Aşkın İngilizcesi
Broken English
Zoe Cassavetes’in ilk senarist/yönetmenlik deneyimi olan bu zekice yapımda Parker Posey, aşk ve birliktelik konularına alaycı bir şekilde yaklaşan, 30’larındaki Manhattanlı Nora Wilder’ı şaşırtıcı derecede olgun ve incelikli bir oyunculukla canlandırıyor.
Nora, şehir merkezindeki lüks bir otelde gecesini gündüzüne katarak çalışmaktadır ve arkadaşı Audrey’nin (Drea De Matteo) ‘mükemmel evliliği’ kadar ideal bir birliktelik yakalamak için ne yapması gerektiğini merak etmektedir. Otoriter annesinin (Gena Rowland) Nora’ya bu yaşta yalnız olduğunu hatırlatmak için her fırsatı değerlendirmesi de can sıkıcıdır.
Felaketle sonlanan bir dizi ilk randevunun ardından, yaşam tutkusuyla dolu, pervasız Fransız Julien’le (Melvil Poupaud) tanışır. Yine kötü sona yaklaştığını hisseden Nora, aynı hataları yapmaktan kaçınmaya çalışır. Eski şablonlardan kurtulmak isterken kendini Paris’te bulur. Nora’nın hayat ve daha önemlisi aşk üzerine yeni bir bakış açısı geliştirebilmek için kendi içine bakması kaçınılmazdı.



















bence çok güzel bir yapıt
<strong><em>bence güzel bir filmm :)zevkler ve renkler tartışılmassmı$ dimii ama.. :)</em></strong>
<p> birlikte olmak istediği adamı ararken aslında kendini buluyor ve kendini bulması birlikte olmalarını sağilıyor :)güzel bir film ben beğendim... </p>
ben bu filmi izledim hiç süper bişey beklemeyin romantik hele hiç değil iyi gibi başlıyor ama sonun doğru yine kötü bitiyor sonuda çok vasat eee bitimi falan oluyorsun:(
güzel bi filme benziyo merak etmm:)