Invitation Only

Jue ming pai dui

YönetmenKevin Ko
Yıl2009
Süre95 dk
TürGerilim, Korku, Polisiye

<p>Sadece çok zengin üyelerin girebildiği çok özel bir ölüm kulübü. Kulüpte olanlardan habersiz fakir insanlar. Para ile insan avlamak için can atan bu grup ile av iken avcı olan diğer grup arasındaki kanlı mücadelede acaba kim başarılı olacak?</p><p>Kevin Ko'dan sıradışı bir işkence ve dehşet partisi...</p>

Kadro

Oyuncular

5 kişi
Yapım

Künye

YönetmenKevin Ko
SenaryoCarolyn Lin, Sung In
Sinemaseverler

Yorumlar

2 yorum
mansuryıldırım7 Kasım 2015

Film otel 2005 tarzında oldukça kanlı bir korku gerilim ayrıca filmde sınıf çatışmasıda konuda önemli yer alıyor temposu iyi bir film türkiye de vizyona giremedi ama videoda ölüme davet adıyla çıkmışdı ortalama bir başarısı var korku gerilim severler zaman geçirmek için izleyebilir.

enigmacuture24 Eylül 2009

<p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Dehşet Treni(The Midnight Meat Train) ve İnvitation Only Mukayeseli Yorumu:</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">&nbsp;</p><p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">İnvitation Only:</p>  Konu Otel I ve II(Hostel I, II) ile aynı. Parası olanın girebildiği bohem bir ölüm kulübü ve bu kulüptekilere hizmet eden durumdan bihaber insanlar. İşleyiş de otel ile aynı, av iken avcı olmak, Avcı olduktan sonra işkence ve öldürme tekniklerinde mükemmeli yakalamak. Otelden tek farkı kahramanların çoğu çekik gözlü ve sarı benizli. Birde film, tertip edilmiş bir ölüm partisinde uzun uzadıya sevişen iki lezbiyen kızın görüntüleri ile başlıyor.   <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">Kendilerini partide bulan fakir azınlık ilk etapta ne isterse oluyor. Hizmet sınırsız. Örneğin Ferrari bir araba diliyor kahramanımız ve arabanın anahtarı teslim ediliyor. Ama araca doyamadan kedi fare oyunu başlıyor. Dileği gerçekleşen seçilmiş kişi, kulüp üyelerinin alkışları ve coşkulu çığlıkları arasında işkence ile öldürülüyor. Dileği güzelleşmek olan bir bayan, önce baştan yaratılıyor sonra da bir sahnede üyelerin meraklı bakışları arasında o güzelim yüzü bisturi ile kesilerek yağları çıkartılıyor. Acıdan kıvranan kızın çığlıkları arttıkça alkış ve heyecan da tavan yapıyor salonda. Ardından yağları çıkarılmış yüz açılıp içine kalın tuz yerleştiriliyor. Keşke ölse de kurtulsa derken tuz ile marine edilmiş bir bez kızın suratına tel zımba ile zımbalanıyor. Otel serilerinde yer alan işkencelerin bire bir aynısı var. Ancak Dehşet Treninde bahsettiğim gibi otel sakız gibi uzayan işkence sahneleri ile zaten gözden düşmüşken bir de bu filmin çakmasını izlemeye gerek yok. Vaktiniz varsa İnvitation Only&#8217;yi izleyin. Bunun dışında zaman kaybı bir film. Otel&#8217;den daha kötü olduğu da su götürmez iken bu hali ile İnvitation Only, Dehşet Treni ile adı yan yana anılamayacak kadar kötü bir film.</p>   <p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal">Dehşet Treni:</p>   <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">Ryuhei Kitamura&#8217;nın nasıl azılı bir yönetmen zekasına sahip olduğuna tanık olun. Güzellik markizi(marquıse) Susan Hoff(Brooke Shields)&#8217;i sadece izleyin. Yakışıklı ve fazla meraklı fotoğrafçı Leon Kauffman(Bradley Cooper)&#8217;ın adım adım nasıl bir ölüm makinasına dönüştüğünü görün.</p>   <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">Ne Otel(Hostel) serisinin dakikalarca süren ve izleyiciyi bayan işkence sahneleri, ne de Testere(Saw) serisinin demode felsefesi. Bu film başka. Bu film çok tatlı. Ölüm anlık ve saniyeler içinde gelişen darbeler şeklinde geliyor. Kenarda köşede kalmış gıldır gıcık sözde korku filmi çöplükleri, kendine başka bir yer arasın artık. İzleyiciye testere, bistüri, makas, biftek ezeceği, tırpan, tırtıklı kılıç gibi alet edevat koleksiyonunu gösterip filmde sadece bunları dekor olarak kullanan bir sapık değil bu seferki. Seri katil Mohagany(Vinnie Jones) baştan seçimini yapmış. Alet tek: Çelik et döveceği. Kurbanlarını metronun son seferinde kıstırıp tek bir darbe ile öldüren bu gizemli adam, fotoğrafçımızın fazlaca da ilgisini çekse de tehlikeli sularda dolaşmanın ve aşırı merakın ne denli kötü sonuçlar doğurabileceğini öğütlüyor film. Başına sert bir darbe ile vurarak avlarını avlayan katil, onları tren içinde çengele asıp, tırnaklarını ve dişlerini itina ile söküyor. Ardından da bir pens yardımı ile gözlerini çıkarıyor. Ancak göz çıkarma işlemi çoklu saniyelik görüntülerle ardarda gelse de yuvasından çıkan gözü beyne bağlayan kılcal damarlara kadar görüyoruz filmde. Filmi izlemek için güçlü bir bünyeye ya da fazla cesarete gerek yok. Saniyelik gelişen olaylar zinciri ve yığınla ceset bekleyen mezbaha merakı daha kamçılıyor. </p>   <p style="margin: 0cm 0cm 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">Ne var ki uslüp sahibi yönetmen Ryuhei Kitamura, tüm yeteneğini izleyicilere dikte ederken Senarist Jeff Buhler&#8217;in işbilmezliği ile, Clive Barker&#8217;in kısa öyküsünden uyarlanan film; final hatasına kurban gidecek gibi görünüyor ve film finalde senaryo yüzünden büyük bir hayal kırıklığı yaratıyor. Bu kadar reel bir ortamda geçen film su gibi akarken birden mezbahaya dönen metronun son peronunda cesetleri bekleyen akıbet tam bir fiyasko. Nedeni insan eti ile beslenen çirkin yaratıklar. Bu yaratıklar da nerden çıktı ne alaka demeye kalmadan, sevimli fotoğrafçımız Leon Kauffman, seri katil Mahogany&#8217;yi öldürüp bayrağı devralıyor. Bir fotoğrafçıdan azılı bir katil yaratılıyor. Zorlama ve absürt bir şekilde.</p>  Filmi şayet sinemada izlediyseniz sorun yok. Geçmiş olsun. Ancak benim gibi hem sinemada izleyip ardından dvd&#8217;de izleyeceksiniz. Tavsiyem dvd&#8217;yi takıp camları, kapıları kapatın ve en sevdiğiniz arkadaşlarınızı çağırın. Çünkü Mahogany&#8217;nin çelikten yapılmış kiloluk biftek ezme döveceği, film bitince evinizin içinde hayalet gibi dolaşabilir hem de Mahogany ile birlikte.    <p style="margin: 0cm 0cm 0pt" class="MsoNormal"> </p>

Yorum yaz