Üst düzey bir film. Yalnızca bir saatlik süresi içinde, maksimum verim sağlamayı ve anlatacaklarını noktası virgülüne kadar anlatabilmeyi beceriyor. Yapım yılına göre oldukça başarılı buldum, ancak filmde oynayan insanların bu şekilde perdeye aktarılmaları ne kadar doğru orası çok tartışılması gereken bir konu. Yönetmen gerçekten bu filmi ticari bir beklenti içerisinde mi çekti; yoksa bu insanların sorunlarını bir nebze de olsa ''normal'' insanlara aktarmak, bu insanları ötekilikten bir parça da olsa kurtarmak için mi? İşin bu kısmını bugün artık bilemeyiz elbette. Umalım ki ticari beklentilerle bu insanlar kullanılmamış olsun. Filme gelirsek beklentilerimin üzerinde kaliteli, eli yüzü düzgün çekilmiş bir film ''Freaks''. 1932 yılına ait olmasına rağmen zamanın ötesinde bir sinema algısı var. Bir sirk çevresinde geçen, imkansız aşk öyküsünü anlatan film, gerçek ucubeleri kullanması ve bunları korku unsuru haline getirmesi ile tüyler ürpertici bir karakter kazanıyor. Dönemine göre oldukça iyi olduğunu da belirtmeliyim. Özellikle fırtınalı havada, sirkin müdürü cüce ile dalgasını geçen güzel trapezcinin acı akıbetinin yavaş yavaş aktarılması oldukça etkileyiciydi. Oyunculuk tabii ki pek matah değil ama asıl olan atmosfer ve bunu da iyi başarıyor. Bu yüzden hala eskimemiş, kolay kolay da eskimez. Bu film birçok en iyi film listesinde mevcut. Bu da en azından bir kez bile olsa izlenilmesi gerektiğini gösteriyor. Herhangi bir kusuru yok filmin. Kendi adıma, mutlaka izlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bir şeyler hissetmemek olanaksız. Tam bir klasik..
menegroth27 Ekim 2013
Tod Browning’in üstün hayal gücü ve yaratıcılığına rağmen kariyeri ne yazık ki pek parlak olmamıştır. 1932 senesinde Hollywood için çektiği Freaks sinema ve yönetmenlik hayatının sonunu getirmiştir. 1939’ a kadar dört yapıma daha dahil olmuş ancak Freaks ile lekelenen ismi ona yeni projelerin teslim edilmesine engel olmuştur. Freaks’ i bu derece rahatsız edici kılan neydi peki? Mide bulandırıcı vahşet sahneleri mi, katlanılamayacak kadar iğrenç tecavüz görüntüleri mi, yoksa hikayesinde ırkçı ve faşist yaklaşımlara mı yer vermesi? Aslında hiçbiri de değil! Yönetmenin tek bir kabahati vardı, o da filminde normal olarak nitelendirdiğimiz insanların gerçekte nasıl ruhlara sahip olabileceğini ve fiziksel görünümleri ya da rahatsızlıkları yüzünden aşağı görülenlerin de en az sizin, bizim kadar iyi insanlar olma olasılıkları.
Üst düzey bir film. Yalnızca bir saatlik süresi içinde, maksimum verim sağlamayı ve anlatacaklarını noktası virgülüne kadar anlatabilmeyi beceriyor. Yapım yılına göre oldukça başarılı buldum, ancak filmde oynayan insanların bu şekilde perdeye aktarılmaları ne kadar doğru orası çok tartışılması gereken bir konu. Yönetmen gerçekten bu filmi ticari bir beklenti içerisinde mi çekti; yoksa bu insanların sorunlarını bir nebze de olsa ''normal'' insanlara aktarmak, bu insanları ötekilikten bir parça da olsa kurtarmak için mi? İşin bu kısmını bugün artık bilemeyiz elbette. Umalım ki ticari beklentilerle bu insanlar kullanılmamış olsun. Filme gelirsek beklentilerimin üzerinde kaliteli, eli yüzü düzgün çekilmiş bir film ''Freaks''. 1932 yılına ait olmasına rağmen zamanın ötesinde bir sinema algısı var. Bir sirk çevresinde geçen, imkansız aşk öyküsünü anlatan film, gerçek ucubeleri kullanması ve bunları korku unsuru haline getirmesi ile tüyler ürpertici bir karakter kazanıyor. Dönemine göre oldukça iyi olduğunu da belirtmeliyim. Özellikle fırtınalı havada, sirkin müdürü cüce ile dalgasını geçen güzel trapezcinin acı akıbetinin yavaş yavaş aktarılması oldukça etkileyiciydi. Oyunculuk tabii ki pek matah değil ama asıl olan atmosfer ve bunu da iyi başarıyor. Bu yüzden hala eskimemiş, kolay kolay da eskimez. Bu film birçok en iyi film listesinde mevcut. Bu da en azından bir kez bile olsa izlenilmesi gerektiğini gösteriyor. Herhangi bir kusuru yok filmin. Kendi adıma, mutlaka izlenmesi gerekir diye düşünüyorum. Bir şeyler hissetmemek olanaksız. Tam bir klasik..
Tod Browning’in üstün hayal gücü ve yaratıcılığına rağmen kariyeri ne yazık ki pek parlak olmamıştır. 1932 senesinde Hollywood için çektiği Freaks sinema ve yönetmenlik hayatının sonunu getirmiştir. 1939’ a kadar dört yapıma daha dahil olmuş ancak Freaks ile lekelenen ismi ona yeni projelerin teslim edilmesine engel olmuştur. Freaks’ i bu derece rahatsız edici kılan neydi peki? Mide bulandırıcı vahşet sahneleri mi, katlanılamayacak kadar iğrenç tecavüz görüntüleri mi, yoksa hikayesinde ırkçı ve faşist yaklaşımlara mı yer vermesi? Aslında hiçbiri de değil! Yönetmenin tek bir kabahati vardı, o da filminde normal olarak nitelendirdiğimiz insanların gerçekte nasıl ruhlara sahip olabileceğini ve fiziksel görünümleri ya da rahatsızlıkları yüzünden aşağı görülenlerin de en az sizin, bizim kadar iyi insanlar olma olasılıkları.