceki husumetten dolayı. Sonrasında teyzesi olduğunu öğrendiği "Nermin" Neriman Köksal tarafından ağırlanır. Çünkü herşeyini kaybetmiş sıfır noktasına gelmiştir. Fakat filiz ile karşılaşan turgut bir süre onunla görüşür ve sevmediğini söyler. Filiz intihar eder oğlu "Turgut" Ömercik'i ona bırakır. Film güzel Yıldızların Altında adlı şarkının melodi ve sözlerini arada filmde duyuyoruz. Cüneyt Arkın'ın oyunculukta ilk yılları olduğundan. Pek fazla etkili değil fakat siyah beyaz filmlerin verdiği o muhteşem görüntüler onu kameraya farklı yansıtıyor. Kötü adam ve kötü kadını oynayan Neriman Köksal ile Muzaffer Tema, Filiz Akın ve diğer karakterler rolünün hakkını vermişler. Temposu az,biraz ağır ve güzel bir film.

MGUNAY9 Mart 2011

Cüneyt Arkın ve Filiz Akın ikilisinden mükelmel bir film sıkılmadan sonuna kadar rahatlıkla izleyebiliryorsunuz 10 puan.

delikadir3912 Mayıs 2010

Filiz Akın-Cüneyt Arkın ikilisinden muhteşem bir film.

performer18 Ekim 2009

film özellikle ilk yarısında çok başarılı. 2.yarısında bazı klişe yeşilçam kalıplarında seyirediyor. genel olarak iyi bir film. izlenmeyi hakediyor. yalnız son sahnelerini izleyemedim.

Loverman22 Şubat 2009

Rahmetli sanat güneşimiz zeki müren in yorumladığı yıldızların altında adlı şarkısı, güçlü bir kadrosu ve düzgün bir konusuyla favori filmlerim arasına girmeyi hak etmiş bir filmdir. filiz ve turgut aynı üniversitede okurlar. filiz zengin ve sorumsuz, turgut ise fakir ve istikbalini düşünen bir gençtir. turgutun ona olan duyguları ciddi fakat ümitsizdir. filizde ona ilgi duyar fakat çok da  fazla önemsemez. Fakat turgut onu unutamaz bunu hisseden annesi filizi turguta istemeye gider. filizin annesinin kendisine daha önceden nankörlük eden kız kardeşi olduğunu görür. Filizin annesi olan nermin turgutun annesi lemanı aşağılar. bu duruma çok içerlenen leman hastalanıp ölür. Çok değer verdiği annesini kaybeden turgut artık oralarda yaşayamaz ve avrupaya isveçe gider. filizle fikret evlenirler. Yüksek mimar olan ve avrupadan sayısız iş teklifleri alan turgut memleketini  ve dostalarını özler ve gelir. artık zengindir. Turgut avrupadayken fikretin kumarı yüzünden filizin ailesinin durumları bozulur. filizin babası orhan fikreti bu sebeple öldürür. turgutun teyzesi olan nermin turgutu havaalanında karşılar ve ondan yardım diler. filizde büyük bir pişmanlık içinde turguttan af diler fakat turgut onu artık sevmediğini söyler. Filiz intihar eder ve oğlu küçük turgut, Turgutla başbaşa kalır.

Alın yazısı13 Aralık 2008

60 lı yıllarda herkes. c.arkın'ı izlemiştir muhakkak kusursuz bir yüz ve çok düzgün bir fizik<br />filiz akınla oynadığı bu filmde filmin finali dışında herşey gayet güzeldir c.arkın bir manav kalfasını oynar ve okuyup büyük bi adam olur döndüğünde sevdiği kızın kumarbaz eşiyle beraber mutsuzluğuna şahit olur

Gül Tuna5 Nisan 2008

Cüneyt arkin ve filiz akinin izledigim en güzel filmi mutsuz sonla bitmesi filmi daha etkileyici kiliyor filmde fon müzigi olarak sürekli calan yildizlarin altina sarkisida filmin güzelligini arttiran önemli unsurlardan biri bence

medo17 Haziran 2007

sevgili murat o yıllarda İTÜ de 5 yıl okuyanlar otomatik Yüksek mimar mühendis ünvanı ile mezun olurlardı... tabii bu 5 yıl kolay geçmezdi... çok çalışmak lazımdı çooook... çünkü hocalar asla kolay sınıf geçirtmezlerdi... iyi de yapmışlar.. herşeyi çok güzel öğretmişler ve çok önemli insanlar yetiştirmişler... ölenlere gani gani rahmet diliyorum.. yaşayan varsa o pamuk ellerinden öpüyorum kıymetli hocalarımızın... saygılarımla...

hamdisimitçi18 Ekim 2006

Türk Sineması\'nın gelmiş geçmiş en güzel filmlerinden biri.Konusu,oyunculuklar ve dramatik sahneleriyle bir başyapıt

AdemReisDerki15 Ekim 2006

Konu itibariyle çok beğendiğim, dramatik sahneleri, aşk ve nefretin birarada olduğu beni üzen bir sonla bitmesi de filmin aklımdan çıkmamasına neden olmuştur.

mystic river23 Mayıs 2006

böylesine dramatik bir film karşısında duygulanmamak imkansız..Arkın \'ın müthiş cazibesi ve oyun gücüyle son derece etkileyici bir yapım...

lesyev12 Ocak 2006

bügün 48 yasındayım.yıl 1965 ilk okula başlayacagım yıldı benden iki yaş büyük ablamla istanbulun Çatalça ilçesinde yürüyerek ilk defa yanlız olarak kapalı sinemaya gitmiştik bu gün gururla diyebilirimki ilk agladıgim filim idi.bu filim çıkışı kız kardeşimle ben yolda yürürken bile aglamış eve geldigimizde annemize sarılmıştık.

Yorum yaz

Benzer

Filiz Akın'in diğer filmleri

Filmografi →