Vahşi Zerafet
Savage Grace
Aynı adlı ödüllü romandan uyarlama olan “Vahşi Zarafet”te, Bakelite plastik firmasının veliahtı Brooks Baekeland ile evli olan Barbara Daly (Julianne Moore)nin hikayesi anlatılmakta.
Kızıl saçlı, alımlı ve karizmatikbu kadın, kocasının şaşaalı ve asil hayatına hiçbir zaman tam olarak uyum sağlayamamıştır. Aralarındaki bu dengesizliğe bir de çocuk sahibi olmaları eklenince ilişkileri iyiden iyiye sarsılır. Oğulları Tony (Eddie Redmaine), babasının gözüne girmeyi hiçbir zaman başaramamıştır. Babasıyla arasındaki aşılmaz mesafe, Tony’yi gittikçe annesine yaklaştırır.
Bu yakınlaşma aynı zamanda bir trajedinin de doğuşu olacaktır. Bu aile trajedisinin yanı sıra Baekeland’ların “parıldayan” yaşamları ardındaki toplumsal farklara da şahit oluyoruz. “Vahşi Zarafet”, bir ailenin yükselişi ve dibe vuruşunu arka planına New York, Paris, Cadaques, Mallorca ve Londra gibi efsane güzellikteki mekanları alarak anlatmaktadır.



.jpg)













Bu film için söyleyecek söz bulamıyorum. Sözün bittiği yer derler ya onun gibi bir şey. 2007 de çekilmiş, açık söyleyeyim böyle bir filmden haberim yoktu. Gözden kaçırdıklarımdan, film markette film seçerken tesadüfen elime geldi. Sinematografi olarak bir şey demiyorum. Gerçek bir olaydan alınmış, yönetmende perdeye yansıtmış.
1972 yılında Londra'da oğlu tarafından öldürülen eski bir holywood yıldızının gerçek hikayesinden yola çıkarak Howard A. Rodman'ın kanımca biraz abarttığı(ensest sahneler) ve eşcinsel bir yönetmen olan Tom Kalin tarafından çekilen çarpık yaşam tarzına sahip burjuva bir aile konu alınmış. Kadrosunda Julianne Moore (Hannibal-Clarice Starling),(Cazibe Kanunları- Audrey Woods) ve İspanyol Belen Rueda (Yetimhane) gibi yıldız oyuncuların yer aldığı bir yapım. Oğlu tarafından cinayete kurban giden Barbara Baekland; bakalit plastik ürünün mucidi Leo Baekland'ın torunu ile evlidir. İlgisiz bir koca ve baba, hafifmeşrep bir anne ve şizofren paranoya teşhisi konulmuş bir evlat... Evet para herşeyin çözümü değil. Film de kullanılan şu cümle "paranın yararlarından birisi hatalarımızın sonuçlarına katlanmaktan kurtarmasıdır" sözü kanımca geçerli bir argüman değil. Kirli(ekmek teknesi)'nin dediği gibi "para bizi bozmasın" sözü daha bir makbul. Çünkü sonuçta annesini ve anneannesini öldüren bir genç en sonunda 8 yıl sonra 1980 yılında gözetim altında tutulduğu hapishanede kafasına poşet geçirerek kendini bilinmez bir aleme yolcu ediyor.. Film de Sam Green rolünde oynayan Huge filme renk kattı. Fakat gerçek yaşam daki Sam bir röportajında ensest bir ilişki yaşadadıklarına inanmıyorum demiş. Evet Tony şizofren bir eşcinseldi. Annesi de bir tuhaftı fakat normalin biraz üzerinde bir anne oğul sevgisi vardı aralarında demiş. Ama her nedense senarist gerçekle bağdaşmayan bir kurguya giden çarpık görüntülere zemin hazırlamış. Açıkçası ailece izlenecek bir yapım değil.
<p>Açıkcası bu hafta izlemeyi düşündüğüm bir film. Ön yargılı olmayalım ama Julien Moore artı, isminin vahşi olması eksi puan verdirir bu filme...</p><p> </p><p>Saygılar </p>