Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi
Nosferatu, Eine Symphonie Des Grauens
Nosferatu 1922 yılında Almaya'da çekilen, Alman Dışavurumculuğu akımının başyapıtlarından biri sayılan ve korku sinemasının sayılı klasiklerinden olan bir korku filmidir. F. W. Murnau'nun yönettiği filmde Max Schreck, vampir kont Kont Orlok rolündedir. Filmin orijinal Almanca adı Nosferatu, eine Symphonies des Grauens yani Nosferatu, Bir Dehşet Senfonisi'dir. Film 1921 yılı ile 1922 yılı arası çekilmiştir.
Film, Bram Stoker'ın Drakula romanının bir uyarlaması olduğu ve telif ödenmeksizin yapıldığı için yayından kaldırılmıştır. İzinli olarak ilk Drakula filmi 1931 yılında çekilmiştir. Nosferatu filminde Bram Stoker'ın filminden farklı olarak vampir kontun adı Orlok'dur. Bram Stoker'ın Drakula'sında ise vampir kontun adı Drakula'dır.
Oyuncular
Max ScheckKont Graf Orlok
Gustav Von WangenheimHutter
Greta SchröderEllen Hutter/seine Frau
Alexander GranachKnock
Georg H. SchnellWestenra (Hutter'in Arkadaşı)
Ruth LandshoffLucy (Westenra'nın Eşi)
John GottowtProfesör Bulwer
Gustav BotzProfesör Sievers
Max NemetzKaptan Demeter
Wolfgang Heinz1. Gemici
Albert Venohr2. Gemici
Eric Van Viele3. Gemici 
Pek çok vampir filmine yıllarca ilham kaynağı olan film, bu alt korku türünün başlangıç noktası olarak gerçek bir klasik.
<p>"Edilgen ruhlar her zaman kaybetmeye mahkumdur."</p><p>Siyah beyaz ve sessiz sinema döneminin belki de en yenilikçi filmi olarak gösterilen "Nosferatu, eine Symphonie des Grauens" korku ve ürkekliği ustaca anlatıyor. Filmi 15 sene önce izlemiş olmama rağmen Vampir Kont Orlok (Max Schreck- Graf Orlock)"un soğuk, cılız ve ürkütücü halini unutabilmiş değilim. Kurbanlarını avladıktan sonra kameraya yansıyan donuk bakışları da çok manidar.</p><p>Vampir Kont Orlok"un; Hutter(Gustav von Wangenheim)"in karısı Ellen(Greta Schröder)"in ısırmak için yanına yaklaştığı sahnede, bir han kapısını andıran gizemli kapının açılıp, vampirin dişlerinin göründüğü an ve kadını kaplayan korku, ses ve renk ögeleri olmadığı halde insanı gerçekten ürperten en güzel sahneydi diyebilirim. Yavaş yavaş ilerleyen kana susamış bir vampir. 1922 yılı için de ısırma ve kanama sahnelerinin gayet başarılı olduğunu söyleme gerek.</p><p>Kendinden sonraki yüzlerce vampir ve drakula temalı filme örnek teşkil eden bu filmin seviyesine çıkabilen bir kaç film dışında fazlaca film olmadı. Yapılanlar sadece birer tekrar filmi olma özelliğini geçemediler.</p><p>Pek çok sinema unsurunun zaman dilimi olarak mecburen yer almadığı filmde karekterlere ustaca giydirilen makyajın da başarını yadsımamak gerek. İri kulaklı, patlak gözlü, aç vampir tasvirinde karaktere uygulanan tonlar yine de siyah beyaz sinema tekniğini aşan mahiyette.</p><p>Alman sinema geleneğinde yapılan korku-gerilim filmlerini tek geçtiğim için bu müstesna filmi tıpkı Klaus Kinski filmleri gibi özel bir yere koyuyorum. Hiç yapılmamışı yapmak her zaman zor ve risklidir. Bu nedenle zamanını aşan rakipsiz bir film.</p>