Yeraltı Peygamberi
Un prophète
Malik Djabena altı yıl hapis cezasını tamamlamak üzere bir Fransız hapishanesine kapatıldığında ne okuması ne yazması vardır. Henüz 19 yaşındaki bu kimsesiz yeni mahkum, hapishanedeki diğer mahkumlara göre çok çelimsiz ve kırılgandır. Hapishaneye şöyle bir bakınca, bambaşka kökenlerden insanlarla dolu bu mekanın hangi ülkede olduğunu tahmin edebilmek çok zordur.
Arapların ve Korsikalıların yoğun olduğu hapishaneyi yöneten Korsikalı çete lideri, Malik’i köşeye sıkıştırır ve ona bazı “görevler” verir. Malik, görevlerini yerine getirdikçe sertleşip güçlenir ve liderin güvenini de kazanmaya başlar. Fakat Malik cesur ve uyanık bir gençtir; hapishane hiyerarşisi içerisinde yavaş yavaş yükselirken kendine ait bazı planlar da geliştirir.
Cannes Film Festivali’nde Büyük Jüri Ödülü kazanan Yeraltı Peygamberi, tutkulu, derin ve çok etkileyici bir sinema başyapıtı. Baba serisi gibi, yeraltı dünyasının karanlık ve kasvetli labirentine dalıyor ve orada gördüğü hiçbir şeyi saklamıyor. Sight & Sound dergisi tarafından 2009’un en iyi filmi seçilen Yeraltı Peygamberi, sinemanın gücünü ispatlayan filmlerden.







.jpg)









Bana kalirsa 2 bucuk saatlik anlatimi ile oldukca sikici bir filmdi.Akici olmayan dialog ve cekimlerin icinde yok olmus.Fransiz filmlerinden uzak durmam gerektigini bir kez daha anladim.
Filmlerin konusunu okursunuz, yönetmen ve oyuncusuna bakarsınız, izlemeye karar verirsiniz ve bazı beklentiler içine girersiniz.. Bazen seçtiğiniz film başladıktan sonra yaklaşık 5 dakika içinde, oturduğunuz koltuğa, uzandığınız kanepenize şöyle bir daha, daha özenli bir şekilde kurulursunuz, ekrana veya perdeye kilitlenirsiniz.. Çünkü tarz olarak beklentilerinizi karşılayacağı, hoşunuza giden bir anlatım tarzına sahip olduğu muhtemelen bu 5 dakika içinde belli olur zaten. Tabii arada sizi yanıltanlar da çıkabilir. Yani bir süre sonra "bozan" filmler de yok değil kesinlikle. Ancak "Un Prophete" bunlardan biri değil. Anlatım tarzı ve oyuncuların doğallığı çok başarılı. Olaya dini bir taraf olmadan bakarsanız nasıl inançların ve düşüncelerin suç için rahatça kullanıldığına şahit oluyorsunuz. Görece uzun süresi, akıcı ve gerçekçi anlatımı sayesinde çabuk geçiyor. Zaten dediğim gibi, şöyle bir su içmeye bile yaklaşık ilk saatin sonunda kalkmak aklınıza geliyor. Özellikle karakterin gelişimi gerçekten çok güzel işlenmiş. Yakın dönemde "Pas ve Kemik" ile adını tekrar hatırlatmıştı yönetmen Audiard. Yine son dönemde kendisini hatırlatan bir başka isim de "Le Passe" ile Tahar Rahim. Bu filmi de tek başına götürüyor. Ayrıca Cesar Luciani rolünde Niels Arestrup da gerçekten ayrı bir hava katmayı başarmış. Aslında çok yeni veya çok orijinal olmayan bir hikayenin ve karakterlerin, sade ancak etkileyici bir anlatım sayesinde çekici olduğu bir film. Yani bambaşka bir suç filmi hayal etmeyin. İzlediğinize pişman olmayacaksınız. Ortalamanın üstünde, felsefesi olan bu film çok daha başarılı olabilirmiş, bazı sahneler birbirinin tekrarı ve benzer, bu da hapishane de konunun kısıtlı olmasından geliyor. Fransız ve İtalya sinemasının ortaklaşa iyi bir örneği. Suç konulu filmler arasında ilk üçe rahatlıkla girebilecek sürükleyici bir senaryo..
kesinlikle harika bir film senaryosu ile oyuncu kadrosu ile cok iyi