Hayallerin Peşinde

Revolutionary Road

YönetmenSam Mendes
Yıl2008
Süre119 dk
TürDram, Duygusal
Vizyon27 Şubat 2009
Seyirci83.452

Richard Yates’in 1961 yılında yazdığı ve toplumda savaş sonrası meydana gelen hayal kırıklıklarını konu alan kitabından uyarlanan filmin yönetmenliğini, Oscar ödüllü Amerikan Güzeli'nin yönetmeni Sam Mendes yapmıştır.

Kitapta 1950’li yılların ortasında iki çocuklarıyla mutlu gözüken bir hayat yaşayan, ama konforlu bir yaşam elde edebilmek için göğüslenen baskılarla kendi gerçek arzuları arasında sıkışıp kalan, bir çiftin öyküsü anlatılıyor.

Kadro

Oyuncular

28 kişi
Yapım

Künye

Sinemaseverler

Yorumlar

13 yorum
sevda197910 Mayıs 2013

güzel aksiyaon ve romantik bir film leonardo dicaprio başarılı bir oyuncu en güzel filmi kumsal o filmi herkese tavsiye ediyorum

YSHN3 Aralık 2012

cnbc-e kanalında seyrettim hiç beğenmedim doğrusu titanik iyiydide bu çok kötü oldu ama sevenler vardır tabi ki

ceyhun_mr8 Ocak 2010

<p>başlardaki coşku,çılgınlık ve hayal dinamizmi kaybolur ve hayat müthiş bir tek düzeliğe döner.Adeta dar bir amaçsızlıkta sıkışılmıştır.Karı-koca hayatlarından memnun olamıyordur artık.Ancak kadının aklına müthiş bir çılgın fikir gelir.Fikir onlara yeniden bir yaşama sevinci ve dinamizm katmıştır.Tam o sırada adam hayallerine yakın pozisyonda olmasını sağlayacak bir şans bulur ve çoğu insanın da inanmadığı karısının fikrinden o da vazgeçer.Adam derin çukurdan çıkmıştır ama  karısını orada yalnız bırakır adeta.Yaşama sevinci adına ufak bir radikal değişikliğin dahi yeteceği kadına bu değişiklik verilmeyince,başka bir yol bulur..İyi bir senaryo.Hayatın bu yönünün de olduğu başarılı bir şekilde yansıtılmış.Oyunculuklar iyi düzeyde.Sonu da manidar bir şekilde bitiyor.Yani izleyince pişman olunmayacak iyi bir film. </p>

enigmacuture28 Mart 2009

<p>Kötü bir tiyatro oyuncusu olan April(Kate Winslet) ile hayat dolu kocası başarılı şirket çalışanı Frank(Leonardo Dicaprio) ve ortalarda görünmeyen 2 çocuk. Mutsuz, memnuniyetsiz ve müşkülpesent bir kadının bir erkeğe verebileceği şeyleri -hem maddi hem de manevi anlamda- çok sınırlı buluyorum. Hele hele karakter April gibi takıntılı ve düşünsel gel-gitleri olan biri ise bu imkansız.</p><p>Yaşadığı hayattan sıkılan ve mutluluğu Paris&quot;te arayan April, kocasının terfi olayına rağmen bencilce ve benmerkezci düşünüyor. Çocukları ile ilgisizliği ise bir başka detay ki film boyu ben &quot;Bu çocuklar nerde acaba?&quot; dedim kendi kendime. Birkaç sahnede göründüler ve yine kayboldular.</p><p>April, hamile olduğunu öğrenince suratında beliren dehşet duygusu ise bir başka nokta. Sonuçta doğacak olan kendi mahsülü bir bebek ama o bir canavara gebeymiş gibi muamele yapıyor kendi çocuğuna. Hamilelik de April&quot;in mutsuz hayatına ayrı bir mutsuzluk katıyor. Film boyu ağlayan ve hakaret eden April Çocuktan kurtulmak için de geleneksel yöntemlere başvurarak kürtaj aparatı satın alıyor. Bu işi tıbbi bir müdahaleye gerek kalmadan kendince yapmaya kalkışıyor. Yaşadığı her gün bana bu bayanı bir papatya yaprağına benzetmeme neden oldu. &quot;seviyor,sevmiyor,seviyor,sevmiyor...&quot;Onu anlamak ve algılamak cidden zor.</p><p>Psikolojik takıntılı bir akıl hastasını canlandıran John(Michael Shannon) ise cidden iyi bir oyunculuk sergilemiş. Çiftin evine gelişi ile hararetli tartışmalara ve kavgalara neden olsa da söyledikleri pek de mantıksız gibi gelmedi bana. Bu adam görünüşte deli ama felsefi bir mantığı var. Sanırım bunda bir matematikçi oluşunun da etksi var ki analtik düşünmeyi iyi beceriyor.</p><p>Frank, en çok kızdığı anlarda bile hırsını, arabayı yumruklayarak ve evdeki eşyaları kırıp dökerek çıkarıyor. Onun yerinde bir başkası olsa sanırım tepkisini daha ağır bir şekilde dile getirirdi ki o bunu yapmıyor. Gerçekten kutlanması gereken bir karakter.</p><p>April, Paris&quot;e gitme fikrinin rafa kalkması ile durulmuş gibi görünse de bebekten kurtulma fikrinde ısrar ediyor ve kendi başına da bunu yapamayınca kan kaybından ölüyor finalde. Çevresini mutsuz eden, kocasını hasta eden, çocuklarına annelik yapmayan hatta bana göre annelik duygusu taşıdığı bile su götüren April&quot;in kendine bu şekilde zarar vermesi ve akabinde hayatını kaybetmesi ben de acıma hissi uyandırmadı. Kendini seveyen birinin başkalarını sevebileceğini düşünmüyorum. </p>

ozcanbektas198227 Mart 2009

<p>Frank ile April, kendilerini her zaman çok özel, farklı görmüşler; hayatı yüksek ideallerine uygun şekilde yaşamaya hazır ve istekli olmuşlardır. Bu nedenle lüks evlerin sıralandığı bir cadde olan Revolutionary Road'daki yeni evlerine taşındıklarında kendilerini çevreleyen durağan ortamdan bağımsızlıklarını gururla ilan ederler. O dönemin toplumsal sınırlarını belirleyen tuzaklara asla düşmemeye kararlıdırlar.</p><p>Ancak Wheeler çifti kendilerini hiç beklemedikleri bir durumun tam içinde bulur: Frank Wheeler rutin bir işi olduğu için sinirleri günden güne bozulan yetişkin bir erkeğe dönüşürken, April de istek ve tutkularını bastırmaya çalışan mutsuz bir ev kadını olup çıkar. Sonuç ise tıpkı diğerleri gibi hayallerini kaybetmiş tipik bir Amerikan ailesidir.</p><p>Kaderlerinin gidişatını değiştirme isteğiyle yanıp tutşan April, her şeye yeniden başlamak için cesur bir plan geliştirir. Connecticut eyaletinin konforunu arkalarında bırakıp Paris'in bilinmeyen dünyasına gideceklerdir. Ancak planı uygulamaya koyunca Frank ile April'in artık birbirine zıt iki ayrı kutupta olduğu ortaya çıkar. Birisi elindeki her şeyi geride bırakıp her ne pahasına olursa olsun kaçmak isterken, diğeri sahip oldukları her şeyi korumaktan yanadır. Üstelik uzlaşma şansları da yok gibidir.</p>

kerem257 Mart 2009

film, süresi boyunca aynı tempoda ilerleyip izleyenleri sıkıyor.belki filmin sonunda değişik bişeyler olur diyerekten sonuna kadar izleme zahmetinde bulundum ama ne yazıkki hiç bişey olmadı.bu filme gidipte paranızı boşa harcamayın derim.

emre843 Mart 2009

İyi bir film cast ve senaryo mükemmel

seri_fe2 Mart 2009

cok duragan ılerleyen ama  cok iyi oyunculuların sergılendıgı bır fılm.konusu hayatlarındakı boslugu hayallerını gerceklestırme ıstegıyle doldurmaya calısan bı cıftın suruncemelı ılıskısı uzerıne kurulmus.fazla bı beklentıyle gıtmeyin boylece begenme ihtımalınız daha fazla olur.

deep_impact1 Mart 2009

<p>film beni hiç sarmadı. kadının psikolojisi bozuk, adam kendinden geçmiş; benide kendimden geçirdiler. çok şaşırtıcı bi sonu olmamasına üzüldüm, çünkü sırf sonunu merak ettiğimden tahammül ettim filme. olmamış bence, bu ikiliye yakışmamış :((</p>

Firdevs065 Ocak 2009

Aslinda dekorun ve muziklerinin disinda 1950'li yillari ve toplumda savas sonrasi meydana gelen  hayal kirginliklarini animsatan bir film izlemedim. Kitabi okumadigim icin, gercek senaryoya ne kadar bagli kalindigini da bilemiyorum... Baba, genclik hayallerini unutup maasi cok iyi olan ama bunaltici bir ofis isinde calisir. Anne ise artist olma cabasini birakan 2 cocuklu bir evkadinidir... Ama yine de gercek sanatci duyarliligi ile hergun daha fazla tuketmeye yonelten kapitalizmi  sorgulamaktadir... Filmi izlerken, bir atasozumuzu animsadim: "Kol kirilir, yen icinde kalir!"... Kate Winslet ve  Leonardo Dicaprio cok guzel performans gostermisler. Tebrik ediyorum. Ve arkadaslar IMDB'in simdilik 2983 oylamasi ile 7.9 puani var. Siddetle tavsiye ediyorum...

cerenim918 Aralık 2008

2 senedir bu filmi bekliyorum, yani filmin çekilmesi belli olduğundan beri, gösterime girmesine çok az kaldı Umarım beklentilerimi karşılayan bir film olur ve sinema salonundan gururlu bir şekilde ayrılırım Tam tersi de olsa bu üç kaliteli sanatçının, oyunlarını izlediğim için değecektir diye düşünüyorum gördüğüme... Kate Winslet'in kaliteli oyunculuğunu, Leonardo'nun yetenekle karizmayı özellikle bakışlarında birleştirdiği sahneleri hayatta kaçırmak istemem

Sylvester Stallone7 Ekim 2008

normal şartlarda yorum yapmazdım,film daha gösterime girmedi ama film resimleri elimde,ve sizlerden önce görüntüleri gördüm,fena film değil bunu değil,leonardo ile winslet'in öpüşmeleri filme damga vurmuş,hem arabada hem de otomobil'de,zaten herhalde ikisi evli bir çifti canlandırıyor,adından söz ettireceğe benziyor buf ilm,seks filan varsa normal karşılayınız öpüşme sahnelerini ben gördüğüm için böyle konuşuyorum,çarpıcı bir notta vereyim film yönetmeni sam mandes,bu adamı çoğunuz tanımazsınız belki bilen vardır ama gercek hayatta,KATE WİNSLET'İN EŞİDİR,VE BÖYLESİNE GÜÇLÜKLE YÖNETİLEBİLECEK BİR FİLMİ YÖNETİYOR,EŞİ FİLMDE OYUNCULUK YAPIYOR,ve leonardo ile filmde aşk yaşayacak olan onun eşidir,bakalım görelim,film ilgimi çekecek mi bakalım,eski kuşak olduğum için bu film bu film sırf leonardo için bakayım winslet ise şüpheli..

cerenim919 Mart 2008

<p>merakla beklediğim filmin 2008in sonu 2009un başı gibi gösterime girmesi bekleniyo..leonardo ve kate'in bu filmi de eminim çok başarılı olucak..ikisini daha birçok filmde beraber görme dileğiyle...</p>

Yorum yaz