Şampiyon
The Wrestler
80’lerin en başarılı profesyonel güreşçilerinden biri olan Randy ‘Koç’ Robinson, artık New Jersey civarındaki okul ve müsamere salonlarında dövüşerek kuruşu kuruşuna geçinmeye çalışmaktadır. Yalnız, özel hayatında başarısız, tek ailevi bağı olan kızıyla arası kopuk bir adamdır. Ringe çıkmanın heyecanı, dövüşün adrenalini ve kalan hayranlarının sevgisiyle hayata tutunur.
Ancak bir karşılaşma esnasında kalp krizi geçirince, doktoru, Randy’ye bir daha güreşmemesi gerektiğini söyler. Şov dünyasına bu şekilde zoraki bir veda eden Randy, hayatını gözden geçirmek durumunda kalır. Bir süre için işler yolunda gidecek gibi gözükür. Süpermarkette tezgahtar olarak işe girer, kızıyla ilişkisini düzeltmeye başlar ve bir striptizciyle yakınlaşır.
Ancak dövüşün cazibesi karşı koyulmazdır ve bir süre sonra ringe geri dönmeye karar verir. Günümüzün en heyecan verici, bağımsız ruhlu yönetmenlerden biri olan Darren Aronofsky imzalı film, hayattan tokat yemiş hayalperestlerin ve kaybedenlerin hikayesi.
İlk olarak 25 yıl önce Rumble Fish’teki rölüyle seyircileri ekrana kilitleyen Mickey Rourke, Şampiyon’da son yılların en çarpıcı sinema performanslarından biriyle yeniden kalbimizi fethediyor.
Oyuncular
Mickey RourkeRandy Robinson
Vale AnoaiEczacı
Marisa TomeiCassidy
Evan Rachel WoodStephanie Robinson
Ajay NaiduMedic
Mark MargolisLenny
Vernon CampbellChris
Judah FriedlanderScott Brumberg
Armin Amiri
Arzu AkınMarcia Jean Kurtz Seslendirmesi
Bergen CoşkunDonnetta Lavinia Grays Seslendirmesi
Burak KaramanWass Stevens Seslendirmesi
Donnetta Lavinia GraysJen
Ernest MillerAyatollah
Fatih ÖzacunErnest Miller Seslendirmesi
Figen SümeliMarisa Tomei Seslendirmesi
Gökhan AkçakaraArmin Amiri Seslendirmesi
Hakan AltuntaşScott Siegel Seslendirmesi
Marcia Jean Kurtz
Payidar TüfekçioğluMickey Rourke Seslendirmesi
Scott SiegelGreg
Seda ÖzelsoyEvan Rachel Wood Seslendirmesi
Wass StevensNick 








<p>çok ama çook kötü hatta daha da bet :) tambir felaket :) doğal degil yapay afet :) eziyet :) buyur seyret...mee sakın :)</p>
güzel film ama daha etkileyici olabilirdi
çok etkileyici bir film.özellikle filmin sonlarında Guns N Roses in Sweet Child i ile Cassidyi bırakıp Ram in ringe çıkışı unutulmazdı!!!
film hakkında iyi ve kötü birçok şey söyleyebiliriz.İyi yanlarından bahsedecek olursak;Amerikan güreşi denen vahşiliğin,insanları eğlendirmek için ne derece yaralayıcı olduğu tüm çıplaklığı ve sertliği ile aktarılmış(yönetmeni ve başrol oyuncusunu bu konuda kutlamak lazım) Aynı zamanda bu vahşetin talep gördüğü için sürdüğünü, hatta şiddetin boyutlarının artma durumuna göre, insanların da haz duygusunun doğru orantılı arttığı iyi bir şekilde aktarılmış (ki bu da gayet manidardır) Bunun dışında filmde bir de dramatik bir yan daha var.Hayatının en güzel 20-30 yılını çok sevdiği güreş işine veren bir adamın, bu süre zarfındaki her türlü şeyi (ailevi ve diğer ilişkiler,vs.) hiçe saydıktan sonra yaşlandığında birgün onlara ne kadar dönmek istese de dönemeyişi ve ömrünü o çok sevdiği ringlerde tamamlamak zorunda kalışı hikayenin dramatik yanıydı.Ayrıca filmin ortalarındaki bazı sahneler Aronofskye yakışır nitelikteydi.Kötü yanı ise; filmin bazı bölümlerinde kopuklukların olması.Bu da temponun da etkisiyle filmden sıkılmaya neden oluyor.Ama genel olarak baktığımızda farklı konusu ve verdiği mesajlarla iyi bir film.
<p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: 'Verdana','sans-serif'">Egzotik dansçı Cassidy(Marisa Tomei)”nin Striptiz çubuğunda salınıp, para karşılığı dans adı altında soyunduğu kulüpte, cinsel açlığı gidermeye yönelik erkeklere hizmet verilen undergrand yerlerde çalışan kadınların, striptizci ve show girl olmalarının ardında bir başka yönünü gördük: Annelik… </span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"> </p><span style="font-size: 8pt; font-family: 'Verdana','sans-serif'">24 saat dans etmeyen, işi bitince kendi hayatına dönen, bir evi ve ailesi olan, yeri gelince ağlayan, geleceğe yönelik planları olan, 9 yaşında bir erkek çocuğu annesiydi o. Galiba Ram(Mickey Rourke)”ın da sorunu buydu. Onda aksine ne gelecek kaygısı ne de babalık duygusu vardı. Kendisi için yaşaması gerektiğini öğrenememişti. Kadına duygusal olarak yaklaştığı anlarda bile ona güven vermekten uzaktı. Cassidy, bu güveni görse eminim soyunduğu kulübü anında terk edebilecek kadar da kararlıydı. Ram”in birliktelik teklifinden sonra adamın yanına geldiğinde, dövüşmek için yanından ayrılan yine onu terk eden bir adam gördü. Yarı çıplak striptiz yaptığı kulüpten bir anda karar değiştirip apar topar çıkarak Ram”in yanına gidişi ve onun için geldiğini söyleyişi bile Ram”in umrunda olmadı. Keşse olsaydı. Ram için her şeyde geç kalınmış olsa bile Bu Cassidy”nin hakkıydı.</span><span style="font-size: 8pt; font-family: 'Verdana','sans-serif'"> </span>
Bence muhteşem bir film. Aronofsky yine çok basit bir konuyu ustalıkla ilgi çekici hale getirmeyi başarmış. Siz bakmayın olumsuz yorumlara kesin onlara göre iyi film recep ivedik falandır. Sinemadan biraz anlayan bu filmin ne kadar çarpıcı bir film olduğunu anlayacaktır. Ama doğruya doğru yönetmenin diğer filmlerinin (requiem for a dream ve The fountain'in yanında biraz zayıf kalıyor. Bana göre Pi ile eş değer) Bence bu sene en iyi erkek oyuncu ve en iyi yönetmeni en fazla hak eden bir filmdi. en iyi film ve en iyi müzikte de aday olmalıydı. Ama Amerikan rüyasının çöküşünü anlatan bu filmi elbette Oscar jürisi aday göstermeyecektir. şaşırmadım!:)
Heç beyenmedim tavsiye etmiyorum.
vizyona giren kötü filmlerden biri.sakın olaki sinemada bu filmi izlemeye kalkmayın.hem paranıza hem zamanınıza yazık olur.filmin sonunu zor ettim.siz benim kadar sabırlı olamayabilirsiniz...
kaliteli bir yapım olmuştur düşüncesindeyim izlemeyi çok istiyorum