Soldaki Son Ev
The Last House on the Left
Wes Craven in 1972 tarihli ilk filmi, The Last House on the Left (Soldaki En Son Ev) yeniden geliyor. Filmde, bir dağ evinde geçirilecek bir kaç güzel gün Collingwood ailesi ve özellikle kızları Mari için çok ilgi çekici bir fikirdir. Mari burada tanışacağı Paige ile güzel bir dostluk kurar ve çekingen Justin ninde onlara katılmasıyla küçük bir arkadaş grubu edinen Mari için herşey güzel başlamışken, o ve arkadaşları için aynı güzellikte devam etmiyecektir.
Kanun tanımaz bir çetenin iki genç kızı kaçırması ve Mari yi kaçmaya çalışırken vurması üzerine olay farklı bir boyut kazanır, genç kızın öldüğünü sanan çete üyeleri, civarda sığınacak bir yer ararken, farkında olmadan, Collingwood ailesinin evine sığınırlar. Aile kızlarının başına gelenleri farkettikten sonra, artık kurallar değişecektir. avcı av, av da avcı konumundadır artık.


















İlk başlarda normalmiş gibi ilerleyip daha sonra gerilim ve aksiyonun dozunu arttıran senaryosu ve oyuncuların gösterdiği performanslar bakımından başarılı ve heyecan verici bir film olmuş.
İlk başlarda normalmiş gibi ilerleyip daha sonra gerilim ve aksiyonun dozunu arttıran senaryosu ve oyuncuların gösterdiği performanslar bakımından başarılı ve heyecan verici bir film olmuş.
Kurgusal anlamda 1972 yılında çevrilenden daha iyi ve geliştirilmiş senaryosu ile ön plana çıkıyor. Keza bu sefer amatör değilde profesyonel oyuncular ile çalışmanın yararı görülmüş. Bir tek Mari'nin babasını oynayan zatı rolüne yakıştıramadım. Aaron Paul "Breaking Bad" dizisinde kazandığı tecrübeyi buraya yansıtmış. Sara Paxton güzelliği ve masumiyeti ile 1972'nin Mari'si Sandra Peabody(Cassell) den daha alımlı gözüktü. Bu sefer bütçe ilkindeki komik rakam olan 90 bin $ değilde 15 milyon $ olması yapımın Güney Afrika'da ki elverişli sayfiye bölgesinde çekilmesine vesile olmuş. Çoğunluğun sitem ettiği tecavüz sahnesi gerçekten insana sıkıntı verecek derecede uzatılmış. Belki de Mari'nin ebeveynlerinin intikamında biz izleyicilere bir sus payı olabilecek mesajda olabilir. Rahmetli Wes Craven bu sefer yapımcı olarak filme destek vermiş. Seyrettiğinize pişman olmayacağınız türden..
Temposu iyi bir korku gerilim filmi yabancı düşmanlığı ve öteki korkusu üzerine yapılmış iyi filmlerden biri sürükleyici heyecanlı bir film gerçekçi hikayesi ile izlemeye değer iyi bir film.
Basit konusu olan kalitesiz bir yapım.
Hayatımda izlediğim en saçma filmlerden biri.Nedir yani bekliyorsunuz bekliyorsunuz,sonlarda bir şeyler açığa kavuşmak gibi,keşke sonlansa, o da yok. Yazık olmuş o kadar masrafa...
Bu filmde melek yüzlü insanlara bir bakıyoruz şeytan oluvermiş kötü amcalarda şaşırıyor tabii.. Korku filmlerine güzel bi bakış açısı getirmiş... :) Geren bir film. GErilim tutkunlarına duyrulurrr ...
ilk versiyonunu izlemediğim için ikinci versiyonunun gerilim-sever bünyemi ziyadesiyle memnun ettiği film. izlerken rahatsız oldum, gerildim, ateşim çıktı, daha ne isterim?! bir de finalde çalan müzik neyse bayıldım.
Arkadaşların dediği gibi konu bildik türden.Ama yinede olayların geçtiği ortamlar farklı,oyuncuların oyun yetenekleri farklı.Yinede sıkmadan izlenebilecek türden bir film.
bu ve benzeri yapımları çok izlediğimden midir nedir bilmem ama çok klasik geldi bana. çok göze batan bi film olmasına rağmen -reklamlar nedeniyle-, hiç olmamış. para verilip sinemada izlenecek film diil kesinlikle. verdiğiniz paraya yazık diycem ama artık veren vermiştir, sanırım gösterimden düştü çünkü :))
<p>Konu bildik türden: Av iken avcı olmak ve çevreye ölüm kusmak. Ölüm şekilleri de bildik türden: Parçalayarak, İşkence yaparak ve yavaş yavaş... Ancak filmin finalinde klişeleri bozan bir fark var: Nefret edilen kötü kurban, önce felç ediliyor sonra da mutfaktaki fırının içine sokulup beyni patlatılıyor. Bu biraz ilginç işte.</p><p>Sadie(Riki Lindhome)"nin tüm pervasız hallerine rahmen, filmde çizdiği vamp kadın imajı ile bu kötü yapımda ziyan olduğunu söylemem gerek. Filmde genelde yarı çıplak dolaşan, kızlara sulanan, tecavüzde yardımcı olan ve ölüme son nefesine kadar direnen bu güçlü karakterden nefret etmek ve ontan tiksinmek için kendimi çok zorladım ama deli saçması filmin belki de kurtarıcı tek unsuru Sadie'ydi.</p><p>39. Dosya, New Moon ve Kara Büyü gibi yapımları izlemek için şu an pusuda bekleyen korku ve gerilim fanları, sırf kahvaltılık niyetine bu filmi izlesinler. Çok fazla beklentileri varsa karın doyuracak türden bir film hiç değil.</p><p>Koca sinemada filmi çok özel arkadaşımla birlikte sadece ikimiz izlediğimiz için, filmden geriye kalanlar; film boyunca salonda attığımız kahkahalar ve yaptığımız yorumlar oldu. "Sinema kapatmak" gibi bir niyetimiz olmasa da gelişen bu arızi ve keyifli durum, film boyunca ruhumuzu çok okşadı, bunu inkar edemem...</p><p> </p>
Sıradan bir gerilim filmi ama izlemekte sakınca yok çok fazla vaktiniz varsa izleyin kesinlikle :) ama az vaktiniz varsa kaliteli yapimlara yönelmenizi tavsiye ederim .
kötü bir çekimini izlemiştim.daha iyisini buldum ve tekrar izledim.kesinlikle sinemada para verip de izlencek bir film değil.2009 senesinde bile hala 1980 yapım korku filmlerinin konsept ve konusunda gerçekleşiyor herşey.digerlerinden farklı kılan bir şey yok ve sıradan bir gerilim filmi olmaktan öteye gidemiyor.ailece ormanda kamp yapmaya gidilir ve sonrası....sonrasımı?? işte bildiğiniz konular...bilmem başka bir yazmaya gerek varmı?
avcı iken av konumuna düşen çetenin,kızları kaçırılan ailenin eline düşmesi sonucu çeşitli işkencelerle karşılaşırlar.başlangıçta sıradan bir konu üzerine gelişen film 2.yarıdan itibaren farklı bir hal alıyor.