Ekmekçi Kadın
Jenerikte Frank Pourcel Orkestrasının ‘Amour, Danse et Violins’ (No. 37) 33’lüğündeki “Mourir D’aimer” (1971) (Charles Aznavour). Filmin ilk dakikalarında Ennio Morricone’nin bestesi ‘Io E Te’ (1971) ile Güçlü ailesini tanıyoruz. Fatma ve yorgunluktan masanın üzerinde uyuklayan Osman.
Osman; “Ben uyuyakalmışım.”
Fatma; “Bunca çalışmaya bayılmadığına şükret. Gündüz fabrikada didindin. Akşam mühendislik okulu. Gece de evde çalışmak.”
Osman; “Ve de sen sevgilim. Senin olduğun yerde yorgunluk biter. Çünkü sen mutluluk saçan bir meleksin.”
Fatma; “..Korkutuyorsun beni Osman..BU KADAR MUTLULUĞUN SONUNDA BİR FELAKET GELECEKMİŞ GİBİ BİR ÜRPERTİ KAPLIYOR İÇİMİ. FIRTINA ÖNCESİ DURGUNLUK GELİYOR AKLIMA.”
Osman; “Hâlâ çocuksun Fatma. Korkma, çok daha iyi olacağız. Bir buluşum var. Onun planını hazırlarsam birden zenginleşebiliriz. Fabrika sahibi Hüseyin Bey de planımla ilgileniyor..” (Patronları, buluşun başarılı olması durumunda Kenan’la onu kendisine ortak yapacakmış.)
1950-51 yılları. İstanbul. 1965 yapımı ‘Ekmekçi Kadın’ın (Xavier de Montèpin) (1884) (La Porteuse de Pain) ikinci çevriminde Osman ve Fatma çocukları Murat ve Gül’le çok mutlular. Fakat Gül’ü aralarında göremiyoruz. Bir bakıcıya vermişler. Bakkal Arif’in armağan ettiği ve üzerinde ‘polizei’ yazılı araba (1965’daki ilk çevrimde Nazmi Ustanın verdiği içi saman dolu oyuncak at) ile oynayan Murat.
Murat; “Ablamı niye yolladınız anne?”
Fatma; “Ana okulunda, ikinize birden yetişemiyorum da ondan. Böylece daha iyi bakılıyor.” (Pek inandırıcı değil ama neyse.) (Annesine çok benzeyen Gül’ü ancak 20 yaşından sonra göreceğiz.)
Osman ve fabrika arkadaşı Kenan’ın kısa konuşmalarından olacakları az çok anlıyoruz.
Kenan (soyadı Koç); “Evlilik bile muhabbetinizi eksiltmedi. Hâlâ yıllar önceki gibisiniz.. Talihli bir evlilik yaptın. (Darısı başına.) Ama, imkânsız, Fatma gibi ikinci bir kadın olmadığı için.”
Arkadaşı Selim Güneş’le meyhanede demlenirken daha da açık konuşur; “Evet seviyorum Fatma’yı.. Ve onu Osman’dan önce tanıdığım halde Osman’a kaptırdığım için bir türlü kendimi affedemiyorum.. Onu unutmaktansa ölmeyi tercih ederim. YA DA ÖLDÜRMEYİ.”
Osman, bir gün ‘üstüvane’nin elektrik kaçağı ile uğraşırken kapalı olması gereken şalter Kenan tarafından açılır.
Acı içindeki Fatma, Hüseyin Bey tarafından ‘sırf yardım olsun diye’ işe alınır. Güzelliği, bu durumdaki çoğu kadın gibi, başına dert olacaktır. Beraber olma isteği defalarca reddedilen Kenan son bir mektup yazar “..Eğer gelmezsen bir delilik yapabilirim..” [Fatma’nın yargıdan kurtulması için çok önemli olan bu mektubu Murat oyuncak arabasının içine (ilk çevrimdeki Metin, atın samanları arasına) koyuyor. Ama, her iki filmde de bu ‘önemli’ konu önemsizleşmiş.]
Yine terslenen Kenan, Hüseyin Beyi öldürür, silahı Fatma’nın odasına bırakır; Kasadan 430 bin lirayı ve Osman’ın buluşu ile ilgili kâğıtları çalar; Arkadaşı Selim’i öldürüp ‘nüfus cüzdanlarını’ değiştirir; Fabrikayı yakıp arkadaşını alevlerin arasına atar. Ölen Selim, Kenan zannedilir. Kenan bundan sonra onun ismini kullanacaktır.
Fatma, Ağır Ceza’daki yargılamada '147. maddeden suçlu bulunup' 30 yıllık cezası için Sinop’a gönderiliyor. (Daha da acısı, ilk çevrimden farklı olarak, ilerde her şeyi anımsayıncaya dek bir akıl hastanesinde çile doldurur.) Bundan sonra Murat’a Bakkal Arif bakacaktır. Gül’ün sütanası Kadriye ise (filmin sonuna doğru Yetimhane Müdürü onun adını Fahriye olarak söylüyor) çocukla beraber kaçmış.
Kenan,Selim Güneş olarak Adana’ya gider. (Romandaki Jacques Garaud Amerika’ya, ilk çevrimdeki Nazmi ise Mısır’a gitmişlerdi.) Çaldığı proje, fabrikatör Salih Beyden büyük bir ilgi görür.
Hem ortağı hem de damadı olur. 50’lerdeki düğünde ‘Mamy Blue’ (1971) (Hubert Giraud) melodisini dinlemek çok güzeldi. Filmin bir şaşırtısı; Nikâh memurunu birkaç sahne sonra kızı Jale’nin doktoru olarak görüyoruz.
(Adını öğrenemediğimiz) karısı, Jale’yi doğururken ölünce ‘Adana sanayi krallarından Salih Beyin sayısız milyonlarının tek varisi olur’. Gerçek Selim’in akrabası Kaya Güneş onu tanıyınca işler biraz karışır gibi olur ama ‘her işin bir kolayı var’. Kaya’nın en sevdiği şey içki ve para olduğu için ‘rahatça anlaşırlar’.
20 yıl sonra rastlantılar kahramanlarımızı yine bir araya getirir. Kenan, hastalıklı kızı Jale için tüm yatırımlarını İstanbul’a taşımış. Gül, bir moda evinde terzi. Sevgilisi Yüksek Mühendis Yalçın, yıllarca önce öldürülen Hüseyin Beyin oğlu. Murat bir avukat. Bakkal Arif ise bir butik işletiyor. Fatma, hastaneden İstanbul’a kaçmış, artık adı Zehra ve evlere ekmek dağıtıyor. Kızına bu sırada rastlar. Jale de Yalçın’a tutulduğu için işler iyice karışıyor. ‘Man with a Harmonica’ (1968) (Morricone) melodisi ile izlediğimiz mahkeme sahnesinde her şey açığa çıkıyor.
Önce ’Le Passager de la Pluie/Theme Mellie’ (1970) (F. Lai) sonra ‘‘Io E Te’ (1971) (Morricone) melodisi. Yalçın ve Fatma/Zehra, baygın durumdaki Gül’ün başucunda konuşuyorlar.
Yalçın; “Biliyorsun ne kadar seviyorum. Ama yapamayacağım. Evleneceğim kızın alnında babamın katili bir kadının damgası varken yapamam. Zehra Teyze yalnız bırakma onu.. Beni sorarsa kendini (onu) her zaman sevdiğimi, ölünceye kadar seveceğimi söyle. (Cebinden çıkardığı bir avuç banknotu uzatarak) Al bütün param bu.”
Fatma; “O parayı kendine sakla evladım. Gül’ün paraya değil sevgiye ihtiyacı var.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Fatma GirikFatma Güçlü/Gül Güçlü/Zehra
Orçun SonatKenan/Selim Güneş
Yalçın GülhanYalçın Güneş
Aytaç ArmanMurat Güçlü
Hülya TuğluJale
Hamit YıldırımOsman Güçlü
Nubar TerziyanSalih
Hulusi KentmenArif
Ekrem DümerAğır Ceza Üyesi
Renan FosforoğluHüseyin
Erdoğan SerenKaya Güneş
İsmail Hakkı ŞenSavcı
Sedat DemirSelim Güneş
Nubar Kamçılı
Ali DemirPolis
Mustafa Yavuz
Vahit Volkan
Zeki SezerHapishane Müdürü
Hüseyin SalıcıHakim
A. Cengiz Aydoğdu
Uğur Sert
Dündar AydınlıKenan
Nermin Özses
Remziye Fırtına
Hakan TanferMurat(Çocukluğu)
Cüneyt TürelAnlatıcı
Nedret GüvençFatma Girik Seslendirmesi
Doğan BavliAytaç Arman Seslendirmesi
Rıza TüzünHulusi Kentmen Seslendirmesi
Hayri ArlıZeki Sezer Seslendirmesi
Devrim ParscanMustafa Yavuz Seslendirmesi
Erdoğan EsenboğaErdoğan Seren Seslendirmesii
Timuçin CaymazHüseyin Salıcı Seslendirmesi
Haldun ErgüvençEkrem Dümer Seslendirmesi
Jeyan Mahfi TözümFatma Girik Seslendirmesi
Sadettin ErbilOrçun Sonat Seslendirmesi
Esen GünayYalçın Gülhan Seslendirmesi
Zafer ÖnenSeslendirme 








Fatma Girik Güzelliği Dillere Destan
ilk çevirimi türkan şoray kenan pars izzet günaylı ekmekçi kadın kadar olmasada bu filmde iyi sayılır. filmde dönemin meşhur 3 oyuncusu var orçun sonat, yalçın gülhan, aytaç arman. bunların yanısıra 4 yapraklı yoncanın 1 nolu sanatçısı ( tabi bana göre ) fatma girik var. fatma ekmekçi kadın olurda izlenmez mi bu film. yalçın gene rolünde çok başarılı. esen günayın sesi ona çok yakışıyor diye düşünüyorum. aytaç ise bu filmde çok toy sinemaya daha yeni girmiş. film nedir yeşilçam nedir yeni öğreniyor gibi bir hava taşıyor.filmin fenomenleri hulusi baba ve orçun abi bence. orçunda aytaç ve yalçın gibi yeni sayılır o dönem ama gerçekten oda hakettiği yere gelememiş bu filmde sadettin erbilin sesi yardımıyla oscarlık bir perfonmans sergilemiş. kötü adam rolünde sanırsınki erol taş bilal inci var. 10 üzerinden 10 veriyorum orçun sonata adam gerçekten iyi rol yapmış.hulusi baba hakkında söylenecek bişi yok gene babacan , gene yardım sever, tam bir baba o. allah rahmet eylesin.
Fatma Girik 2 rolde fatma anne gül kızı ama anne fatma başrolde kızına göre daha ön planda anne fatma
güzel bir oyuncu kadrosu olmasına rağmen beğenmedim.
türkan sorayli olan versiyonu daha cok seviyorum daha sicak geliyor bana.. bunda sanki biseyler eksikmis gibime geldi... filmde sanki atlamalar vardi ondan olabilir... yada yalcinin yerine daha baska biri olabilirdi... fatma girike diyecek lafim yok hakkikaten iyi oynamis
Filmin müziği çok harikaydı.Sanatçı listesi ona keza,bazı abartılar olmasına rağmen,sürükleyici ve izlenmeye değer bir filmdi.Filmin bir kısmının konusu,Şeref Sözü filmiyle örtüşüyordu.Kemal Sunal ın Devlet Kuşu,Avare Mustafa vs gibi.Orçun Sonat ta çok başarılıydı.Bizim köyün eniştesi olduğu için ayrı bir yeri vardı bende.Nurlar içinde yatsın.Velhasıl kelam.Çok beğeniyle seyrettiğim filmlerdendir Ekmekçi Kadın......Silvester.
Sevgili Murat.Ekmekçi Kadın filmini çok ince elemiş,bayağı film hatası bulmuşsun.Çok doğru tesbitler.İşte sinemamızdaki bu farklılıklar ancak bu kadar minimize ediliyor.Örneğin.Öyle bir geçer zaman ki dizisinde,1967 ler yaşanır ya da yaşatılırken,camları pimapen olan evler görünüyor.Cemile oğluna ilk çıkan siyah beyaz televizyon alacak.Mağazaya gidiyor fakat,gıcır gıcır olması gereken televizyonların hepsi hurdalıktan çıkmış siyah beyaz televizyonlar.İşte böyle hatalar çok oluyor.Aramak istedikten sonra hata çok tabii ki.Yinede güzel filmdi Ekmekçi Kadın.
1965 yapımı, Türkan Şoray'lı siyah beyaz filmin renkli çekimi. Şoray'ın yerini Fatma Girik almış; o da Şoray gibi anneyi de, kızı da oynamış. Her iki filmin senaryosu 19. yüzyılın popüler Fransız romancısı Xavier de Montepin'in (1823-1902) aynı adlı romanından uyarlamadır. Montepin, aslında düz bir öykü anlatmasına karşın, yine de belli bir tarihsel atmosferi konu alır. Roman, 1860'lı yılların ilk yarısında başlar, 1880'lerin ortalarına kadar sürer. Romanın kahramanı Jeanne Fortier yaklaşık on yıl kendini bilmez bir halde tımarhanede kaldıktan sonra 1870 Fransız-Alman Savaşı sırasındaki bir bombardımanın şokuyla kendine gelir; sağlıklı mahkumların yanına nakledilir. Burada kötü karakter Kenan'ın (orijinal adı Jacques Garaud) Fatma'nın kocasını ve yerine geçtiği adamı öldürmesi, avukat olan oğlun (Aytaç Arman; ilk filmde Efgan Efekan) mahkemede annesini bilmeden, acımasızca suçlaması, senaryoya yapılan eklemeler. Bunun dışında, ilk film gibi, aslına sadık bir uyarlamadır; olay 60'ların, 70'lerin Türkiye'sine taşınmıştır. Yeşilçam filmlerinde çok önemli yer tutan garip rastlantılar, bu eski popüler Fransız romanının orijinal metninde de vardır; o yüzden Bülent Oran fazla yorulmamış. Artık çok eskide kalan bir dönemden, hoş bir seyirlik.
film güzel ama anne ve kızın Fatma Girik'in oynaması filmin ciddiyetini bozmuş. kızı başka bir bayan oyuncu oynasaydı film daha iyi olabilirdi.
Güzel bir film.Orçun Sonat çok iyi oynamış.İzlemeyen varsa izlemeli.Oldukça acıklı bir filmdir.
Çok güzel bir film oldukça duygu yüklü ekmek satan bir kadının yıllar sonra tesadüfen kızını bulması harika bir olaydı orçun sonat ı bu filmde çok başarılı buldum özellikle
gerçekten çok güzel bir film.fatma girik oyunu çok iyi orçun sonat ta iyi oynamış.türkan şoray ın 1965 te oynadığı ilk filmin ikinci çevrimi
Mahkemede, kızının öldüğünü öğrenen Kenan ; “..Bütün hayatım, bütün çırpınmam, bütün çılgınlığım biricik kızımın mutluluğu içindi. Bu kadına da onun için iftira ettim. (Oysa, Fatma’nın suçlanmasına neden olduğu sırada ortada kızı yoktu.) Yıllarca zindanlarda, akıl hastanelerinde çürümesine sebep oldum..Evet, katilim, itiraf ediyorum kocası Osman’ı ben öldürdüm. Hüseyin Beyi de. Adını çaldığım Selim Ustanın da katili benim. Kasadan paraları çalan gene ben.” Bu birkaç cümle Güçlü ailesinin çektiklerinin bir özeti gibi. Filmin başında ne kadar çalışkan ve mutluydular. Çocuklardan hangisinin büyük olduğu anlaşılmıyor. Murat “Kardeşimi koru” diye dua etmişti. Oysa Bakkalın verdiği araba için “Ablam da olsa o da oynardı” diyor. Gül’ün neden onlarla beraber olmadığı hiç inandırıcı olmayan bir şekilde açıklanıyor. Ayrıca, çocuğun kimin yanında olduğu konusunda filmde üç isim geçiyor ; Hanife Hala, Kadriye, Fahriye. Komşusunun deyimiyle ‘ölü yıkayıcısı Kadriye’, çocuğu hiç olmazsa asıl adıyla, Gül olarak yetimhaneye yazdırmış. 1965’deki ilk çevrimde ise Gülizar, Zeynep’i Leyla olarak yetimler yurduna bırakmıştı. Hulusi Kentmen, bıyıkları koyulaştırılarak gençleştirilmeye çalışılmış. Ama, pek yakışmamış. Oyuncak otomobili verirken “Al bakalım Murat. Sana bakkal amcanın hediyesi. (Fatma’ya) Almanya’dan kardeşim yollamış. Bu yaştan sonra ben oynayacak değilim a” diyor. 50-51 yılında, daha oralara işçi göçü başlamadığı için bu da pek inandırıcı değil (‘34’le başlayan taşıt plakaları da öyle). Fatma, Osman’a “Kenan’ın adını bile duymak rahatsız ediyor beni..” demişti. Haklı çıkıyor. Fabrikada odasına aldığı gaz (romanda ve 65’deki ilk çevrimde olduğu gibi) onu sıkıntıya sokuyor. Kenan’ın nikâhında Franck Pourcel Orkestrasından dinlediğimiz ‘Mamy Blue’ (1971) (Giraud) o yıllarda Nicoletta’nın yorumu ile çok sevilmiş ve Türkçe olarak 3 plak yapılmıştı ; Arda Kardeş ‘Oy Anam’ (1972) ; Sevil-Vural ikilisi ‘Bir Sana Bir Bana’ ; Kamuran Akkor ‘Sen Nerde Ben Orda’ (1972). Arif Amca iki kez Fatma’yı teselli eder ; “Merak etme Fatma, hak yerini bulur” ve “Üzülme sen. Hak yerini bulur. Kurtulacaksın.” Ama Fatma’nın çektikleri o denli üzücü ki fondaki ses iki kez ‘ilahi adaletten’ söz ediyor ; “Arif Amcanın Fatma’ya bahsettiği ilahi adalet neredeydi acaba” ve “Arif Amcanın Fatma’ya bahsettiği ilahi adalet tecelli etmemiş Kenan servetine yeni milyonlar katmıştı.” İ. Hakkı Şen'in 'Savcı' yorumu harika. Gül, Yalçın’ı telefonla arayıp onun Jale ile beraber olduğunu anladığı sahnede Alessandro Marcello’nun ta 1700’lü yılların başında bestelediği ‘Obua ve Yaylılar için Re minör Konçerto’nun Adagio bölümü var. Fon müziği olarak kullanılan ‘Io E Te’yi 1970’de Massimo Ranieri söylemişti. Sözler Daniele Pace. Aynı yıl Massimo Ranieri’nin başrol olduğu ‘Metello’ filminin de müziği. Ennio Morricone ne kadar başarılı. 65’deki ‘Ekmekçi Kadın’dan yalnızca Nubar Terziyan ikinci çevrimde rol almış. Fatma’yı ve Gül’ün çalıştığı terzihanenin müdürünü Jeyan Mahfi Ayral ; Gül’ü Nedret Güvenç ; Bakkal Arif’i Rıza Tüzün ; Kenan’ı Sadettin Erbil seslendirmiş. Birinci ve ikinci çevrimlerde, Ekmekçi Kadın ve kızını seslendirenlerin yer değiştirmesi hoş bir zıtlık oluşturmuş. İlginç bir sahnede Jale hasta yatağındayken babası doktorla görüşmek için odadan dışarı çıkar. İçerde üzerinde ropdöşambr varken dışarı çıkınca takım elbiseli oluyor. Hülya Tuğlu.. ‘Küçük Sevgilim’deki (1971) Nevin kısa süre de olsa mutlu olabilmişken Jale sevdiği ile evlenemiyor. Avukatlığının kutlandığı gecede Murat’la Gül arasında çiçek verilişi ve el sıkışma sırasında ufak bir aksaklık yaşanıyor.
Güzel film, izleyin bence...
Çok duygusal film gerçekten, arka fonda kullanılan Frank Pourcel orchestrasının Lo E Te parçası çok uyumu olmuş Fatma Girik bu tür rollerde çok başarılı izlemeyenler rastladığında kaçırmasın derim