Barselona Barselona

Vicky Cristina Barcelona

YönetmenWoody Allen
Yıl2008
Süre96 dk
TürDram, Komedi, Duygusal
Vizyon9 Ocak 2009
Seyirci146.297

Nasıl New York City, Woody Allen’ın Manhattan’ının fonu olmuşsa, hayrete sürükleyici Barcelona kenti de Vicky ve Cristina’nın romantik serüvenlerinin sahnesine dönüşüyor. Bu iki genç Amerikalı İspanya’da bir yaz geçirirler ve gösterişli bir sanatçı (Javier Bardem) ve onun güzel fakat dengesiz eski eşi (Penélope Cruz) ile tanışırlar.

Vicky (Rebecca Hall) evlenmek üzere olan muhafazakar bir kadındır. Cristina (Scarlett Johansson) ise cinsel serüvenlere açık özgür ruhlu bir kadındır. Kaderleri kesişen üç insan arasında doğan aşk ilişkisi kaotik sonuçlar doğuracaktır. Vicky Cristina Barcelona, öyküsünün geçtiği kent olmaksızın düşünülemeyecek bir film olarak karşımıza çıkıyor.

Kadro

Oyuncular

10 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

20 yorum
mansuryıldırım14 Kasım 2015

Film woody allen in scopp filminden bir tık daha iyi bir film ama daha iyi bir film bekliyordum temposu düşük bir film ama güzel müzikleri iyi yönetilmiş olması ve ünlü oyuncuları ile sıkılmadan izleniliyor filmin en iyisi penelope cruz du rolünde oldukça başarılıydı rebecca hall,scarlett joansson ve javier bardem de rollerinde fena değildi kısaca tadında 96 dakikada biten film izlemeye değer iyi bir film.

Samet_ogün29 Mart 2015

Filmdeki inceliği anlamak önemli bence gayet güzel bir film olmuş

Sessiz_Fırtına18 Temmuz 2012

<p>sıkılarak izlediğim filmlerden. filmde bi tek müzikler güzel. başka da bi numarası yok. bomboş bi film. </p>

engin yüksel5 Aralık 2011

bu kadar puan alması bile fazla olan haddinden fazla sıkıcı bir film 2/10

mawi yel3 Temmuz 2011

kader mi ? Asla. görüyoruzki kendi kaderlerini kendileri çiziyorlar aşk mı tutku mu? sadece sıradanlıkmı yoksa ? önce kendine hükmeden ardından tüm hükmünü kaybeden bir bayan bu hükümsüzlügün dogurdugu aşk.... ya geride kalan... ilginç bir senaryo iki arkadaşı kesinlikle bunları yaşarlken görmek istemem :)

grübchen10 Temmuz 2010

filmde kimse ne istediğini bilmiyor...penelope cruz sadece krize girmiş,boş boş bağırmış.filmde tek beğendiğim şey mekan,renk ve müzikti

gecedensonra4 Nisan 2010

bu film hakkında o kadar çok yorum yapılmış ki acaba ben de filmi izlerken ki duygularımı buraya ne kadar yansıtacağım düşüncesiyle oturdum netin başına .Film o kadar çok güzel işlenmiş ince elenip sık dokunmuş duygusal komik dram ihtiras ego tatminsizlik kafa karışıklığı avrupa da ve amerika da ki hoşgörü kavramı woddy allen in hafiften amerikan materyalist erkeklerine dokundurması ispanyol erkeklerini  çekim gücünü barcelona ve katalan kültürünün reklamı oviedo nun okyanus kenarın daki o şirin kasaba havası veren  mekanın sanatçıları çekmesi  vicky tarzı insanların hayatları boyunca çekmek zorunda kaldıkları vicdan azabı  cristina tipi insanların özgürlüğü .......... filmi anlatacak o kadar çok söz var ki ama şunu diyebilirim  aşık olan her sinemaseverin mutlaka izlemesi gerekir daha çok yazmak isterdim ama diğer arkadaşlar o kadar güzel yorumlar yapmış ki biz de nacizane bir katkı.... Kendimden korkmadığım sürece başkasından korkmama gerek yok binlerce yıllık uygarlığa rağmen sevmeyi öğrenemediler..... yarım kalmış aşkların romantikliği...filmden benim kendipayıma düşen sözler..

badem ağacı22 Mart 2010

<p>&quot;id&quot; ve &quot;süper ego&quot; arasındaki çatışmayı vicky ve cristina arasında izliyoruz sanki. bir yanda insanın beyninde açığa çıkmaya korkan kimi düşüncelerin ısrarla zincirlerini kırma isteği ve bir yanda da bilinçdışına atılmış hiç yokmuş gibi hapsolan istekler, duygular... bu iki kadının karışımı sağlıklı bir &quot;ego&quot; meydana getirecek fakat buna müsade yok ortada. çünkü abartıldığı sürece sıradanlığından çıkıp var olabilecek bir hikaye bu. iki kadının barselona yazı ilginç süprizler ile gelişince ortaya sürükleyici bir hikayenin çıkmasıyla birlikte biraz aşırıya kaçan dozda bulundugu da kesin fakat bu hikaye, Allen ın sanki özellikle seyircinin gözüne sokmak için yaptığı birkaç göz kırpış ile gerçekten de var oluyor. yani ortada saçmalık falan yok. zaten sinema sanatçının özgür ruhunu taşıyabilecek kadar özgür olduguna ya da olması gerektiğine göre ve hayatta olmayacak diye birşey olmadıgına göre aslında abartı da yoktur. gözümüzün görmediğini ve hayat içinde kabul etmeyip var olmadığını düşündüklerimiz asla abartı diye adlandırılamaz. Woody Allen içimizi ısıtacak bir aile filmi falan tabi ki anlatmıyor. belki tecrübelerinden, belki gördüklerinden, belki de hayallerinden anlatıyor, anlatıyor, anlatıyor... anlatmaya devam etmesi dileğiyle...</p>

psıkopat_sulo9124 Şubat 2010

Tipik Woody Allen hikayelerinden bitanesi daha...Gayet akıcı ve izlenebilitesi yüksek bi film.Ben beğendim...Ama filmde yaşananlar bizler için kabul edilecek şeyler değil..

emre848 Kasım 2009

Çok başarılı ve akıcı bir film

arafaresi9 Ağustos 2009

Bir film de bu kadar güzel kişilik çatışması anlatılabilirdi herhalde

ceyhun_mr8 Haziran 2009

absürt bir hikaye içeren tuhaf bir film.Bir grup aklı karışık,ne yaptığını-ne yapacağını bilmeyen, ''tatminsizin'' karmaşık ve mide bulandırıcı ilişkililerle dolu yaşamı anlatılıyor.Toplumsal ahlak kurallarının bir kenara bırakıldığı,kabul edilemez durumların çok normalmiş gibi anlatıldığı, çok da hoş olmayan bir film.

enigmacuture25 Nisan 2009

<p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Karmaşık kadın-erkek ilişkileri üzerine, Woody Allen&#8221;in kıvrak zekası ile ustaca işlenmiş bir film. Poligami mi, monogami mi? Yoksa Poliandri mi?<span>  </span>Aile hayatında bu soruların cevabı binlerce yıldır bulunamamış ama filmle biraz olduk rahatladım.</span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Vicky(Rebecca Hall): &#8220;Bir yanı karşı koyan ama bir yanı isteyen&#8221;, bohem bir muhafazakar. Ama kendi beyninde inşa ettiği kale duvarı gibi sağlam görünen kurallarının nasıl da bir anda yıkılıp gittiğini gördük. Bu tarz insanlar için sadece üzülüyorum. Yapmak istediklerini hiçbir zaman yapamamaları bir yana, öyle zayıf bir anlarında sıkı sıkıya bağlı oldukları kurallardan vazgeçerler ki hayatları bir anda alt-üst olur. Kaybetmek korkusu kararlarına yön verdiği için bir an bile duygularını kullanmazlar. Beyin güçleri daima karar mekanizmalarıdır. Kendisini müstakbel koca adayına ve onun sonsuz sadakatine adadığı anda, Juan Antonio(Javier Bardem) ile birlikte oluşu ile taptığı temel değer yargılamaya başlayan bir kadına dönüşmesi çok uzun sürmedi. Boşu boşuna yaşamış gibi bir anlamda yeniden doğdu bana göre. Ama korkularının kurbanı olarak; zengin, aşk budalası, bonkör adamla evlenmekten de geri durmadı. Bir anlamda kendini garantiye aldı. Ne kadar mekanik değil mi? Evlilik sürecinde de beyin olarak kocasını aldatmaya devam etti ama ondan ayrılmak gibi bir cesareti de gösteremedi. Sonunda arzularının önüne geçemedi ve çok istediği adamla bir araya geldi ama netice silahla vurulup yaralanma. Hayatı boyunca mutsuz olup, mutlu taklidi yapacak bir kadın daha. Vicky için üzülmekten başka bir şey gelmiyor elimden.</span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Cristina(Scarlett Johansson): Bazı insanlar doğuştan özel yaratılmışlardır. Kadın ya da erkek fark etmez. Bu insanlar dışarıdan fazla kendini belli etmezler ama Cristina gibi &#8220;Bilseydim aradan çekilirdim&#8221; diyecek kadar da cesurdurlar. Cristina da bu şanslı gruba mensup bir kadın. Güzel ama bunun farkında değilmiş gibi davranan, çabuk sıkılan, kimsenin malı olmayan ve kimseye de mal olmayan, başına buyruk özel bir kadın Cristina. Çünkü ne istediğini bilmiyor gibi görünse de ne istediğinin farkında zira o istemediklerini çok iyi biliyor. Bunun bilincinde olduğu içinde hayat onun için kolaylaşıyor bir anlamda. Üzerinde ezilmişlik ya da toplum baskısı yok. Akışına göre yakıyor. Para, çevre ya da milyonlarca dolara döşenmiş malikaneler umurunda değil. Juan Antonio&#8221;nun eski eşi Maria Elena(Penelope Cruz), yanlarına taşınınca bunu kıskançlık kaynağı yapmak yerine akıllıca değerlendirdi ve semerelerini aldı. Usta bir fotoğrafçı oldu. Canı istediği için Maria Elena birlikte oldu. Bunu yaparken de başkası ne der diye düşünmedi bile. Hatta Juan Antonio ve Maria Elena ile uyumu o denli yakaladılar ki üçü sevgili dahi oldular. Gerçi Vicky&#8221;nin kocası Cristina&#8221;yı biseksüel olmakla suçlasa da o böyle olmadığının farkındaydı. O esnada Juan Antonio&#8221;yu unutamayan ve hala arzulayan Vicky, bu karmaşık duruma yorum bile yapmadı. Çünkü Cristina kendisi gibi başkasına göre ve esaret altında değil başına buyruk yaşıyordu. Yalanlara sığınarak yaşamak yerine gerçeklerle yüzleşerek yaşamak her zaman için en iyisidir. Tıpkı Cristina&#8221;nın yaptığı gibi.</span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Juan Antonio(Javier Bardem) : Orta yaşlarda bir ressam hatta çirkin sayılabilecek kadar da tınaz bir görüntüsü var. Ama kadınları film boyunca peşinden koşturmayı bildi. Erkeklerin bu adamdan öğreneceği çok şey var :)</span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal"><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Maria Elena(Penelope Cruz): Güzel, arızalı, tehlikeli ve yetenekli bir kadın. Boşandığı Juan Antonio,nun yanına dönünce ne kadar sahiplenici ve yetenekli biri olduğunu gördük. Cristina&#8221;ya çok faydası oldu. Ancak Cristina sıkılıp aralarından ayrılmak isteyince yeniden başa döndü. Bu da ayrı bir kadın modeli. Yeteneklerini kullanamayan ve sivrilemeyen çekinik kadınlar&#8230; Maria Elena, Cristina evden ayrılınca Juan Antonia ile olan uyum bozulduğu gerekçesi ile evi terk etti. Haklıydı da. Keşke başına buyruk Cristina evden hiç gitmeseydi ama onun kanında var bir yere bağlı yaşayamaz. Maria Elena, eve geri döndüğünde Vicky ve eski kocasını görünce bu sefer silahına sarılıyor ve herkes eteğindeki taşları döküyor.</span></p><p style="margin: 0in 0in 0pt; text-align: justify" class="MsoNormal">&nbsp;</p><span style="font-size: 8pt; font-family: Verdana">Hayatın anlamını sorgulamak ve kişinin ne istediği ile ne yaptığı arasında gidip gelen bir Woody Allen filmi. Bunu sevdim&#8230;</span>

uzunince14 Nisan 2009

<p>Barcelona&amp;Barcelona scarleti izledim diğer filimlerindede insan mahremiyetine girmeyen özelini korumuş sevişme sahnelerinde her oyuncuda bunu vurgulamış toplumuzda ve diğer toplumlarda insanlık ahlaki değerlerine göre norm alınmış İnsanın karakterindeki doyumsuzluk duygu açlığına karşı bir eleştiri olmuş sanatçılar herzaman  toplumun önünde giderler Ressam rolundeki erkek oyuncu  ve  ressam bayan rolundeki Penolepe Cruz öncülüğünde duyguların harmanlaşmış  halini göz önüne seren bir filim olmuş okadar güzel  vurgulamışlar ki  hem senaryo hemde oyunculuk olarak ödüle hak kazanması  normaldir çünkü ;insanın konu alınması çok önemli ,ve hayatımızda ,yaşantımızda böyle örneklerle karşılaşıyoruz bu bir bakıma sorgulama olmuş çözümü ise bir arayışa çevirmiş bir analizleme yapılmış buda Oscar Ödülünü Getirdi Sevgilerimle</p>

Ayderben12 Nisan 2009

<p>  <strong>Yorumların bazılarından, arkadaşların bir filmden neyi beklediklerini düşündüren Woody Allen Filmi.Görüntü enfes,müzik öyle,merak uyandırıyor,sorgulatıyor...EEE daha ne olmalı güzeldi demek için..Senin yaşam görüşüne uymayan kimi sahnelerin olması bir filmi değerlendirmende etkili oluyorsa,bazı yorumcu arkadaşların objektif olamadığını görüyorum ve üzülüyorum bunu dikkate alıpta filmi esgeçenlere.......</strong></p><p>&#160;</p>

Glasscow6 Nisan 2009

ilişkiler üzerine birşey söylemeye çalışan, fakat ne söylediği belli olmayan bir film. cristina'nın o threesome ilişkideki rolü felan...o kadar vudi filmi seyrettim bu kadar gereksiz, sabun köpüğü gibi bir filmine denk gelmemiştim. ıssız adam reloaded gibi birşeydi bu film.

FISTIK KAFA23 Mart 2009

<p>Penelope yi ben hiç bi filmde böyle görmemiştim mütişti ,eğlendim ,şaşırdım, nasıl bir kadındı öyle yaww !! Oskarı sonuna kadar hak etti..Birde Cristina nın filmdeki arayışına paralel olarak '' ne istemediğimi biliyorum ama ne istediğimi bilmiyorum '' repliği hoşuma gitti :)))  Güzel filmdi..</p>

kerem258 Mart 2009

vizyondaki en iyi 2 filmden biri şüphe diğeri ise bu film.daha ilk dakikadan film sizi içine çekiyor.çekim ve film müziği harika.konu bzizim toplum için uzak olsada şu anda sinema da izlenecek en iyi film...

afarikan26 Şubat 2009

İlginç bir hikaye kaliteli oyuncular komik de asrıca ama filmi ben pek beğenmedim çünkü vermek istedikleri bu komik sayılabilecek anlatım tarzı ve 2 ünlü oyuncu penalop cruz ve scarlett johnson'ın öpüşmesiyle yerlebir oluyor cinselliğe özendirici bir film belkide Türk toplumunun sosyal aile yapısının ne kadar önemli olduğunu aslında bu filmden sonra görebiliriz.Aşka bakış açısı ise oldukça göz doldurucu babam insanlardan nefret eder çünkü insanoğlu binlerce uygarlık dönemlerine rağmen hala sevmeyi öğrenemedi lafı filmi özetliyor aslında

beetleo26 Şubat 2009

filmi dün izledim.içinde aşk-kararsızlık-evlilik herşey var.penelope nin performansı tek kelimeyle mükemmel.komedili kısımlarda penelope devreye giriyor.yani bu film bence izlenir!!

Yorum yaz

Benzer

Rebecca Hall'in diğer filmleri

Filmografi →