Sinema Filmi Türkiye 1967 ▶ Tam film

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu

YönetmenNejat Saydam
Yıl1967
Süre96 dk
TürDram, Duygusal

‘Main Title from Doctor Zhivago’ (1965) (Maurice Jarre) melodisi ve Burhanların ahşap evi. Nüzhet ve Aliye Hanım diğer odada acılar içinde kıvranan delikanlı hakkında konuşuyorlar..

Aliye Hanım ; (Nevin Akkaya’nın sesi ile) “Siz ne yaptığını bilmeyen, aklı bir karış havada bir genç kızsınız. Bir oyuncağa ihtiyacınız vardı. Ve zavallı oğlumu kâh başınıza taç yaparak kâh yerden yere vurarak onunla eğlendiniz..Etrafınızda dolaşan bir sürü sportmen gençle boy ölçüşmeye kalktı..Hele en son yaptığınız, doktor Ragıp size ilanı aşk ederken duymuş. Sonra kaçarken duvardan atlamış. Bu yüzden hastalığı çok feci şekilde nüksetti..Benim de acizane tavsiyem evlenin Ragıp Beyle. Bu çocuk ümidini kessin sizden.”

Nüzhet ; (Jeyan Mahfi Ayral’ın sesi ile) “Benim düşüncem de tamamıyla başka. Ona bir takım ümitler verirsem yaşama gücünü arttırır, iyileşmesini kolaylaştırırım gibi geliyor.”

Aynı adlı romanın (1930) (Peyami Safa) filmi alışılmışın tersine bir jenerikle başlıyor. Önce yapımcının ve en sonra başrollerin isimleri var.

‘Bir kenar mahalle. Birbirine ufunetli (romanda ‘cerahatli’) adaleler gibi geçmiş, yaslanmış tahta evler. Her yağmurda, her küçük fırtınada sancılanan ve biraz daha ihtiyarlayan evler.’ Burhan, annesi Aliye Hanım ile (romanda ikisinin de adı yok) bunlardan birinde yaşıyor. Babası çok önce ölmüş. Nüzhet’in babası Nazım Paşa, yanında yıllarca çalışan bu vefakâr adamının ailesine kucak açmış.

“Sventytski’s Waltz” (1965) (Jarre) melodisi ile Av Köşkünde oynarken izlediğimiz iki çocuk aynı yaştalar (romanda ise aralarında 4 yaş var : Burhan 15, Nüzhet 19 yaşında). Okula beraber gitmişler. Ama Burhan’ın sağ (romanda sol) ayağında büyük bir sorun var ; Onu inim inim inleten ‘mafsal iltihabı’ (başka bir sahnede ‘kemik veremi’ olduğu söyleniyor).

İki kez alçıya alınmış, birkaç defa da ameliyat olmuş. Bu nedenle ancak üniversiteye kadar okuyabilmiş. Nüzhet’i çok, hem de sağlığını tehlikeye atacak kadar çok seviyor. Sancılı günlerindeki huzurdur bu güzel kız. Bir tek onu görünce sakinleşiyor.(Hayri Esen’in sesi ile) “Ancak onun gözlerindeki dost ışık dinlendiriyor beni. Yoksa şimdiye kadar kendimi binlerce defa öldürmüştüm.”

Paşanın da en büyük zevki Burhan’ın [‘Çiçekçi Kız’ (1965) ve ‘Sabahsız Geceler’ (1968) gibi filmlerden anımsadığımız] Erenköy’deki Köşke getirip okuduğu kitaplar. “Mösyö Lökok’un kızı”nı (‘La Fille de Monsieur Lecoq’) (1886) (Emile Gaboriau) okuduğu gün öğrendikleri delikanlıya ayağından da fazla acı verecektir ; (Sadettin Erbil’in seslendirdiği) Doktor Ragıp, Nüzhet’le evlenmek istiyor.

Amerika’da ortopedi ihtisasını bitirip 1-2 ay evvel İstanbul’a gelmiş. Burhan’ın tedavi olduğu Baltalimanı Kemik Hastanesinde göreve başlayacakmış. (Romandaki Ragıp ise okulu yeni bitirmiş bir doktor.)

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu..“..Dokuzuncu Hariciye Koğuşu’nun bir tek kahramanı var : Dokuzuncu Hariciye Koğuşu. Bu kitap bütün fakir çocuklar hastanesinin romanıdır.” Nazım Hikmet böyle diyor ama burasını ‘Zehirli Hayat’ın (1967) simitçisi Ahmet Yıldırım’ı, (Rauf Ulukut’un seslendirdiği) Şener Şen’i ve dizindeki sancı nedeniyle çığlıklar atan Burhan’ı izlediğimiz birkaç sahne dışında göremiyoruz.

Balayı dönüşü Nüzhet, delikanlının dizini bir de Ragıp’a göstermesini ister. Burhan önceleri, biraz da kıskançlıkla “Ondan gelecek yardım Allah’tan gelsin” diye direniyor ama sonunda kabullenir. Hastanedeki diğer doktorlar ayağın kesilmesi gerektiğini düşünüyorlar. Bir tek Ragıp aksi görüşte ; “Ameliyatı başarı ile yapabileceğime inanıyorum.”

Romanda kahramanın ayağı iyileşirken film çok farklı bir şekilde ve üç kişinin ölümü ile biter.

Ameliyat günü. ‘Milimetrenin onda biri kadar yapılacak bir hata çok kötü neticeler doğurabilir’miş. Başlangıçta Ragıp’ın kendine güveni tamdı. Ama delikanlının anestezi sırasında sayıkladıklarını [“Nüzhet, Nüzhet..Seni seviyorum”] duyunca işin rengi değiştirir ; “Hayır olmuyor, olmuyor yapamayacağım.” Ertesi gün ayağının kesileceğini öğrenen Burhan hastaneden gizlice ayrılır.

“Komarovsky and Lara’s Randezvous” (1965) (Jarre) melodisinin gerginliği arttırdığı Av Köşkü sahnesinde Nüzhet, Ragıp’ı ameliyata zorlar. Başarılı olamayınca onu öldürüyor. Artık iç dengesi de bozulur. İki aşık için kaçmaktan başka çıkış kalmamıştır. Ama nereye kadar..

Belgrat Ormanı. Topuz Bendi yakınları..

Nüzhet ; “Şimdi her şey bana yabancı. Neyim, nerden geldim bilmiyorum..Yalnız ikimizin yaşayacağı bir dünya yok mu? İşte beni oraya götür Burhan. Niçin topallıyorsun? Yoruldun mu yoksa..Ağır yürürsek geç kalmayız değil mi?”

Burhan ; “Bizim gideceğimiz yere geç kalınmaz Nüzhet. Sen hiç vurulan bir ceylan gördün mü? Avcının gözlerinin içine baka baka, ağlaya ağlaya ölür..Ben de senin gibi her şeyi unuttum. Bu koca dünyada yalnız sen ve ben varız.”

Burhan elindeki tüfeği ve polislerin geldiğini görünce sevdiği ile kendisine sıkacağı iki kurşunu söylemeyi unuttu.

(Yazan : Murat Çelenligil)

Video

Filmi izle

Dokuzuncu Hariciye Koğuşu - Eski Türk Filmi Tek Parça (Restorasyonlu)
Kadro

Oyuncular

25 kişi
Yapım

Künye

YönetmenNejat Saydam
SenaryoNejat Saydam
Görüntü YönetmeniMelih Sertesen
YapımcıMurat Köseoğlu
MüzikPeyami Safa
Sinemaseverler

Yorumlar

17 yorum
AlınYazısı27 Mayıs 2025

Kitapyan uyarlanmış film de olsa. Hem kurgu hem oyunculuk hemde mizansen bence başarısız. Kartal Tibet gibi bir oyuncu böyle bir hikayede çok ama çok eksik kalmış Halbuki bu tür roller tam onun sınıfıdır, ama bu yapımda o oyunculuğu tam olarak göremiyoruz buda hikaye'nin izleyiciye tam olarak yansıtılmamasını sağlıyor. tek yapım olarak görünüyor, aslında 70 ve 80 li yıllarda tekrar bu konu farklı bir oyuncu kadrosu aracılığıyla yine çekilmeliydi. Final kısmıda öyle çok aceleye getirilerek çekilmiş gibi. böyle bir eser biraz daha ustaca çekilmesi gerekirdi.

Fikriye6 Şubat 2021

Video gizlidir yazıyor ve açılmıyor silinmiş sanırım.Hiçbir sitede bulamadım filmi çok izlemek istiyorum.Yardımcı olabilir misiniz ?

burcusara13 Nisan 2019

Herhalde kitabını okusaydım sıkılırdım. Zaman zaman Hülyanın karakterine çok kızdığım oldu bu filmde. Sonu ise hüsran. Ama güzel bir film.

performer10 Ekim 2018

pek tarzım olmayan filmlerden...filmin ses kalitesi çok bass'lı konuşmalar anlaşılmıyor.

KartalTibetTutkunu23 Ağustos 2017

Edebiyat yazarı Peyami SAFA'nın ünlü bir Romanından Türk sinemasına uyarlama bir film olup sinema öncesi Tiyatro aktörü Kartal TİBET üstün bir tiyatral oyunu ile çocuk psikolojisi travma gerçekliğinide birebir yansıtıp sinemada hem kendini sağlam yer edinir, hemde yazar ve romanı bir tür Ülke sathında tanıtma aracı film olur Bilindiği üzere O dönem salt yazılı basın olup, şimdi ki, görsel kitle araçları yoktu... Bence bu filmin pisikolojik ağırlığı her nekadar olsada sağlığı vurgu yapan bir film olduğu bir o kadar açık. Filmde de "özne" Kartal TİBET nacizane gerisi teverruat.

TubaArtan20 Ağustos 2017

edebi uyarlamaları seviyorum... pek yoruma hacet yok... film kendini gösteriyor zaten...

moonskin14 Temmuz 2015

Kartal Tibet in canlandırdığı Burhan ın küçüklüğünü Tuncay Torun canlandırmıştır.

mansuryıldırım29 Mart 2015

Temposu çok ağır bir edebiyat uyarlaması yer yer tiyatro havası var kartal tibet burhan rolünde çok iyi hülya koç yiğit ve muzaffer tema ise rolerinde iyi sayılırlar yavuz selekman ın filimdeki sportik hareketleri görülmeye değer baykal kent in komedi performansı oldukça iyiydi ayrıca küçük bir sahnede kolu kırılmış bir hasta rolünde usta oyuncu şener şeni görmek güzeldi ama bu artılarına rağmen filmin süresi çok uzun olmuş bu tarz düşük tempoda bir filmde yer yer sıkiyor keşke 80 dakikada bitirilseydi bir uzatılmışlık var filimde temposu yüksek olsa belki göze batmazdı bu giriş jeneriğin o kadar uzun olması o yarış ve koşma vs. bölümleri bence gereksiz olmuş filme hiç bir katkısı yok bu sahnelerin ille olacaksada kısa kesilseydi bu kadar uzun sahneler filme zarar vermiş ayrıca ses ve görüntüde bazen kopukluklar vardı görüntü kalitesi 480p izlememe rağmen görüntü kötüydü umarım film bir an önce restore edilir ayrıca keşke renkli çekilseymiş çok daha güzel olabilirmiş filmde yönetmen nejat saydam filmin başında elinde silahla filmin yarış bölümünü başlatarak filimde olacakların ip ucunu veriyor kısaca artıları eksilerinden fazla izlenebilecek iyi bir edebiyat uyarlaması.

adonis_malheureux27 Mart 2015

filmi seyrettim ama iyice anlayabilmem için 1 veya 2 defa daha bakmam lazım ama gözümden kaçmayan birşey tespit ettim bu f,lmde: filmin bu sayfasında neden Hülya Koçyiğitin adı neden geçmiyor oynayanlar bölümünde?

benimsinema16 Kasım 2014

Herkesin izleyipte begenebilecegi bir film degil.. cünkü agir bir temposu var.. kartal Ümitsiz bir askin pesindedir fakat sevdigi kiz hülyada aslen onu sever ama yinede muzafferle evlenir.. yorumlara bakarsak peyami beyfendi kendi hayatindan biseyler katmis bu esere.. kartalda zaten piskolijik durumu iyi oynamis

dieFohlen19 Şubat 2014

Başarılı bir film olmuş, izlenilmesini tavsiye ederim. Bu filmde ayrıca Yavuz Selekman, Baykal Kent gibi isimlerin genç hallerini görebilmek mümkün.

Lalegül3413 Şubat 2014

kartal tibet ve hülya koçyiğit filmi çok beğendim

mkurtsen13 Ekim 2011

Film .,Yönetmen Nejat Saydam'ın başlama düdüğü ile başlıyor. Yönetmen filme romanda olmayan bir yarış sahnesi eklemiş (Yalova Termal Otel'de)  hakem rolünde düdük çalarak yarışı, dolayısıylede filmi başlatıyor. Türk Edebiyatı'nın çok önemli Yazarı Üstad Peyami Safa 9 yaşında yakalandığı kemik hastalığı dolayısıyla 17 yaşına kadar, bu hastalığın fiziksel ve ruhsal bunalımlarını yaşamış, doktorlar kolunun kesilmesine karar vermiş Safa kabul etmemiştir. Yazar kendi hayatı ile bire bir örtüşen  öyküyü, yaşadığı acıları sıkıntıları  bize Roman karakteri Burhan olarak anlatıyor. Nejat Saydam'ın yüzeysel olarak anlattığı öykü'deki karaktere o yıllarda tiyatro alt yapısı olan Kartal Tibet'ten daha uygun bir  aktör yoktu, sanırım. Oda öyle yapmış, onu oynatmış. Tibet'te Psikolojik bir derinliği olan rolü büyük bir başarı ile oynamış. Hülya Koçyiğit, Muzaffer Tema vede İbrahim Delideniz üzerlerine düşenden fazlasını yapmışlar.   Büyük çoğunluğu hayatta olmayan oyuncular ve yönetmen gelecek kuşaklara kalıcı arşivlik bir eser bırakmışlar. Teşekkürler ruhları şad olsun. Hayatta kalanlarada nice böyle güzel filmler diliyorum.

kartal tibet tutkunu11 Ocak 2011

Eser: ünlü yazar Peyami SAFA'NIN Bir Romanın dan sinemaya başarılı bir uyarlama. Tiyatro kökenli genç bir Kartal TİBET'TE Üstün bir Tiyatral oyunla çoçuk psikolojisi bu travmanın sanki gerçekliğine birebir yansıtmış, sinemada kendisine çok iyi bir yer sağlamakla kalmadığı gibi Roman ve yazara bu anlamda büyük sükse yaptırmış olduğu da aşikar...

pencere köprü ve öte25 Mayıs 2009

peyami’nin bu eserini defalarca okudum ve defalarca da okuyacağım-nazım hikmet.bu  romanı peyami safa nazım hikmet'e ithaf etmiştir.daha sonra ise aralarında sert tartışmalar geçmiştir.dokuzuncu hariciye koğuşu peyami safa'nın kendi deyimiyle de en yetkin eserleri arasındadır.kısa ama bir o kadar da etkileyicidir,bu eser psikolojik romana çok yakındır.romanda kanımca peyami safa'nın 9 yaşında geçirdiği hastalığın etkileri derin bir şekilde hissedilir.

Murat Çelenligil14 Şubat 2008

<font size="3"><font face="Times New Roman">Hülya Koçyiğit&#8217;in Yalova, Termal&#8217;de çekilen ikinci filmi [İlki &#8216;Son Tren&#8217; (1964)]&#8230;&#8220;Filmi, roman gibi çeksek iki seyirci bile gelmez. Romanı değiştirdik. Böyle eğlenceler ilave ettik.&#8221; Yönetmen Nejat Saydam, Peyami Safa&#8217;nın yazdığı romanda olmayan &#8216;Yalova Sefası&#8217; ile ilgili soruyu böyle yanıtlıyor...Nüzhet varsıl bir Paşa kızı. Yaş günü için &#8216;22 derece sıcaklıktaki kükürtlü&#8217; özel havuzlarında (Termal Otel&#8217;in havuzu) bir parti verir. Bu sırada tanıdığımız yüzme şampiyonu Orhan&#8217;ın özellikleri saymakla bitmiyor. Aynı zamanda judo ve halter şampiyonu. Şimdi de güreş milli takımına çağrılmış. Havuza, takla atarak girmesi görülmeye değer güzellikteydi. (Yavuz Selekman&#8217;ın, bir de, basketbol sahasındaki peş peşe taklalarını unutamıyoruz.) Sutopu maçında Nüzhet&#8217;le (hakem olan Burhan&#8217;ı kıskandıracak kadar) &#8216;yakından&#8217; ilgilenir. Filmde yok ama çekimlerin provasında kahramanımız suya elbiseleriyle atlayıp sevdiği kıza çimdik atan Orhan&#8217;ı, nasıl olduysa, &#8216;bir güzel dövüyor&#8217;. Kartal Tibet havuzdan çıkarken &#8220;Her yerde hakem dayak yer, ama Yalova&#8217;da hakemler dayak atar&#8221; diyerek çevredekilerle şakalaşmış. O gün başka neler yapılmaz ki ; Kırda dayanıklılık koşusu ; Basket ve futbol maçları ; Güreş. Orhan, bir kasa gazozuna yapılan penaltı karşılaşmasını kaybeder. Burhan, 30&#8217;lu yılların efsane kalecisini anımsatarak &#8220;Geçmiş olsun Zamora kaleci&#8221; diyor. O gece, ateşin başında &#8216;Bir Ateşim Yanarım&#8217; (1966) (Ümit Yaşar Oğuzcan / Avni Anıl) şarkısını dinliyoruz&#8230;O yıllar, Yeşilçam&#8217;daki hemen herkes gibi, özverili bir kişi daha vardı ; Kıbrıslı Gülten Şakir. Kırmızı arabasıyla gece gündüz artistlerin yardımına koşan bu isimsiz kahraman umarız yine aynı heyecanla çevresindekilere kol kanat geriyordur&#8230;Filmin başında Burhan hastanede &#8216;büyük ıstıraplar içinde&#8217; iken Nüzhet Los Bravos topluluğunun &#8216;Black is Black&#8217; (1966) (Hayes / Wadey) melodisi ile dans ediyordu. Ayağı şöyle bir burkulup canı yanınca delikanlıyı anımsıyor ; &#8220;..Kimbilir zavallı o ne kadar acı çekiyordur.&#8221;&#8230;Burhan genç kızın doğum günü toplantısı için gün sayarken takvimdeki günlerde bir karışıklık olmuş. Hastanedeki (Kodak Burla Biraderler) takvimde (büyük olasılıkla 1966&#8217;nın) 8 haziran, çarşamba gününe denk gelirken, evdeki Saatli Maarif perşembe gününü gösteriyor&#8230;Aliye Hanım oğlunun üzüntüsüyle perişan bir haldedir. Burhan ; &#8220;..Felaketimizi başka biriyle paylaşmak saadetlerin en büyüğüdür. Fakat annelerle değil..Çocuklarının felaketini iki kat şiddetle hisseden anneler, bu ıstıraplarını çocuklarına fazlasıyla iade ederler.&#8221;&#8230;Nüzhet&#8217;in çocukluğunu canlandıran Ufuk Enünlü, o yılların İstanbul vali yardımcısı Necdet Enünlü&#8217;nün kızı. Bu başarılı sanatçıyı &#8216;Yağmur Çiselerken&#8217; (1967) filminde Kader rolünde izlemiştik. 'Yaralı Kuş'ta (1967) yine Hülya Koçyiğit'le beraberler...İki sevgilinin doktor Ragıp&#8217;a yaptıkları şakalar (denize düşürmek, arabasının egzozunu patatesle kapatmak, oturacağı yere dikenli deniz yıldızı koymak) çok güzeldi. Fakat bunların hiçbiri romanda (Alkım Yayınevi) (2004) yok. Kitapta, olayın geçtiği 1915 yılının sıkıntılarına biraz olsun değinilirken (savaş nedeniyle bulunamayan pamuk ve gazlı bez) film, çekildiği (nisan-mayıs) 1967&#8217;nin toplumsal olayları ile hiç ilgilenmiyor. Peyami Safa (annesinin adı Server Bedia), bu romanı &#8216;edebi&#8217; bulmuş olmalı ki Server Bedi adını kullanmamış&#8230;Nüzhet, Ragıp&#8217;la konuşurken evliliklerinin yalnızca kâğıt üzerinde olduğunu ve genç kızın onu yanına bile yaklaştırmadığını anlayıp biraz rahatlıyoruz(!)&#8230;Necabettin ve Lamia Yal&#8217;ı aynı filmde görmek çok hoş. İki genç arasındaki sevgi, Aliye Hanım gibi, Nurefşan&#8217;ın da gözünden kaçmıyor&#8230;İbrahim Delideniz, roman okunurken, daha ilk satırlarda, uykuya dalıveren Nazım Paşa rolünde çok başarılı. Nüzhet, Burhan&#8217;la konuşurlarken artık yatmasını isteyen Sabiha Hanım için &#8220;Şu anneme de uyku verici bir roman getirsen de daha uzun konuşsak&#8221; diyor (sf. 28)&#8230;Rauf Ulukut üç kişiyi (Baykal Kent&#8217;i, senaryonun yazılmasında da görev alan Şener Şen&#8217;i ve filmin sonundaki polis müdürünü) ; Mümtaz Ener de Necabettin Yal&#8217;ı seslendirmiş&#8230;&#8220;Dokuzuncu Hariciye Koğuşu&#8217;ndaki çocuklar acının ve korkunun birleştirdiği bir manevi aileye mensup olduklarını hissederler (sf. 8).&#8221; &#8220;Büyük bir hastalık geçirmeyenler her şeyi anladıklarını iddia edemezler (sf.123).&#8221;    <span style="color: #444444"></span></font></font><font face="Times New Roman" size="3"> </font>

star20 Haziran 2006

ünlü yazar peyami safanın eseri olan dokuzuncu hariciye koğuşunun sinema versiyonu,daha sonraları dizi olarakta çekhilmişti...ayağından rahatsız olan bir gencin kırıklıklarla doluhüzünlü aşk öyküsü...izlenir.

Yorum yaz

Benzer

Hülya Koçyiğit'in diğer filmleri

Filmografi →