Cennetin Çocukları

Bacheha-Ye aseman / Children of Heaven

YönetmenMajid Majidi
Yıl1997
Süre89 dk
TürDram, Komedi, Aile

Ali, kardeşi Zehra'nın ayakkabılarını tamirciden getirirken kaybeder. İki kardeş bir çift ayakkabıyı nöbetleşe kullanmaya başlarlar. Ali okulda düzenlenen yarışmaya katılır. Üçüncü olup kazandığı spor ayakkabılarını kardeşine vermek istemektedir.

Kadro

Oyuncular

6 kişi
Yapım

Künye

YönetmenMajid Majidi
SenaryoMajid Majidi
Görüntü YönetmeniParviz Melekzade
Sinemaseverler

Yorumlar

10 yorum
Tuba.Artan9 Ekim 2017

Benim gibi hassasiyeti yoğun olanlar için fazla duygusal ve yürek yakıcı...

MGUNAY3 Ağustos 2017

Ali kız kardeşinin kundura tamircisine verdiği ayakkabısını kaybeder. Ailesinin fakir olması nedeniyle büyüklerine söyleyemez. Ayakkabı nöbetleşe giyilir. Mecit Mecidi'nin izlediğim ikinci filmi muhteşemdi doğrusu.

serdardemirkiran2 Nisan 2017

“Üçüncü oldum mu?”. Masumiyetin, çaresizliğin, kederin masalsı hikayesi…Film, bir kız çocuğu ayakkabısının tamiriyle başlıyor. Tamir edilen bu ayakkabıyı alan Ali’yi tanıyoruz, tamir edilen ayakkabının kız kardeşi Zehra’nın tek ayakkabısı olduğunu, eve alışveriş yaparken kardeşinin ayakkabılarını kaybetmesiyle de öyküye dahil oluyoruz. Konusunu anlatmakta bir sakınca görmüyorum çünkü filmin büyülü atmosferi konuda değil, anlatım biçiminde ve müthiş oyun performanslarında. Ancak yinede çok detay belirtmişsin diyenler olabilir diye filmi izledikten sonra yazımı okumanızı öneririm. Ali eve geldiğinde kardeşi Zehra hemen ayakkabılarını sorar, Ali onları kaybettiğini ama bulacağını söyler. Zehra okula nasıl gideceğini sorar ve babama söyliyeceğim der, Ali, “söyle ama babam ne kadar üzülecek, sana yenisini alamayacağı için” der. Baba gelirini arttırmak için her işi yapmaktadır. Cami hocasının verdiği topak şekerleri kırarken, çay getiren kızı Zehra’ya “şeker getirsene kızım” der, kızı “önün şeker dolu baba” dediğinde “Onlar caminin, bize emanet verildi” diyecek kadar dürüsttür.Akşam ders çalışırlarken defter sayfasında birbirleriyle yazışırlar, fısıltıyla konuşarak, hasta annesi ve babası duymasın diye. Karar verirler, Ali’nin tek spor ayakkabısını birlikte giyeceklerdir. Ali’nin kardeşinin bitmiş küçük kalemini görüp, yerine kalemini vermesi duygu yüklüdür. Zehra kendi ayaklarına büyük gelen ayakkabıyı giyip okula gider, öğlen ders bitiminde koşarak ayakkabıları abisi Ali’ye yetiştirir. Ali ayakkabıları giyer terlikleri kardeşine verir, bu her gün böyle sürer. Bir seferinde ayağına büyük ayakkabıyı su kanalına düşürmesiyle Zehra gibi bizde nefes nefese kalırız, onun kadar ürpeririz. Ama bu değişim nedeniyle Ali sürekli derslere geç kalmaya ve kapıdaki görevli öğretmene yakalanmaktan kurtulamaz. Okuldan atılma durumuna gelir. Öğretmeninin neden geciktiği yolundaki sorduğu sorulara parmak kaldırarak cevap vermesi gözünde biriken yaşlar bizide duygulandırır. Bir gün Zehra kaybolan ayakkabılarını bir başka kızın ayağında görür, çocukça bir kıskançlıkla takip eder, evi öğrenir sonrasında abisi Ali ile gelirler ama onları bile şaşırtan bir olayla karşılaşırlar.Abi kardeşin gösterdiği olgunluk hepimizi şaşırtır. Okulda bir koşu yarışı düzenleneceğini duyan Ali önce ilgilenmez ama üçüncülük ödülünün bir spor ayakkabı olduğunu öğrenince, başvuru süresi geçmiş olan yarışa katılabilmek için hocasına adeta yalvarır. Ayakkabıları kardeşi Zehra için kazanmak istemektedir. Ali ile babasının bir bisikletle şehrin zengin semtlerinde bahçıvanlık ve ilaçlama yapmak için dolaştıkları sahneler, Vittorio De Sica’nın 1948 yapımı “Bisiklet Hırsızları” filmini hatırlatmaktadır. Film, İran’ın Yabancı Dilde En İyi Film Oscar Ödülü'ne aday gösterilen ilk filmdir. Ancak ödülü Roberto Benigni'nin yönettiği İtalyan filmi Hayat Güzeldir'e (La Vita e Bella) kaptırmıştı. Öncelikle bu filmi bu kadar geç izlediğim için kendimi suçluyorum. Duygu sömürüsüne gitmeden bu kadar içten anlatım ve oyunculuklar kaç filmde var. Filmin çocukların gözünden ve onların içten duygusal bakış açısından anlatılması, büyüdükçe insanların çocuklar kadar içten ve doğal olmadığını onlar kadar sevgisini göstermediğini görmekte bizi rahatsız ediyor. Ali’nin kardeşi için çırpınışını görmek, ona bir ayakkabı almak için gösterdiği çaba gözlerimizde yaş biriktiriyor. Film bize kendimizi sorgulamamızı sağlaması açısından da takdire şayan, eski diye giyilmeyen tüm ayakkabılarımı, elbiselerimi ihtiyaç sahiplerine verilmek üzere ayırıp, sabahtan ilgili kurumun deposuna teslim ettim. Bundan sonrada kendime ihtiyaç fazlası alım yapmamaya, çevreme daha dikkatli gözlerle bakıp, ihtiyaç sahibi kişilere yardım etmeye söz verdim . Aksini düşünmek veya bir şey yapmamak insanı rahatsız ediyor. Film, hepimize ayna tutuyor. Aslında ne çok şeye sahip olduğumuzu ve daha fazlasını istemek yerine sahip olduklarımıza şükretmemiz gerektiğini. Bu filmi mutlaka izleyin, izlememişseniz benim gibi geç kalmadan hemen izleyin. Bu kadar içten anlatıma sahip bir film çok zor bulunuyor. Yönetmen müthiş bir işe imza atmış, film değil adeta gerçek bir olayı izliyormuş gibi oluyor insan. Ve kalbimizi ellerinin arasına alıp, sıkıp bırakarak resmen kalbimize işleyen ve rahatsız eden bir öykü anlatıyor. Çok ama çok iyi bir film olduğunu tekrar belirtip, herkesin bu müthiş çarpıcı filmi izlemelerini öneririm…

by_yeti2 Nisan 2016

Kardeşliği ve yoksulluğu anlatan en etkileyici film... Ağlamamak elde değil. Oyuncular çocuk olunca daha da güzel bir yapım ortaya çıkmış. Ancak IMDB de puan çok düşük. Bana göre 9.0 olmalı.

Yuxel190725 Ocak 2013

İranlı rejisör Macid Macidi'nin Muhteşem bir filmi.. Film, o kadar gerçekçi, samimi ki kendinizden geçiyorsunuz. Filmde ağlamamak adeta imansız gibi.. En iyi Yabancı Dille Çekilmiş Film Oscar'ında finale kalmış; ancak Oscar ödülünü o dönemin popüler filmi Hayat Güzeldir'e kaptırmıştı..

b.nur17 Ağustos 2011

izlerken yüreğinizin sızladığı, sonunda gözyaşlarınıza hakimiyetinizin kalmadığı bir film...

emre841 Ağustos 2011

Mutlaka izlenmesi gerekilen bir film tavsiye edilir

capone16 Temmuz 2009

Ali manavda alışveriş yaparken kardeşi Zehra'nın ayakkabılarını kaybeder.Fakir bir aile oldukları için kendi aralarında anne ve babalarına haber vermeden bir çözüm üretirler.Kardeşi Zehra sabah okula giderken Ali'nin ayakkabılarını giymekte okul dönüşünde ise Ali belli bir yerde bekleyip Zehra'nın ayakkabılarını getirmesini beklemektedir.Çok güzel bir film.İran sinemasının en iyi yapımlarından.Film 98 yılında en iyi yabancı film Oscar'a aday olmuştu.Filmi izlerken gözlerinizin yaşardığı anlar olucak.Mutlaka izleyin

zhk10 Temmuz 2009

çocuk dünyası, çocuk duyarlılığı, bir mahalle yoksulluğu bu kadar mı güzel anlatılır. kaç yerinde ağladım. ne kocaman yürekli çocuklar onlar. bir ayakkabıyı nöbetleşe giyen, yoksulluğu paylaşan, kirasını ödeyemeyen ama hasta komşusuna bir tas çorba gönderen, caminin şekerlerinden bir adedini bile boğazlarına girmesin diye çaba gösteren yoksul insanlar. ve şehirde zengin mahalleleri... hani dedeyle torun olmasa, insanlık taşrada, yoksul insanların hayatında kalmış dedirten zenginler. özellikle iran sinemasını merak edenler için iyi ir başlangıç filmi.

raskolnikov19@hotmai10 Nisan 2009

İRAN SİNEMASININ DEĞERLİ YÖNETMENLERİNDEN MACİD MACİDİNİN İSMİ DÜNYADA DUYULAN  GÜZEL FİLMLERİNDEN.

Yorum yaz

Benzer

Mohammad Amir Naji'in diğer filmleri

Filmografi →