Cilveli Kız
Russ Case’in ‘Cleopatra’ albümündeki (1963) ‘Caesar & Cleopatra’ (1963) (Alex North).
Yoksul mahallesinde, babasının ameliyatı için ‘kara kara düşünüyor’.
Kiraz; “Doktorlarla konuştum. Ameliyat burda olamazmış diyorlar.” (Cümleyi ‘diyorlar’ olmadan kursa daha mı iyi olurdu).
Palabıyık Ömer; “Ya nerde olurmuş?”
Kiraz; “İngiltere’de!”
Pire Mehmet; “Vay anam vay.”
Tosun; “Bura nere…”
Ömer; “İngiltere nere.”
Mehmet; “Dünyanın bir ucu.”
Kiraz; “Bu ameliyat bize 50 bin liraya patlarmış.”
Ömer; “Bu kadar para nerden bulunur?”
Tosun; “Buluruz be… Ne yapar eder buluruz. İcap ederse banka soyarız.”
Mehmet; “Bankayı bu koca göbeğinle mi soyacaksın Tosun?”
Kiraz; “İşimiz Allah’a kaldı.”
Güzeller güzeli Kiraz, Palabıyık Ömer, 150 kiloluk Tosun, tüy sıklet Pire Mehmet. İstanbul’un bir kenar mahallesinden dört neşeli, cıvıl cıvıl arkadaş. Geçimleri işportacılıkla. JOB tıraş bıçağı, çorap, çamaşır. Tek sorunları yoksulluk. Bir de genç kızın koltuk değneğine mahkûm babası. Ameliyatla kurtulabilirmiş ama nerde bizimkilerde o kadar para!
Bambaşka semtteki milyoner Hacı Hayrullah Akay’ın derdi ise hercai oğlu Aydın. Çok isterdi asil, temiz, 500 yıllık, geçmişi paşalı bir aileden evlenmesini. Oysa beyimiz, bula bula bir pavyon şarkıcısına tutulmuş! Bu kadarla kalsa iyi, nikâhlanmaya, evlenmeye kalkıyor! Üstelik striptizciliği de var Okşan’ın! Bunu öğrenince (hatta gazinoya gidip görünce) nerdeyse kalp sektesine uğrayacaktı yaşlı adam.
Derdi veren dermanını da verirmiş. Bir vapur güvertesinde bizim işportacılarla karşılaşınca herkesin yaşantısı değişiyor.
Teklifi basit! “Hep beraber birleşip oğluma bir oyun oynayacağız. Sizi giydirip kuşatıp benim evin yanındaki köşke yerleştireceğim. Altınıza bir de lüks otomobil çekeceğim (ama ‘alta çekilen’ otomobili göremeyeceğiz). Bu dünyada herkesin bir derdi var. Benim ki de ‘oğlum’! Akılsız oğlum, kafasız oğlum, çılgın oğlum. Bir bar kadınına âşık olmuş. Kızım sen, oğlumun aklını çelecek, bu kadından kurtaracaksın… Ayran gönüllüdür, seni görünce ötekini unutup sana âşık olacaktır.”
Pek yenir yutulur olmayan bu isteğe Kiraz “Yani vazifem oğlunuzu baştan çıkarmak, öyle mi? Bu iş bana gelmez” diye karşı çıksa da ‘peşin elli bin, iş bitince 50 bin daha’yı duyunca yumuşuyor. Sırf babasının ameliyatı için kabul eder.
Yalnız, milyonerin bir şartı var. Namus sözü istiyor. ‘O kadını atlatıp yerine geçmek yok’. Hacı Bey’in telaşı gereksiz. Kahramanımızın kocaya değil paraya ihtiyacı var çünkü. “Oğlun senin olsun.”
Tosun, ‘aşçı’; Ömer, ‘şoför’; Mehmet ‘uşak’! Kiraz ise komşu köşkün hanımefendisi. Bir dolu numarayla, öyle edip böyle edip ayırırlar Aydın’ı ‘bar kadınından’! Okşan’ın da pek umurunda değil! “Hiçbir zaman sevmedim ki seni. Sadece paran için evlenecektim seninle. Ama artık paranın da önemi kalmadı senden çok daha zengin birini buldum” diyor. Buraya kadar kendini tutan Aydın “Verilmiş sadakaların varmış, yoksa ne boynuzlar taktıracaktım sana” lafına basar tokadı!
Sonrasında işler karışır. Kiraz ve Aydın birbirlerini sevmişler. Delikanlı, evlenme bile teklif etmiş. Bunu duyan Hayrullah Bey hemen anlaşmalarını hatırlatır genç kıza. Böyle bir şeye asla müsaade etmezmiş. ‘Öbürüne’ nasıl çare bulduysa ‘buna’ da bulurmuş. Oğlunu, asil bir ailenin yüksek tahsilli hanımefendi kızıyla evlendirecekmiş! “Senin gibi bir işportacıyla değil! İşin bitti. Al paranı, çek arabanı!” O çelebi görünüşlü milyonerin böylesine kırıcı olmasına gerek var mıydı? “Beni nerede buldunuzsa oraya döneceğim” diyerek ayrılıyor kahramanımız.
Ancak eski neşesinden iz yok artık. Babasının iyileşip dönmesi bile dağıtmıyor aşk kederini. Aydın’ın durumu farksız. Hayrullah Bey de bin pişman.
Genç kızın kırılan kalbini kazanmak için uzunca bir müddet uğraşmaları gerekecektir.
‘All Alone Am I’ (1962) (Manos Hadjidakis / Arthur Altman).
Delikanlı, sevdiğinin yoksul sokağında.
Aydın; “Dur, Kiraz.”
Kiraz; “Ne istiyorsun benden?”
Aydın; “Seni… Seni alıp eve götüreceğim.”
Kiraz; “Ama ben o bildiğin Kiraz değilim. Görüyorsun işte işportacı, berduşun biriyim.”
Aydın; “Ne olursan ol, kim olursan ol seni seviyorum… Seninle evlenmek istiyorum.”
Kiraz; “Sen aklını peynir ekmekle mi yedin? Koskoca Akay ailesine işportadan gelin götürülür mü?”
Aydın; “İster işportada ister çöplükte ol gene de seni, yalnız seni isterim.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Filiz AkınKiraz
Kartal TibetAydın
Feri CanselOkşan
Hüseyin BaradanPalabıyık Ömer
Hulusi KentmenHacı Hayrullah Akay
Necdet Tosunİşportacı Tosun
Mümtaz EnerKiraz'ın Babası
MorisPire Mehmet
Arap CelalKahveci
Zeki SezerHulusi
Nevin AkkayaFeri Cansel Seslendirmesi
Agah HünHulusi Kentmen Seslendirmesi
Adalet CimcozFiliz Akın Seslendirmesi
Sadettin ErbilHüseyin Baradan Seslendirmesi
Gülen KıpçakAynur Aydan Seslendirmesi
Zafer ÖnenSeslendirme
Hüseyin SalıcıGemideki Görevli
Kemal ErgüvençHulusi Kentmen Seslendirmesi
Abdurrahman PalayKartal Tibet Seslendirmesi
Ahmet AçanNikah Memuru
Aynur AydanHayrullah'ın Sekreteri
Faik CoşkunMahalleli
Timuçin CaymazSeslendirme
Toron KaracaoğluNecdet Tosun Seslendirmesi Künye
Yorumlar
Filiz Akın'in diğer filmleri
2011Gün Akşam OlduDram, Aile★ 7,6
1995Adana - ParisBelgesel★ 7,9
1989Geçmiş Bahar MimozalarıDram, Psikolojik★ 8,8
1988Bir yudum insan-Ayhan IşıkBelgesel★ 7,8
1977Le RicainMacera★ 8,7
1975Tatlı Cadının MaceralarıKomedi, Duygusal, Macera★ 8,3
1975Babaların BabasıKomedi, Macera, Aksiyon★ 8,3
Necdet tosun, hulusi, huseyin, kartal bir arada. Galata Koprusu'nde seyyar satıcılık yapıyorlar. Sultanahmet'te de. Oraları görmek de güzeldi. 1969 yılına ait bir istanbul. Vapura bedavaya binmeleri de güzeldi. Ama seyyar satıcıları dolandırmaları hoş değildi. Belediye memuruymuş gibi. Ve simitçiden çalmaları da. Ve diğer seyyarlardan. Kendi gibi fakir, emekçi insanlardan. Londra'da ameliyat 50 bin. Yol, konaklama gibi giderler bedava mı yani :) 50 bin verip direk yolladılar. Yol, konaklama vs ile en az 75 olur bence :) Sırf barda çalışıyor diye ayırmak istiyorlar ve bir aşkı bitiriyorlar ve yok ediyorlar. Hoş değil. Hatta kaçırıyorlar da. Bogaz manzaralı ev bayağı iyi. Bahçesinde oturup tüm bogaz i görebiliyorlar filan sallanan sandalyede. Film boyu arka plandakiler kameraya filan bakıyor. Birisi hatta aynı karakter, sahne arkası görevlisi mi nedir habire çıkmış arka planda. O biraz sinir bozdu :D Turkan soray in benzer bir filmi vardı. kenarin dilberi olabilir. Orda da yerine geçiriyordu. "Ford olsun çamurdan olsun." diyor otobüse yetişmek için duran kamyonet sonrası. Sonrasında da otobüse yetişme karşılığında önce bin, sonra beş bin, on bin vereceğini söylüyor. Kamyonet arıza yaptığında hulusi necdet i itiyor, necdet ise kamyoneti. Filmin sonları bayağı eğlenceliydi. Tren sahnesi filan. Klasik erler film işte. Fazla kötülük olmayan, mutlu sonla biten film :)
Zafer Önen filmde Moris i(Pire Mehmet) seslendirmiştir
Eski istanbul Sultanahmet Süleymaniye Camiileri ve kız kulesini görebileceğimiz bir film. Film genel manada eğlenceli izlerken insanı güldüren bi yapım . Abdurrahman Palay bu filmde bir kaç kişiyi seslendirmiş ve genel olarak seslendirme kadrosu kaliteli bi film.
İlk Sevda Çiçeğini izlemiştim o zamanlar Gökhan Özen hayranı olarak. Sonra bu filmi bir televizyonda yakalayıp benzerliğin farkına varmıştım. Şimdi seneler sonra bir Kartal Tibet hayranı olarak tekrar izlediğimde müthiş keyif aldım. Hulusi Kentmen filme ayrı bir neşe katmış. Filiz Akın'ın oyunculuğu gerçekten üst seviyede ve aynısını Kartal Tibetin yakışıklılığı için söyleyebilirim.
Benim için zayıf bi film. Hele finaldeki o uzun araba sahnesi yok mu, saç baş yoldum. Feri Cansel'in cüretkarlığı harici fiyasko
aşırı klişe sahneler olsada baştan sona izledim. filiz akın,mümtaz ener ve moris'in varlıkları filmi az da olsa beğenmeme neden oldu.
Kahkaha atıp yarılabilirsiniz bu Filmde gerçektende çok güldüm Ve eğlendim bu Filiz Akının ve Kartal Tibet’in bu Filminde. Filiz Akın işportacı rolünde çok başarılıydı. Hulusi Kentmen çok komikti ayrıca. Kirazın Okşanı patakladığı sahne çok komikti ayrıca.
Kesintili halini bile keyifle izlediğim ve uzun çabalar sonucu full haline ulaştığım, hayran olunası film...Feri Cansel'in, Hulusi Kentmen'in önündeki striptizini yok sayarsak tabi...
Bu filmdeki oyunu için Kartal TİBET & Filiz AKIN'ı sizede şapka çıkartılır diyor, tonton pos bıyık Hulusi KENTMEN ile Feri CANSEL'i iyi ki, sizlerde yeşilçamda varmışsınız... zevkle izlenebilir olan sayılı arşivlik filmlerden bir tanesi
Erler filmin en güzellerinden Filiz'le Feri'nin güzelliği dillere destan bu filmde.
kartal tibet ve filiz akinin iyi filmlerinden izlenir
filmin eglenceli tarafi var.. hatta feri cansel i tebrik ediyorum stritptiz yaparken cok soguk kanli duruyordu...meger ben bu filmi daha önce izelemimisim malesef..ayni zamanda o yillarin hit sarkilarinida dinlemek mümkün..hatta ben bir sarkida erol büyükburcun söylediginin kanatindeyim
özelikle kavga sahnesi süperdi feri canselin filiz akına tokat atması aslında filmde fer cansel başrolde oynamalıydı bence...
harika bir filmgerçekten ama bu film de feri cansel filiz akın dan daha iyi oyunculuk çıkarmış
evet güzel bir film ama son yarım saatine rastladım.
BU FİLM İÇİN: "Kartal TİBET & Filiz AKIN'A" 'size şapka çıkartılır! 'Tonton pos bıyık, "Hulusi KENTMEN'E" eh! sizden gayrı, sinemamız da! öksüz kaldı be! diyorum. zevkli izlencesi olan, arşivlikte bir film doğrusu...
aslında guzel bır fılm ama sonlarda bıraz uzatmak ıcın kasmıslar sanırım bıraz sıktı sonu ama sevımlı bır fılmdı =)
oğlunu bar kızıyla evlenmekten vazgeçirmek istersen daha sonra işportacı bir kıza aşık olmasını engelleyemeyen bir babanın ve çevresinde yaşananların anltıldığı bir film..izlenmeye değer...
süper filmdi.çok eğlenceliydi.
İşportacı Kiraz ile zengin Aydın ın aşkı.Kiraz Aydın ı sewdiği halde Aydın ilk başta onu istemeyecek ancak o da Kiraz ı sewdiğini anlayınca ikili sonsuza dek beraber olurlar