Kalbini Dinle
August Rush
12 yıl önce Washington Square Meydanı’na bakan ay ışığının aydınlattığı bir yerde genç çellist Lyla Novacek (KERI RUSSELL) ve İrlandalı karizmatik şarkıcı Louis Connelly (JONATHAN RHYS MEYERS) birlikte bir sokak çalgıcısının “Moondance” şarkısını yorumlamasını dinlerler ve birbirlerine aşık olurlar. Müziğin dilini paylaşarak aralarındaki bağ daha da karşı konulmaz ve güçlü bir hal alır.. ama kısa sürecektir.
Hayatının en romantik gecesinin ardından Lyla Louis’e yeniden buluşma sözü vermiştir. Ama tüm karşı çıkmalarına rağmen babası (WILLIAM SADLER) onu bir sonraki konserine gitmeye zorlar. Geride kalan Louis onun kendisini umursamadığını düşünmüştür. Üzgün bir haldeyken Louis artık müziğe devam etmeyi imkansız bulmuş ve bırakmıştır.
Bu arada Lyla da kayıp aşkının tek umudu olan doğmamış çocuğunu bir araba kazası sonrası kaybettiğini sanmıştır. Yıllar geçmiştir ama ikisi de gerçeği bilmemektedir. Lyla’nın babası tarafından gizlice başkasına verilen bebek artık büyümüş ve sıra dışı bir şekilde yetenekli bir çocuk olmuştur. (FREDDIE HIGHMORE) Çevresinde müziği hayatın ritmlerinde duyar.
Rüzgarın sesini buğday tarlasından gelen seslerle birleştirerek güzel bir senfoniye dönüştürebilmektedir. Şartlar yüzünden yetim kalan çocuk anne babasının hayatta olduğuna ve onları istediği kadar onların da kendisini istediğine inanmaktadır.
Onları aramaya kararlı olan çocuğun yolu New York City’e düşmüştür. Orada tek başına sokaklarda gitar çalarak geçimini sağlamakta ve terkedilmiş Fillmore East Tiyatrosu’nda esrarengiz sihirbazın (ROBIN WILLIAMS) koruması altında kendisi gibi onlarca çocukla birlikte yaşamaktadır. O gece ilk kez bir gitar alır ve kendi sıra dışı tarzıyla inanılmaz bir performans sergiler.
Bu eğitimsiz çocuğun bu kadar tutkulu çalışından etkilenen sihirbaz ona August Rush ismini verir ve ona müziğin ruhu canlandırıcı gücünü gösterir. Sihirbazın genç dahi için büyük planları vardır ama August için müziğinin daha önemli bir amacı vardır. Ailesini bulma umudundan hiç vazgeçmeyen Rush onların bir yerlerde kendisini beklediğini bilmektedir. Müziğini duyarlarsa onu bulacaklarına inanmaktadır.
August’tan habersiz olan ailesi çoktan yolculuklarına başlamışlardır. Oğlunun hayatta olduğunu öğrenen Lyla onun yerini bulmak için sosyal işçi Richard Jeffries (TERRENCE HOWARD)’in yardımını almakta, hala tek gerçek aşkının hatıralarının gölgesinde yaşayan Louis ise kendisini müziğe dönmüş olarak ilk tanıştıkları yere doğru giderken bulur. Hayatın getirdikleriyle birbirlerinden ayrı düşen ancak sevgi ve müzikle birbirlerine bağlı olan Lyla, Louis ve August kaybettikleri ve hayatlarını sonsuza dek tamamlayacakları şeyi.. birbirlerini aramaktadırlar.
Oyuncular
Freddie HighmoreEvan Taylor
Keri RussellLyla Novacek
Jonathan Rhys MeyersLouis Connelly
Terrence HowardRichard Jeffries
Robin WilliamsMaxwell Wallace
William SadlerThomas Novacek
Marian SeldesThe Dean
Mykelti WilliamsonReverend James
Alex O'LoughlinMarshall
Becki NewtonJennifer
Aydoğan TemelTürkçe Seslendirme
Fatih ÖzkulTürkçe Seslendirme
Burcu GüneştutarTürkçe Seslendirme
Devrim ParscanTürkçe Seslendirme
Nurhan YılmaTürkçe Seslendirme
Yaşar KarakulakTürkçe Seslendirme
Ahmet TaşarTürkçe Seslendirme
Tugay ElverdiTürkçe Seslendirme
Füsun KokucuTürkçe Seslendirme
Sabanur AksoyTürkçe Seslendirme
Oğuz ToydemirTürkçe Seslendirme
Pınar ErengilTürkçe Seslendirme
Milay EzenginTürkçe Seslendirme
Sait ÇataldaşTürkçe Seslendirme 








izlediğim filmlerden briri ayrıca film senaryosu ve kurgusuda çak güzel
gecen gün izledim süper bi filmdi. tavsiye ederim izlenilmeli...
müzik ve inanmak üzerine dolu dolu bir film.filmin ilk sahnelerinden bunun iki sevgilinin kavuşamaması üzerine bir film olacagını zannedenler yanılacaklar bu tamamen agust rush'ın hikayesi.müziğin birleştiriciliği üzerine inanmanın insanın hayatına neler kattığına ve bazen istediğimiz şeyleri elde edebilmek içim nelere göğüs germemiz gerektiğini hatırlatan bir film. izleyenler gerçekten beğeneceklerdir...
Çok güzel bir film
Kurgusuyla, muzigiyle, duygusalligi ve oyuncularin performanslariyla tam bir $olen idi.
<p>hayatimda izledigim en güzel film...</p>
kesinlikle cok duygusal ve muhtesem bı fılmdı.her yastan ınsann ızlemesını tavsıye ederım...
Film gerçekten çok güzel olmuş.İnsan ister istemez kendini kaptırıyor.Başroldeki Freddie Highmore'un performansı göz dolduruyor,o yaşta biri için çok iyi bir performans çıkarmış gerçekten.Yer yer sizde onunla beraber kendinizi kaptırıyorsunuz.Hele ki birde müzikle azda olsa uğraşmış biriyseniz seyrine doyum olmuyor.Film müzikleri mükemmel,giriş gelişme ve sonuç muazzam.Uzun zamandır bu kadar güzel,insanın ruhunu tazeleyen bir film izlememiştim.Film bittikten sonra yüzünüzde oluşan tebessüm bile yeterli.Büyük küçük yaşlı genç herkese öneriyorum.İyi seyirler.
Bu sabah ATV'de Hıncal Uluç, bu filmi o kadar övdü ki, merak etmemek imkansız.. Özellikle, filmin castında bulunan enstrüman çalan kişilerin oyuncu kökenli değil de müzisyen olduklarını bilmek daha da enteresan..
<p>işte müzik böyle bi şey mükemmel bir film di</p><p> </p>
film ne kadar güzelse onu güzel yapan müzikleridir. birde soundtrack' ini alıp dinleyin çok beğeneceğinizi umuyorum.
<p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font face="Times New Roman" size="3">Pazar günümün en güzel saatlerini yeni bir filme ayırdım. Hiç düşünmeden, keyifle izleyeceğimden emin olarak oturdum filmin başına. Türkçe adı “Kalbini dinle”, orijinal adı “August Rush”. İnsanın parçalarından eksik olanları nasıl tamamladığını, tüm engellemelere rağmen müziğin gücüyle tüm savaşların üstesinden ne kadar kolay gelebileceğinin kanıtıydı film. Yine bir Robin Williams filmi. Bu kez O, tam doğru kişi değildi ama bizdi. Çıkarı olduğunda bencilce yaklaşan, kolay harcayabilen, kolayca mahvedebilen… Yine de içinde varolan iyi nedeniyle bunu sürdürmeye devam etmeyen bir sokak adamı rolündeydi. Yine harikaydı. Müzik dahisi (ruhunu notalara dökebilen çocuk) Freddie Highmore, çok üstün bir oyunculuk sergilemişti. </font></p><p style="margin: 0in 0in 0pt" class="MsoNormal"><font size="3"><font face="Times New Roman"><span> </span>İzlediğinizde yazdıklarımı yetersiz bulacaksınız eminim. Biliyorum, çünkü anlatamıyorum. İZLEYİN…</font></font></p>
Sizce bizim Ayşecik'li, Ömercik'li filmlere benzemiyormu konusu? Galiba Hollywood bizim eski filmleri buldu, oradan seyredip seyredip yeniden çekiyor :))