Okuyucu

The Reader

Yıl2008
Süre124 dk
TürDram, Duygusal, Gerilim
Vizyon10 Nisan 2009
Seyirci55.788

Bernhard Schlink'in 1995 tarihli, aynı isimli romanından uyarlama olan “THE READER”ın başrollerinde Ralph Fiennes ve The Reader ile Altın Küre - “En İyi Yardımcı Kadın Oyuncu” kazanan Kate Winslet yer almaktadır.

II. Dünya Savaşı sonrası - Almanya... Michael (David Kross) kendisinden yaşça büyük Hanna Schmitz’e (Kate Winslet) aşık olur. Michael ve Hanna‘nın ilişkisi, Hanna‘nın bir gün ansızın ortadan kaybolması ile sona erer. 8 yıl sonrasında, bir hukuk öğrencisi olarak hayatına devam eden Michael, savaş suçları mahkemesinde gözlemcilik yaparken Hanna‘yı sanık sandalyesinde otururken görünce gözlerine inanamaz. Hanna‘nın gizli kalan geçmişi aydınlanırken, Michael ikisinin de hayatını derinden etkileyecek bir sırrı gün yüzüne çıkarır.

Kadro

Oyuncular

31 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

16 yorum
mansurx19 Kasım 2016

Filmin konusu fena değil ama baştan sona düşük tempolu bir film oyuncuları ile izlenen bir film yerli yersiz +18 sahneler gereksiz uzunlukta olmuş ve filme epey zarar vermiş kate winslet baş rolde iyi bir performans göstermiş buna rağmen filme iyi demek zor bu düşük tempoya 90 dakika yada 100 dakika yeterdi 124 dakika epey uzun olmuş herşeye rağmen ortalama bir başarısı var izlenebilecek düzeyde bir film son olarak filmde aşırı +18 sahneler olduğunu filmin 18 yaşından küçüklere uygun olmadığını da önceden söyleyeyim.

portiangel30 Nisan 2013

Uzun zaman önce izlemiştim.ilk dakikalarda pek birşey anlayamayabilirsiniz belki ama film özellikle ikinci yarıda şaşırtıyor, örseliyorr.konu güzel...izlerken rahatsızlık ve keyif duygularını bana karışık yaşatan birkaç filmden biriydi..

emre8411 Mart 2010

Çok başarılı bir film senaryo,kurgu ve cast mükemmel

FISTIK KAFA10 Şubat 2010

<p>Waauvv!!!  ilginç bir senaryo.... Etkileyici bir yapım.. oyuncuların performansı taktire şayan... herşey çok iyi yansıtılmış... tebrik ettim....</p>

afarikan10 Ekim 2009

Makyajlar, sanat yönetimi ve geçişler oldukça başarılıydı ancak filmde sanki oturmayan soyut şeyler vardı durumbiraz daha bastırılsaydı ve olayın etkileri oyunculara biraz daha yansıtılsaydı daha güzel olabilirdi.

deep_impact1 Eylül 2009

değişik ve oldukça güzel film. yer yer sıkıcı gelebilir belki ama genel anlamda oldukça iyi bi film.

raskolnikov19@hotmai7 Temmuz 2009

muhteşemdi.etkilemekle kalmayan işte sanat budur dedirterek insanın ruhuna çizik atabilen ender filmlerden...müthiş bir hikaye...cast ı da vurgulamalıyız... 

MEHTAPSS1 Temmuz 2009

sahneler baya müstehcen ama konu güzeldi.

Anasonfilm22 Nisan 2009

İlk 20 dakikada senaryonun nasıl bağlanacağını merak ettim. Sonra ki aşamalarda ise dilim tutuldu. İkinci yarıda yaşattığı sürprizler, objelerin kullanımı, vicdan-ahlak, sorgulama, itaat...her şey ama her şey var. Film izlenmeli, ama Winslet kesinlikle izlenmeli.

34asi3414 Nisan 2009

Kitapi harika filimini daha izlemedim ilk firsatta izleyecegim... herkeze tavsiye ederim.

Sineperi13 Nisan 2009

Bakalım benim kelimelerim bu filmin muhteşemliğini anlatmaya yetecek mi...? Savaş yıllarının tüm zalimliği içinde bir &quot;imkansız aşk&quot; filizlenir. İmkansızdır, çünkü olgun bir kadın ile ilk gençliğine adım atmış bir erkek arasında geçer.İmkanları dahilinde gerçekleştirebildikleri paylaşımları çok güzeldir. Kaçınılmaz ayrılık zamanı gelir ve asıl hikaye bundan sonra başlar. Ayrıyken yaşananlar sevindiriyor, üzüyor, &quot;olamaz!!&quot; dedirtiyor, şaşırtıyor hem seyriciyi hem kahramanları. İlk aşkın unutulmadığı söylenir ya, hele buna bir de aşık olduğunuzun bir sırrı eklenirse ve kader sizi bir şekilde bu sırla başbaşa bırakıp kendiniz, değişen dünya düzeni ve aşkınız arasında muhasebeye çağırırsa olgunlaşmaya bir adım atmaya davet ediliyorsunuz demektir. İşte erkek kahramanımız bu sayede artık çocukluktan çıktığını kanıtlamak durumundadır. İstemese de hislerine ket vuramaz ve büyümek zorunda kalır. İlgisiyle, artık kendi hayatına dair umudu kalmayan, ömrünün son demine gelmiş kadın kahramanımız yeniden dirilmesini, esaretine rağmen yeniden yaşama dönmesini sağlar. Fakat diğer yandan tek bir dokunuşu esirgemesiyle de onca çabanın boşa çıkmasına neden olur. Tek bir cümleyle özetleyecek olursak: diliyle aşkına can verip, bedeniyle aşkının canını alır. Son pişmanlık fayda etmez ama en azından yaşanan aşkın itibar-ı iadesine çalışılır erkek kahramanımız tarafından. İşte büyümek budur! Hiçbir şey göründüğü gibi değildir! Unutmamalı...

Pseyhan12 Nisan 2009

Kate kendini Titanic'ten beri o kadar cok gelistirdi ki.. alkislar!!

emre8429 Mart 2009

Güzel bir film Kate Winslet muhteşem

enigmacuture28 Mart 2009

<p>Cinsellik ve aşkın ortaçağ ressamlarının tuvalinde yer alan, daha tamamlanmamış bir tablodaki resim gibi, ince ince ve ustalıkla işlendiği çarpıcı bir film izledim ben. Ölümü de gördüm. Tarot kartında çaresizlik ve ölümü çağrıştıran &quot;yıkılan kule&quot; kartı gibi bir ölümdü bu. Hayellere gelince yanarak hardan küle dönüşmüş, şömine küllerine yazılmış bir yazı gibiydi. Evet kor çubuğu ile küle yazılmış ve üfleyince darmadağan olan belirsiz bir yazıydı hayaller.</p><p>Öldürmeye şartlanmış ve bedeni ruhundan alınmış esaret altındaki bir kadınla, ergenlik çağının başında aşka yeni yeni göz kırpmaya başlamış bir delikanlının başlangıçta seks odaklı olan ve zamanla aşka dönüşen kaçamakları...</p><p>Yalnzlığın insan hayatındaki değeri ve yeri nedir? Sevişmek ve birlikte olmak eksenindeki paylaşımlar insanı yalnızlığından kurtarmış olmaz tabiki de. Çünkü beden ne kadar bir temas halinde olsa da ruh hala yalnızdır.</p><p>Hanna Schmitz (Kate Winslet) ve Michael (David Kross)&quot;un çoğu zaman konuşmadan bile direkt sevişmeye bağlayarak kendilerini dizginlemeye yönelik fiillerinin bir anlamda içsel olduğunu düşünüyorum. Çünkü Hanna, geçmişteki günahlarının altında ezilen bir kadın. Michael ise onu keşfetmeyi seviyor. Beraber duş aldıklarında bile birbirlerini bir kaç gündür değil, yıllardır tanıyor gibiler. Hanna&quot;nın psişik nöbetler geçirdiği anlarda bile bu ufacık çocuk metanetini korumayı başarıyor. Güçlü bir irade bu bence.</p><p>&quot;Aşkta sınır olmaz&quot; derler ya hanı, bu tam o cinsten. Aşkın kuralı ve yaşı yoktur. Gerçi zaman zaman erotizm sınırlarını zorlayan ilişkileri bize yansımış olsa da cinsellik ile aşk olabildiğine ustalıkla harmanlanmış bu filmde.</p><p>Yıllar sonra birlikte olduğu kadını &quot;Savaş Suçlusu&quot; ithamı ile mahkeme de görmek ise çocuk için ayrı bir yıkım. Hukuk fakültesinin başarılı bir öğrencisi iken yaşadığı bu bunalım onu mahkemenin belki de en takıntılı gözlemcisi yapıyor. Kendini sigaraya ve hayatı sorgulaya veriyor. Seviştiği kadının aslında bir S.S. kampında görevli olduğu gerçeği ile yüzleşmesi çocuk için hiç de kolay olmuyor.</p><p>Mahkeme salonunda Hanna&quot;nın sessiz ve içine kapanık oluşunun nedenleri bir bir gözler önüne seriliyor. Onca insanın günahlarını boynunda taşıyan ve bunun içinde kendince haklı sebepler uyduran güçsüz bir kadın gibi. Acımak ile tiksinmek arasında gidip gelen mahkeme üyeleri ve gözlemciler ve beraberinde gelen ömür boyu hapis cezası.</p><p>Filmde Hanna, güçlü bir karakter olarak sunulmuştu aslında. Sorgulamayan ve düzenin bir parçası olarak kendine verilen görevi yapan yalnız ve kendi doğruları olan güçlü bir kadın. Yıllar ve yıllar sonra yaşlanıp hapisten çıkacağı sırada intihar etmesini ona hiç yakıştıramadım. Evet olmadı. Hanna sana ölüm hiç yakışmadı...</p>

uzunince21 Mart 2009

 merhaba; filim nedir ? insanların görmek istediklerimi ,yoksa gördüklerimi ödüller kimlere neden verilir ? iyi oynadıkları için mi, senaryoları gereği iyi etkilendiğimiz için mi ?yaşamlardan izler taşıdığı için mi ? benzerlik kurduğumuz için mi? filimi öyle bir  boyuta  sokmuş  ki yazar bakalım görebilecekmisiniz.. sevglerimle 

ceyhun_mr17 Şubat 2009

<p>başlardaki sahneleri abartılı olmasaydı daha farklı olabilirdi.Film güzel,duygusal açıdan da etkileyici (özellikle son kısımları)</p>

Yorum yaz

Benzer

Kate Winslet'in diğer filmleri

Filmografi →