Bir Demet Menekşe
‘The Godfather Waltz’ (1972) (Nino Rota). ‘Küçücük bir terzi kız’ Nesrin ile ‘fabrikatör’ Kenan Manizade. Ama aralarında, ne olmuş nasıl olmuşsa yaş, sınıf ve daha nice farkı ortadan kaldıran sevgi.
Nesrin; “Her şeyi anlatmıştım sana bir demet menekşenin büyüsüne kapılıp. Bu muydu insanlığın? (Yüzüğü uzatıp) Sizin malınız, hakkınız geçsin istemem.”
Kenan; “Dinlesen bağışlayacaksın.”
Nesrin; “(Artık kurumuş olan çiçekleri atarak) Benim için koparıldığı günkü kadar tazeydi bu menekşeler.”
Kenan; “Nesrin, dur Nesrin, seni seviyorum. Sensiz olamam, seni seviyorum Nesrin.” [Genç kız, (bizim gibi) gözyaşları içinde Tony Osborne’un ‘Incidentally’ 33’lüğündeki (1965) ‘Samson and Delilah’ (Suit : Prelude) (1949) (Victor Young) ile yollarda koşacaktır.]
‘Paola, 11099’. Mikis Theodorakis’in ‘State of Siege’ (1973) için yaptığı ezgi ‘Bir Demet Menekşe’ ve Nesrin’deki sadelik ile öylesine uyumlu ki.
Kısa süren çiçek görüntülerinden sonra Füsun Önal’ın şarkısında (Şanar Yurdatapan) (1975) “Binlerce, yüz binlerce//**//Hepsi yaşam derdinde” diyeceği ‘İnsanlar, insancıklar’ arasına karışıveriyoruz.
O kalabalıkta bir genç kız. Nişantaşı’ndaki Butik Candan’da çalışan Nesrin. “Terziyim, daha doğrusu dikişle kazanıyorum hayatımı.” (‘Terziyim’ demeyi bile bir böbürlenme saydığından, sonraki cümle ile bunu yumuşatmaya çalışıyor.) Kuyumcu Yakup Amca’nın “Modası geçti böyle şeylerin. Eski tıraş elmas.” dediği yüzüğü satmak istiyor. “Annemin yüzgörümlüğü. Almanya’ya gideceğim. Para lazımdı. (Nesrini seslendiren Nevin Akkaya, ‘lazımdı’ derken ayı biraz fazla vurguluyor) Denkleştiremedik bir türlü.”
“600 lira eder bu. O da güzel hatırınız kırılmasın diye.” Böyle konuşarak genç kızı biraz üzen Yakup Amca, filmin sonlarına doğru Kenan’a söyleyeceği birkaç cümle ile onların beraberliklerinde etkili olacaktır.
Dükkânda misafir olarak bulunan Boya Fabrikası sahibi Kenan Manizade; “Bakabilir miyim yüzüğünüze? Güzel bir yüzük. Bana satar mısınız? Bin 500 liraya alırım.” Nesrin gittikten sonra, kahve (Yakup Amca’nınki tabağa damlamış) eşliğindeki sohbetleri sırasında, Kenan sanki yüzüğü değil genç kızın yüreğini tutuyor gibi.
O gün, güvercinlere yem verirken tekrar karşılaşırlar. (Tabaklara yem dolduran âmâ kadın aklımızdan çıkmıyor.) Rıfat Ilgaz’ın ‘Güvercinim Uyur mu?’ (1974) şiirini anımsamamak elde mi; “Sömürgen cami güvercinleri sizin olsun//**//Kuş dediğin Piyerlotisiz yaşamalı//Adaksız avlusuz şadırvansız//Buluttan süzmeli suyunu//Kuşçular çarşısında tüy dökmemeli.”
Arabası ile çalıştığı butiğe bıraktığı genç kız, Kenan için (iyi ki kaza yapmadı, yoldan çok Nesrin’e bakıyordu çünkü) fabrikasından da, çevresinden de önemli olacaktır. [İlişkilerinde önemli bir yeri olan ve kime ait olduğu harflerinden anlaşılan ‘34 KT 417’ plakalı beyaz Mercedes’i ‘Beklenen Şarkı’ (1971) filminde de görmüştük.] Yakup Amca’nın sözleri; “Aşk bu, yol yordam bilmez.”
Filmin ortalarına doğru Kenan “Seni seviyorum Nesrin” diyor. Ama o sahneye kadar bu cümleyi, değişik biçimlerde o kadar çok söylemişti ki; “Sen olmayınca hiçbir şey olmuyor sanki.”
İkisi de (Kenan “Büyük işadamı oynamaktan usandım artık” dediği varsıl; Genç kız ise “Her gün ölüyorum buralarda” dediği yoksul) çevrelerinde mutsuz.
Nesrin nişanlısından ayrılmış. “İlk aşk, insan sevip sevmediğini bile hissedemiyor”. Almanya’yı kurtarıcı gibi görüyor. “Gidersem her şey değişecek. (Nişan bozulmasaydı, belki de Kenan’la tanışamayacaktı.) [Yüzüğü Halil’e geri verişini ‘La Course Du Lièvre A Travers’ filminin (1972) aynı adlı melodisi (Francis Lai) ile izliyoruz.]
“Kalabalığı sevmiyorum” diyen Nesrin’le “Başka bir insan olmak isterdim. Çoğunlukla kaynaşmış insanlardan” diyen Kenan’ın ilişkileri öylesine çıkarsız ki, film boyunca yalnızca bir demet menekşe armağan edilir.
Yatalak annesi Aliye, evlenmemiş teyzesi Melahat, evlere şenlik dedikoducu komşuları Fatma, atölye arkadaşları Ayşe ve Sevim’le yaşayan Nesrin, babası öldüğünden ailesi için çok önemli. “Nesrin bizim her şeyimizdir. Evimizin direğidir. Ne kazansa babasının emekli aylığına katar. Geçinip gidiyoruz işte.”
Kenan ise ‘pek’ uyum sağlayamadığı karısı Banu (sigaraları bile farklı, O Samsun, Banu Kent içiyor) ve ‘hiç’ uyum sağlayamadığı Belkıs ve Taner gibi arkadaş çevresi ile yaşamak zorunda.
Bir gece (Nesrin’in doğum günü), Kulüp X’te, Onları dans ederken gören Belkıs’ın, durumu Banu’ya anlatması yalnızca Manizade ailesinin değil, kendisinin de arkadaşı ile ilişkisinin sonu olur.
1936’da, sevgilisi Simpson için tahtını terk eden İngiltere Kralı VIII. Edward gibi Kenan da sevdiğinin yanında yer alıyor. Harry Belafonte’nin şarkısı; “It was love, love alone//Caused King Edward to leave his throne.”
Yıllar sonra, içimizde Yakup Amca’nın sözleri. “Kötü çağda yaşıyoruz. Hepimizin hayatı kirli. Herkes kendi derdine düşmüş. Kimsenin kimseyi gördüğü yok. Sırt çeviriyoruz durmadan birbirimizde. Paraya açık gözlerimiz. Sen güzel bir insan bulmuşsun. Tertemiz bir kızcağız. Kıymetini bil Kenan Bey evladım. Sahip çık. Sahip çık ki, gelecek nesiller dürüstlüğü büsbütün unutmasınlar.”
Aliye Hanım’ın Nesrin’e Kenan için söyledikleri; “Çile Ocağı’na sığınanlar geri çevrilmez kızım.”
(Yazan: Murat Çelenligil)
Oyuncular
Hale SoygaziNesrin
Lale BelkısBanu
Muazzez KurdoğluNesrin'in Annesi Aliye
Güler ÖktenCandan
Reha KıralMelahat
Mualla SürerFatma
Yeşim TanSevim
Gülten CeylanAyşe
Kayhan YıldızoğluAvukat
Nubar TerziyanYakup
Günfer FerayBelkıs
Meral KurtuluşMelahat
Nermin ÖzsesKomşu
Şule Tınaz
ömer Karahan
Nilgün AtılganRol Adı Ekle
AltınselLeyla
Muammer GözalanBanu ile Poker Oynayan Adam
Şener ŞenPartideki Adam
Abdurrahman PalayKartal Tibet Seslendirmesi
Nevin AkkayaHale Soygazi Seslendirmesi
Ayşin AtavGüler Ökten Seslendirmesi
Rıza TüzünNubar Terziyan Seslendirmesi
Gülen KıpçakYeşim Tan Seslendirmesi
Kartal TibetKenan Manizade
Suna PekuysalMualla Süer Seslendirmesi
Altın SerLeyla
Altınser IlgazLeyla Künye
Yorumlar
Hale Soygazi'in diğer filmleri
2019VerdaDram, Duygusal, Macera
2015Kaderimin Yazıldığı Gün 2. SezonDram
2014Kaderimin Yazıldığı Gün 1. SezonDram
2012Kuzey Güney 2. SezonDram★ 7,6
2011Kuzey Güney 1. SezonDram★ 8,1
2010Nisvan - Tarihe Adını Yazdıran KadınlarDram, Belgesel★ 9,1
2009Bu Kalp Seni Unutur mu?Dram, Duygusal, Politik★ 8,9
2008Arka Sokaklar 3. SezonMacera, Aksiyon, Polisiye★ 7,3
Keşke Kartal Tibet Hale Soygaziye doğruyu baştan söyleseydi dedim hep filmi izlerken ama film kendince güzel tabiki.
Öncelikle yönetmen Zeki ÖKTEN'nin bir sinema başarısı Aynı zaman Roman Edebiyatı'nın başarılı bir kalemşörü Selim İLERİ'nin yeşilçama özgü bir senaryo uygulaması. Kartal TİBET & Hale SOYGAZİ çiftin beş filmde birliktede oynadıkları filmin için de en kıymetli "beşibiyerde" altın değer bu filmde onları bir daha izleyerek hayran oldum Sinema sevenleri bu müthişte filmi izletiler. Varolsunlar
Bu filmin dizi olarak yeniden çekilmesini çok isterdim zira konsept günümüze çok uyumlu...
Şahane bir film. Bu genç kızı, Hale Soygazi'den başka kim oynayabilirdi! Lale Belkıs, başka güzel. Kartal Tibet'in finalde, annenin yanındaki ezik oturuşu... Eskiden nişanlı olan bir kız...Nişanı atmış bir kız...Tam, çamurlu sokaklardan ve pencerelerden hayatını didikleyen teyzelerden kurtulmak üzereyken dönüp yeniden "arka oda"lara sığınmak... " Orada, güvercinler de olmayacak." "Bir haneye, bir kurban yeter." "Bir gün gülerek giremeyecek miyim bu eve!" "Çile ocağına sığınanlar, geri çevrilmez yavrum."
psikolojik bir film. senaryo selim ileriye ait. hayata küsmüş iki insanın yolları bir kuyumcu dükkanında birleşiyor. kısa süre bir aşk başlıyor ama arada engeller vardır. kartal tibet evli , hale soygazi nişanlısı tarafından aldatılmıştır hemde en yakın arkadaşıyla. ikiside hayattan zevk alamamakta bu esnada kartal haleyi görür tanır onu kendisine benzetir. hale ise yurdışına gitme planları yapmakta ama kartalla tanışınca fikri değişir. filmde lale belkıs paraya şöhrete ve en önemlisi dış güzelliğe önem veren vamp kadın rolünde ama sadece finalde kötülük yapıyor çünkü sonlara doğru bu aşktan haberi oluyor. filmde en güzel iki sahne şudur. biri lale belkıs bir köpek almak ister ona annelik edecem der kartal bi çoçuğumuz olabilirdi der oda beni aylarca emecek bir et yığınını ne yapayım der kartal da çoçuk yerine bir köpeğimiz olcak der patlatır espiriyi. ikinci önemli sahne ise mualla sürerin sokakta haleye dik yürü kızım damgalı insan mısın sen sahnesidir. film güzel ve tavsiye edebilirim..
benim için başyapıttır
Müthis bir film...Yesilcama kazandirilmis ender nitelikte kült bir yapim.Henüz 1973 yılı olmasina rağmen böyle bir duygusallik icttakdir şayan...
Tek kelimeyle o donem icin siradisi bir film. Yesilcamda klasik olarak nitelendirilebilecek bir konu gerek senaryo gerekse de reji anlaminda ortaya mukemmel bir film cikartmis. Izlenmesi gerekir.
1973 yapımı, zeki ökten'in bir iki sıradan yapımdan sonra gerçek anlamda sinemacılığını kanıtladığı, önemli ve özel filmlerinden birisidir. çekim yılı itibarı ile onlarca benzeri olan bir film bir demet menekşe. zengin ve yakışıklı fabrikatör, fabrikatörün yerli butiklerden giyinmeyen asilzade eşi, genç yaşta evin tüm yükünü sırtlanmış, fedakar ve bir demet menekşenin büyüsüne kapılıp gidecek kadar saf ve güzel kız, kaprisli sosyetik müşterilerine gösterdiği ilgi ve güleryüzün yarısını bile çalışanlarına göstermeyen sert mizaçlı butik sahibi kadın, butikte çalışan ve en büyük idealleri zengin bir koca "kafalamaktan" olan kenar mahalle kızları ve kenar mahallenin dedikoducu kadınları... evet, her şey çok aşina geliyor, "biz bu filmi daha önce izlemiştik" duygusu uyandırıyor izleyicide... gerçekten de ilk bakışta bir demet menekşe tabir-i caizse klişeler bataklığında yüzen bir film... ama izledikçe farkına varıyorsunuz ki bu film bir başka, bu filmin dokusu, duygusu farklı. klişelere yaslanmış ama ustaca manevralarla, ince detaylarla sıyrılmayı da biliyor. zengin ve yakışıklı erkek- güzel ve yoksul kız. ana çatı bu. biraz daha detaylandıralım. erkek, sermayedar ve kaymak tabaka mensubu; kız, emekçi ve kaymak tabakanın bakışıyla "kenarın dilberi" buraya kadarı sayısız filmde çeşitli boyutta işlendi, bu filmden sonra da işlenmeye devam etti. ediz hun'lu, engin çağlar'lı, türkan şoray'lı, hülya koçyiğit'li hafif ve derinliksiz yeşilçam melodramlarında bu çelişki, sığ bir boyutta ele alınmıştır.amaç, sınıf çatışmasına vurgu yapmaktan çok sınıf çatışmasının doğurduğu kimi melodramatik veya mizahi durumlardan malzeme çıkarmaktır. oysa, bir demet menekşe'de sınıf çatışması, çok belirgin ve çığırtkanca bir sol söyleme gerek duyulmaksızın sakin ve dengeli bir şekilde ele alınmıştır.(zeki ökten-selim ileri ikilisinin bir yıl sonra çekeceği askerin dönüşü filminde söylem daha sert ve radikaldir.) filmin başarısı altında yatan sebeplerden ilki tiplemelerin ait oldukları sosyal tabakanın gereği olarak ve gerçekçi bir biçimde çizilmiş olması. söz gelimi, kenan bey'in karısı ve bu tür rollerin alternatifsiz ismi banu yani lale belkıs. lale belkıs bu filmde; diğerlerinde olduğu gibi içi boş bir kukla, ömrünü kuaförlerde ve cemiyet toplantılarında geçiren, entrikacı bir kadın değil sadece... daha ayakları yere basan, daha kişilikli ve olgun bir kadın. kartal tibet, o çevrenin gözde bir erkeği gibi görünse de, özünde yozlaşmamış ve insani değerlerini yitirmemiş bir erkek.hale soygazi'nin canlandırdığı nesrin'i tanıyınca, onun masumiyetini hissedince kendi gerçeğini hatırlıyor, özüne dönüyor. yatalak anne tiplemesi de bilge bir kadın, askerin dönüşü filminde, selma güneri'nin kayınpederi bekir'i anımsatmıyor değil. muazzez kurdoğlu'nun hayat verdiği yatalak anne aliye hanım'ın, "çile ocağına sığınanlar geri çevrilmez kızım" repliği de filmde, tıpkı askerin dönüşü filmi gibi tasavvufi, geleneksel bir tat katıyor. bir de, evde kalmış, mutsuz ve nesrin'in geleceğini simgeleyen teyze var ki, bu da yeşilçam'da eşine az rastlanır bir tipleme. filmi başarılı kılan unsurlardan bir diğeri de, karakterlerin sahiciliğini ve samimiyetini başarıyla perdeye yansıtan oyuncu kadrosu. elbette bütün bu unsurları başarıyla kaynaştıran iki isim var kamera gerisinde. zeki ökten ve selim ileri. askerin dönüşü filmine dair yazımda da belirttiğim gibi selim ileri güçlü kalemi ve gözlemleri ile filme büyük katkıda bulunmuştur. kırık bir aşk hikayesi' nde olduğu gibi yine öyle düşsel ve tertemiz bir sevda öyküsü ki bu, insan selim ileri senaryolarındaki gibi aşk yaşamak istemiyor değil. mikis theodorakis'in paola 11099 adlı melodisi de sanki bu film için yapılmış. bu arada, yeşilçam yıllar boyunca ennio morricone , francis lai, henry mancini , nino rota, maurice jarre, christian dorisse, raymond lefevre gibi dünyaca ünlü filmlerin dünya ünlü müzisyenlerinin eserlerini telif ödemeden tepe tepe kullanmıştır. ancak, bu müzikler filmlerimize öylesine yakışmış, uymuştur ki, bir demet menekşe'de olduğu gibi belki orijinal filmlere dahi bu derecede katkı sağlamamıştır. bir demet menekşe insanın içini ısıtan bir film, "her rastlanıldığında izlenir" cinsinden. yağmurlu bir cumartesi günü öğleden sonrası rastlanırsa kanallardan birinde, hele de karanlık basmışsa ortalığı, hüzünlü bir ağırlık çöktürür ki bu duygu hiç bitmesin istersiniz. not: kartal tibet, bu filmde de o dönem diğer bazı filmlerinde olduğu gibi (aşk mahkumu) 34 kt 417 plakalı beyaz mercedes arabasına rol vermiştir.
Sıdıka DURUER bu filmde dedikoducu komşu rolündedir. Nermin Özses ve Mualla Süer ile birlikte Nesrin'in aleyhine atip tutuyor.
Türk Sinemasinin bence Yüzaki olan filmlerinden..Oyunculuklarin adeta birbirleriyle yaristigi,Klasik ama bir okadar bizden ve icimizden olan sicak bir ask hikayesi..Nesrin,in munis ve naif tavri insanin icine dokunuyor..Caresizlik icinde careyi ask,a dönüstürmeye calisan iki caresiz asigin,Askini anlatan cok güzel bir film
son derece karamsar bir film olmasına ragmen mutlu sonla bitmesi beni şaşırttı. Nesrin in sessizliği, sürekli kendini ezdirmesi, butikte calısan diğer kızların laf sokmalarına karşı ağzını bile acmaması tahammül edilemez, çok sinir bozucu. Bir insan bu kadar cok seye nasıl boyun eger, nasıl sessiz kalır? Ayrıca sebepsiz yere herkesin ona düşman olması da biraz abartılı geldi bana. Ama tüm kasvetine ragmen güzel bir film tabii o ayrı. ben sadece bir insan nasıl bu kadar pasif olabilir ona sasırıyorum.
duygu yüklü bir film. iki mutsuz insanin birlesen hayatini anlatiyor. filmi bittikten sonra insanin üzerinde agir bir yük birakiyor sanki, tabii bunda film müziginde büyük bir payi var. lale balkis herzamanki gibi basarili ve soguk bir kadini canlandirmis.
<p>Böyle bir aşkı yaşamak isterdim...Bazen etrafıma Bakıp Belki Hala Bir Kenan Manizade vardır demekten kendimi alamıyorum...</p>
Bir butik'te çalışarak geçimini sağlayan bir kız ile. Zengin bir işadamının aşkı ile bütünleşen. Güzel bir klasik. "Nesrin" Hale Soygazi kendi halinde mahalleli tarafından kimsenin çekemediği terzi işi yapan bi kızdır. Birgün Almanya'ya işçi olarak gitmeye karar verdiğinde. Anne yadigarı yüzüğü satmaya karar verir. Kuyumcu'ya gittiğinde müşteri "Kenan" Kartal Tibet ile karşılaşır. Kuyumcu ile anlaşamayan Nesrin yüzüğe talip olan Kenan'a satar. İlk görüşte aşk misali zamanla ilişkileri başlamış olur. Evli olan bunu Nesrin'den gizleyen Kenan onunla evlenmeye karar verdiğinde. Eşi "Banu" Lale Belkıs'ı boşamak ister. Razıymış gibi görünen aslında razı olmayan Banu önce kabul eder. Sonra Nesrin'in çalıştığı butiğe giderek siparişler verir. Nesrin herşeyi anlar ve paketlere teslim ederken. Hayal kırıklığa yaşayarak ayrılır. Bunun üzerine Kenan, Nesrin'in evine gider ve barışırlar. Film müzikleri duruluğu karakterleri ve herşeyiyle harika. Hale Soygazi mutsuz, bedbaht, acı çekmiş,çileli bir kızı iyi canlandırmış. Her zaman zevkle izlenebilecek filmlerden birisi.
Çok hüzünlü bir film... Müziğiyle de insanı duygulandırır, alıp götürür. Ama Şener Şen'in hangi rolde oynadığını anımsayamadım...
film gerçekten güzelmiş ayrıca mutlu sonla bitmesi beni sevindirdi emeği geçen herkeze teşekkürler.
Nacizhane bu film; usta Yönetmen "Zeki ÖKTEN'NİN" bir sinema başarısı daha!.. Aynı zaman da roman edebiyatının başarılı da bir kalemşörü olan "Selim İLERİ'NİN" sinemaya özgün bir senaryo uyarlaması. "Kartal TİBET & Hale SOYGAZİ" çiftinin oyuncu başarılarını da birkez daha hayran kaldığım bir film...
harika bir film. tam arşivlik. kartal tibet'in gördüğüm en iyi film. kötü'de oynamamış. selim ileri gibi bir edebiyatçımızın güzel senaryosu. türk sinema tarihi'nin çok önemli yönetmenlerinden zeki ökten'in rejisi ile film nerdeyse başyapıt olacak. özellikle muazzez kurtoğlu'nun oyunculuğu tam ödüllük.
<p>Nesrin nişanlısı tarafından aldatılınca hayata küsmüş genç bir kızdır.Tesadüf eseri tanıştığı Kenan ise hayatta herşeye sahip ama özel hayatında mutlu olmayan bir adamdır.Bu iki mutsuz insan mutluluğu birbirlerinde bulurlar ve aralarındaki arkadaşlık zamanla aşka dönüşür.Sinemamızın en güzel aşk filmlerinden.Hale Soygazi ve Kartal Tibet çok başarılı.Özellikle Kartal Tibet kariyerinin en iyi oyununu vermiş.Selim İleri ise senaryosuyla filme çok şey katmış.Mutlaka izleyin.</p>